Herkes bunu konuşuyor
Ergenekon dosyasında yer alan Milli Gazete muhabiri ile Emin Şirin'in,
Erdoğan hakkındaki telefon görüşmesinin garip kaydı tartışma yarattı.
İddianın odağındaki isim Bakan Hayati Yazıcı 'iki hakimi satın aldığı'
şeklindeki iddiaya sert çıktı ancak Savcı Öz'ü de korudu...


 [image: Herkes bunu konuşuyor]

Yazıcı: Keşke ayıklamış olsaydı. Ancak Savcı  iddianamenin özgünlüğünü
korumak için ulaştığı bütün verileri ayıklama yapmadan eklere dahil etme
yoluna gitmiş olabilir. Ayıklamaya gitmiş olsaydı, bu kez hangi kıstaslara
göre ayıkladığı konusunda bir tartışma çıkabilirdi.

Ergenekon davasında telefon dinleme kayıtlarının herhangi bir ayıklamadan
geçirilmeden iddianameye ek delil dosyasına konması, Başbakan Recep Tayip
Erdoğan'ı hedef alan dedikodu niteliğindeki çok garip bir iddianın da dava
dosyası üzerinden kamuoyuna yansımasına yol açtı.
Bu kez ortalığı karıştıran, bugünkü Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'nın 1998
yılındaki ünlü şiir okuma davasında o sırada avukatlığını yaptığı Erdoğan'ın
mahkum olmasını önlemek için iki hakim ve bir savcıyı satın aldığı iddiası.
Yazıcı, bu iddiayı "alçakça bir iftira" olarak nitelerken, bu iddiayı bir
telefon konuşmasında Ergenekon sanıklarından Emin Şirin'e dillendiren Milli
Gazete muhabiri Şaban Kalafat ise "bu konuşmayı hatırlamadığını" söyledi.

*Niye eklediği belirsiz*
Emin Şirin, 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'deki bir gecekonduda  bulunan
bombalarla ilgili olarak 18 Ağustos 2007 tarihinde gözaltına alınmış,
ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Şirin, poliste bir gece
geçirmişti. Savcı Zekeriya Öz, hazırladığı iddianamenin sanıklar listesine
Şirin'i dahil etmemişti.
Savcı Öz'ün, Şirin Ergenekon davasında sanık olmadığı halde kendisinin
yaptığı telefon konuşmalarını iddianamenin ekine dahil etmesi usul açısından
tartışmalı bir durum yaratmış bulunuyor. Savcı Öz, iddianameye eklediği ve
Başbakan Erdoğan'la ilgili iddialara da yer verilen bu telefon deşifresine
yaklaşık 2.450 sayfa tutan iddianame metni içinde herhangi bir şekilde atıf
yapmıyor. O zaman sanık olmayan bir şahsın telefon konuşmasının neden
iddianameye eklendiği sorusu gündeme geliyor.

*Erdoğan'a maaş iddiası*

İddianameye ek 429'uncu klasörde bulunan söz konusu konuşma, Emin Şirin ile
Kalafat arasında 12 Eylül 2007 tarihinde yapılan uzun bir telefon görüşmesi
sırasında geçiyor. Bu konuşma esnasında Kalafat, Yazıcı'nın 1998 yılında
Erdoğan'ın avukatlığını yaptığı sırada "bir Savcı ve iki hakimi satın
aldığını", bunun için harcanan paranın da Kalyon İnşaat adlı müteahhitlik
firması tarafından tahsis edildiğini ileri sürüyor.
Kalafat, aynı konuşmada Erdoğan'ın Refah Partisi İl Başkanı olduğu dönemde
(1994 öncesi) kendisine Milli Gazete'den 300 bin lira maaş götürdüğünü de
iddia ediyor. Aynı konuşmada eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun da bir
müteahhitlik şirketinin ortağı olduğu iddiası da yer alıyor.

*Yazıcı: Alçakça bir iftira*
Devlet Bakanı Yazıcı, Milliyet'in konuya ilişkin sorusu üzerine " Bu alçakça
bir iddia. Hiçbir mesnedi yok... Absürd... Böyle bir şey olamaz. Ben o tür
işlerin içinde olamam; ben avukat olarak adaletin tecelli etmesi için
çalışan kişiyim. Bunlar iftiradır, uydurmadır. Kaldı ki, o davada ikiye bir
Sayın Erdoğan için mahkumiyet kararı çıktı" dedi.
Yazıcı, Savcı Zekeriya Öz'ün bu iddianın geçtiği bir konuşmanın deşifresine
soruşturma dosyasının ekinde yer vermiş olması konusunda da şöyle konuştu:
"Keşke ayıklamış olsaydı. Ancak Savcı  iddianamenin özgünlüğünü korumak için
ulaştığı bütün verileri ayıklama yapmadan eklere dahil etme yoluna gitmiş
olabilir. Ayıklamaya gitmiş olsaydı, bu kez hangi kıstaslara göre ayıkladığı
konusunda bir tartışma çıkabilirdi. Bu nedenle hepsini koymuş olabilir dava
dosyasına."

İşte o konuşma:
Şaban Kalafat: Adam (Erdoğan) o kadar akıllı ki, bak Abdülkadir Aksu'yu
tasfiye ediyor, tasfiye ederken Aksu'nun otuz yıllık arkadaşı olan Cemil
Çiçek'i birinci başbakan yardımcılığı vererek sus payı veriyor ve Abdülkadir
Aksu'yu satmasına vesile oluyor.
Emin Şirin: Cemil Çiçek'e sattırdılar Aksu'yu...
Şaban Kalafat: Satıldı ama Kalyon İnşaat dik durdu. Halbuki o Hasan
Kalyoncu, ki parasını kendi cebinden verdi, Recep Tayyip Erdoğan minareler
süngü şiirinden yargılanırken...
E.Ş: Biliyorum, biliyorum...
Ş.K: O zaman Hayati Yazıcı avukatıydı, üç hakimden iki hâkimi ve savcıyı
satın aldı Kalyon'un verdiği parayla ama Abdülkadir Aksu'yu bakan yapmadı
diye Kalyon inşaat bütün işlerden çekildi, mesela Büyükşehir Belediyesi'nin
yaptığı işlerden metrobüs işini bıraktı falan...
E.Ş: Helal olsun...
Ş.K: Ya adam böyle de tavır koydu, niye çünkü Kalyon'un büyük ortağı
Abdülkadir'di...
E.Ş: Abdülkadir ne yapacak şimdi?
Ş.K: Abdülkadir Abi şu anda hiçbir şey yapmayacak, bekle gör... Çalışırlarsa
Melih'le (Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek) beraber
çalışabilir, çünkü Melih'in bir daha aday olma şansı yok
E.Ş: Onlar Melih'le ekip yapacaklar...
Ş.K: Evet Melih'le birlikte, çünkü Melih dikkatinizi çekiyorsa etrafını hep
boşaltıyor, bürokratlarının hepsini tasfiye ediyor, kendisine yeni bir ekip
oluşturmaya çalışıyor, çünkü başına geleceği biliyor.
E.Ş: Evet
Ş.K: Bütün eski ekibi Tayyip'e yakın, Abdullah'a yakın ne kadar ekip varsa
onları boşaltıyor, şirket genel müdürlerini yok işte orda bilmem ne su
işleri genel müdürü kimse onu ASKİ'yi, EGO'yu megoyu hepsini boşaltıyor...
E.Ş: Ama kongrede birşey yapamaz, Tayyip çok kuvvetli...

*'Erdoğan'a Milli Gazete maaşı'*
Ş.K: (...) Ben bu Tayyip denilen adamı da çok iyi tanırım yani. Mesela Erhan
Göksel, Mesut Yılmaz'ın danışmanıydı ama 94 öncesi parayı bastırıyordu
VERSO'ya, Erhan Göksel'e... Seçimlerde hep Refah Partisi'ni birinci
gösteriyordu, veyahut ikinci üçüncü gösteriyordu ki potaya girsin diye...
E.Ş: Parayı veren de Ahmet Ergün...
Ş.K: Ahmet Ergün bond çantayla veriyordu, bende resimleri var.
E.Ş: Biliyorum canım, hepsini biliyorum
Ş.K: Tayyip Erdoğan da beni kovduydu, Albayrak'ın makamında vermişti. O
zaman alt katta Refah Partisi vardı üst katta da Ahmet Albayrak...
Topkapı'daki bina... Sen ne arıyon lan orada
E.Ş: Evet
Ş.K: O zaman Albayrakların şirket merkezi oraydı, Tayyip beni bi gördü, "Sen
ne arıyon lan burada" dedi. "İn aşağı" dedi bana, çünkü ben Tayyip'le 86'dan
beri çalışıyordum. Yani bağırsağının nasıl yattığını bilirim...
E.Ş: Evet...
Ş.K: Milli Gazete'den nasıl 300 bin lira maaşı ben kendim elden götürdüğümü
bilirim, beyaz zarfın içinde
E.Ş: İyi güzel de şimdi maşallah çok zengin bi adam oldu...

*Kalafat: Kişisel hayatıma tecavüz*
Telefondaki iddialarıyla ilgili olarak görüşüne başvurduğumuz Milli Gazete
muhabiri Şaban Kalafat, "Genç Parti Genel Başkan Yardımcısı Emin Şirin'le
birçok görüşmesi olduğu için Hayati Yazıcı'yla ilgili görüşmesini
hatırlayamadığını" söyledi.
Kalafat, "Bu konuyla ilgili elinizde bir belge var mı?" sorusuna, "Ben
konuşmak, görüş belirtmek istemiyorum" diye cevap verdi. Kalafat, Erdoğan'a
zarf içinde maaş götürdüğü iddiasıyla ilgili olarak da, "Öyle bir şey
olmadı, sohbet anında hızlı hızlı konuşurken, öyle çıkmış olabilir ama öyle
bir şey yok, ben zarf götürmedim" dedi.
Kalafat, maaş olayıyla ilgili şöyle konuştu:

*'Büyüklerimizden duyduk'*
"Bunlar bizim büyüklerimizden duyduğumuz şeyler. Ben o zamanlar 16-17
yaşlarındayım. Tayyip Bey, il başkanı olduğu dönemde muhasebe şefliği
yapıyordu. Teşkilat o zaman il başkanından daha fazla verim alabilmek için
Tayyip Bey'e zamanının tamamını partiye ayırmasını istiyor. Tayyip Bey de
geçimini nasıl temin edeceğini soruyor. Teşkilat da böyle bir yol buluyor.
Yine büyüklerimizden duyduğumuza göre Tayyip Bey'e, geçimini sağlasın diye
böyle bir nevi maaş veriliyor..."
Kalafat konuşmalarının dava dosyasında yer almasıyla ilgili olarak da,
"Tamamıyla kişisel hayata bir tecavüzdür bu. Bu konuyla ilgili gereken tüm
haklarımı, gazetemle görüşeceğim, gazetemin avukatlarıyla da görüşeceğim, ne
yapabiliriz bu konuda diye. Çünkü ben hayatımda hiç içinde bulunmadığım
konuyla ilgili olarak insanlar şaka yollu da olsa bana espriler yapıp,
toplum için de az bir kredim varsa kredim zedeleniyor, şahsiyetim zarar
görüyor. Bu konuyla ilgili gazetenin avukatlarıyla görüşeceğim" dedi.

*Şirin: Dava açacağım*
Emin Şirin ise Tayyip Erdoğan ve Hayati Yazıcı hakkındaki iddialarla ilgili
olarak şöyle konuştu:
"Ankara'da bu dedikodu çok yaygın olarak konuşuldu. Bu konuyu Şaban'a sormak
lazım... Bu dedikoduları aktardı herhalde. Şaban Milli Gazete muhabiridir,
beni sık sık arar. Kandillerde, bayramlarda arar. Ankara'da bu dedikodular
bol bol konuşuluyor."
Ergenekon dosyasında telefon konuşmalarının yer aldığından haberi olmadığını
söyleyen Emin Şirin, "Bunun özel hayata saldırı olduğu konusunda en ufak bir
tereddüt yok. Savcı beyin bu konudaki duyarsızlığını da hayretle
karşılıyorum. Bütün bunlar Savcı Zekeriya Öz ve ekibinin tarafsızlığına
büyük bir gölge düşürüyor, ben dava açacağım" dedi.

Milliyet

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap