Sevgili Talha,
söylediklerine katilmamak mümkün degil.
Selamlar

--- talha çek <[email protected]> schrieb am Mi, 1.9.2010:


Von: talha çek <[email protected]>
Betreff: Re: {Diwanxane} KÜRTLERİ ANLAMAK ve TARAF GAZETESİ
An: [email protected]
Datum: Mittwoch, 1. September, 2010 14:29 Uhr



Kek Latîf,
Merû destê xwe bide ser ûcdana xwe û rast bibêje yê ewil li dij rojnameya 
TARAFê helwest girt PKK û BDP bûn. Sedem jî eşkere kirina têkilîyên navbera 
hêzên kûr û Apoyîyan bû. Ku TARAFê bi provokasyona Reşadîye yê, Samsun û 
Dotyolê ev têkilîyên qirêj diyar kir, êrîş kirin û li xaka Kurdistanê TARAF 
boyqot kirin û nedane xwendin. Tiştek normal e ku TARAFÊ jî helwesta xwe nîşanî 
BDP û Apoyîyan kir. Divê merû bi du alî mêzeke, ez bawerim TARAF hînajî piştgir 
û alîkarîya Kurda dike. Digel silav û rêz


31 Ağustos 2010 16:19 tarihinde Mehmet Latif Yildiz <[email protected]> 
yazdı:



KÜRTLERİ ANLAMAK ve TARAF GAZETESİ
M. Latif YILDIZ
Gazeteci - Yazar
[email protected]
            AKP 8 yılı bulacak iktidarı süresince Kürtleri anlamak için çaba 
göstermedi. Kürt coğrafyasında şeyh, tarikat, cemaat, ağa ve makam, mevki, 
vekillik arayan Kürtlerin ağzına bir parmak bal çalarak göstermelik açılımlarla 
oy avcılığından öteye gitmedi. Son Konya gezisinde yaptığı konuşma; gezi öncesi 
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın uçakta Hürriyet gazetesine verdiği demeci ile 
AKP'nin Kürtlere bakış açısı, Başbakan'ın fikrini, tavrını, Affa karşı sert 
söylemi ile Kürt sorununa yaklaşımı, meclisteki çoğunluk bende diye demokrasiyi 
nasıl anladığını yeterince ortaya koydu/koyuyor. 
            Bu gerçek ortadayken Taraf gazetesi uzun süredir Kürtlere şirin 
görünen yayınlar yapıyordu. Biz saf aydın ve yazarlar Türklerin çıkardığı bir 
gazete Kürtlere doğru pencereden bakıyor diye tam da umutlanmışken söz konusu 
gazetenin de Kürtleri anlamadığını son günlerde izlediği politika yazı ve 
makaleleriyle ortaya koydu/koyuyor.
            Nasıl derseniz, bir hafta önce yaşadığım bir olayla konuyu açmak 
istiyorum.
            İstanbul'a ani bir iş gezisi hasıl oldu. Kızımı, torunumu, eşimi de 
yanıma alarak hem ziyaret hem ticaret babından İstanbul'a gittik. 
            Görüşmelerden arta kalan boş zamanlarımızda torunum, kızım ve eşime 
İstanbul'u gezdiriyordum. Metropol kent İstanbul trafiğinde araba kullanmak ve 
park yeri bulmak bayağı sorun olduğundan özel arabamı kaldığımız otelin kapalı 
otoparkında bırakıp gitmek istediğimiz yerlere taksiyle gitmek en akıllıca 
olanıydı. Ben de öyle yaptım.
            3 gün içinde 7-8 defa taksiyle gideceğimiz yerlere ulaşma 
ihtiyacını hissettik. Her bindiğimiz taksinin şoförü 18 aylık torunum ve 
arabasını gördüğünde direksiyondan kalkar, bagajı açar önce çocuk arabasını ve 
çantasını yerleştirir, sonra torunum, anneannesi ve annesinin taksiye 
binmelerine yardım eder, en son direksiyonun başına geçerlerdi.
            Ancak son kez bindiğimiz ve Ortaköy"e gittiğimiz taksinin şoförü bu 
inceliği ve nezaketi göstermedi. Şoför mahallinden hiç istifini bozmadı. Ben 
bagajı açtım, ben çocuk arabasını bagaja yerleştirdim ve ben torunum, kızım ve 
eşimi arka koltuğa yerleştirdikten sonra şoförün yanına geçip oturdum.
MARDİNLİ TAKSİ ŞOFÖRÜ
            Şoförün tuhaf bir tavrı vardı. Konuşturarak merakımı gidermek 
istedim. Konuşur konuşmaz şivesinden Kürt olduğunu anladım. Mardinliymiş. 
Gercüş Batman'a bağlanmadan Mardin'e bağlıydı. Eski bir Mardinli olarak şoföre 
hemşeriyiz dedim. Ve Kürtçe konuşarak eşime ve kızıma çaktırmadan yapılan 
davranışın hoş olmadığını söylemek için sözü başka bir sohbetten hizmet ve 
nezaket konusuna getirmeyi planlıyordum.
            Ancak Mardinli hemşerim on beş dakikalık yolculuğumuza bütün hayat 
hikayesini sığdıran bir anlatıma geçti. Evi içindeki eşyalar; ahır içindeki 
davarlar ve bütün köy gözlerinin önünde yakılmış yok edilmişti. Mardin'e göç 
etmiş tutunamamış, Adana'ya göç etmiş barınamamış, Avrupa'ya göç etmiş 
alışamamıştı. Sonunda İstanbul'a gelmiş ve bir gün inşaat, bir gün taksi, bir 
gün başka bir işte hemşerimin değimi ile buna hayat ve yaşam denirse yaşamaya 
çalışıyormuş. Burnunda köyü tütüyormuş. Bir gün köyüne dönmenin hayali ili 
yaşıyormuş. 
            İşte bu Kürdü anladığımız zaman Kürt sorununu çözeriz.
            Kendisine yapılanlardan dolayı her kese, her millete, bütün 
insanlığa kin bağlamış bir psikolojik çöküntü içinde. Benim Kürt olduğumu 
öğrenmesine rağmen çektiklerinden dolayı kendi ırkına bile düşman. Hatta 
kendisiyle bile barışık olmayan biri. Bu insanın her şeyden önce doğru dürüst 
ve devamlı bir işe, iyi bir terapiye ve tedaviye ihtiyacı var değil mi?
TARAFINI YİTİRMEK 
Ama heyhat bu insan bir tek değil ki? Bunun gibi milyonlarca örneğin feryadını 
duyan ve anlayan olmuyor. Oydan başka bir şey düşünmeyen siyasilerden 
vazgeçtik. Taraf gibi bir gazetenin yazarları, çizerleri ve yöneticileri bile 
başlarına bu kadar musibet gelmiş Kürdü anlamak istemiyorsa ve tarafını 
yitiriyorsa ne diyebiliriz ki?  
            Sadece bu acıları çeken insanlar mı ya da sadece Kürtler mi kendi 
ırktaşlarına anlayacaklar? Evi içindeki eşyalarla, ahır içindeki hayvanlarla, 
köyünün tamamı yakılmış bir Kürt. Gittiği her şehir ve ülkeye uyum sağlamamış 
sürgün bir Kürdü anlayabiliyor musunuz Sayın Taraf gazetesi, Sayın Ahmet Altan. 
BENDE ZOKAYI YUTTUM
            Aslında, 68 kuşağının bir bireyi ve meslek icabı öyle her şeye 
balıklama atlayıp inanan biri değilim. Ama uzun bir bekleyiş; kendime göre 
Taraf'ı süzgeçten geçirdikten ve de çok yakın bazı dostlarımı bu gazetede köşe 
yazarı olarak görünce 9 Kasım 2009 Pazartesi günü " 6 Milyon Tiraja Kafa Tutan 
60 Binlik Gazete" başlıklı duygusal bir makale ve benzeri birkaç yazı daha 
yazdım. Bu makaleme İhsan Kalender rumuzlu devamlı okuyucum olan biri şöyle bir 
yorum göndermişti:
            "Reklamları izledik;
            Altan'ların sağı solu belli olmaz...! Baba Altan'da vaktiyle 
KAPİTALİZMLE savaşıyor gibi bir rol üstlenmişti. Anti AMERİKAN söylemleriyle 
gündemden düşmüyordu. ( Ne yalan söyleyeyim 1969 yılında bende İstanbul 
Üniversitesi önündeki Beyazıt meydanında Altan'ın 'GO HOM ' mitinglerine az 
katılmadım. Baba Altan'ın kürsüde nutuklarını az alkışlamadım. Bu okuyucum 
yorumu bana o günleri hatırlattı. m.l.y.) Birde baktık ki Lüks dairesini 
Amerikalılar kiralamış!... Şimdi yarın öbür gün bir bakarsınız 360 derece yön 
değişmiş bir Ahmet!... Siz Ahmet reklamını mı yoksa Taraf gazetesinin mi 
reklamını yapıyorsunuz?... Ya da her ikisini birlikte mi? Acele eden ECELE 
gider LATİF BABA!... Bu reklam sizin duygusal bir zaafınızın açık - seçik bir 
göstergesi!... Bekle ve SABRET!... " demişti. Gerçekten yazdıklarımın üzerinden 
daha on ay bile geçmemişti ve
 zokayı yuttum.
            Kalender kardeş. Gerçekten haklıymışsınız. Duygusal ve yeterince 
beklemeden yazılan bir değil, birkaç yazı sonunda boynumuzun ölçüsünü aldık. 
Haklısınız sizlere ne cevap vereceğimi bilemiyorum.           
Yukarıda dile getirdiğim şoför gibi AKP en az 25 milyon Kürdü ve Kürt sorununu 
anlamıyor. Ya da belki anlıyor ama siyaset olarak, oy uğruna anlamak istemiyor. 
            Peki ya Taraf gazetesi? Bu gazete çıktığı ilk günden yakın zamana 
kadar Kürtleri en çok anlayan ve en çok haber yapan bir gazete olarak en büyük 
tirajı Kürt coğrafyası ve batıda da Kürtlerden sağlıyordu. Peki, son günlerde 
ne oldu da "Referandum" uğruna Kürtlerin üzerine bu kadar gidiliyor. Hem o 
Taraf gazetesi ki, bir taraftan Faili meçhul cinayetler üzerine günlerce süren 
yazı dizisi yapan bir gazete olarak da hala Kürtlere göz kırpıyor.
            Allah aşkına hangi halk, hangi millet, hangi insan Kürtlerin 
yaşadığı travmayı yaşasa Kürtlerin bugünkü ruh halinden çok daha tepkili bir 
milleti olarak karşınıza çıkmaz? 
Aniden ortadan kaybolan, çoğu ensesinden tek kurşunla öldürülen genç erkek ve 
kadın 17 bin 500 faili meçhul. 40 bin canı toprağa vermiş. Günlerce, 
haftalarca, hatta aylarca işkenceden geçirilmiş insan bedenleri. Gözaltında 
kaybedilen ve kemikleri toprak altından çıkartılan binlerce Kürt'ün çürümüş 
kafatası kemikleri. 4 bin köy ve mezradan 4 milyon sürgün. Kimsesiz 
mezarlarından fışkıran cesetler. Bunlar Kürtlere reva görülenlerden sadece 
birkaçı. Hepsini saysam değil bir makalenin hacmi, kitaplar hatta ciltler 
yetmez.
            Birileri Kürtleri, Kürt partilerini, Kürt siyasilerini sorgularken 
bu gerçeğin utancını da sorgulayarak mı o makaleleri, o haberleri yazıyor 
doğrusu çok merak ediyorum. 
Kürtler eşit kulvarda yarışıyorsa Taraf ve Ahmet Altan son günlerdeki 
sorgulamayı yapma hakkına yerden göğe kadar haklıdırlar. Kürtlerin konumu 
belli, Taraf'ın yaklaşımı için vicdan, merhamet ve el insaf demek gerekmez mi?
Bir okuyucumun geçen haftaki yazıma "Gavan - Adıyaman" rumuzuyla gönderdiği 
"Kaçıncı Zoka" başlıklı yorumda: ( Sağ olsun bana babamın, dedemin, 7 göbek 
lakabımız olan "Seyda" ile hitap etmiş. Önce bu lakap ve hitabet ile beni 
duygulandırdığı için bu okuyucuma binlerce teşekkür.) 
"Seyda bir zamanlar 2000 e doğu dergisi ile Cumhuriyeti almak için evin 
masraflarını kısıyorduk ve bu yayın organlarının yolunu dört gözle bekliyorduk, 
Hakkari'de. TARAF'ı görünce kaçıncı terane demiştim....." 
Yani şimdi Taraf gazetesi biz Kürtler için bilmem kaçıncı terane ya da yeni bir 
zoka olarak mı beynimizde yer edecek. Taraf gazetesi yönetimi ve Sayın Ahmet 
Altan bu açıdan Kürtleri anlamalılar. Değilse Taraf gazetesi de "2000 e Doğru " 
ve " Cumhuriyet " gazetesi gibi Kürtler açısından tarih sayfasındaki yerini er 
ya da geç alacak. Bu böyle biline.
 
-- 
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane


-- 
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane


-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap