Kürt açılımının bir tür tıkanmaya döndüğü bugünlerde Türkler ve Kürtler
arasında ruhî ve aklî sürtüşme de her geçen gün daha da ortaya çıkıyor.
Birkaç gün önce Üsküdar - Kabataş vapurunda bir kadın basbas bağırıyordu
"kürtler bu ülkeyi sevmesin hemen terketsin" diye. Vapurdaki bir çok Kürt
gibi ben de gülümsedim ve kendi kendime "ne diyorsun bre kadın, Kürtleri
kiracı mı sanıyorsun..." diye mırıldandım. Ama bir tür taşkınlık olmasın
diye de sessiz kaldım. Kadın da söyledi söyledi herhangi bir tepki olmayınca
"hepimiz türküz, ne mutlu türküüüm diyene" diyerek kapattı ağzını. Üç gün
önce de 3-4 yıldır durup durup Kürtlerin hakları verilmeli diyen Türk
solcusu komşum artık MHP'li olduğunu söyledi bana ve Kürtleri boğazlamamak
için kendini zor tuttuğunu ekledi söyledi. Üstelik çok samimiydi. İbrahim
Tatlıses'in Şemmame açılımını bile tiksinerek bana baktıktan sonra "bu
kırolara da doyduk, iboya zor tahammül ediyoruz, üstüne bir de şivan
çekilmez" diye yorumladı. Gülümsedim, geçtim.
Biraz önce maillerimi kontrol ederken Urfa'dan iki haftadır İstanbul'a gelip
iş arayan bir akrabamın aile gençlerine forwardladığı bir maili inceden bir
sızıyla okudum. İktisat mezunu gencin yazdıklarını sizinle de paylaşmak
istedim, buyrun efendim.

"Üniversitede olduğu gibi Kürd olamanın zorlukları okuldan sonra iş
hayatında da insanın karşısına çıkıyor... İki haftadır iş arıyorum. Cuma
günü bir iş görüşmesine gittim bir mali müşavirlik şirketiyle. Uzunca bir
yolcuktan sonra Ümraniye'ye gittim, ofisi buldum, içeri girdim ve merhaba
dedim. Adımı söylerek daha önce randevu aldığımı belirttim. 40'lı yaşlarda
bir beyefendinin odasına alındım ve oranın sahibi olduğunu öğrendiğim bu
beyefendi ile sıradan bir iş görüşmesine başladım. Ne var ki Kürt olduğumu
ele veren kaşlarım, keskin bakışlarım ve ancak bir Kürdün gösterebileceği
saygılı duruşum çok geçmeden ele verecekti beni. Ne mezunusunuz dedi? Ben de
iktisadi idari bilimler fakültesi iktisat bölümü mezunuyum dedim! Çok güzel
dedi ve cv'me bir daha baktı. ;Daha önce herhalde dikkatli bakmamış
ki Urfayı gördü! Urfa'da küçücük bir Arap azanlığın bulunduğunu biliyor
olmalıydı ki "Kürt müsün Arap mısın" diye sordu. Ben de Kürdüm diye karşılık
verdim. Annen ve baban ikisi de Kürt mü diye sordu sonra. Olacakları
farketmiş olmanın muzırlığı çöktü üstüme ve "evet, evet ikisi de Kürt dedim"
ve içimden "elhamdülillah iyi ki Kürdüm, safkan Kürdüm, allahım iyi ki beni
Kürt olarak yarattın" deyiverdim.  Karşımda zonklayan bir yüzle bana Türkiye
ekonomisi ile ilgili bir kaç soru sordu, sonra da imf'ye geçti. Ben de taze
üniversite bilgilerimden yola çıkarak ekonomik verilere dayandım ve kendimi
ispat etmeye çalıştım. Ne var ki karşıdaki bu Kürdü fazla konuşturmak
istemeyen beyefendi birden şöyle dedi: Sana bir soru soracağım ama dürüstçe
cevap ver. Ben de zaten dürüst olduğumu belirterek cevap vereceğimi
belirttim. Kürt meselesi dedi. Kürt meselesi ile ilgili ne düşünüyorsun? İyi
şeyler düşünüyorum dedim, bütün kültürel ve millî haklarının anayasal
güvence altına alınması gerektiğini ve bunun da ekonomiyle olan ilişkisini
kurarak izah ettim. Nitekim bu bir başka soruyu getirdi. Kürdistan peki?
Kürdistan istiyor musun? Evet dedim. Her Kürdün kalbinde olduğu gibi benim
de kalbimde bir Kürdistan var dedim. Türkiyede bu sorun federatif bir
yapıyla da çözülebilir dedim. Fakat karşımda kızaran bozaran, kıçında cıva
varmışcasına yerinde duramayan adam görüşmeyi burada kesti ve gidebilirsiniz
dedi. Ayağa kalktım içimden bu adam istese de çalışmayacağım diye
düşünüyordum ki adam dile geldi: Ben yanımda Kürtleri çalıştırmıyorum. Bir
daha üstüne basa basa söyledi, bu ofisten içeriye köpekler girer ama Kürtler
asla. Gülümsedim, adamın küçük beynine baktım biraz, masasına koyduğu ve
yazarı olduğu kitaplara gözüm takıldı. İyi günler dedim sadece bir Kürdün
sahip olabileceği bir kibarlıkla. İyi günler beyefendi, iyi günler Türkiye,
dedim. Çıktım oradan, biraz yürüdüm. Yolda iki kişi konuşuyordu, biri
diğerine Türkiye elini verse kolunu kapatırır biz Kürtlere diyordu. Sesler
birbirine karıştı, gülümsedim "Elveda Türkiye" dedim." Robin Baran, 4 Eylül
2009, İstanbul.

Kalın sağlıcakla efendim, Kürt olmanın dayanılmaz ağırlığını bir daha
yaşamanız dileğiyle.

S. Berkle Baran

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap