*'600 klasörü görmediler'*
Deniz Feneri davasında 5 yıl 10 ay hüküm giyen Mehmet Gürhan, ilk kez
konuştu. Daha önceki ifadelerini 'isteyerek vermediğini' ima eden Gürhan,
bahsedilen 16 milyon Euro'nun nereye gittiğini açıkladı!


[image: '600 klasörü görmediler']

Deniz Feneri e.V davasında hedefteki isim olan Mehmet Gürhan ilk kez
konuştu. Gürkan, 16 milyon Euro'nun nereye gittiğini böyle açıkladı:
Frankfurt'ta görülen Deniz Feneri e.V. davasında 5 yıl 10 ay hapse mahkum
edilen Mehmet Gürkan, tutuklandığı günden bu yana ilk kez konuştu. Mahkemede
kısa bir açıklama yapan Mehmet Gürkan, olayların seyrini baştan itibaren
anlattı.

Deniz Feneri e.V. olarak yapılanları sıralayan Mehmet Gürhan, Firdevsi
Ermiş'in belli odaklar tarafından şirkete sokulduğunun mahkeme sonucundan
anlaşıldığını söyledi. Uzlaşma sürecinde Türkiye'nin aleyhinde konuşması
için kendisine çok baskı yapıldığını gündeme getiren Gürhan, 16 milyon
Euro'nun nereye gittiğini ve bunun nasıl belgelendiğini de anlattı.

Gürhan'ın avukatı aracılığıyla duyurduğu "kamuoyuna açık mektup" şöyle:

"Almanya'nın Frankfurt mahkemesince hakkımda verilen mahkumiyet kararıyla
ilgili olarak siz değerli kamuoyunu aydınlatmak istiyorum.

1998 yılından beri, Avrupa'da, önce Media 7, ardından da Kanal 7 İNT
televizyonunun yayınını sağlayan Euro 7 GmbH isimli şirketin ortağı ve tam
yetkili genel müdürü olarak iş hayatımı sürdürmekteyim.

2003 yılında gıda sektöründe faaliyet göstermek üzere kurduğum European Food
GmbH isimli şirketim herhangi bir ticari faaliyette bulunamayınca şirketin
ismini Weiss GmbH olarak değiştirdim.

Kanal 7 İNT'in Avrupa temsilcisi olarak yayıncılık çalışmalarım devam
ederken Deniz Feneri programını seyreden Avrupa'daki vatandaşlarımızın
talebi üzerine Deniz Feneri e.V'yi 27.02.1999 tarihinde Almanya'nın
Mörfelden şehrinde 7 arkadaşımla birlikte kurdum.

Bu tarihten 2006 yılına kadar, hem kendi ticari işlerimi, hem de gönüllü
olarak Deniz Feneri e.V'nin hizmetlerini yürüttüm.

Başta Türkiye olmak üzere, Etiyopya'dan Endonezya'ya, Pakistan'dan Nijer'e,
Mali'den Yemen'e, Sudan'dan İran'a, Irak'tan Azerbaycan'a kadar Afrika,
Asya, Kafkaslar ve Balkanlar'daki onlarca ülkede, mazlum ve yoksul insanlara
yardım ulaştırmaya çalıştım.  Dünyanın dört bir yanında açlık, kuraklık,
deprem ve diğer doğal afetler yüzünden yardıma muhtaç duruma düşmüş on
binlerce insana yardımsever insanımızın bir araya getirdiği gıda, giyim,
sağlık, eğitim ve barınma yardımları ulaştırdım. Bütün bu faaliyetleri, az
sayıda gönüllü arkadaşımla ve gündelik hayatımdan, hatta çocuklarıma ayırmam
gereken zamandan fedakarlık ederek gerçekleştirdim.

Bu süreçte, özellikle Avrupa'ya üniversite eğitimi almaya gelen yoksul ve
başarılı öğrencilerimiz için çeşitli kalıcı ve sosyal projeler ürettim.

Suçlandığım diğer bir konu ise elden para çekme iddiasıdır. Alman yasalarına
göre elden para çekmek suç değildir. Nitekim elden para çekme hususu
Frankfurt am Main savcılığında incelenmiş olup 26.04.2004 tarihinde
takipsizlik kararı verilmiştir.

Zaten önemli olan paranın elden çekilip çekilmemesi değil, yardımın yerine
ulaşıp ulaşmadığıdır. Mahkemenin kararında amaç dışı kullanıldığı belirtilen
16 Milyon Euro'nun tamamının yardım amacıyla kullanıldığı, mahkemenin
elindeki 600 klasörde bulunan on binlerce yardım alındı belgesi ile
sabittir. Bu belgelerin hiç birisini dikkate almayan mahkeme, Firdevsi
Ermiş'in beyanlarıyla bu kanaate ulaşmıştır.

Tüm bunları yaparken kişisel hiçbir çıkarın peşinde olmadım derneği daha çok
gelire kavuşturmak amacıyla hareket ettim.

Ben, Mehmet Gürhan olarak, kişisel bir çıkar, bir ikbal peşinde olsaydım
kişisel hayatımda da bu durumun yansımaları olurdu.

Bilinmelidir ki, günlerdir Türk medyasını işgal eden haberlerin tüm
gerçekliği anlattıklarımdan ibarettir.

Ancak, burada çok önemli bir hususu da ayrıca belirtmek istiyorum.

Avukatlarımın hazırlayıp Alman mahkemesine sunduğu ifademin içeriği
avukatlarım, savcılık ve mahkeme heyeti arasında yapılan bir uzlaşmanın
sonucudur. Çok kötü şartlardaki ağır tutukluluk halimin ve üzerimde
oluşturulan baskının bir an önce sona erebilmesi için avukatım, önerilen
uzlaşmayı kabul etmiştir. Dolayısıyla "uzlaşma ifadem"de yazılı olan
hususlar, gerçekleri tam olarak yansıtmamaktadır. Hakimin uzlaşma olmasaydı
dava sonuçsuz kalırdı cümlesi de bunun açık bir göstergesidir. Uzlaşma
sürecinde bana Türkiye ile ilgili suçlamalarda bulunmam için sürekli telkin
ve pazarlık ya pılmıştır. İfadem anlattığım bu durum dikkate alınarak
değerlendirilmelidir.

Koparılan bunca fırtınanın ve girişilen bu aşağılık linç kampanyasının
neredeyse tek dayanağı olan Firdevsi Ermiş isimli şahıs, ortağı ve
yöneticisi olduğum şirketlerin ve Deniz Feneri e.V'nin muhasebe bölümlerinin
tek sorumlusu, ayrıca Deniz Feneri e.V'nin imza yetkisi olan ikinci
adamıdır.

Mahkeme sürecinde gösterdiği tavırlarla bu şahsın, Deniz Feneri e.V'ye ve
yöneticisi olduğum şirketlere zarar verebilmek için bazı çevrelerce özel
olarak görevlendirildiğini düşünüyorum. Zamanı gelince bu müfteri
işbirlikçiye, şahsıma ve ortağı olduğum şirketlere vermiş olduğu maddi ve
manevi zararların hesabını her türlü hukuki hakkımı kullanarak mutlaka
soracağım.

Öte yandan, adının Abdurrahman Vural olduğunu bile gazetelerden öğrendiğim,
kendisiyle hiç tanışmadığım bir şahsın ortaya attığı iftiraların hiç biri
kesinlikle doğru değildir. Hiç bir belge ve bilgiye dayanmamaktadır. Doğru
olan bir şey varsa o da bu şahsın, kurduğu derneği dolandırmış olma suçundan
mahkumiyet almış olmasıdır.

Şahsıma karşı yürütülen bu kampanya, üzülerek söylüyorum ki adeta bir linç
kampanyasıdır. İmzasız bir mektupla  aile hayatımı ağır şekilde
yaralayabilecek çirkin bir iftiraya maruz kaldım. Hayatı boyunca karakola
dahi düşmemiş biriyken bir anda büyük bir terör örgütü üyesi muamelesine
tabii tutuldum.

Geriye dönüp baktığımda en başından beri bu operasyonun siyasi bir operasyon
olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde toplam 27 kişinin çalıştığı bir binaya
340 polisle ve binanın tüm açık kapıları kırılarak bir baskın yapılmış
olmasının mantığı nasıl izah edilebilir ki? Bu provokasyonun tüm amacı,
dünyada yükselen "yoksul ve mazlumlarla  dayanışma" kültürünü yok etmektir.
Soruşturmayı yürüten şahsın, soruşturma sürecince sergilediği tavırlar ve
mahkeme salonundaki siyasi şovu da benim bu düşüncemi destekler
niteliktedir. Fakat asıl üzücü olan taraf bu şov değil, bu provokasyona
Türkiye'de bazı çevrelerin verdiği açık destektir.

Geldiğimiz noktada,

Bugün itibariyle mali müşavirlerin ve işbirlikçi Firdevsi Ermiş'in yanlış
yönlendirmelerine aldanmam sonucu, hukuki hatalarım nedeniyle Alman
mahkemesi tarafından mahkum edildim. Bir diğer yanlışım ise, kimi iddialı
projelere imza atmaya çalışmak oldu.

Bu yüzden öncelikle Deniz Feneri e.V derneğimize bugüne kadar maddi-manevi
hiçbir desteklerini esirgemeyen bağışçılarımız bilmelidirler ki bir
kuruşlarını bile yardım dışı bir amaç için kullanmadım .

Bana sonsuz güvenlerini hep yanımda hissettiğim, Almanya'daki şirketlerinin
yönetimini bana bırakan ortaklarımdan, Kanal 7 camiasından ve tüm
kamuoyundan bu siyasi komployu zamanında fark edip önleyemediğim ve boşa
çıkaramadığım için özür dilerim.

Kendi küçük siyasi ve ticari hesapları için büyük bir provokasyonun parçası
olmaktan bir an olsun çekinmeyen o yaygaracılara gelince… Onlara, sadece bir
acıma borçluyum. Keşke, bir yoksulun göz bebeğindeki sevinci anlayabilecek
kadar iyi insanlar olabilselerdi.

Tekrar belirtmek isterim ki, Deniz Feneri e.V derneğine bağışlanan paraların
bir kuruşunu bile şahsi ve ticari emellerim için kullanmadım. Bu yardımları
başkalarının benzer amaçları için kullandırtmadım.

Hukuki hatalarım olmuş olsa bile, ahlaken ve vicdanen hiçbir hatam
olmamıştır.

Allah'ın adaletinin bu büyük haksızlığı cezasız bırakmayacağına inancım
tamdır.
Saygılarımla… "

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap