sılave xaşık lı serde bırayemın be.em mgo nadın ciroku gotıne xaina em jı
ırkçıyara tücara nabe dost tücara xıbernaden.biji her demu her wext serok
apo


----- Özgün İleti -----
Kimden : [email protected]
Kime : [email protected]
Gönderme tarihi : 1/09/2009 20:34
Konu : {Diwanxane} Re: Ömer'in yayımlanmayan yazısı...


.hmmessage P
{
margin:0px;
padding:0px
}
body.hmmessage
{
font-size: 10pt;
font-family:Verdana
}


ev kî ye ku wisa  bi rehetî dikare derheqê rêberf apo de wisa gotinan
bêje. jixwe min gotibû nivîsên wisa derkevin min ji vê derxin û
derxin jî. hûn xwe çi dihesibînin
BIJÎ SEROK APO
 


From: [email protected]
To: [email protected]
Subject: {Diwanxane} Re: Ömer'in yayımlanmayan yazısı...
Date: Mon, 31 Aug 2009 11:09:50 +0300





beroj.com'un Ömer arkadaşın aşağıdaki
yazısını yayınlamamasını anlayabilmiş değilim. Son derece saygılı bir
dille, hakaret etmeden, ulusal duruşu esas alan bir eleştiri yazısı niye
yayınlanmasın? Eleştirmeden "Kürt-Kürdistan ulusal mücadelesine katkı"
nasıl sağlanır?
Sözkonusu yazıyı kimimiz beğenir kimimiz
beğenmez yanlış görürüz ama doğruya, ortak akıla ulaşmanın yolu da farklı
düşüncelerin dile getirilmesi, tartışılabilmesinden geçmiyor
mu?
Bir asırdır devletin bize koyduğu yasakları
bari biz bize uygulamayalım...

----- Original Message ----- 
From: ÖMER 
To: diwanxane 
Sent: Sunday, August 30, 2009 9:43
AM
Subject: {Diwanxane} yayımlanmayan
yazım...


öncelikli not: Bildiğiniz gibi
değerli arkadaşlar, beroj.com'da yazılarım
yayımlanmaktadır. Aşağıdaki yazım ise; ""Kürt ve Kürdistanlı yapılara
dönük eleştiri ve tartışmaların,süreç ve sonuçları
itibariyle Kürt-Kürdistan ulusal mücadelesine katkı sunmadığı"
gerekçesiyle yayımlanmamıştır. Ben sitenin bu prensibini saygıyla
karşılıyor ve yazımı sizinle paylaşıyorum. Eleştirmek ve özeleştirinin,
bizi zayıflatmak bir yana, daha da güçlendireceğine inanıyorum.
Saygılarımla...
 
ÖCALAN’IN YOL HARİTASINDAN
ÖNCE
 

Bugünlerde
“Kürt sorunu” için, bir yandan iktidar partisinin açılımları
gündemi meşgul ederken, diğer taraftan Abdullah Öcalan’ın
açıklayacağı yol haritası beklenmekte. Daha önceleri 15 Ağustos olarak
belirlenen takvim, şimdilik avukatların İmralı’ya “koster
bozuk” bahanesiyle ulaşamaması nedeniyle uzadı bilindiği üzere.
Fakat geçen hafta basında Öcalan’ın “yol haritası”
öncesi açıklamaları yer aldı. Dolayısıyla Öcalan, az çok nelere vurgu
yapacağını, ne tür bir çözümü destekleyeceğini kısaca özetlemiş
oldu.

 

Üzülerek
belirtmeliyim ki ben, Öcalan’dan çok da sağlam ve cesur fikirler
çıkacağını düşünmedim ve düşünmüyorum. Gerek mahkeme sürecinde, gerekse
zaman zaman avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalar beni bu düşünceye
sevk etti. Gönül isterdi ki, insanların kendine baktığı gibi bir
“halk kahramanı”, bir “lider” gibi duruş
sergilesin ve fikirlerini cesurca açıklasın. Ama dediğim gibi, mahkeme
sürecinden itibaren hep devletin eline su döken bir lider profili çizdi.
Üstelik geçen hafta açıkladığı özet çözüm önerileri de bu duruşunun devam
ettiğini gösterdi.

 

Ben baştan beri
akıllı davranılması gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü lehimize işleyen ve
işleyecek olan bu süreçte akılsızca yapılacak her eylem ve söylem,
kazanımlarımızı baltalayacaktır. Fakat akılcı olmak, cesur olmamayı
gerektirmez. Yıllardır süren Türk-Kürt kavgasında elbette hakları gasp
edilmiş olan, dolayısıyla haklı olan Kürtlerdir. Hatırlanacağı üzere
Barzani, kendisiyle yapılan bir röportajda şu harika cümleyi söylemişti:
“Eğer bu topraklara barış gelecekse, Kürtlerin Arapları affetmesiyle
gelecektir.” Bu harika cümleden Arapları çıkarın ve yerine Türkleri
koyun, işte Türkiye gerçeğine küçük ama önemli bir ışık tutmuş olursunuz.
Dolayısıyla bu süreçte kim Türklerle Kürtleri aynı kefeye koyup eşitlik
terazisinde ölçerse, adaletsizlik yapmış olacaktır. Mazlum ile zalimi aynı
kefeye koymak kadar adaletsiz ne olabilir?

 

Hal böyle iken,
Kürt halk lideri Öcalan’ın açıklamalarına bakarsanız, hemen eşitlik
ifadelerini görürsünüz. “Devlet şunu yapacak ama Kürtler de
şundan vazgeçecek” tarzında olan ve ortada hakem rolünü oynayan
bir halk lideri profili çiziyor. Üstelik ve en kötüsü, sık sık yaptığı
gibi hiç yoktan DTP’ye kızıyor, onu içeriksiz bir dille uyarıyor;
hem de hükümeti ve diğer siyasi partileri uyarmadığı kadar yoğun bir
biçimde! Bana kalırsa önce Öcalan’ın yerini belirlemesi lazım;
Kürtleri mi temsil ediyor, yoksa devlet ile Kürtler arasında hakemlik mi
yapıyor? Gerçi, 15 Ağustos ta yol haritasını açıklayacağını söylediği
zaman, “…çözüm olmazsa da tarafsız kalacağım” demişti.
Sırf bu cümle bile, durduğu yer konusunda bir izlenim veriyor. Tarafsız
kalacağım da ne demek? Yani devlet ile PKK’ ye aynı mesafede mi
Öcalan? Biri yıllardır savaştığın düşman, diğeri lideri olduğun bir örgüt
değil miydi?

 

Bu kadar
genel izlenimlerden sonra, geçen haftaki açıklamalarına geçelim
dilerseniz. Açıklamadaki en can alıcı cümle şu; “Kürtlerin her
alanda örgütlenmesinin önü açılacak, kendi sporunu, eğitimini, dini
örgütlenmelerini, meclisini, belediyelerini yapabilirse kendisi yapacak,
kuracak. Hatta kendi özsavunması bile olacak. Kendi ihtilaflarını çözecek
bir savunma gücü olacak.”  Yani yapabilirse
yapacak, yapabileceğimizden emin değil. Ama yine de bu önerinin beni
şaşırttığını söylemeliyim. Açıklamada Kürtlerin lehine bir cümle daha
geçiyor; “Devlet Kürtlerin demokratik ulus haklarını
tanıyacak”. Hemen devamında “ama Kürtler de devleti
tanıyacak, ondan sonra devlet istediği yerde bayrağını dalgalandıracak,
istediği yerde Türkçe öğretecek”

Ve inciler
devam ediyor: “Bana, ABD’nin Barzani’ye verdiği
federal yönetim teklif edilse dahi, elimin tersiyle
iterim”

 

Hemen son
cümleden başlayayım; keşke Barzani gibi dik duruşunu devam ettiren, halkın
isteklerini iyi bilen, kararlı ve kazanımlarından sonra da mütevaziliğini
koruyan bir liderimiz olsaydı diye çok düşündüm. Öcalan ise, bu
kazanımları küçümsediği gibi özerk yönetim istemediğini belirtiyor,
bağımsız bir devlet düşüncesini ise geçmişteki hatalı düşüncelerinden
sayıyor. Düşünüyorum da, Barzani’nin kazanımlarını küçümsemesinin
kıskançlıktan başka ne sebebi olabilir diye, aklıma sadece yine devletin
eline su dökme gayretinden başka bir şey gelmiyor. 

 

Keşke Öcalan,
barışın ilk şartı olan; “devlet Kürtlerden özür dileyecek”
sözünü dile getirseydi. Ve keşke o da beğenmediği Barzani gibi;
“Barış gelecekse bu, Kürtlerin Türkleri affetmesiyle gelecek”
deseydi. Keşke halk ve örgüt üzerindeki gücünü DTP üzerinde göstermeseydi.
Ya da sadece uyarmakla kalmasaydı da, DTP’nin başka neler yapması
gerektiğini konuşsaydı!

 

Düşünsenize, her
fırsatta eleştirdiği Barzani, özerk yönetim olmakla birlikte, dünya
kamuoyunun takdirini kazanmış bir lider. Kürtçenin yanında Türkmence ve
Arapça da eğitim verdirmek suretiyle, demokrat ve özgürlükçü tutumunu
devam ettirmiş biri. Öcalan ise devletin Türkçe eğitim verebileceğini
söylüyor, Kürtçeyi şimdilik es geçiyor. Barzani Güneyde Kürdistan bayrağı
dalgalandırıyor, Öcalan devletin bayrağını her yerde
dalgalandırabileceğini söylüyor.

 

Sizi bilmem ama
ben Barzani gibi bir lideri tercih ederim. Zaten Türk stratejistleri de
hop oturup hop kalkarak; “Apo kolay, iş Barzani’yi
bitirmekte!” demiyorlar mı?


-- 
Ömer Özkürt
<BR
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap