Hewal Berkel te ew karê qiret e ku bi destê AKP te çe kirin rastî te gelekî te
bi me da fêm kirin.Serkeftin
Date: Thu, 30 Oct 2008 15:10:56 +0200From: [EMAIL PROTECTED]: [EMAIL
PROTECTED]: {Diwanxane} HEY SİZ! OLAYIN FARKINDA MISINIZ?
Seyit Rıza'nın başkaldırısı sonrası idam ile neticelenen mahkemesi henüz
tarihin sayfalarında kurumamıştır. Savunmasını yaparken ses tonunu yükseltmesi
üzerine mahkeme başkanı kendisine "edebli ol" demeye kalkınca "asıl edeb
bilmezlik, kürdün vatanını türk'ün malı göstermektir" diye cevap verir.
Doğrusuyla yanlışıyla aradan 70 yıl geçmiş ve sorunda zannımca bir gelişme
olmadığı gibi bir ilerleme de olamamıştır. Kendi vatanında kendi iradesini
isteyen o günün Kürtleri, günümüzde kültürel hakların kabulüne razı olagelmiş
ve Kürt sözcüğünün bazıları tarafından dillendirilmesi bile Kürtler'in de
kabulüyle bir lütfa dönüşmüştür. 1940'lı yılların başında yapılan bir coğrafya
kongresiyle normalde Sivas'ta biten Anadolu'nun sınırı genişletilmiş ve bu
coğrafyanın bir parçası haline getirilen kadim Kürdistan toprakları Doğu ve
Güneydoğu olarak isimlendirilmiştir. 1930'ların Şark Meselesi zamanla bundan
dolayıdır ki Doğu Sorununa evrilirken, Türk siyasetinin soyu devam etmeyen
babası Süleyman Demirel ilk kez Kürt Sorunu diyince Kürtler de haliyle "oley"e
kalkmıştı. Oysa temelde bu terkib Kürdistan sorununun üstünü örtmeye ve
Kürtleri kendi vatanlarında bir soruna dönüştürmeye yönelikti. Böylece
algılarda kaybolan Kürdistan sözcüğü hayali bir coğrafyaya ardından da ütopik
bir ülke kavramına dönüşecekti. Buna Kürtlerin katkısı da az sayılmazdı.
Birleşmiş Milletler'den bir yetkiliyle Kürtlerin referandum hakkı üzerine
yaptığımız küçük bir sohbette nedense dikkatler sürekli olarak seçimlere,
özellikle de yerel seçimlere çekilmişti. Kürt istemlerini elinde silahıyla
savunan ve Kürt topraklarında bağımsız bir Kürt devleti amacıyla tam 30 yıldır
hem Kürdistan'da hem de Türkiye'de eylemlerde bulunan ve Kürt meselesinin
gediklisi kabul edilen Kürdistan İşçi Partisi (PKK) de işin bu kısmını çok
önceden farketmişti. Öyle olacak ki 1989 ve akabindeki seçimlerde Kürt il ve
ilçelerinde herhangi bir partiden aday çıkarılmaması istenmiş ve seçimler
boykot ettirilmişti. Yine de tek bir kişi bile kendisine oy vermişse seçimin
galibi olarak başkanlık koltuğuna oturacak kimi ilçelerde PKK, başkanları dağa
çıkaracaktı. 1980 öncesi Kürtlerin kendi adaylarıyla aldığı belediyelerden
edindiği deneyim de cezaevlerinde son bulmuştu. 1999 seçimlerinde Kürdistan'ın
birçok yerinde yerel seçimlerde dönemin Kürt partisinin elde ettiği başarılar
yer yer başarısız belediyecilikle de sonuçlandıysa da Kürtlerin kendi
şehirlerini idare etmeleri gözönüne alındığında büyük bir mutluluk kaynağı
olmuştu.
2004 Seçimlerinden bu yana da aynı tablo sürmekte ve başarılı işlere imza atan
belediye başkanları Kürt'lerin göğsünü kabartmakta. Ne var ki PKK-DTP dışında
kalan Kürt muhalefeti de bu konuyla ilgili sürekli bir tutarsızlık içinde
görüldü. En büyük Kürt partisinin tarzına katılmadığı için seçimlerde boş oy
kullanan Kürt hakları savunucularından, antipropaganda yapabilecek kadar işi
ileriye götüren kendini bilmez Kürt akıllılarına kadar birçoğuyla karşılaşıldı.
Sonuç? Kürtlerin problemini çözebilecek garantör devlet ve girişimciler için
%5'i bir türlü aşamayan Kürt partisi izlenimi (ki bunda Kürt partilerinin suçu,
Kürt seçmeninden çok daha fazla) ve kendisine ait tek bir muhtarlığı bile
olmayan / olamayan Kürtler. İyisiyle kötüsüyle tartışılabilecek bir durumdur da
bu. Hizmet biçimlerinden yolsuzluk iddialarına kadar derinlemesine inilebilecek
bir durumdur da bu. Ama işin açıkçası, bazı göstergelerin sokağa konulacak
parke taşından daha önemli olduğu ve kafamıza daha sert çarptığını da görmezden
gelemeyiz. Gelinmemeli.
Bütün bunları söyleme niyetinde değildim fakat inanın Kürt olmak başlı başına
bir dert olmak demek. Vücudunun neresine dokunsan acıtacak bir hastalığa sahip
olmak demek. Niyetim, Milliyet'ten çoğu zaman AKP karşıtı bir yazar olan Doğan
Heper'in Güneydoğu'da AKP'liyiz adlı yazısını sizinle paylaşmaktı. Fakat bir
dokunulunca bin ah edemeden edemedim. Sayın Heper, çok güzel bir yazı yazmış.
Evet çok güzel çünkü olayın karşı tarafı olarak gayet farkında ve seçimlerde
Kürt iradesi kurmak isteyen Kürt partisine karşı kötü dahi olsa AKP'nin
savunulması ve Türk bekasının varlığı için bunun gerekliliğini farketmiş. Peki
ya Güneydoğu'lular pardon yani Kürdistanlılar (Kuzey demek de artık içimden
gelmiyor, tek ve bir olan o vatan için) olayın farkında mı?
Hey siz! Olayın farkında mısınız?
S. Berkel Baran
Doğan Heper
[EMAIL PROTECTED]
Güneydoğu'da AKP'liyiz
30 Ekim Perşembe 2008
"Türkiye Cumhuriyeti bugün bağımsızlığını kaybetmenin, bölünmenin eşiğindedir."
Bu tüylerimizi diken diken eden sözleri tecrübeli bir politikacı, Mehmet Şendir
söylüyor.Onun için ben diyorum ki, Güneydoğu'da hepimiz AKP'liyiz.Çünkü seçim
yakın ve orada iki parti var DTP-AKP.Ve biz Türkiye'yi bir bütün olarak
seviyoruz ve kardeş kavgası istemiyoruz. Oysa DTP, Türkiye'nin bölünmesini
istediğini Meclis'e bile bildirdi.* * *Ben şunları da söylüyorum."Güneydoğu'da
halkın demokratik hakları" diyenler var.Bunlara her istediklerini verin yeni
istekler gelecektir. Geliyor.Çünkü bunlar için "büyük Kürdistan" nihai
hedeftir... Türkiye'den kopma nihai hedeftir.Bakın, DTP'nin isteklerini
izleyin. Ne diye başladı, nereye vardı.* * *Geçen gün DTP'nin bir kadın üst
düzey yöneticisi kürsüye çıkmış bangır bangır bağırıyordu, "Apo'ya özgürlük,
onu serbest bırakın" diye. Oysa bir süre önce aynı takım Apo'ya iyi muamele
talep etmiyor muydu?Şimdi bu kadını dinleyince, kendi kendime, Apo için
istekleri her gün daha ileri gidiyor, dedim.DTP İstanbul'da otomobilleri
yaktırdı. DTP üniversite öğrencilerine el attı ve sözüm ona anadilde eğitim
için onları gösteriye teşvik etti.Bakın, "sivil itaatsizlik eylemi" diye şimdi
DTP Diyarbakır'da oturma eylemi kararı aldı. Başbakan Erdoğan, "Van'a da
gideceğim, Hakkâri'ye de" diyor ya...DTP Grup Başkanvekili Demirtaş da,
Başbakan'ı adeta tehdit ediyor."Diyarbakır ve Tunceli'de gösterilen tepki Van
ve Hakkâri'de de devam edecek"...Bir Başbakan'ın kendi yurdunda dolaşması
tehditle engellenmek isteniyor. Bu suç değil mi? Bunlar mı DTP'nin siyasi
faaliyetleri.* * *Her konuda bakıyorum, arzular yerinde kalmıyor.Kültürel
haklar, demokratik haklar, anayasal haklar ve sonunda ayrı devlet olmak.Harita
boşuna yapılmadı ya...Bu haritayı yapan ve her yana dağıtanların başında gelen
Irak Kürdistan Demokrat Partisi'nin Dış İlişkiler Sorumlusu Safin Derzai'nin
geçen gün ilginç bir açıklaması vardı."PKK'yı terör örgütü olarak
adlandırdığımız ve saldıracağımız yolundaki haberler asılsızdır."Adam daha ne
desin?Bizim büyük şehirlerimizdeki çok bilmiş, ayrılıkçı destekçilerine bu
sözler duyurulur.* * *Neyse ki, hep söylediğimiz gibi, Güneydoğu'daki
kardeşlerimizin yüzde 75'i bu görüşte değil, yani DTP'nin görüşünde değil.Çünkü
onlar DTP'nin yurdu sürüklemek istediği kardeş kavgasına ve ayrılığa
karşılar._________________________________________________________________
Windows Live Messenger'ın için Ücretsiz 30 İfadeyi yükle
http://www.livemessenger-emoticons.com/funfamily/tr-tr/
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin.
- Grubumuzdaki yazilarin hukuki sorumlulugu yazarlarina aittir. Kurd kultur
milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ
grupta ideolojik propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk;
saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara
oncelik taninir. MODERATORLER: Fatma Zelal, Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed
Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---