Birêz Hevalê Tayfun, Min nivîsa we bi baldariyek mezin xwend... Lê Xwedê wekîl ez reben, min tiştek jê fêm nekir. We ji serî heta dawî “qala xirabiya tesfiyeyên ku di nav tevgera azdiya Kurd de heta niha hatine kirin kiriye; dîsa hûn dibêjin ku “ di tevgera Kurd de hêj tesfiyekar hene û divê ew bên teşhîr kirin” Ma ez benî, ev hevoka dawîn bixwe jî ne karê tesfiyeyê ye? Bi vê gotinê hûn jî nabin yek ji wan ên tesfiyekar? Heke pêwîstî bi paxişiyê hebe, platform û rê û rêzikên vê yekê çapemenî ye? Bi vê nivîsa xwe ma hûn bi xwe jî rê li ber nîqaşên pûç û vala yên navxweyî venakin û hêz û enerjiya me jî pêre berhewa nakin? Ha min tiştek jibîr dikir; ma hûn çima tesfiyekaran deşîfre nakin? Li hêviya çi û kê disekinin? Silav û rêz û serkeftin... Mamoste Marûf
--- En date de : Dim 17.1.10, [email protected] <[email protected]> a écrit : De: [email protected] <[email protected]> Objet: {Diwanxane} Kürt Hareketi Tasfiyeci Kürtlere Fırsat Vermemelidir À: [email protected] Date: Dimanche 17 Janvier 2010, 11h17 Kürt Hareketi Tasfiyeci Kürtlere Fırsat Vermemelidir Tayfun işçi Çoğunluğun eline ne geçirirse kürdün başına çaldığı bu süreçte, Kürt hareketine yüklenmek ne kadar doğru bilmiyorum. Ama birilerinin Kürt hareketine, görülmek istenmeyen gerçeği göstermesi, “kendine ne yaptın böyle” diye sorması gerekiyor. Sormalı sormalı ki, bu tasfiye bu bitirme, bu tüketme girişiminde, Kürt hareketi kendisini ne kadar zora soktuğunu anlasın? Bilindiği gibi Kürt hareketi, çoğunluğun 12 Eylül önünde diz çöküp teslim olduğu dönemlerde birkaç sosyalist kadronun özgürlük çığlığı olarak doğdu. Tarihte misli görülmemiş engellere rağmen kitlelerle buluşarak Destansı bir direnişle Kürdün yeniden dirilişini sağladı. Kürt hareketi bu direnişlerde en güzide kadrolarını kaybederken her gün biraz daha büyüdü ve kitleselleşti. 1990’lı yıllarda Kürt hareketi halkçıydı ve halklaştı. Ancak geniş kitleler kendileriyle birlikte zaaflarını da harekete taşıdılar. Kürt hareketi yetersiz kadro yapısıyla legal alan örgütsüzlüğü nedeniyle inisiyatifi elden kaçırma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştı. Sistem bu zaafı anında gördü ve bu legal alanı denetimine alacak bir parti oluşturmaya çalıştı. Kürt hareketi de legal zeminde yasal siyasal bir partiyi ihtiyaç olarak görmüştü. Her iki taraf da bu alana yüklendi. HEP bu siyasal atmosfer içinde doğdu. İki karşıt gücün HEP içindeki çatışması Kürt hareketinin başarısı ile sonuçlandı. Başarının nedeni HEP’i oluşturan kitlelerdeki karışıklığa rağmen Kürt hareketinin kadrolarının netliği idi. 1990‘larda yaşanan kitleselliğin getirdiği karmaşa, kadroların doğru yaklaşımı ile aşılmış Kürt hareketi legal alanda da inisiyatifi ele almıştı. Siyasal legal parti alanında, emek alanında, kültür alanında, Kadın alanında, Basın alanında, Gençlik alanında bazı zaaflara rağmen güçlü adımlar atıldı. Çünkü kadro yapısı netti ve bu netlik, kitlesel karmaşanın disipline edilmesini sağladı. Legal alandaki gelişmeler her türlü engellemeye ve saptırmaya karşın esas olarak 1997’lere kadar devam etti. Ancak bu gelişmeler Gerek savaştaki pata durumu, gerekse legal ve illegal de mücadele tarzının kendini tekrarı yeni gelişmeleri sınırladı. 1997, 28 Şubat Darbesi her ne kadar Refah Parti Hükümetine karşı yapılmış görünse de, özünde legal alana devletsel ciddi bir müdahaleydi. En önemli müdahale de Kürt legal alanınaydı. Bu dönemde Avrupa ve ABD eksenli Kürt raporları bir birini izledi. Kürt legal alanı iç tartışmalara sokuldu. DEMOS Çalışma gurubu ve Barış Partisi legal Kürtlere ciddi bir müdahaleydi. Kürtler yeniden iç tartışmalara çekilmişti.1997 bir yedek parti olarak kurulan DEHAP ve HADEP sürtüşmesi özellikle derinleştirildi. Kürt hareketinin etkin olduğu legal alanlarda bu çelişkiler yaygınlaşmıştı. Kültür alanı, emek alanı, basın alanı, kadın alanı, gençlik alanının da önder kadrolara karşı yıpratma hareketleri yaygınlaştırılmış iç didişme teşvik edilmişti. Durum Avrupa alanlarında da farklı değildi Bir birine aykırı demeçler veriliyordu. Bir kısmı Avrupa da devletleşmeden söz ederken Öcalan tasfiyeden söz ediyordu. Nitekim bu iç kaos döneminde 9 Ekim 1998 Tarihinde A.Öcalan Suriye’den çıkarılıyor. Kısa zamanda da Türkiye’ye teslim ediliyordu. Süreç bununla da bitmiyordu. Abdullah Öcalan Kandil’de yeni duruma uygun yani bir strateji ileri sürüyor. Strateji PKK içinde farklılaşmalara yol açıyor, yapılan kongrelerde(6.ve7.) karşıt kararlaşmalar yaşanıyordu. 1999’la birlikte Avrupa örgütlenmesinde, cezaevlerinde, emek alanında, kültür alanında, kadın alanında, basın alanında, gençlik alanında kadro değişimlerine gidiliyor. Eski kadrolara “statükoculuk” eleştirileri ile ya tasfiye ediliyor veya geri çekiliyordu. Bu dönemde işin en kötüsü legal alanı iyi tanıyan kadrolar geri plana alınırken Yerlerine alanı hiç tanımayan kadrolar görevlendiriliyordu. Adeta hareketin kitle bağı koparılıyordu. PKK iç tartışmalarında A. Öcalan’nın demokratik cumhuriyet stratejisi farklı farklı yorumlanıyor. Demokrasi adına Örgütlü kadro yapısı iradesizleştiriliyor, PKK kendini fesh edip yetki karmaşasına yol açabilecek oluşumlara yöneliyordu. Kürtler içerisine fitne sokulmuş, kadrolar bir birine düşürülmüş, hareket iç didişmelerle oldukça yıpranmaya başlamıştı. Bütün bu gelişmeler sonrası PKK kendi içinde Osman Öcalan ve Nizamettin Taş, Kani Yılmaz öncülüğünde bölündü. Bütün bu kaos döneminde legal alanda oldukça inisiyatif sahibi olan bu kesimlerin inisiyatif tanıdıkları kadrolara ise gelişmelere göre hareket etmeyi bekliyordu. Bu karmaşa dönemi boyunca HADEP –DEHAP ve diğer alanlar kendi iç didişmeleri yüzünden ciddi bir kazanım sağlayamıyorlardı. Hatta Emek alanında anadilde eğitim konusunda olduğu gibi O güne kadar kazanılmış birçok mevziden geri adımlar atılıyordu. Kürt hareketi bu olumsuz gelişmeleri görüyor ve nihayetinde yeniden netleşme ve karmaşaya karşı kararlılık kararları alıyor Tasfiye edilen örgüt yapısını yeniden yapılandırmaya başlıyordu. Bütün bu çabalar meyvesini veriyor ve Osman Öcalan ekibinin kurmuş olduğu PVD Partisi etkisizleştirile biliyordu. Yapılan çalışmalar artık netleşme yönündeydi. A.Öcalan’a bağlılık kampanyaları bir birini izliyordu. A. Öcalan Kürt hareketinin ortak paydasıydı ve birliğin temel zeminiydi. Süreç giderek Öcalan şahsında toparlanırken yorumlamalarda farklılık hatta karşıtlık sürdürülüyordu. Artık tasfiyecilikte bağlılıkta Öcalan övgüleri arasında gerçekleşmeye başlamıştı. Herkesin kendisine uygun bir Öcalan’ı vardı. Demokratik Cumhuriyet stratejisi Kürt hareketinde her gün biraz daha netleşmeye netleşiyordu ama Demokratik Cumhuriyetin bilince çıkarıldığı ve bu konuda hem fikir olunduğu söylenemezdi. Herkesin demokratik cumhuriyeti kendisine göreydi. Strateji buna rağmen adlandırma üzerinden oturtulmuş, ama buna uygun kadro yapısı değişmemişti. Kadrolar genellikle Osman döneminin kadrolarıydı Yapılan bütün eğitim ve çabalara rağmen kadro yapısı sürece cevap vermekten çok uzaktı. Kürt hareketi aslında durumun vahametini kavramıştı. Bu alanda sayısız defalar yeniden yapılandırma gayretine girişti. Ancak yeni yapılanma görevi ile gelen kadrolar bir duvara çarpıyordu. Zira Bütün alanlar aynı özellikteki legal kadrolarla doldurulmuştu. “Körler ve sağırlar birbirini ağırlar” misali her alan öteki alanın güzellemesini yapıyor. Hatta bu alanlardan birinde yapılacak bir değişim diğerinin muhalefeti ile karşılaşıyordu. Legal alanın böylesine bir birine tutunması Değişimi zorluyor gelen kadroların geri çekilmesini veya Hareket içinde dağıtıcı suçlaması ile karşılaşmamak için bu yanlış gidişe teslim olunuyordu. Kürt hareketi çok zor durumda kalmadıkça muhalefetini de kendi içinde tutmayı etkisizleştirerek iradi birliğini korumayı sürdürmüştür. Karşıt güçlerin Kürtler arasından alternatif bir güç yaratma çabası, Kürt hareketinin kendi içindeki tasfiyeci gücü dışlamaktan ziyade, geçici bir süre için kendi içinde tutma ve bu süre içinde ya iradeye katılımını veya tecrit edilerek dışlanmasını sağlamak yönlü davranmaya itmiştir. Karşıtını dışarıda bir güç olarak karşısına almak istemeyişi Bu güçlerin Kürt legal zemininde varlığını korumasına geçici olarak hizmet etmektedir. Legal zemindeki bu özellik, legal zeminde tutarsız açıklama ve girişimlerin sürmesini getirmektedir. Bu durum sistemin Kürt hareketini tasfiye etme konusunda heveslendirdi Bu nedenle de Kürt hareketinin legal siyasal kitlesel zemini olan DTP hedef haline geldi. Kürt hareketinin en zayıf karnı burasıydı. Kürt hareketinin büyük gayreti ile seçimlerde belirli başarılar kazanılıyordu ama DTP içinde bazı kadrolar bunları kendi başarıları olarak tanımlamak istiyordu. Bu açıdan Kürt hareketini kendileri üzerinde bir yük olarak görüyordu. Legal siyasal zemine esas baskı bu nedenle Kürt hareketi ile aranıza mesafe koyun PKK’yi terörist ilan edin şeklinde beliriyordu. Ama bu kesimlerin Kürt hareketini karşılarına almaları kendi bitişlerini ilan etmeleriydi. Bu nedenle de bunu kendilerinin değil sistemin yapmasını istiyorlardı. Sistemin son süreçte bir açılım olarak, ileri sürdüğü Kürt açılımı özünde hem sistemin hem de kürt hareketini kendi özgürlüklerini kısıtlayan bir güç olarak değerlendiren Kürtlerin ortak çabası olarak gündemleşti. Amacı kesinlikle Kürt hareketinin tasfiyesi olmasına rağmen Bu kesim başından berri açılımın Kürtleri özgürleştireceği propagandasını yaptılar ve yapmaktalar. Kürt hareketi barışçıl demokratik çözümden yanaydı ve kendisini hiçbir zaman bu süreçte bir muhatap olarak ta dayatmadı hatta Kendisini fesh edip yasal siyasal zemin de demokratik bir rol üstlenebileceğini de belirtti. Ama tek şartı çözümün gerçekleştirilebilmesi için Kürtleri savaş konumuna çeken koşulların öncelikle düzeltilmesi ve Kürtlerin bir halk olarak yasalara saygılı bir ortak irade oluşturmasının engellenmemesiydi. Gerek iktidar gerekse bu Kürtler İradeyi kendi ellerine alabilmek için Kürt hareketinin öncelikle dağıtılmasını dayatmaya başladılar. Kürtler bunu Hükümet görüşmelerinde veya el altından bazı aydınlar üzerinden dayatırken hükümet daha açıktan Kürt hareketinin tasfiyesini amaçladıklarını belirtti. Bu yaklaşımlar Kürt sorununda demokratik çözümün önünü tıkamış görünüyor. Zaman zaman A.Öcalan’nın attığı adımlarla çözümün önü açılmaya çalışılsa da legal Kürt zeminindeki bu tasfiyeci güçler inisiyatif sahibi olduğu sürece Kürt sorununda çözüm mümkün değildir. Legal tasfiyeci kürt kliğinin inisiyatif sahibi olması Barış ve demokrasi güçlerinin ellerini de zayıflatmaktadır. Bu kesim esas olarak sistemin öne çıkardığı görevi kürt hareketi ile kitleleri arasında çelişkiler yaratıp gücü zayıflatma olan bir kısım aydınla işbirliği halindedir. Kendilerine liberal veya muhafazakâr demokrat diyen aslında sistemin tasfiye planının propaganda zeminini oluşturan bu güçler her çalışmalarında Kürtlere geri adım attırmak ve dağıtmak hesabı içindedirler. Bu güçler Kürt hareketinin demokratik Türk ezilenleriyle buluşmasının önünde de büyük bir engeldirler. Ne zaman ki Kürt halkı ve türk demokrasi güçleri buluşmaya başlamışlarsa o zaman yeni bir sözüm ona birlik çalışması başlatıp Kürt hareketi ile Türk demokratlarının birleşmesini engellemeyi başarmışlardır. Kuşkusuz bu birleşme ve dayanışma arayışlarında Türk demokrasi ve sosyalist kesimleri sütten çıkmış ak kaşık değillerdir ve içinde bulundukları darlıkları bu birliğe engel olmaktadır ama Türk ve kürt halkının buluşmasının önündeki en önemli engellerden biride kuşkusuz Kürt tasfiyecileri ve bu sözüm ona akil insanlarıdır. Günümüzde tasfiyenin odaklaştığı nokta Kürtler içerisindeki tasfiyeci kliktir. Başta Kürt hareketi olmak üzere Bu kliğin çalışmaları dikkate alınmalı ve bu çabalarını boşa çıkaracak kadro düzenlemesine gidilmelidir. Aksi durumda Kürt hareketi çok geç kalmış olacaktır. Türkiyeli sosyalist demokrat ve barışsever güçlerde “Kürt olsun ne olursa olsun dost olmak gerek” anlayışını yeniden değerlendirmeli ve tasfiyeci Kürtlerin deşifre edip Kürt halkına zarar vermesini engellemeli ve sağlıklı bir buluşma temelinde Kürt hareketi ile mücadelesini bütünleştirmelidir. İngilizce seviyenizi ücretsiz test edebilirsiniz. Tıklayınız
-- - Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. - Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
