Öcalan'nın Kandil'e gitmek istemi kamuoyundan gizlenmiş!

"Ocalan'in Kandil'e gitme istemi kamuoyundan gizlemis" haberi uzerine
Nasname'de "2009'da boyle bir istekte bulunduguna gore demek daha once bu
gibi istekleri kabul edilmi$ (yoksa boyle bir istekte bulunmaya te$ebbus
bile etmezdi). MOSSAD'a bagli bir site bir zamanlar Ocalan'in birkac sene
Imrali'da olmadigini iddia etmi$ti. Biz onu Imrali'da saniyorken belki o
Genelkurmay Karargahi'nda darbe plani icin hizmet ediyordu. Veya, ne bileyim
Kandil'de falan tatil yapiyordu. Yaniliyor muyum?" gibi bir yorum yazdim.
Bunun uzerine tepkiler aldim. Bir yorumcunun yorumu uzerine asagidaki uzun
yorumu kaleme aldim. Bilginize sunmak istedim.


Sevgili Lales;


Degerlendirmeniz icin cok tesekkurler. Turkiye'nin gerceklerini bilmeyenler
maalesef bazi kirli entrikalari anlayamiyorlar. Genelde butun Turkiye'de
ozelde Kuzey Kurdistan'da i$lenen bircok cinayetin hapishanede yatiyor gibi
yapan katillere i$letildigini kavrayamiyor bazilari. Bir $ekilde sorgulama
ba$layinca da (gundemde olan Faili Mechul cinayetler davasi mesela) katile
"ben cinayetin i$lendigi zaman hapisteydim" soyletip cinayeti "faili mechul"
statusune sokup ustunu ortuyorlar.


Ocalan ile ilgili yazdiklarima tepki gosterenler, ya Turkiye gerceklerini
anlayamiyorlar (zamanla ogreneceklerini umit ediyorum) ya da Ocalan'a olan
sevgileri gozlerini kor etmis, gercekleri goremiyorlar/gormek istemiyorlar.


MOSSAD ile yakin ili$kisi oldugu bilinen debka.com sitesi, Ocalan'dan
bahsederken "2002 yilindan beri Imrali'da olan" ifadesini kullaniyor (
http://www.debka.com/search/?search_string=Ocalan). Sadece bir haberinde
olsa "yazim hatasidir, gozden kacmistir" diyecegiz, biri 2003 digeri 2008
tarihli en az iki haberde ayni ifade geciyor. Istihbaratcilarin cikardigi
bir sitede boyle bir hatanin olabilecegine ihtimal veremiyorum.


Iradesini Ocalan'in cebine koyanlardan umut yok (iclerinden bazilari belki
zamanla gozlerini acarlar) ama ozgur du$unen Kurdlerin bu konu uzerinde
dusunmesi lazim. Ocalan 1999'dan 2002'ye kadar neredeydi? Ocalan'in bu
donemde fiziki olarak Imrali'da miydi, baska bir yerde miydi?


Daha once Ocalan'in Kandil ile telefonla goru$tugu bilgileri de gundeme
gelmi$ti (telefon kayitlari bir gun cikar mi acaba?), medya (ozellikle
Ergenekoncu Medya) nedense hic uzerinde durmadi, sumen alti edildi. Niye?
Cunku Abdullah Ocalan kuzu postu giydirilmi$ bir "Ergenekon kurtu"dur, derin
devletin adamidir ve darbe zemini hazirlamak icin cok onemli bir gorevi
vardir.


PKK'lilere gore (tepe takla olmus hali KKP, yani "Kemalist Kurdler Partisi"
dense daha dogru olur saniyorum) "uluslararasi bir komplo" ile ama gercekte
Bekaa Karargahi'nda can guvenligi olmadigi icin guvenli olan Imrali
Karargahi'na getirilirken yolda "dayilari"na bir soz vermisti Ocalan. "Anam
da Turktur" derken "Siz benim dayilarimsiniz, ben sizi simdiye kadar sevdim,
sevmeye devam ediyorum, dayilar yegenlerine sahip cikar" demeye calisiyordu.


Iradesini Ocalan'in cebine koydugu icin hakikatleri unutmus olan Apoculara,
Ocalan'in dayilarina "Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim" diye soz
verdigi anlari hatirlatmak lazim. Hem de sIklIkla. Biraz geriye gidip tayini
Bekaa Karargahi'ndan Imrali Karargahi'na cikartilan Ocalan'in ucakta
kaydedilen o konusmalarini bir daha hatirlayalim:


***

Devlet görevlisi: Abdullah Öcalan, memlekete hoş geldin. Nasılsın?


Abdullah Öcalan: (midesi ekşimis gibi yapiyor) Sağol, iyiyim.


Devlet görevlisi: Miden mi yanıyor?


Abdullah Öcalan: İyi.


Devlet görevlisi: Yani sağlıktan bir problemin yok?


(Abdullah Öcalan kafasıyla "Hayır" işareti yapıyor.)


Devlet görevlisi: Ne var? Midende mi var? Ağrı, ekşime falan mı var? Yanma
mı var?


(Abdullah Öcalan kafasını sağa sola sallayarak yüzünü ekşitiyor.)


Devlet görevlisi: Tamam, gereken tedaviyi biz yaptırırız. Şimdi sana bazı
şeyler sormak istiyorum.


(Öcalan sürekli gözlerini kapatıyor.)


Devlet görevlisi : Gözlerini kapatmana gerek yok. İstersen suyla silelim mi?
Bant izleri rahatsız ediyorsa suyla silelim gözlerini, rahat etsin.


(Öcalan, kafasını sallayarak "Hayır" diyor.)


Devlet görevlisi : Sen şimdi bizim misafirimizsin. Rahat ol. Yani kendini
öyle sıkıntıya sokma. İstediğin birşey varsa...


Abdullah Öcalan: Ben ülkemi severim. Annem de Türk'tü.


Devlet görevlisi: Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?


Abdullah Öcalan: *Bir hizmet imkánım olursa yaparım.* Onun dışında bana bir
şey söylemeyin. *Hizmet gerekirse yaparım.*


Devlet görevlisi: Sorulara cevap verirsen, hizmet yapmış olursun. Yüzünü
gözünü silelim eğer rahatsız oluyorsan.


Abdullah Öcalan: *Türkiye'ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz,
hizmet ederim*. Bunları, halkın içinde konuşuyorum. Başka bir şey de
konuşmam*. Bir hizmet imkánım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst
düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet
edeceğim. Çok iyi edeceğim.*


Devlet görevlisi: Şimdi bak kaydediyoruz, senin şeylerini.


Abdullah Öcalan: Yayınlayın. İşkence etmediniz, benim içimden geliyor. Ama
ben gerçekten söylüyorum. *Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da
seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse
yaparım.*


Devlet görevlisi: Şimdi fırsat verilecek de. İstediklerin ne?


Abdullah Öcalan: Kendinizi yormayın, böyle şeylere gerek yok.


Devlet görevlisi: Yok zaten, bir emniyet tedbiri.


Abdullah Öcalan: Pek sevindiğim bir nokta var. Eğer dikkat edilirse aslında
konuşulacak bir konu bu. Ama içime öyle doğuyor ki. *Gerçekten iyi hizmetler
yapacağıma inanıyorum.
*
***


Devlet gorevlisiyle konu$an teslimiyetci ki$i, bize "Kurd Halk Onderi"
olarak pazarlanan Abdullah Ocalan! Siz bu konu$malarda bir "Dik duru$"
goruyor musunuz? Dik duru$u $oyle birakalim, bir uzuntu falan goruyor
musunuz? Aksine dayilarina kavu$manin verdigi bir sevinc var sanki...


1993'te Bingolde 33 askerin oldurulu$unu, 1999'da butun gerilla yurtdisina
kaydirilirken 500 tanesinin Turkiye'de birakili$ini (ki bunlarin hepsi daha
sonra katledildiler), gorunurde kendisini yakalayip Turkiye'ye getiren
Ecevit doneminde dut yemi$ bulbul rolu yaptigi halde AK Parti'nin iktidare
gelmesiyle sivil hukumete kar$i sert muhalefete ba$lamasini, 1998'de ilan
edilen ate$kesin Ecevit iktidari doneminde degil de 2004'te yani AK Parti
doneminde bozulmasini (ayni yillarda "Balyoz" "Sarikiz" "Yakamoz" "Eldiven"
gibi bir suru darbe plani yapildigini hatirlatmakta fayda var), 2007'deki
Daglica saldirisini (ayni donemlerde AK Parti'ye acilan kapatma davasini, 27
Nisan korsan bildirisini, cumhurbaskanligi secimini sabote icin yapilan 367
entrikasini ve Cumhuriyet mitinglerini vesaire hatirlamakta fayda var),
ardindan $imdi "Demokratik Acilim"i sabote etmek icin devreye giri$ini (ve
daha bircok garip gelismeleri) anlayabilmek icin Ocalan'in "dayilar"ina
verdigi "hizmet sozu"nu hatirlamakta fayda var. Bugun ve dun olanlarin
hepsi, istisnasiz hepsi verdigi bu sozle ilgilidir.


"Hizmet" ile ilgili nasil soz vermin$ti Ocalan? Ehemmiyetine binaen tekrar
hatirlatalim:


*"Bir hizmet imkánım olursa yaparım... Hizmet gerekirse yaparım... Türkiye'ye
dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim... Bir hizmet
imkánım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek,
ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim...
Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet
edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım... Gerçekten iyi hizmetler
yapacağıma inanıyorum."*

*
*Dayilarin sana minettardir sayin Ocalan, sen fazlasiyla hizmet ediyorsun...


 Vakti olan, Ocalan'in, derin avukati Mahmut $akar'a ate$kesi bozdurdugu
donemde (Haziran 2004) kaleme alinan yazilara bir goz atsin. Mesela, Ahmet
Kekec'in "Dirisi daha çok para ediyor... " ba$likli yazisini mutlaka okumali
(http://yenisafak.com.tr/arsiv/2004/haziran/15/akekec.html ). $u ifadeler
Kekec'in sozkonusu yazisindan alinti:**


"Radikal gazetesinin muhabiri, 7-8 yıl kadar önce, kendi ifadesiyle 'terör
üssü'ne girip Öcalan'la bir 'söyleşi' gerçekleştirmişti; o söyleşide Apo,
Türkiye'de güvenlik birimlerinin 'dönüştürücü/modernleştirici' misyonuna
övgüler yağdırıyor, hızını alamayıp 'dinsel gericiliğe' karşı ilerici
çevrelerle ittifak kurabilecekleri mesajını veriyordu.


"Film o gün kopmuştu işte. Derken, 'iç tehdit' sıralamasında bir
takdim-tehir yapıldı ve ardından nur topu gibi bir postmodern darbemiz oldu.
 Acaba diyorum 'denetleme' kılıfı altında İmralı adasına ani ziyaretlerde
bulunan yetkili eşhas, Öcalan'ı Güneydoğu'daki 'dinsel gericiliğe' karşı
yeni bir ittifak zaruretinin öznesi haline mi getirmeye çalışıyordu?
Kimbilir..."


Kekec, yazisini, Ocalan'in ve avanesinin son gunlerdeki faaliyetlerine de
i$ik tutacak $u ilginc bilgilerle bitiriyor: "*Geçenlerde, bir gazeteci
ağabeyimiz, Abdullah Öcalan'ın elden ele dolaştığı bildirilen bir
beyanatından sözediyordu. Doğru mu, bilmiyorum; artık 'Sayın' sıfatıyla
anılan Öcalan, İmralı'dan gönderdiği mesajında, taraftarlarını tarikat
hükümetine (!) karşı direnmeye çağırıyormuş... Hem de, anadilde yayını
gerçekleştiren, DEP'lilerin tahliyesini sağlayan, AB konusunda olumlu
adımlar atan hükümete karşı...  Çok ilginç gerçekten!* "


Ne ilginc degil mi, 2004'te "Tarikat Hukumeti'ne karsi mucadele cagrisi"
yapan Ocalan ve avanesi, bugun de ayni "gorev" icin meydanda.


Dayilarinin verdigi imkanla Imrali Karargahi'ni Bekaa Karargahi'ndan daha
verimli ve randimanli bir sekilde kullanan sayin Ocalan, "Demokratik Acilim"
konusunda fetvasini veriyor: "Acilim dedikleri safsatadir" (
http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=86148). Yani "Acilim
ihanettir" diyen CHP ve MHP gibi fa$ist zihniyetlilerin solunda yerini
aliyor hazret. Taraf Gazetesi'nin ortaya cikardigi son "Balyoz Darbe
Planlari"ni da ciddiye almiyor son "haftalik basin toplantisi"nda.


"Darbe planlarını basında dinledim" diyor ("sihirli radyo"ya ne olmus
acaba?!!) "Darbe senaryoları' diyenler de var. 'Darbe ticareti yapıyor'
diyorlar AKP'ye." diyor. Yani, Ergenekoncu Medya ile ayni frekanstan
konusuyor. Su ifadeler de ona ait: "Aslında danışıklı döğüştür. Balyoz darbe
planı 2003'te yapılmış, Madem AKP bunu biliyordu neden o zaman üzerine
gitmedi, o zaman neden Tayyip Erdoğan bunu tartışmadı? Demek ki bir pazarlık
sözkonusudur."


AK Parti'nin o zaman pazarlik yapip yapmadigini bilmiyorum (yaptigini da
sanmiyorum, cunku Ergenekon Teror Orgutu'ne indirilen balyozun hazirligini
yaptiklarini az bucuk biliyorum). $imdi AK Parti'yi "pazarlik yapmakla"
suclayarak "Balyoz Darbe Plan"ini ciddiye almayan, "Demokratik Acilim"i
safsata olarak goren Ocalan, asil kendi pozisyonunu, yaptigi pazariklari
anlatmali bence.


AK Parti Hukumetini (ki eksigi olsa da neticede sivildir, halkin destegini
almi$ iktidara gelmi$) en acimasiz bir $ekilde yerden yere vuran Ocalan'in
bir defa dahi olsun Genelkurmay'i ve orada darbe plani yapan cuntacilari
ele$tirdigine $ahit oldunuz mu? $imdi hemen hemen her hafta Erdogan'a
tekme-yumruk sallayan Ocalan'in Ecevit'i bir defa dahi olsun elestirdigine
sahit olaniniz var mi? 1 Eylul 1998'den beri devam eden ate$kesin neden
Ecevit doneminde degil de AK Parti doneminde, 2004'un ortasinda bozuldugunu
izah edebilen var mi? Neden, mesela, kendisini yakalayan(!) Ecevit doneminde
degil de, OHAL'in kaldirildigi, AB sureci munasebetiyle duzenlemelerin
yapildigi bir donemde ate$kes bozuldu? Cunku OHAL'in kaldirilmasi hem
cuntaci "dayilari"nin hem de Ocalan ve PKK'sinin nefesini kesti, rantina
zarar verdi, cunku onlar $iddetten gidalarini alirlar.


Bir noktayi daha dikkatinize sunmak istiyorum... HADEP 1994'te kuruldu, 1995
ve 1999'da sirsiyla 1 milyon 171 bin 623 ve 1 milyon 482 bin 196 oy aldi.
1999'daki yerel secimlerde 40'a yakin belediye kazandi. $ayet 18 Nisan
1999'daki genel secime "Bagimsiz Aday" ile secime girmi$ olsaydi rahatlikla
en az 50 tane milletvekili cikarabilirdi (Ocalan'in yakalanmasinin ardindan
geldigi icin daha fazla da olabilirdi). Hatta kapatma davasiyla karsi
karsiya oldugu 2002 yilinda bile "Bagimsiz Aday" olarak secime girilseydi
gene ayni miktarda milletvekili cikartabilirdi. Ama o zaman "Bagimsiz Aday"
meselesini "onursuzluk, kimliksizlik" olarak reddediyorlardi.

Peki, 2007'de neden Bagimsiz Adayliga karar verdiler? Bunun izahi da
Ocalan'in verdigi "hizmet sozu"nde saklidir. AK Parti'li bir adayi
Cankaya'ya cikartmakta israr eden, bu konuda askerlerle ve "derin devlet"
ile "anla$maya" yana$mayan AK Parti; DYP ve ANAP'nin Meclis'e girisi
engellenerek, 367 entrikasi, 27 Nisan korsan bildirisi, Cumhuriyet
Mitingleri gibi toplum muhendisligi manevralariyla cokertilmeye calisildi.
Hatta partinin icine bile el uzatilarak parcalanmaya calisildi, cesitli
milletvekilleri korkutularak AK Parti'den kopartilmaya calisildi (simdi
Turkiye Partisi kuran Abdullatif $ener, o zaman "siyaseti birakiyorum" diye
2007'deki secimde aday olmayacagini ilan etmi$ti!). AK Parti butun bu
manevralardan secim karari alarak kurtulmayi ba$ardi.


Toplum Muhendislerinin hesabina gore AK Parti 2007 secimlerinde ancak %30
civarinda oy alabilirdi. Gene onlarin hesabina gore CHP oylarini %30'lara,
MHP de %25'lere cikarmi$ti. DYP ve ANAP birle$ririlerek en az %10 bir oy
alacakti. Bu da AK Parti iktidarinin sonu demekti. 2007'de DYP-ANAP destekli
bir CHP-MHP Koalisyon Hukumeti planlaniyordu. Tabi, bu ara "Ben hizmet
edeceğim. Çok iyi edeceğim" diyen Ocalan'a da yeni bir "hizmet" imkani
dogmu$tu. Kuzey Kurdistan'da DTP'yi "Bagimsiz" olarak secime sokarak AK
Parti'nin bolgede alacagi en az 30-40 milletvekilini elinden almasi
saglanacakti. Bu da, AK Parti'nin kesinlikle tek ba$ina iktidar olmamasini
saglayacakti. 2002'de Meclis'in neredeyse ucte ikisini alarak sistemi
tedirgin eden AK Parti'ye karsi butun onlemler alinmisti (kapatma davasi de
yedekte bekliyordu).


Butun hazirliklara ve planlara ragmen DYP-ANAP birle$mesi saglanamadi; ANAP
secimden once tarihe kari$ti, DYP de Meclis'i sabote etmenin cezasi olarak
barajin altinda kaldi ($imdi, derin devletin bir adamiyla iki oluden bir
diri cikartmaya calisiyorlar, heyhat!). AK Parti'nin 27 Nisan Korsan
bildirisine karsi dik durusu ve secim karari alarak (ayrica
Cumhurbaskanliginin halk tarafindan secilmesini saglayacak adimlar atarak)
halktan beklenmedik %47'lik bir destek aldi! Butun planlar tepe taklak oldu.
Kuzey Kurdistan'da en az 50 milletvekili bekleyen DTP, 20 kusur milletvekili
ile yetinmek zorunda kaldi. Ama buna ragmen Ocalan soz verdigi hizmetini
ba$ariyla yapti; eger DTP'liler "Bagimsiz" olarak secime girmeselerdi, AK
Parti'nin bugun Meclis'teki sandalye sayisi 15 ile 18 kadar daha fazla
olacakti (bir not: DTP'nin Meclis'te olmasina onem veriyorum, olmasi
gerekir; sadece neden daha once degil de 2007'de "Bagimsiz aday" karari
alindigini izah etmeye calisiyorum).



2007 secimlerinde az da olsa hizmetini sunan Ocalan ve avanesi, bir sonraki
secim icin daha erkenden de devreye girmis durumdalar. Derin Devletin bir
sonraki plani, kaos uzerine kurulu oldugu icin Ocalan ve avanesi de
planlarini buna gore dizayn etmis durumdalar. Kendisi Imrali Karargahi'ndan,
Murat Karayilan, Cemil Bayik, Bahoz Erdal vesaireler (buna Avrupa
yakasindaki Remzi Kartal, Zubeyir Aydar'lari da ilave edebiliriz) diger
taraftan sIkI bir $ekilde asiliyorlar "vazife"ye. Uzun yillardan beri suskun
kalan TAK "Turkiye metropollerinde saldiri" ilani ile mevziye cekilmis
durumda (http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=20619).


Ocalan ve PKK cephesindeki zevatin gerekceleri ne olursa olsun, farketmiyor,
hicbirini $ahsen ciddiye almiyorum. Asil sebep Derin Devlet'in verdigi gorev
ve Ocalan'daki "vazife" a$kidir. Mesele bu kadar basittir. Cunku Ocalan
biliyor ki Demokratik bir sistemde kesinlikle ne bir Mandela ve ne de
Atakurd olma sansi vardir. Militarist bir sistemde bir koltuk koparma $ansi
daha yuksektir. O da "hizmet" ederek bir koltuk koparmaya calisiyor. Yani
Kurdler uzerinden kendisine istikbal kurmaya calisiyor, Kurdleri koltuk
davasi icin arac olarak kullaniyor.

Bu "Derin Devlet'e hizmet" ve "koltuk" a$ki oyle bir hale getirmi$ki bu
zevati, kirli oyunlarina dini alet etmekten bile cekinmiyorlar.  Ocalan, 27
Ocak 2010 tarihli "Basin Toplantisi"nda sunlari soylemis: "İslamiyet'e dair
şunu tekrar söylüyorum; bugünkü Müslümanlık gerçek Müslümanlık değil. Gerçek
Müslümanlığı, ümmet anlayışını tartışmak gerekiyor. Müslümanlığı halkın
benimsediği, kabul ettiği tarzda modern Müslümanlık olarak yeniden
tartışmaya açmak, diğer dinlere de bunu uygulayarak demokratik niteliğini
öne çıkarmak gerekiyor. Demokratik İslam ve İslam'ın demokratikleşmesi
tartışılabilir."


Bahoz Erdal da 17 Ocak 2010 tarihli konusmasinda (
http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=20237) $u ifadeleri
sarfediyor: "Eğer dini duygularla AKP'ye umut bağlamış iseniz, AKP'nin
gerçek dinle hiçbir alakasının olmadığını görmeniz ve bu hatadan vazgeçmeniz
gerekir. Eğer Kürt sorununu çözebilir ya da çözecek umuduyla -bunun ne kadar
gerçek dışı ve yanıltıcı olduğu artık ortaya çıkmıştır- AKP'ye oy vermiş
veya AKP'ye girmiş iseniz, bu yanlış tutumdan vazgeçmeniz gerekir. Yok eğer
para için, rant için, çıkar için AKP'de yer alıyorsanız, bu şu demektir,
demek ki dinini, imanını, yurtseverliğini, halkını ve onurunu para
karşılığında satmış insanlar konumuna düşüyorsunuz. Bunun tehlikeli bir yol
olduğunu ve halkımızın bunları unutmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor.
Onun için kandırılmış, yanılmış, gerçek dindar ve yurtsever Kürtlere bunu
görüp doğru yola girmelerini söylüyoruz. Israr edenlerin de onursuz,
iradesiz, işbirlikçi, koruculuktan daha beter insanlar olduğunu ve öyle
tarihe geçeceklerini herkesin bilmesi gerekiyor."

"$eyhulislam" Abdullah Ocalan, Kemalistlerin bir ara ugrasip da beceremedigi
"dinde reform" vazifesini de almi$ anla$ilan; Behoz Erdal da bu "reform
edilecek" dinin Usame Bin Ladin'i edasiyla tehditler savuruyor! Islam
konusunda ahkam kesen bu zevatin zerre kadar Islam'la alakasi olsa insan bu
kadar tepki vermez aslinda ama omrunde alni secdeye gitmemis (pardon, Ocalan
zamaninda namaz falan kiliyormus herhalde!!!), gusul abdesti almaktan bile
aciz bu zevat boyle sacma sapan "fetvalar" verince insan bir iki laf
etmekten kendini alamiyor!

Birileri bu "kiralik tetikcilere" ve sahte "Islam reformistleri"ne "Derin
Devlet iflas ediyor, onun tetikciligini yapmaktan vazgeciniz; yolunuz cikmaz
sokaktir, hicbir sey elde edemezsiniz" demelidir. Bunu soylemek de akli
basinda olan PKK'lilere du$uyor! Ya bizim yazdiklarimizi anlayamiyorlar
(biraz cok gercekci yaziyoruz herhalda;  yalakalik da yapamiyoruz) ya da
bizi dinlemeye tenezzul etmiyorlar... Korukledikleri ate$in icinde
yanacaklar, "zarara rizasiyla gidene acinmaz" kurali geregi onlarin
yanmalarina yanmam da bircok masum insan da yanacak, ona yaniyorum. Bu
lanetli $iddet 1984'ten beri bir fayda getirmedi, bundan sonra da getirmez,
getirmeyecek. Ama Kurd halkini kani be$ kuru$ etmeyen Derin Devlet'e kurban
veren bu zevat ihanetlerinin hesabini verecekler bir gun. Bu dunyada olmasa
bile Mahkeme-i Kubra'da mutlaka...


Selam ve dostlukla

Cevdet

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap