*19 Mayıs 2008* Mustafa Kemal'in *"Söylev"*i şöyle başlıyor :
*1919 yılı Mayısının Ondokuzuncu Günü Samsun'a Çıktım.* Ülkenin genel Durumu ve Görünüşü Şöyleydi : *Osmanlı Devleti'nin de içinde yer aldığı grup, I. Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük Savaş'ın uzun yılları boyunca ulus yorgun ve yoksul durumda. Ulusu ve ülkeyi I. Dünya Savaşı'na sürükleyenler, kendi yaşamlarını kurtarma kaygısına düşerek ülkeden kaçmışlar. Saltanat, Hilâfet orununda oturan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve bir de tahtını koruyabileceğini düşlediği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa başkanlığındaki hükûmet güçsüz, onursuz ve korkak. Yalnız Padişah'ın istencine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.*** *Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...*** *İtilâf Devletleri, Ateşkes Anlaşmasının gereklerine bile uymayarak çeşitli gerekçelerle Anadolu'yu işgale girişmiş durumdalar...*** Elinizde olmadan, 1919'un 19 mayıs'ı ile 2008'in 19 Mayıs'ı arasında benzerlikler ya da farklılıklar ararsınız.Bu davranış bir bakıma insanın doğası gereğidir! Ama, bunun yerine , ülkemizde ortama egemen olan sayısız insan ve ülke manzarasından birine odaklanmakta yarar var! Uzunca süredir tartışılagelen ve kadının saçı yanı sıra, başka yaşamsal konuların da saklayıcısı olma konumuna gelen *"örtünme"* bir çok açıdan irdelenir oldu. *"Örtünme"* bir yandan inancın gereği , diğer yandan da *"vicdan özgürlüğü"*hakkı olarak algılanarak ve bununla bağlantılı şekilde *"insan hakları" *konusu durumuna getirilerek tam bir kuşatma ve dayatma aracına dönüştürülmüş durumdadır. Bu tartışmaların bir yerinde kullanılmış olan, o çok tanıdık *"ulemaya soralım(!)!"* önerisini de anımsayalım. Çünkü, ulemaya yöneltilmiş olan soruya, geç de olsa yanıt alınmıştır. Bence bu 19 Mayıs'ın başat konusu olmalıdır ulemadan gelen bu yanıt. Çünkü, yine bilindiği gibi, uzunca süredir *"örtünme"* kaygısı olmayanların da desteğini alır olmuştu *"örtünme"* heveslilerinin bu doğrultudaki yoğun istekleri! Din konusundaki yetkinlikleri, adlarının önündeki sanlarla da pekiştirilebilecek olan *"ulema(!)"* bu tartışmaya yepyeni bir yön ve boyut kazandırmaya aday çıkışları ile kendilerinden beklenen yanıtı üretmiş oldular : *"Örtünmemek, fuhuştur!"*** Yepyeni bir doğrultu ve boyuttur bu çıkış! Çünkü, bugüne değin odaklanılan nokta örtünme isteği duyanların hakları(!) ve özgürlükleri(!) iken, artık geride kalanların da hedeflendiği bir sürece de girilmiştir artık! Hatta, sözlerin şaşırtıcılığından çok girilen yeni sürecin olası sonuçları tartışmanın asıl yönünü belirlemelidir. Aydınlanma değerlerinin ödünsüz savunucularını *"gereksiz kuşkuculuk"* ile yaftalayan ve gerçekte *"örtünme"* isteği olmayan ama *"budala özgürlükçü"*olmayı her koşulda görev sayan kitlenin bu çıkış karşısında takınacağı tavır da ilgi çekici olmaya adaydır. Ayaklar suya erecek midir, yoksa aymazlıkla karışık *"budala özgürlükçülük"* sürecek midir? 2008'in 19 Mayıs'ında Türkiye'de görebileceğiniz sayısız manzaradan biri budur. Bugün, ülkemizde silahlı işgal yoktur! Bugün, ülkemiz yabancı postallar ile eziliyor görünmemektedir! Ama, 1919'un 19 Mayıs'ndaki askersel işgal varlığının da, 2008'in 19 Mayıs'ındaki askersiz ve silahsız işgal durumunun da ardında aynı gücün, emperyalizmin bulunduğuna hiç kuşku yoktur. Tek fark yöntemdedir! 1919'da silahlı, 2008'de silahsız! Çünkü, günümüzde çok daha etkin ve yeterli bir silaha sahiptir emperyalist! Bölücüsüyle, dincisiyle, kendine solcu diyeniyle ve aklınıza gelebilecek her kesimden ve kılıkta *"işbirlikçi"*den daha etkin ve kullanışlı bir silah olabilir mi? Deyim yerindeyse, bizler buzdağının görünen kısmı ile uğraşıp, oyalanırken emperyalist yol almayı sürdürüyor! Bizlere düşen de bunalmak, karalar bağlamak oluyor. Böylesi durumlara yönelik çözümü de başka bir çok sorunsal karşısında olduğu gibi yine Mustafa Kemal sağlığında üretmiş! Ölümünden sonraki aymaz, sorumsuz ve duyarsız gidişi öngörmüşçesine! *"Bursa Söylevi"* bu çetrefil sorunun çözümü için yol gösterici olmaya birebir gibidir! Adına, *"Diriliş"* ya da *"Yeniden Doğuş"* da denilebilecek yeni sürecin rehberi... Çözüm yine bu coğrafyada, yine bizlerce üretilecektir! Ceyhun BALCI, 18.05.2008 __,_._,___ --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "borsamorsa" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
