beroj.com'un Ömer arkadaşın aşağıdaki yazısını yayınlamamasını anlayabilmiş
değilim. Son derece saygılı bir dille, hakaret etmeden, ulusal duruşu esas alan
bir eleştiri yazısı niye yayınlanmasın? Eleştirmeden "Kürt-Kürdistan ulusal
mücadelesine katkı" nasıl sağlanır?
Sözkonusu yazıyı kimimiz beğenir kimimiz beğenmez yanlış görürüz ama doğruya,
ortak akıla ulaşmanın yolu da farklı düşüncelerin dile getirilmesi,
tartışılabilmesinden geçmiyor mu?
Bir asırdır devletin bize koyduğu yasakları bari biz bize uygulamayalım...
----- Original Message -----
From: ÖMER
To: diwanxane
Sent: Sunday, August 30, 2009 9:43 AM
Subject: {Diwanxane} yayımlanmayan yazım...
öncelikli not: Bildiğiniz gibi değerli arkadaşlar, beroj.com'da yazılarım
yayımlanmaktadır. Aşağıdaki yazım ise; ""Kürt ve Kürdistanlı yapılara dönük
eleştiri ve tartışmaların,süreç ve sonuçları itibariyle Kürt-Kürdistan ulusal
mücadelesine katkı sunmadığı" gerekçesiyle yayımlanmamıştır. Ben sitenin bu
prensibini saygıyla karşılıyor ve yazımı sizinle paylaşıyorum. Eleştirmek ve
özeleştirinin, bizi zayıflatmak bir yana, daha da güçlendireceğine inanıyorum.
Saygılarımla...
ÖCALAN'IN YOL HARİTASINDAN ÖNCE
Bugünlerde "Kürt sorunu" için, bir yandan iktidar partisinin açılımları
gündemi meşgul ederken, diğer taraftan Abdullah Öcalan'ın açıklayacağı yol
haritası beklenmekte. Daha önceleri 15 Ağustos olarak belirlenen takvim,
şimdilik avukatların İmralı'ya "koster bozuk" bahanesiyle ulaşamaması nedeniyle
uzadı bilindiği üzere. Fakat geçen hafta basında Öcalan'ın "yol haritası"
öncesi açıklamaları yer aldı. Dolayısıyla Öcalan, az çok nelere vurgu
yapacağını, ne tür bir çözümü destekleyeceğini kısaca özetlemiş oldu.
Üzülerek belirtmeliyim ki ben, Öcalan'dan çok da sağlam ve cesur fikirler
çıkacağını düşünmedim ve düşünmüyorum. Gerek mahkeme sürecinde, gerekse zaman
zaman avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalar beni bu düşünceye sevk etti.
Gönül isterdi ki, insanların kendine baktığı gibi bir "halk kahramanı", bir
"lider" gibi duruş sergilesin ve fikirlerini cesurca açıklasın. Ama dediğim
gibi, mahkeme sürecinden itibaren hep devletin eline su döken bir lider profili
çizdi. Üstelik geçen hafta açıkladığı özet çözüm önerileri de bu duruşunun
devam ettiğini gösterdi.
Ben baştan beri akıllı davranılması gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü lehimize
işleyen ve işleyecek olan bu süreçte akılsızca yapılacak her eylem ve söylem,
kazanımlarımızı baltalayacaktır. Fakat akılcı olmak, cesur olmamayı
gerektirmez. Yıllardır süren Türk-Kürt kavgasında elbette hakları gasp edilmiş
olan, dolayısıyla haklı olan Kürtlerdir. Hatırlanacağı üzere Barzani,
kendisiyle yapılan bir röportajda şu harika cümleyi söylemişti: "Eğer bu
topraklara barış gelecekse, Kürtlerin Arapları affetmesiyle gelecektir." Bu
harika cümleden Arapları çıkarın ve yerine Türkleri koyun, işte Türkiye
gerçeğine küçük ama önemli bir ışık tutmuş olursunuz. Dolayısıyla bu süreçte
kim Türklerle Kürtleri aynı kefeye koyup eşitlik terazisinde ölçerse,
adaletsizlik yapmış olacaktır. Mazlum ile zalimi aynı kefeye koymak kadar
adaletsiz ne olabilir?
Hal böyle iken, Kürt halk lideri Öcalan'ın açıklamalarına bakarsanız, hemen
eşitlik ifadelerini görürsünüz. "Devlet şunu yapacak ama Kürtler de şundan
vazgeçecek" tarzında olan ve ortada hakem rolünü oynayan bir halk lideri
profili çiziyor. Üstelik ve en kötüsü, sık sık yaptığı gibi hiç yoktan DTP'ye
kızıyor, onu içeriksiz bir dille uyarıyor; hem de hükümeti ve diğer siyasi
partileri uyarmadığı kadar yoğun bir biçimde! Bana kalırsa önce Öcalan'ın
yerini belirlemesi lazım; Kürtleri mi temsil ediyor, yoksa devlet ile Kürtler
arasında hakemlik mi yapıyor? Gerçi, 15 Ağustos ta yol haritasını
açıklayacağını söylediği zaman, ".çözüm olmazsa da tarafsız kalacağım" demişti.
Sırf bu cümle bile, durduğu yer konusunda bir izlenim veriyor. Tarafsız
kalacağım da ne demek? Yani devlet ile PKK' ye aynı mesafede mi Öcalan? Biri
yıllardır savaştığın düşman, diğeri lideri olduğun bir örgüt değil miydi?
Bu kadar genel izlenimlerden sonra, geçen haftaki açıklamalarına geçelim
dilerseniz. Açıklamadaki en can alıcı cümle şu; "Kürtlerin her alanda
örgütlenmesinin önü açılacak, kendi sporunu, eğitimini, dini örgütlenmelerini,
meclisini, belediyelerini yapabilirse kendisi yapacak, kuracak. Hatta kendi
özsavunması bile olacak. Kendi ihtilaflarını çözecek bir savunma gücü olacak."
Yani yapabilirse yapacak, yapabileceğimizden emin değil. Ama yine de bu
önerinin beni şaşırttığını söylemeliyim. Açıklamada Kürtlerin lehine bir cümle
daha geçiyor; "Devlet Kürtlerin demokratik ulus haklarını tanıyacak". Hemen
devamında "ama Kürtler de devleti tanıyacak, ondan sonra devlet istediği yerde
bayrağını dalgalandıracak, istediği yerde Türkçe öğretecek"
Ve inciler devam ediyor: "Bana, ABD'nin Barzani'ye verdiği federal yönetim
teklif edilse dahi, elimin tersiyle iterim"
Hemen son cümleden başlayayım; keşke Barzani gibi dik duruşunu devam ettiren,
halkın isteklerini iyi bilen, kararlı ve kazanımlarından sonra da
mütevaziliğini koruyan bir liderimiz olsaydı diye çok düşündüm. Öcalan ise, bu
kazanımları küçümsediği gibi özerk yönetim istemediğini belirtiyor, bağımsız
bir devlet düşüncesini ise geçmişteki hatalı düşüncelerinden sayıyor.
Düşünüyorum da, Barzani'nin kazanımlarını küçümsemesinin kıskançlıktan başka ne
sebebi olabilir diye, aklıma sadece yine devletin eline su dökme gayretinden
başka bir şey gelmiyor.
Keşke Öcalan, barışın ilk şartı olan; "devlet Kürtlerden özür dileyecek"
sözünü dile getirseydi. Ve keşke o da beğenmediği Barzani gibi; "Barış
gelecekse bu, Kürtlerin Türkleri affetmesiyle gelecek" deseydi. Keşke halk ve
örgüt üzerindeki gücünü DTP üzerinde göstermeseydi. Ya da sadece uyarmakla
kalmasaydı da, DTP'nin başka neler yapması gerektiğini konuşsaydı!
Düşünsenize, her fırsatta eleştirdiği Barzani, özerk yönetim olmakla
birlikte, dünya kamuoyunun takdirini kazanmış bir lider. Kürtçenin yanında
Türkmence ve Arapça da eğitim verdirmek suretiyle, demokrat ve özgürlükçü
tutumunu devam ettirmiş biri. Öcalan ise devletin Türkçe eğitim verebileceğini
söylüyor, Kürtçeyi şimdilik es geçiyor. Barzani Güneyde Kürdistan bayrağı
dalgalandırıyor, Öcalan devletin bayrağını her yerde dalgalandırabileceğini
söylüyor.
Sizi bilmem ama ben Barzani gibi bir lideri tercih ederim. Zaten Türk
stratejistleri de hop oturup hop kalkarak; "Apo kolay, iş Barzani'yi
bitirmekte!" demiyorlar mı?
--
Ömer Özkürt
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin.
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ:
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---