**
 *BEKIR COSKUN KLASIKLERI *
**
**
**

*Betonarme pilav...*
27 Nisan 2008

PİRİNÇ yok, bulgur olur.

Bulgur biterse?..

Makarna...

Makarna biterse nohut.

Nohut biterse?..

*

Teknoloji nasıl olsa bize her şeyin gelişmişini, kolayını, yapayını sunuyor.

Bence bizde bu akıl olduktan sonra, pirinç, nohut, buğday gibi doğanın
verdikleri olmadan da yapabiliriz.

Televizyonlardaki reklamlarda bizlere sunarlar artık:

Dijital domates...

Uzaktan kumandalı nohut...

Cipli köfte...

Plaza semizotu...

4x4 patlıcan...

Enjektörlü hamburger...

*

Eğer sizin için tarlalar değil fabrikalar, kumsallar değil oteller, orman
değil golf sahaları, ırmaklar değil atölyeler, ovalardaki tarlalar değil
sanayi siteleri önemliyse...

Elbette pirinciniz olmaz.

Mutfak robotunuz olur ama makarnanız da olmaz.

Sizin için bostan tarlaları değil dokunmatik buzdolabı önemliyse, dokunmatik
buzdolabınız olur.

Ama içi; bir demet olsun maydanozsuz...

Elbette pirinç bulamazsınız.

Ve pilav yersiniz:

Betonarme...

*

Doğa sadece dağ, orman, deniz, nehir, kuş gibi elle tutulan, gözle görülen
varlıklardan oluşmaz.

Doğanın sistemi, felsefesi, hukuku vardır.

En bilinen yasasıdır doğanın:

Her aptallık bedelini öder...

(.......)

Şimdi pirinç yok...

Makarna yersin akılsız başım.

Makarna bittiğinde, bulgur tükendiğinde, patates kalmadığında... Biz de
türlü yaparız:

Kontörlü...







*Maval...*
29 Nisan 2008
**


SÖZLÜĞE baktım "maval"ın iki anlamı var:

Birincisi, Arapların bir tür şarkısı.

İkincisi; uydurma, asılsız, hikáye, yalan...

Bence Denizlili çiftçinin önceki gün Başbakan'a "Bize maval okuma!" diye
bağırdığı birincisidir, yani bir tür Arap şarkısı.

Ki ben Arap'ın "maval" okumasını bilirim.

"Maval" genelde Arap'ın aynı sözcüğü durmadan tekrarlamasından oluşur,
uzunluğu duruma göre değişir.

Diyelim ki Arap, minderlerin üstünde rahat bir mekándaysa iki-üç gün
sürebilir.

Devenin sırtındaysa, "maval" gideceği yerde biter.

Yok eğer deve güdüyorsa, develer kaçana kadar...

*

Başbakan, "Enflasyon tek haneli rakamlara indi... Ekonomi iyileşip büyüdü
görüyorsunuz..." deyince, işte o an Denizlili köylü kalabalığın arasından
seslendi:

"Maval okuma... Mazot kaç lira, biliyor musun?.. Ben çiftçiyim, yağ bile
alamıyorum... Sen bunları külahıma anlat..."

"Maval" uzun bir şarkıdır.

Hatta kimi "maval" okuyuşların -altı sene olmasa bile- üç gün-üç gece
sürdüğü, mavalcının giderken "Devamını yakında gelip okurum" dediği
anlatılır.

"Maval" okuyan ağzını açar ve gözlerini kapatır.

Etrafında ne oluyor, ne bitiyor görmez. Arada bir tek gözünü açması ise,
bakmak içindir:

Dinleyen kaldı mı?..

*

Denizlili çiftçi, Başbakan'a "Maval okuma" dedikten sonra Başbakan şöyle
dedi:

"Onların kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri
vardır söylemezler..."

"Maval" zengin Arap kültürünün eşsiz bir hazinesidir.

Türkçe'de bir karşılığı da "martaval"dır.

"Maval"ın uzunluğu dinleyenlere göre de değişir.

"Maval" dinleyenler, aynı sözcüklerin aralıksız ve durmadan tekrarından
fazla bir şey anlamazlar.

Aslında bir şey anlamak için de dinlemezler.

Doğrusunu isterseniz zaten dinlemezler de.

Öyle bakarlar:

Maval, maval...






*Sen...*
30 Nisan 2008



NE kadar güçlüsün.

Bence o "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözü çok da doğru değil.

Egemenlik senin.

Her yerde senin sözün geçiyor.

Siyasetten sanata, ekonomiden kültüre, güvenlikten demokrasiye kadar her
yerde, her zaman son sözü sen söylersin.

Senin kararın ve desteğin olmadan hiçbir şey olmaz.

Sen ne dersen o...

*

Beceriksiz vali de sana güvenir, hırsız belediye başkanı da, avantacı
işadamı da...

Ağalık senin sayende yaşar.

Eli kanlı katilleri "kahraman" yapan sensin.

Hurafeler, şıhlar, şeyhler senindir.

Ama televizyonlardaki sululuk, densizlik, kalitesizlik, çürümüşlük de senin
beğenin.

Sen razı değilsen şu yukarıdakilerin hiçbiri başaramaz.

Hiçbiri olmaz...

*

Siyasetçinin düzenbazı, yalancısı, sahtekárı sana gelir.

Çünkü o bilir ki sen olmadan yapamaz.

Seni ikna etmek için elbette "din-iman-vatan-millet" gibi sözcükler söyler.

Sen aslında bunların yalan olduğunu bilirsin, ama sanki etkilenmiş ve
inanmış gibi yaparsın.

"Kandırılmak" senin maskendir aslında.

İleride "kandırıldık" demek için.

Çok utanmazsın.

Çok...

*

Ben seni uzaktan tanırım.

Bak bu eserler senin:

Çalınmış-yağmalanmış kentler... Yok olmuş tarım alanları... Çalınmış tarih,
kaybolmuş kültür...

İşsiz gençler, mamasız çocuklar...

14 milyon aç...

Ve işte bölünmüş, kavgalı, kaygılı, yönü yitik, umutlarını arayan bir
memleket...

Tümü senin eserin.

Sen ne ikiyüzlü, sahtekár, düzenbazsın.

Sen...





-- 
Kullanacağınız REF-Link:
http://www.travian.com.tr/?uc=tr15_50614
köy kurma oyunu linkten gir halk romalı secerseniz gelişme daha cabuk olur
---------------------------------------------------------------
http://upshare.eu/download.php?id=9A444A1F11
Adreste güzel slaytlar var var

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

<<inline: image00311.jpg>>

Cevap