Balbay'ın tutuklanması için dua eden arkadaşı
Aksiyon, bu haftaki sayısında yine çok konuşulacak bir dosya yayınladı.
Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Ergenekon
Operasyonu'nda gözaltına alındığında eski bir dava arkadaşı tutuklanması
için dua ediyordu. Çünkü, yıllar önce 'iki yoldaş' arasında geçen acı bir
hatıra canlanmıştı zihninde... Olay, 12 Eylül darbesinden sonraki bunalımlı
günlere dayanıyor.
------------------------------

ZAMAN-O dönemde genç bir muhabir olan Balbay, yasadışı Türkiye Komünist
Partisi'nde (TKP) birlikte çalıştığı arkadaşlarını ispiyonlamıştı. Genç
gazeteci, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nden elini kolunu sallayarak çıkarken,
arkadaşlarını 'uzun yıllar sürecek zulüm ve işkenceler'le baş başa
bırakmıştı.

Avukat Dr. Bülent Tokuçoğlu 'yoldaşı' Balbay'dan gördüğü ihaneti Aksiyon'a
anlattı. Tokuçoğlu'nun söyledikleri, darbe hazırlığında oldukları
gerekçesiyle tutuklanan generallerin yanında duran Balbay'ın geçmişteki
ilişkilerini ortaya koyuyor. Tokuçoğlu ise ispiyonlandığı günden sonra geçen
26 yılda yaşadıklarını şöyle özetliyor: "Biz devlet düşmanı haline
getirilirken bu tür arkadaşlar devletin derini ile işbirliği yaptı."

Tokuçoğlu, Ergenokon operasyonunda gözaltına alınan Balbay'ın 'susma hakkını
kullanması'na çok içerlemiş. Balbay'a "12 Eylül'de susma hakkın yok muydu ?"
diye soruyor. Tokuçoğlu'na gözaltı günlerini ve Ergenekon'la ilgili bugünkü
gelişmeleri sorduk.

12 Eylül 1980 öncesinde Mustafa Balbay ile hangi örgütte faaliyet
gösteriyordunuz?

TKP ekseninde İlerici Gençler Derneği (İGD) denilen bir örgüt vardı.
İzmir'de Balbay ile örgüt içerisinde birlikte çalışıyorduk. TKP'ye gizli üye
olmuştuk. Hücre tipi bir örgütlenme yöntemimiz vardı. Her hücre üçer kişiden
oluşurdu. Birbirimizi kod adlarımızla tanırdık. Gençlik Örgütlenmesi
Hücresi'nde; ben, Balbay ve Mustafa Atılgan isminde bir arkadaşımız vardı.
Balbay, Basın Yayın Yüksekokulu'nda okuyordu. Başarılı bir öğrenciydi. Okulu
birincilikle bitirmişti. Milliyet Gazetesi'nde çalışıyordu. Mart 1982'de
bizim fraksiyonumuza yönelik operasyon oldu. 32 gün İzmir Emniyet
Müdürlüğü'nün siyasi olaylara bakan birinci şubesindeydik. İşkence ve kötü
muamele ile karşılaştık.

Balbay sizi ne zaman ispiyonladı?

Günler süren işkenceye rağmen arkadaşlarımı korumak adına ben konuşmadım.
Birgün sevgili muhabir arkadaşımız Balbay'ı getirdiler. 'Seni
yüzleştireceğiz' dediler. 'Kabul etmiyorum' dedim. Sorgu odasına alındım.
Balbay' a sordular: "Anlat bakalım, Bülent Tokuçoğlu nasıl bir adam".
Balbay, örgüt kod adımı söyledi. "Sağ yanağında yara izi var." diye tarif
etti. Arkasından nerede, nasıl örgütlenme yaptığımızı, benim ona örgüt
sorumlusu olarak yayınları verdiğimi söyledi.

Ben yaşımın küçük olduğunu, onun sorumlusu olamayacağımı söyledim. "Ben o
zaman partinin yayınlarını taşıyan elemanıyım, yayınları getirip,
götürüyordum." diyecek oldum. Balbay "Hayır, Bülent Tokuçoğlu, şu kod isimle
benim sorumlumdu." dedi. Bu ifade daha fazla ceza almama sebep olacak
cinstendi. Kendi 'ihbarcı konunumu'nu güçlendirmek için altını çizerek,
örgütlenme sorumlusu olarak görevimi detaylarıyla anlatıyordu.

Balbay'da gözaltına alındı mı? Hakkında herhangi bir soruşturma yürütüldü
mü?

İfadesi sonrasında elini kolunu sallayarak Emniyet müdürlüğünden çıktı.
Birkaç kişinin daha aleyhinde ifade verdiğini biliyoruz. Hakkında dava
açılmaksızın serbest bırakıldı. 'Bu bir anlaşma' diye düşündük. O zaman
torpilliler vardı. Ellerini kollarını sallayarak çıktılar. Tek örnek o
değildi çünkü. Devletle işbirliği hep aklımızda kaldı.

Daha sonra bu ihaneti duyurmak için ne yaptınız?

Balbay, 1985'de Cumhuriyet'e geçti. Biz bu süreci, gazetenin yazarlarından
Mustafa Ekmekçi, Hikmet Çetinkaya, Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk'a mektuplar
yazarak bildirdik. Çetinkaya, o zaman Ege bölge sorumlusuydu. Dedik ki, 'Bu
vatandaş geçmişinde pek temiz işler yapmadı. Cumhuriyet Gazetesi o zaman 12
Eylül karşıtı bir muhalefet yapıyor. 'Yakışmaz.' Dedik. Fakat öğrendik ki,
Hikmet Çetinkaya da 12 Mart'ta muhbirlik yapmış. Bunların da devletle
işbirlikleri var. Zaten Selçuk'un ne olduğu Ergenekon dosyasında ortaya
çıktı.

Balbay gözaltına alınca neler hissettiniz ?

Hiçbir insanın gözaltında kalmasını, tutuklanmasını, zor duruma düşmesini
istemem. Ama hayatımda ilk kez, Balbay'ın tutuklanmasını istedim. Neden?
Sadece, 26 yıl sonra da olsa yaptığının karşılığını görsün. En azından
'suçlar cezasız kalmasın' diye düşündüm. Ama orada da bir hayal kırıklığı
var. Mustafa Balbay'ın, İlhan Selçuk'un bu yapılarla güçlü bir işbirliği var
ki; paşalar gidiyor, Bunlar gitmiyor. Bunlar herhalde orgenerallerin de
üstünde bir yerlerde. Yapılanmada 'gözden çıkarılamayacak yer'deler diye
düşünüyorum. Bu işin hakikaten ideolojisti, propagandisti bunlar ki,
bırakılıyorlar. 'Feda edilemeyecek kaleler' herhalde.

Bu senaryolu kimler sürdürür. Cüneyt Arcayürek, yaşından dolayı sürdüremez
herhalde; ama Balbay sürdürür. Yerine geçtiği Uğur Mumcu gibi bir terör
kurbanının köşesinde yazıyor. Kendini kahramanlaştırmaya çalışıyor.
Gözaltına alınınca 'polisler koluma girdi' diye espri yaptı. Dizlerinin bağı
çözülecekti de onun için girdiler. Bütün bu senaryonun içinde Balbay'a
gözdağı verildi. Belki ilişkilerinde ileri gitti. Büyükelçilerle,
generallerle görüşüyor. Biçilen rolün dışına çıktı ise biraz da 'haddini
bil' denmiştir.


RÖPORTAJIN TAMAMINI AKSİYON DERGİSİNDE OKUYABİLİRSİNİZ

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap