30 Ağustos'un ibretlik olayları...
Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının çizildiği Büyük Taarruz emrinin
verildiği 30 Ağustos'ta birçok ibretlik olay yaşandı. İşte zaferin nasıl
kazanıldığını gösteren o olaylar...



Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından olan, Kurtuluş Savaşı'nı zafere
götüren ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının çizildiği Büyük
Taarruz emrinin verildiği 30 Ağustos, bir çok kahramanlık öykülerinin de
yaşandığı tarih olarak kayıtlara geçti.

Atatütürk'ün komutanlığındaki savaş sonrasındaki zaferin nasıl kazanıldığını
gösteren ibret verici bir çok olay bulunuyor. İşte onlardan bazıları...

*KÖY HALKI İÇİN KENDİNİ FEDA EDEN KIZ*

Köyleri yakıp yıkarak giden düşman askerlerinin yanında götürdüğü Türk kızın
hayat mücadelesi yıllar sonra dahi anlatılıyor.

Büyük Taarruz emrinin ardından bozguna uğrayan düşman askerleri köyleri
yakarak çekilmeye başlar.

Afyonkarahisar'ın İscehisar-Bolvadin ilçeleri arasında kalan bir köye gelen
düşman askerleri çeşmeden su dolduran Gül Nazik adlı kızı görür.

Düşman askerlerinden kaçan Gül Nazik, köylülerin yardımıyla bir samanlığa
saklanır.
Durumu öğrenen Yunan Subayı, köy muhtarını çağırarak "Ya kızı verirsiniz, ya
da köyü tamamen yakarım" tehdidinde bulunur ve Gül Nazik'in yerini belirler.

İscehisar'ın Seydiler beldesinde yaşayan 90 yaşındaki Ayşe Çakmak,
çocukluğunda dilden dile anlatılan Gül Nazik hikayesini şöyle anlattı: "O
zamanlar ağıtlar söylenirdi, Gül Nazik için. Annemin babamın anlattıklarını
unutamıyorum. Köye gelen Yunan askerleri Gül Nazik'i isteyince yerini
çaresiz kalan muhtardan öğrenmiş. Alıp götürmüşler düşman diyarlarına.
Yıllar sonra 2 çocuğu olmuş. Oradaki bir kayıkçıyla anlaşarak gezmeye
çıkmışlar denize. Biraz açıldıktan sonra bıçağını çeken Gül Nazik, kayıkçıya
'Türkiye'ye gideceğiz' demiş. O sırada da 'Ben Yunan çocuğu istemiyorum'
diyerek çocuklarını denize atmış ve Türkiye'ye dönmüş."

*ŞEHİT ARKADAŞLARININ YANINDA YATIYOR*

Bozguna uğrayan ve can havliyle kaçan düşman askerlerinin, İscehisar'ın
Doğanlar köyü sırtlarında Türk askerleriyle karşılaşması sonucu Giresun'dan
vatan savunmasına katılan 14 genç, burada düşman askerlerinin açtığı ateş
altında can verir.

Arkadaşlarına su getirmek için Doğanlar köyüne inen Ahmet Halis Asal,
elindeki su bidonlarıyla geri döndüğünde 14 arkadaşının da şehit edildiğini
görür.

1922 yılından 1977 yılana kadar her yıl düzenli olarak Şehit arkadaşlarının
kabirlerini ziyaret eden Asal, kendi imkanlarıyla Giresun Şehitliği'ni
yeniden düzenletti. "Ben ölünce, şehit arkadaşlarımın yanına defnedin"
diyerek vasiyet eden Ahmet Halis Asal, 1977 yılında arkadaşlarının yanına
defnedildi. 14 şehit için her yıl Giresun'dan gelen çok sayıda kişi,
şehitlerini kabirleri başında anarak gidiyorlar.

*TÜRK İSTİHBARATÇILARININ BÜYÜK BAŞARISI*

Kurtuluş Savaşı'nda Türk İstihbarat timlerinin limon suyuyla yazmış
oldukları mektuplar, vatanın kolay kurtarılmadığını bir kez daha gözler
önüne seriyor.

Kurtuluş Savaşı'nı sona erdiren Büyük Taarruz emrinin verildiği
Afyonkarahisar'daki Türk İstihbarat Timleri limon suyuyla yazılmış
mektuplarla haberleşirler. Sinanpaşa ilçesi ve çevre köylerindeki düşman
askerlerinin edindiği bilgileri Sandıklı'daki Fahrettin Altay Paşa'ya
ulaştıran Haydar Ağa ise istihbarat görevlilerinden sadece biri...

Haydar Ağa, toplanan istihbarat bilgilerini limon suyuyla kağıt üzerine
yazarak, mektubun düşman askerlerinin eline geçmesi durumunda boş sanılarak
dikkat çekmemelerini sağlar.
Beyaz kağıt üzerine limon suyuyla yazılan bilgiler ateşe tutulduğunda
görülür hale geliyor ve yetkili kişilerce okunuyordu.

Limon suyuyla yazılan mektuplar, ekmekler içinde gerekli yerlere
ulaştırılırken, okunduktan sonra ateşe atılarak imha ediliyordu.

*EN DUYGULU OLAYLARDAN BİRİ...*

Kurtuluş Savaşı'nın son darbesi olan Büyük Taarruz'un nasıl kazanıldığını
gösteren, en duygulu olaylardan biri Miralay Reşat Bey'in Gazi Mustafa Kemal
Paşa'ya verdiği sözü yerine getiremediği için intihar etmesi.

Kocatepe'den verilen emirle Büyük Taarruzu başlatan Türk askerleri,
taarruzun ilk ve ikinci gününde tüm tepeleri ele geçirmeye başladı.

Çiğiltepelerinde bulunan Yunan askerlerine karşı direnen 57. Tümen Komutanı
Miralay Reşat Bey ile Mustafa Kemal Paşa arasında şu telefon konuşması
geçer:

"- Niçin hedefinizi alamadınız?

- Yarım saat sonra bu hedefi alacağım paşam." Geçen yarım saat süre içinde
Çiğiltepe'yi düşman askerinden alamayan Miralay Reşat Bey, "Verdiğim sözü
yerine getiremediğim için yaşayamam" diyerek beylik tabancasıyla intihar
etti.
Gazi Mustafa Kemal Paşa Çiğiltepe sırtlarında çarpışan 57. Tümen
Komutanlığı'nı tekrar telefonla aradığında Miralay Reşat Bey'in intihar
ettiğini öğrenir ve kendisine vedanamesi okunur.
"Yarım saat zarfında o mevkiyi almaya size söz verdiğim halde, sözümü
yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam" ifadelerinin yer aldığı Miralay Reşat
Bey'in vedanamesinin ardından geçen 15 dakika sonra Çiğiltepe düşman
askerlerinden kurtarılır.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap