05.05.2011 Perşembe

PİSLİK DAĞLARI

M. Latif YILDIZ

            Aslında
bugün yazı günüm değil. Ancak yazılan çirkin bir makale bu yazıyı yasmama sebep
oldu. Bu kafalar bu ülkede olduğu sürece bu ülkeye barış ve kardeşliğin gelmesi
zor.

            Soğuk
savaşın bittiği son 20 yılda dünya yeni bir biçime doğru yol alıyor. Duvarlar
yıkıldı, Varşova Paktı dağıldı, Sovyetler Birliği çöktü, Balkan'lardan
başlayarak Orta Asya, Afrika, Güney Amerika'da hızla gerçekleşen değişim ve
dönüşüm rüzgârları şimdide Arap Dünyası'nda pislikler temizlenerek şekillenmeye
başlandı. Haklı, haksız, doğru, yanlış 11 Eylül saldırıların mimarı iddiasıyla
on yıldır aranan Usame Bin Ladin öldürüldü.

            Dünya'nın
dört bir yanında 7 kıtada yer yerinden oynuyor, her toplum kendi pisliğini
temizliyor. Ortadoğu'da herkesten önce Cumhuriyet ile buluşan biz 88 yıllık
Cumhuriyet'i heba ettik; yetmezmiş gibi son 30 yılda 50 bin cana mal olan
pislik dağlarına hiç dokunmadık.

            Bizde ne
hikmetse yaprak kıpırdamıyor. 2011 yılı seçim meydanlarında "demokrasi", "daha
fazla özgürlük", "insan hakları" "aş, iş" konuşulacağına karşılıklı intikam
naraları atıyor; ağza alınmayan hakaret ve kötü sözlerle her gün gazete ve TV
ekranlarına yansıyor.

            Liderlerin
bu yanlış tutumunu gündeme getirmesi gereken medya onları geride bırakan bir
yaklaşım sergileyerek köşe pislik dağlarına yeni çöp torbaları atmakla
meşguller. Ve bu çöplerin pis kokusu ülkeyi yaşanmaz hale getiriyor.

            88 yıldır
hayatımızın merkezine oturan devlet milliyetçiliği kullanarak kendini kutsadı.
Nitekim Başbakan "Milliyetçilik bu ülkenin zenginliğine zenginlik katmaktadır"
diye birkaç oy için kutsallığı pekiştiriyor. Bir başkası rejimi dine alternatif
yaparak rejimi kutsadı. Medya ve eğitim yoluyla yaratılan sivil ve siyasi
kamusal alanı dikta ettiler. Ancak bütün çabalarına rağmen yine de istedikleri
başarıyı gösteremiyorlar.

            Cumhuriyet'in
ilk 27 yılında totaliter tek parti devri Allah var elinden geleni arkasına
koymadı. Son 61 yılda çok partili sisteme geçildiyse de rejimin dikta,
militarist, milliyetçi, ırkçı savunucuları dizginleri ellerinde tuttukları için
"demokrasi"nin kapısı açılamadı.

            Bu
sebeplerden dolayı pislik çöpleri yığılmaya başladı. Medya, Siyaset, Bürokrat
ve Asker elit "Laiklik" adı altında kimsenin adım atmasına izin vermedi. "Din"
ve "Kimlik" en büyük tehlike olarak ilan edildi. 

İnsanların dertlerini,
istemlerini, sorunlarını dert edinmeyen sistem bugün bile dünyanın birçok
ülkesi pisliklerini temizlerken bizim ülkemiz pisliklerin içinde "Çöp Ev"
sahibi medyum gibi direndikçe direniyorlar. Yetmezmiş gibi bazıları da iflah
olmaz hastalıklı bir ruh haliyle torbalara doldurduğu pisliğini yığılan çöp
dağlarının üzerine atmakla meşgul.

Yapılan insanlık dışı
uygulamalara rağmen; ağır koşullarda canları pahasına ülkesinde süregelen  
pislikleri temizlemek için hayatlarını feda
eden milyonlarca insan çırpınırken; ülkemizde özellikle bazı sorunlara karşı
insanlarının hala sessiz kalması ne acı!..

Oysa haksızlığa karşı cesur ve
güçlü olmanın tam zamanıdır. Bireylerin menfaatine indirgenen Kemalizm ile
hesaplaşmaktan Kürt sorununa; başörtü yasağından işsizlik ve emek sömürüsüne
kadar biriken dağ gibi pislik dolu çöpleri ortadan kaldırma işini, siyaset,
medya, bürokrat, toplum olarak tam da seçim sathında birlikte omuzlamamız
gerekmez mi?

Hayat o kadar kısa ve yaşam o
kadar zor ki! Bu kısa ve zor hayatta bizler doyasıya yaşamadık. Bari bırakın
çocuklarımız, torunlarımız yaşasın. Bırakın gelecek nesiller mutlu olsun.
Çocuklarımız geleceği için dağ gibi biriken pislikleri kaldırmak bizim 
görevimiz.

Hürriyet gazetesinde 2 Mayıs 2011
Pazartesi günü Fatih Çekirge şöyle yazmıştı: "Yalova 6 Haziran 1995'te; Hakkâri
1936"da il olmuş. Yani Yalova'dan 59 yıl önce. 2011 YGS sınavında en başarılı
il Yalova; en başarısız il Hakkâri. Hakkâri, Yalova arasındaki bu vahim
uçurumun anlamı nedir? 

Yıllarca 'Olağanüstü Hal'lerle
Hakkâri'yi yönetenlere bu durum olağan geliyor mu? Hani Anayasa kitabına göre
'herkes eşit'ti;" diye soruyor."

Ne yazık ki pislik dağları
durdukça Sayın Çekirge daha çok bu soruyu soracak.

Aynı gazetede, aynı gün Sayın
Çekirge'nin bir arka sayfasında "Rahmi Turan" adlı yazar da köşesinde torba
torba pislik taşıyarak çöp dağlarının üzerine yığıyordu. Gerçekleri yazmak
yerine bir zamanlar Tan ve Günaydın gazetelerinde yaptığı gibi asparagas,
niteliksiz dedikoduları yazmış. Ve de ismini vermediği bir doktoru adres
göstererek (o doktor onun hayal dünyasında dolaşan kendisi olmasın) 88 yıldır
biriken çöp dağlarına birkaç torba pislik attığı için insanlık, kardeşlik,
barış adına bu köşe yazısını yazan yazarı kınıyorum.

"Taş atan çocuklar geçim kaynağı"
başlıklı makalesinin her cümlesi baştan sona kadar devlete de, halka da
yöneticilere de iftira ve kurguydu. O makalesi için İHD, Çağdaş Hukukçu ve
duyarlı bazı Avukatların dava açmaları çağrısında bulunarak bu yazara tuttuğu
yolun yol olmadığını biri hatırlatmalıdır. 

Bölgede baskının, zulmün,
yoksulluğun, kimliksizliğin, itilmişliğin, inkâr ve imha inadının beslediği
kin, nefret, kışkırtma ya da şiddeti böylesi yazılar ile körüklenmemeli. Hangi
yöntem olursa olsun silah ve şiddetin hüküm sürdüğü karşılıklı çatışmalar ile
gelecek nesillerin hayatlarını tehlikeye attığımızı unutmamalıyız.

Bu kısır döngü bitmelidir. Bu
öfke, bu intikam ve karşılıklı kin bitmelidir. Muktedirler siyaseten ayakta
kalmak için kurguladıkları kirli oyuna medya payanda olmamalıdır. Yeter artık;
rakip, hasım, düşman üçgeninde ne polis, ne asker ne gerilla ölmemelidir.
Zalimlerden da zalimce yöntemler uygulayarak bu sorun asla bitmez. Ölmek ve
öldürmekle bitseydi 88 yılda 29 isyanda bu sorun biter ya da bir taraf galip
gelirdi. Ancak bu çıkmaz yolun ne yazık ki galibi de mağlubu da değil 88 yıl
188 yıl sürse olmaz/olmayacak. 

Ülkenin geleceğine,
birlikteliğimize, kardeşliğimize pislik torbalarını atan basın mensupların
hidayet bulması temennisiyle 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü yoğun bir
tempoyla geçiren meslektaşlarımın günün kutluyorum. Görevleri doğruyu
okurlarına aktarmak olan gazetecilerin şiddete maruz kalmayacağı bir dünya
diliyor; Yüksekova Haber'in böylesi bir haftada yayın hayatına başlamasının 12.
yılını kutluyorum. 

 

                                          
Pislik dağları başlıklı makale
http://cid-84882d511213ecee.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&resid=84882D511213ECEE!254&type=6&Bpub=SDX.Docs&Bsrc=Docmail&authkey=QLhyAmjkbF8%24

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap