**

"O 12 Eylül Darbesi'nin karanlık ve korku dolu günleri henüz sürerken, 1983
sonu askere gittim. Personel sınıfındaydım ve 4 aylık eğitim sonrası yedek
subay olarak askerlik şube başkanı olarak görev yapacaktım. Ne var ki o 4
ayın sonunda 'sakıncalı' ilan edilince askerlik şubesine değil,
Diyarbakır'daki bir tugayın karargâhına gönderildim. Sakıncalılara silah da
verilmediği için eğitime de fazla çıkmadım. Daha çok karargâhta askerlerin
dağıtım işine baktım."


"Rahat bir askerlik yaptım ve bol bol kitap okudum. Ama bugünün
tartışmalarına ışık tutacak önemli bir başka görevim daha vardı: 'Kozmik
Büro'nun anahtarı bendeydi. Bölümün başında bir binbaşı vardı ama sakıncalı
bir asteğmen olarak 'Kozmik Büro'ya rahatlıkla girip çıkıyordum. Doğrusu o
büronun anahtarı verildiğinde ciddi ciddi kaygılandığımı hatırlıyorum;
'Acaba solcuyum diye beni sınamak mı istiyorlar?' İzlediler mi izlemediler
mi bilmiyorum ama o Kozmik Büro'ya sık sık girip çıktım."


"Elbette bir ülkenin dış güvenliği açısından gizli bilgiler saklandığı için
hassas olunması gerektiği konusunda hiç şüphe yok. Ancak bizim
askerlerimizin tek işi dış güvenlik değil. 'İç düşman'la daha çok ilgililer.
Tabii bu 'iç düşman' da casus falan değil, Türkiye'nin önemli toplumsal
kesimlerini içine alan siyasi akımlardı... Benim girdiğim kozmik büroda da
aynı şeyler vardı."


"Başta Kürt siyasi grupları olmak üzere bütün siyasi akımlar hakkında
dosyalar yer alıyordu. O dosyalarda, solu ve Kürt hareketlerini biraz
izleyen biri olarak o güne kadar güya illegal olan bütün örgütlerin lider
kadrolarının, etkili isimlerinin tek tek adresleri ve ilişkileri
anlatılıyordu."


"*En dikkatimi çekici şey ise, o dönem hazırlanan raporlarda PKK'dan daha
çok Kemal Burkay'ın liderliğini yaptığı Özgürlük Yolu ve DDKD hareketinin
tehlikeli görülmesiydi. **Satır aralarında Kürt siyasi hareketlerinin
kitleselleşmesi, silahlanmasından daha çok korkutucu olarak
değerlendiriliyordu*. Büro sorumlusu olmama rağmen korku içinde okuduğum bu
tespitlere çok şaşırmıştım. Bir askeri birlikte sivil siyasi akımlarla
ilgili bu kadar ayrıntılı dokümanın ne işi vardı?"

Yukaridaki ifadeleri, Mahmut Ovur'un 26 Ocak 2010 tarih ve "*Kozmik Büro'ya
ben de girdim!"* baslikli Sabah'taki yazisindan aldim (
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ovur/2010/01/26/kozmik_buroya_ben_de_girdim
).

Bu yazida benim dikkatimi en cok ceken, devletin, PKK'dan cok, $iddet
kar$iti orgutlere karsi takindigi tutumdur. PKK Kuzey Kurdistan'daki bu
orgutleri tek tek ortadan kaldirirken devlet olup biteni seyretmekle
yetinde, hatta denebilir ki yer yer, ortulu veya ortusuz olarak PKK'ye
destek de cikti. 12 Eylul darbesi oncesi Kurd aktivistler tek tek toplani
hapishanelere konurken, Abdullah Ocalan kazasiz belasiz Suriye'ye varmis,
soluklaniyordu.


Ba$ta Diyarbakir Zindani olmak uzere butun hapishanelerde oyle insanlik di$i
i$kenceler uygulandi ki, oradan cikan hemen hemen her Kurdun mutlaka PKK'ye
katilmasi saglandi. Diger Kurd orgutlenmelerini PKK'ye imha ettiren, PKK'nin
tek orgut olarak kalmasini saglayan derin devlet, $imdi de, insanlik dI$I
uygulamalariyla me$hur hapishaneleri "PKK'ye eleman yeti$tirme enstituleri"
olarak kullaniyordu.

Rahmetli Selim Dindar'in 23 Haziran 2003'te Ne$e Duzel'e verdigi roportajda
kullandigi $u ifadeler cok dikkat cekicidir (
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=79191): "Diyarbakır
Cezaevi'ndeki insanları birer militan haline getirdiler. Bunların yüzde
80'den fazlası dağa çıktı. İnsanın oradaki vahşeti gördükten sonra normal
yaşama dönmesi çok zordu. 'PKK hareketi 1984'te patladı' derler ya, bu
tarih, Diyarbakır Cezaevi'nden ana tahliyelerin olduğu tarihtir."


1984, PKK'nin Eruh ve $emdinli baskinini gercekle$tirdigi yildir. 84'te ANAP
iktidarda olmasina ragmen ipler hala 12 Eylul darbecilerinin elindeydi,
ozellikle de Kuzey Kurdistan'da. Donemin askeri zevati, bu baskini "birkac
e$kiya'nin i$i" olarak gormu$ ve geci$tirmi$lerdi. Hatta 1990'larda kan
govdeyi goturdugu donemde bile devlette (derin olani kasdediyorum) PKK'ye
kar$i ciddi bir hareketlilik yoktu. Hatta, 1997'ye gelindiginde, hukumet
yikip hukumet kuran 28 $ubatci cunta, PKK'yi bir numarali tehdit'ten alip
yerine irticai yerle$tirdiler. 1998'e gelindiginde, Ocalan'a kar$i planlanan
suikastlar ve orgut ici hareketlilikle Ocalan'in can guvenligi tehlikede
gorulunce bir senaryo ile Ocalan Bekaa Karargahi'ndan alinip Imrali
Karargahi'na yerle$tirildi.


Her zaman soruyorum, gene de soracagim, Ocalan'in Suriye'den ciki$i, Kara
Kuvvetleri Komutani Atillah Ate$'in 1998'deki kukreyi$ine baglanir. Neden
1984 degil de 1998? Genelkurmay Ocalan'in Suriye'de oldugunu yeni mi
ogrenmi$ti? Neden bu kadar kanin akmasini bekledi? Ocalan'in oldurulmesi
konusunda "Devlet icin, Ocalan'in dirisi, OlUsUnden daha yararlidir"
deniyordu o siralar. Hakli da ciktilar, Ocalan'in dirisi hakikaten OlUsUnden
daha faydali... Derin devlet icin tabi.


$iddetten beslenen, $iddet sayesinde varliklarini devam ettiren sistemler
her zaman bir "du$mana" ihtiyac duyarlar. Bu "du$man"in kontrollu olmasi
onlar icin cok daha onemlidir. Uluslararasi Derin Devlet'in "du$mani" El
Kaide'dir. Ne zaman bir ulkeyi i$gale karar verseler El Kaide orada bir
"eylem" yapiyor ve Uluslararasi Derin Devlet hemen oraya cullaniyor, i$gal
ediyor. Onun icin, Uluslararasi Derin Devlet'in Bin Ladin'in yakalanmasini
istedigini sanmiyorum (bir ara, Pakistan Devlet Baskani, Bin Ladin ve
arkadaslarini yakalayip ABD'ye teslim ettigini, ABD'nin daha sonra onlari
serbest biraktigini soylemisti), hatta yakalansa veya OldUrUlse buna en cok
Uluslararasi Derin Devlet uzulecek. Bazi ahmak muslumanlar bu adami "Mehdi"
olarak goruyor, gormeye devam ediyor maalesef.


Bizdeki Ulusal Derin Devlet ise PKK'nin bitmesini istemez hicbir zaman. Hele
Ocalan'in Imrali'da  olmasiyla tamamen kendi inisiyatifine gecen bir orgutun
bitmesini hic istemezler. Ulusal Derin Devlet, ihtiyac duydugu her zaman PKK
eyleme geciyor. Apoletlilerin harul hurul darbe plani yaptigi 2004'te
ate$kesin Ocalan'in emriyle feshedilmesi (ta 2003'ten beri tehditlere
ba$lami$ti, bu tehditlerin $imdi aciga cikan Balyoz Plani ile bir ilgisi
olabilir), 2007 ve 08'deki Daglica ve Aktutun saldirilari (Derin Devletin
hukumeti yikmaya calistigi donem), Tokat saldirisi (Demokratik Acilim
donemine rast geliyor)...


Bir, bir bucuk yil oncesine kadar PKK'nin her  gercekle$tirdigi her eylemden
sonra Genelkurmay Baskani Ya$ar Buyukanit ve diger askeri zevat yonlerini
guneye cevirip Guney Kurdistan'a, ozellikle de Barzani'ye kukruyorlardi.
Oysa PKK'ye eylem emri veren Ocalan'di. Hem de kendi sorumluluklarindaki
Imrali'dan... Ocalan'a bir defa dahi olsun kukrediklerine $ahit olmadim.
Niye kukresinler ki... Kukreyip Ocalan'i kalpten oldurmek istemezler, cunku
canli Ocalan, OlU Ocalan'dan daha yararlidir onlar icin. Derin Devlet her
ko$eye sIkI$tIgInda Ocalan ve orgutu onlarin imdadina yeti$iyor, hayat
opucugu konduruyor.


Biji Apo, biji Ulusal Derin Devlet(!)



Selam ve dostlukla

Cevdet

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap