bizde yaşadık....
bu evet deme gerekçesi değil...biz yaşadık başkaları yaşamsın...evet demek
başkaları yaşasın demektir....
Date: Mon, 9 Aug 2010 10:59:32 +0300
Subject: {Diwanxane} Ali Fikri ISIK: Têr nake! Lê disa ERÊ. Yetmez! Ama Evet
From: [email protected]
To: [email protected]
Têr nake! Lê disa ERÊ. Yetmez! Ama Evet
ALİ FİKRİ IŞIK
http://www.taraf.com.tr/haber/ter-nake-le-disa-ere-yetmez-ama-evet.htm
Pazar öğlen sonrası. 27 Mayıs 1981.
Diyarbakır askeri cezaevinde bir görüşme günü.
180 tutuklu. 10'ar kişilik postalar halinde görüşmeye/görüşcülere
çıkarılıyorlar. İlk posta için adım okunmuyor,derin bir nefes alıyorum. İkinci
postada da yokum. Sevinçle karışık tuhaf duygular içindeyim. Üçüncü posta da,
bensiz gidiyor görüşme yerine.
Tedirginim,
Nefes alış verişlerim sıklaşıyor,
Korkuyorum.
Ve dördüncü posta, adım ilk sırada, korkunun yol açtığı ani bir negatif
enerjinin baskınına uğruyorum. Ellerim ayaklarım titriyor. Önceden edinilmiş
bir refleksle "emret komutanım''diye bağırıyorum ve gösterilen yere hızla
koşarak esas duruşta bekliyorum. Gerçeklikle bağım kopmuş. Kontrolden çıkan ve
beni ele geçiren korkaklığım söz dinlemek niyetinde değil. Duyduğum sesler
kesinlikle bir anlama sahip değiller,anlamlı sözcükler olarak kulağıma ulaşmayı
başaramıyorlar. Kendimle ilgiliyim ve belleğimde beni teskin edecek hiçbir
sözcük yok. Sığınabileceğim, güç alabileceğim, toparlanmama vesile olabilecek
her şey terk etmiş beni. Bomboşum, bir çuval gibi.
Ve ilk komut gecikmiyor. "sıra düzeni al, ileri marş''..
33. koğuş D Blok'un ikinci katındaydı. Sıra düzenini bozmadan ikinci katın
merdivenlerinden aşağı indik. Ana koridorun hemen girişinde durdurulduk. Çift
sıralı,sıra düzenimiz beşer kişiden oluşuyor.
İkinci komut "komando marşına başla''..
Nizami, yetmiş santimlik kaz adımları ve sesimizin en gür tonuyla bir taraftan
yürüyor öte taraftan komando marşını söylüyoruz.
Yüz metrelik geniş koridorun sonuna "kazasız belasız'' vardığımızda "komando
marşı bitmiş, "harbiye'' marşına yeni başlamıştık ki, hem durduruluyor hem de
susturuluyoruz.
Gergin ve belirsiz bekleyişimiz uzun sürmedi. Sağ baştan başlayarak, tek tek
görüşme kabinlerine tek komutla alınıyoruz.
Görüşme kabinlerinde bizi birer askeri gardiyan bekliyor. Tekmil verip,
gösterilen yerde esas duruşumu bozmadan bekliyorum.
İlk soru geliyor.
"İslamın şartı kaçtır len''? yanıtlıyorum. Doğru yanıt vermemin bir anlamı yok.
Ayak parmaklarımda bir acı hissediyorum, bir ayak, postalıyla parmaklarımı
eziyor, korkudan bakamıyorum. Yüzüm tel kafese dönük. Midemin tam ortasını bir
bıçak darbesi gibi yaran derin acı, askeri gardiyanın elinde tuttuğu jop
darbesi olsa gerek. Sarsılıyorum. Düşmemeye gayret ederek ayakta duruyorum,
postal hala ayaklarımı ezmeye devam ediyor. Tuhaf sorular ve hissettiğim acı
biraz olsun kendime gelmemi sağlıyor ama hala kontrol dışıyım. Korkunun
hükümranlığı saltanatını sürdürüyor.
Tel kafesin gerisinden babamın yüzünü seçiyorum. Gardiyanın öfkesi babama
yöneliyor..
"Türkçe konuş''.
Zavallı babam..
Sanırım göz bebekleri ilk kez bu kadar büyümek zorunda kalmıştı.
"Nasılsın oğlum''dedi .
Ben'' iyiyim baba''diyemeden, bu küçük çekimsiz cümleyi kuramadan görüşme acı
bir düdük sesiyle bitiriliyordu.
Koğuşa dönmek için çift sıralı, sıra düzeninde bekliyoruz. Her şey saniyelerle
ölçülen zaman diliminde oldu ve bitti.
Sıradayız.
Komut bekliyoruz.
Görüş alanıma giren açıdan, görebildiklerim asker sayısının giderek çoğaldıydı.
Ellerinde kalaslar. Demir çubuklar ve joplar vardı. En öndeki asker rütbesizdi.
''Rahat..hazır ol'' komutundan sonra duyduğum tek ses''dikkat komutan geride''
ve herkesle birlikte bende sol ayağımın topuğu üstünden nizami bir dönüş
yaparak emre uymuştum.
Ve sonrası..
Evet sonrası..
Bir kalas gibi yatay halde ayak parmaklarımı gördüm havada. Çenemin altına
vurulan bir yumruk darbesiyle yerçekiminden kurtularak havada asılı kalmıştım.
Son gördüğüm buydu.
Son hissettiğim acı da.
Yere düşmüşüm.
Azgın, kudurmuş köpekler gibi saldırıyorlar, her tarafıma darbelerin indiğini
seyrediyorum, dinginim. Zihnim toparlıyorum. Tepkisiz öylesine. Korku terk
etmiş bedenimi.
Sırtımda bir ağırlık var.
Postallarıyla hem ensemi hem de belimi bastırıyor biri..
''Sürün'' diyor ,
Sürünüyorum.
Ağırlığımı ve kendini sürüklüyorum. Kafama joplar iniyor. Acıyı hissetmiyorum.
''Sürün'' diyor..
Sürünüyorum..
''Sürünüyor'' diyor birisi..
İkinci bir ağırlık hissediyorum, biri daha var sırtımda çünkü.. Artık
sürünemiyorum.
''Sürün'' diyor..
Sürünemiyorum.
Gücüm tükeniyor.
Belimden tekmeleniyorum. Yetmiyor kalaslanıyorum. Yetmiyor enseme demir çubuk
indiriliyor.
Her şey karanlık.
Kendime geldiğimde değişen şey ıslaklık.
Su içindeyim. Bu ter olamaz. Kafam zonkluyor.
Elimle yokluyorum.
Elime bir başka sıvı bulaşıyor.
Kanıyorum.
''Kendine geldi''diyor bir ses. Koridorun önemlice bir bölümünü geride
bırakmışız ama hala sona uzağız. Bu kaldığımız yerden devam edeceğimiz anlamına
geliyor. Herkes benden farksız değil. Belki de en şanslılardan biriyim.
Henüz bir tarafımda kırık yok. Herkes ayıltılıyor. Tekrar ikişerli sıraya
diziliyoruz.
''Rahat, hazır ol..
Jandarma marşına başla''
Ve biz jandarma marşını söylüyoruz.
--
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin.
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ:
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
--
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin.
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ:
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane