*İlkehaber sitesinde yayınlanan yeni yazımda, Kürtlerin PKK algısı üzerine
görüşlerimi yazdım. Yazının tümünü başlığa tıklayarak ya da aşağıdaki
linkten de okuyabilirsiniz.*
*Selam ve saygılarımla.*
*
*
*Fehim Işık*
*________________*


*Şiddet sarmalının
handikapları<http://www.ilkehaber.com/yazi/siddet-sarmalinin-handikaplari-2132.htm>
*

* *

*Kürt sorunu yeniden şiddet sarmalına girdi. Bu durum haliyle aktörler başta
olmak üzere her kesimin söylemini etkiliyor. Bu etkilenme siyasetin söylem
dışındaki diğer argümanlarına da yansıyor. Bu yeni argümanın sonucu olarak
dile getirilmeye başlanan bir kanaat, bana geçmişte televizyonlara
çıkarılan, gazetelerde röportajlar yapılan her Kürde dayatılan, 'Söyle
bakalım, PKK terörist mi, değil mi?' söylemlerinin bir başka versiyonunun
gelişmekte, geliştirilmekte olduğunu hatırlatıyor. Şimdilerde de, "Kürtler
PKK korkusu nedeniyle düşüncelerini açıkça yazamıyorlar. Üzerlerinde PKK
tehdidi ve baskısı var. Aslında Kürtler öyle düşünmüyorlar, ama
düşündüklerine de söyleyemiyorlar," deniliyor. Bu türden tepkileri ben de
zaman zaman alıyorum.*

*Bu tür yaklaşımların kökeninde elbet yönlendirme amacı var. Bunu görmek
mümkün. Siyaset yapan mümkün olduğunca yönlendirmeye ve etkilemeye çalışır.
Siyaseten bu bir hak. Ama şiddet ve ölüm üzerine yürütülen bir siyasette bu
bir hak değil, çirkefliğin daniskasıdır.*

*Bu türden söylemleri kendilerine malzeme edenler kendi adlarına
konuşsunlar. Ama bunu Kürtler adına konuşarak yapmasınlar.*

*Şu çok açık: Kürtlerin eli kalem tutanlarının azımsanmayacak bir bölümü
yeri geldiğinde PKK'ye en sert eleştiriyi yöneltmekten çekinmiyorlar.
Kürtler kahve sohbetlerinde de, iftar sofralarında da, sivil itaatsiz
cumalarda ve teravihlerde de, komşu gezmelerinde de pekala PKK'yi
eleştiriyorlar, yanlışlarını söylüyorlar. Üstelik bugün daha fazla
söylüyorlar; çünkü bu söylemi dile getirmenin bedeli geçmişteki kadar ağır
değil. Ama dile getirilen bu eleştiriler, 'Söyle bakalım, PKK terörist mi,
değil mi?' dayatmasının yeni versiyonunu savunanları, kesmiyor. Bu
eleştiriler, Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşıtlık temelinde
şekillenmiş bu kesimler tarafından, görülmüyor, görülmek istenmiyor. Çünkü
bu eleştiriler bu kesimlerin işine yaramıyor. Sözünü ettiğim bu kesimlere
göre Kürtler gece gündüz PKK'ye yüklenmeli, 'yaşanan tüm bu olayların
müsebbibi PKK'dir,' demeli. Hatta mümkünse, Mehmet Metiner gibi davranıp,
'PKK terör örgütüdür,' noktasından olaylara bakmalı. Bu eleştirilerin(!)
devamında da 'Yaşa AKP! Sen bizim her şeyimizsin! Sen Kürtlerin biricik
temsilcisisin!' diye de slogan atmalı.*

*Bu minvalde, birilerine 'vallah billah ben PKK'li değilim'i ispat etmek
için değil, ama PKK'ye eleştirel yaklaşan Kürtler olduğunu da ifade etmek
için geçmişte yazılanları bir kez daha yazmakta hiçbir beis görmüyorum.
Elbet, PKK pirüpak bir örgüt değil. Gelinen noktada ciddi hataları da var,
sorumlulukları da... Bunu artık sadece PKK'li olmayanlar veya PKK'ye
eleştirel yaklaşanlar değil, bizzat PKK'lilerin kendisi de, onun periferinde
siyaset yapan kesimler de kabul ediyor; zaman zaman da dillendiriyorlar. Ama
bütün bunlara rağmen Kürt sorununun çözümü gibi ağır bir vebalin sorumluluğu
altında yazanların, bu nedenle siyaset yapanların, Kürt sorununun çözümü ile
daha farklı bir yaşam standardına kavuşacak mazlum Kürtlerin PKK'ye cepheden
vurmalarını beklemek, Kürt aydınlarının birer Metiner versiyonu olmalarını
hayal etmek ya da bu anlama gelecek dayatmalarda bulunmak, eşyanın tabiatına
aykırıdır. Kürtlerin bu yaklaşımı gösterememesinin temel nedeni olarak
korkuyu öne sürmek ise abesle iştigaldir.*

*PKK Kürt sorununun günümüze yansıyan sonucudur. Gelinen aşamada hala ve
ısrarla, PKK'nin bir sonuç olduğu gerçeği göz ardı ediliyor. Kürt halkının
kimliğinin red, inkar ve asimilasyonu, Kürt halkına Cumhuriyet sonrasında
yönelen büyük katliamlar birçok örgütün çıkışına neden olduğu gibi PKK'nin
de çıkışına neden oldu. 1938 sonrasında, yani devletin Kürtler üzerindeki
egemenliğini pekiştirmesinden sonra Kuzey Kürt örgütleri içinde şiddete ilk
bulaşan örgüt PKK oldu. Devlet şiddeti, işkenceler, faili meçhuller, köy
boşaltmalar Kürtleri giderek PKK ile daha fazla buluşturdu, deyim yerindeyse
PKK'yi Kürtlerin önemli bir bölümünün sığınağı haline getirdi. En
nihayetinde bugünlere gelindi.*

*Artık siz görseniz de, görmeseniz de PKK, Kürtlere karşı uygulanan
katliamların, sindirmelerin, yok etmelerin karşıtıdır ve bu haksızlıkların
giderilmesi için de ağır bedeller ödemiş bir örgüttür. En azından Kürtlerin
geniş bir kesimi içindeki PKK algısı, budur. Dolayısıyla PKK'ye, PKK'li
olmasa bile 'Kürt gözüyle' bakanların algısı ile bugünlerde 'terör uzmanı'
kesilen ve bazılarının AKP'ye 'terör danışmanlığı' yaptığı da açık olan
kalemşorların algısının bir olmasını beklemeyin.*

*Bu belirlemelerden sonra bir başka noktaya da kısaca dikkat çekmek
istiyorum.*

*AKP'ye dönük dile getirilen, Kürtlerin red, inkar ve asimilasyonunu
sonlandırdığı yönündeki yaklaşımlar da bugünlerde geniş bir biçimde
yazılıyor, çiziliyor. Yukarıda dile getirdiğim yaklaşımın akabinde,
özellikle bu günlerde 'Niçin AKP'nin yaptıklarını görmüyorsunuz? Red, inkar
ve asimilasyonu bitirmedi mi?' serzenişleri geliyor. Özellikle dindar ve
mutedeyin insanlarımız arasında bu yaklaşımlar giderek yaygınlaşıyor.*

*AKP'nin yaptıkları var; onun geçmiş tüm hükümetlerden farklı bir tutum
içinde olduğu açık. Ama yaptıklarını niçin yaptıkları da, doğrusu ancak
bugünlerde daha net okunmaya başlandı.*

*AKP Kemalizm'le sorunlu dindar Türk insanının partisi olarak kuruldu. Milli
Görüş gömleğini değiştirerek sahneye çıksa bile, aynı zeminden beslenmiş bir
AKP, bu gömlekten kolay kolay kurtulamıyor ve iktidarını pekiştirince bir
kez daha görüldü ki kurtulamadı da.*

*Kemalizm'in üç 'öcü'sünden biri dindar kesimlerdi. Kemalizm; Kürt sorunu,
komünizm ve dindarlık alanlarında faşizan, baskıcı ve katıydı. Kemalizm bu
katılıklar üzerinde inşa ettiği Cumhuriyet'le, trenini 80 yıl yürüttü. Tarık
Ziya Ekinci'nin dediği gibi, "Komünizm sorunu SSCB'nin yıkılmasıyla çözüldü.
Kürtler dağa çıktı, dindarlar iktidara geldi."*

*AKP iktidara geldiğinde, Refahyol iktidarının deneyimi yaşanmıştı. Geçmişi
iyi okuyan, yönetim deneyimi olan AKP kadroları, özellikle de Başbakan,
iktidarlarını kendi argümanları üzerinden değil, ancak Avrupa kriterleri
üzerinden şekillendirebileceklerini iyi gördüler. Bu politikaların yaşama
geçmesinde de Avrupalı ve Türkiyeli demokratların yanı sıra 'Kürtler' de iyi
bir müttefik olabilirdi. AB'yi arkasına alan, liberal demokratların önemli
bir bölümünü inandıran 'sosyal demokrat' makyajlı AKP, kendisini birincil
derecede ilgilendiren, belki de kendisini iktidara getiren temel
argümanlardan biri olan 'türban (başörtüsü) sorununu' hala bile
çözememişken, Kürt ve Alevi çalıştaylarıyla, muhafazakar dindar kesimi
birinci derecede ilgilendiren sorunlar dışındaki kendi ilgi alanına en uzak
olan sorunları çözmekle(!) işe girişti. Bugün geriye dönüp baktığımızda,
geçmişte birçok Kürdün de iyi niyetle değerlendirdiği bu yaklaşımın samimi
olmadığını artık daha net görebiliyoruz.*

*AKP ancak demokrat bir kimlik ile dış dünyanın yoğun desteğini alabilirdi.
Muhafazakar dindar ve Türkçü bir kimlik, bu desteği ona sunmazdı. Öyle de
oldu. 'Demokrat' kimliği ile destekleri topladı; iktidarını pekiştirdikten
sonra gelip dayandığı sınırda da muhafazakar dindar ve nispeten Türkçü
kimliğine yeniden büründü.*

*AKP artık Kürtler, Aleviler ya da muhafazakar kesimi ilgilendiren sorunlar
dışındaki tüm sorunlarda, 'Yapacaklarımı yaptım, benden bu kadar,'
noktasındadır. Bu noktaya karşı çıkan her kesimde doğal olarak AKP'nin
hedefindedir.*

*Hiç unutmayalım; AKP'nin denediklerinin tümü bu ülkede denenmiş ve ters
tepmiş siyasetlerdir. Bu ülkede denenmeyen tek şey, bir dönem AKP'nin de
yapmaya çalıştığı politikadır; yani 'diyalog ve müzakere' politikasıdır.*

*Elbet, ülkenin yeniden içine girdiği şiddet sarmalından kurtulmasında
PKK'nin de sorumlulukları vardır. PKK, silahsızlanmaya doğru gidecek,
şiddeti bir bütün olarak ortadan kaldıracak bir politikayı benimsemeli, açık
zemindeki siyaset mekanizmalarını bu anlamda geçmişten fazla önemsemeli ve
özellikle BDP'nin bağımsız siyaset yapabilmesi için onu dolaylı da olsa
yönetmekten vazgeçmeli, BDP'nin önünü açmalıdır.*

*Sürecin normalleşmesinde herkesin sorumluluğu var. Ancak en büyük
sorumluluk AKP ve PKK'nindir.*

*Onlar isterlerse bu ülkeyi 'rezil' de ederler, 'vezir' de...*

*
*

*Yazinin linki:*

*http://www.ilkehaber.com/yazi/siddet-sarmalinin-handikaplari-2132.htm*

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap