Toplu mezarlar ve Hizbi-Kontra
10 Ocak 2011 Pazartesi 16:11

Ders kitaplarında, gazete, dergi sayfalarında, TV ekranlarında ara sıra 
rastlarsınız ya " Anadolu Medeniyetleri" diye. Kürt coğrafyasında Anadolu 
Medeniyetlerinin onlarcası var olmasın var da, aynı topraklarda Cumhuriyet 
öncesi ve sonrası yapılan zulüm için " Anadolu Mezalimi" ismiyle bir kitap 
yayınlansa ne kadar isabetli olur.
Bitlis'in Mutki ilçesinde askeri sahada korucuların ihbarıyla yapılan kazıda 
ortaya çıkan toplu mezarda 12 insan iskeleti bulunmuş. Yarın Adli Tıp onlara da 
" hayvan iskeleti" demezse, bilin ki o 12 iskelet o topraklarda doğmuş, anne 
yüreği ve şefkatiyle büyütülmüş 12 Kürt gencine aittir.
Acıdır ki Show'un" Muhteşem Yüzyıl " isimli dizide Padişah'ı küçük düşürüyor 
diye kıyametler koparanlar. Diziye tepki yağdıranlar, 600 yıl önce Osmanlının 
savaşla zulüm ederek yeni topraklar almayı kabul etmeyip hikâye ve masallara 
inandırılan Cumhuriyet'in evlatlarından toplu mezarlar için ne sesleri, ne de 
sedaları çıkıyor.
On, on beş yıl önce faili belli toplu mezara dönüp bakmayan zihniyet İnsan 
Hakları Derneği Bitlis Şubesi'nin Bitlis İl sınırları içinde 33 değil 333 kadar 
toplu mezar var açıklamasına da el birliği etmişçesine bütün medya sağır ve 
dilsiz kesilebiliyor.
Yıllar önce kaybedilmiş evlatlarına ait mezar ile teselli bulup sevinmelerine 
vesile olacak anne, babaların olacağı ne kadar ironi, ne kadar korkunç ve de ne 
kadar ürpertici değil mi? Hiç sağlıklı düşünen bir toplum olsaydık bunlara 
isyan etmez miydik?
Yakın geçmişimizde Kaybedilmiş Kürt gençlerin kemiklerinin konduğu bir mezarla 
teselli bulan aileler. Bu korkunç manzara karşısında sesi çıkmayan bir toplum 
ve medya var.
Diğer tarafta Padişahları evliya, âlim, bilgin, bin metre öteye ok atabilen, 
tek eliyle yüz kiloyu kaldıran insanüstü ilahlar gibi gösteren. Ya da haremi 
günün 12 saati Kur'an okuyup, dua eden ve Müslüman dinine devşirilen 
cariyelerle birlikte soylu ailelerin kızlarının eğitim gördüğü, kitap okuduğu, 
yabancı dil ve benzeri eğitimler aldığını algılayan bir toplumdan faili belli 
cinayetler ve toplu mezarlara tepki göstermesini beklemek safdillik olur.
Bütün bunlara kime mi borçluyuz?
Sadece adı "Cumhuriyet" olan rejime. ( Bu arada unutmadan yazayım, uzaktan 
ahkâm kesenlere bir çift sözüm var. 30 yıl Cumhuriyet'in okullarında ilk, orta 
ve liselerde yani her kademe okulda tarih ve Cumhuriyet tarihi öğretmenliği 
yaptığımı hatırlatırım.)
Konumu ve görevi devleti korumakla yükümlü bir Cumhuriyet.
Solcu, Kürt, Dindar, mütedeyyin büyük halk kesimini suçlu gören bir Cumhuriyet.
Bakmayın 2011 yılındayız. Cumhuriyet 88 yaşında da olsa yargısıyla, 
bürokrasisiyle, tek halk yaratmak için oluşturulan eğitim sistemiyle kendini 
daha fazla gizleyemiyorsa da belli kesim ve mevcut yönetim bu rezilliği 
göstermemek için elinden geleni ardına koymuyor.
Ya yargı? Hazan yaprakları gibi dökülüyor ne yazık ki kimsenin umurunda değil.
Baksanıza domuz bağları, evlerde dim dik mezarlar. Diri diri gömülenler. Eli 
ayağı bağlı, ağzı bantlı sorgulananlar. İnsanlar böylesine vahşileşebiliyor ve 
zulmü Allah adına yaptığını saydırtarak toprağa gömebiliyorlar. Ama bizler 
zalimlerden Allah'a sığınıyoruz.
İşkence videolarıyla Batman, Şırnak, Diyarbakır, Van, Hakkâri, Şırnak, Siirt 
gibi Kürt coğrafyasında korku ve dehşet saçtılar. İnsanları gündüz enselerinden 
tek kurşunla infaz eden, öldürme yetenekleriyle hafızalarımıza kazındılar. 
Sınırsız bir öldürme gücü sergileyerek yüzlerce cinayet işlerken resmi 
kuvvetlerin yedeğinde bunları yapan Hizbi-Kontra üyelerinin halaylı 
salıverilmeleri haklı olarak herkesten çok Kürtleri dehşete düşürdü.
Ama toplu mezarlar ülkesi olan bölgede kayıp mezarları için aynı tedirginlik ve 
duyarlılığın gösterilmediği, kimsenin kılını kıpırdatmadığını da gördük ve 
izledik.
Oysa Kürtler JİTEM, Hizbi-Kontra ve itirafçıların vahşetini çok derinden 
yaşamıştı.
Hepsi jandarma birliklerince eğitiliyor, silahlandırılıyor; Kürt şehir, kasaba 
ve köylerinin sokaklarında insan avuna çıkartılıyorlardı.
Nere de mi eğitiliyorlardı?
Doğup, büyüdüğüm, çocukluğumu, gençliğimi dağlarında, bağlarında, bahçelerinde 
geçirdiğim Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı zümrüt gibi yeşil ve kaynak 
sularının cennete çevirdiği Seki ( Xerabe Bena), Gönüllü ( Derdile) ve Çiçekli 
( Şifere) köylerindeki kamplarda.
Silahlı eğitim gördüler, lojistik destek aldılar.
Kim söylüyor?
Zamanın Batman Emniyet Müdürü Öztürk Şimşek. O tarihlerde olayları duyduğumda 
"Batman Çağdaş" gazetesindeki köşemde konuyu işlemiştim.
Ne mi demiştim?
Solcu ve devrimci Kürtleri dindar Kürtlere kırdırıyorlar. Bölgede uygulanan bin 
yıllık yöntem. Kürdü Kürde kırdırma metodu " böl parçala yönet." Kürtler de bu 
zokayı yutuyorlar.
Ve bugün Bitlis'in Mutki ilçesinde Jandarma Karakolu"nun sınırları içinde 12 
genç kürdün cesedi çıkartılıyorsa; Muhteşem Sultan dizisi gibi tepki 
görmüyorsa, toplumsal barış için daha bir hafta önce bu İlde nutuk atan 
Başbakan konuşmuyor ve fırsata dönüştürmüyorsa kaygı duymamak, endişelenmemek 
mümkün mü?
Niçin mi bunları yazıyorum. Allah'a karşı görevimi yerine getirmek için. Elie 
Wisel demiş ki "Adaletsizliği önleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. 
Fakat 'itiraz etmeyi' beceremediğiniz bir zaman asla olmamalıdır." Yani adalet 
için yazıyorum.
Cumhuriyet kurulduğu günden beri adının anlamına uygun adaleti, hakkı, hukuku, 
halkı değil devleti korumayı kendine şiar edinen bir rejim olarak bugüne kadar 
geldi.
İyi de, devleti korumak ile yükümle bir yönetim varsa, halkı kim koruyacak?
Artık Cumhuriyet'i yönetenler de mızrak çuvala sığmadığı için Cumhuriyet adıyla 
bağdaşmayan yönetimin kendilerini incitmeden değişmesinden yana olacaklar mı?
Hani Ergenekon ile işin ucu onlara da dokunmaya başladı da.
Eğer hemen gereken yapılmazsa, faili meçhuller, toplu mezarlar, Balyoz, 
Hizbullah, Ergenekonların üzerine hakkıyla ve adaletle gidilmezse, korkarım ki 
daha nice on yıllar bu dondurulmuş, taşlaşmış zihniyetle toplumu yönetmeyi 
sürdürecektir.
Unutmadan son notumu yazayım da içimde kalmasın. Taraf denilen gazete manşet 
attı. Ancak Cumhurbaşkanı Basın Danışmanı Ahmet Sever yalanladı. Dedi ki "  
Cumhurbaşkanı Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşları ile kahvaltılı 
buluşmasında 'anadil haktır, bu hak tanınacak' diye bir ifadesi olmamıştır." 
Taraf'ın palavrasına inananlara duyurulur.                                      

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap