ÖLÜYORLAR����  DUYUYORMUSUN ?

Tayfun  İşçi

 Kulaklarımı tıkadım. Duymak istemiyorum. Düşünmemeye çalışıyorum. Beynimin 
içinde bir uğultu dalga dalga aynı şeyi tekrarlıyor. Ölüyorlar…  Ölüyorlar... 
Duyuyormusun?

Bütün duyularımı kilitliyorum. Duymak, görmek, anlamak istemiyorum. Ama nafile 
kendini tutmak ne mümkün! Ruhumun derinliklerinde kelepçeler, prangalar, 
zincirler. Vicdan, ta derinlerden sızım sızım sızlıyor. Duymuyorum, görmüyorum, 
düşünmüyorum ama ruhum tiril tiril titriyor.

 Demir parmaklıklar ardında yorgun, bitkin bedenler birer birer dökülürken, 
yürekler hep birlikte “Berxudan Jiyane”(Direnmek yaşamaktır)ruhunda buluşuyor. 
Beden çoğu kez kontrol edilebiliyor ama ruhlar söz dinlemiyor. Ruhlar bir 
birini çağırıyor ve ruhlar aynı çığlıkta buluşuyor.

Yaşam için ölümü kuşanmak nasıl bir muammadır anlamaya çalışıyorum. Ruh, bedeni 
esarete, zorbalığa, vahşete kalkan etmiş çarpışıyor. �������  Beden döküldükçe 
ruh şaad oluyor. Onlar çarpışıyor ben yanıyorum, kavruluyorum, kahroluyorum, 
küçülüyorum yok oluyorum. Çaresizim. Duymak, görmek, hissetmek istemiyorum. 

Uğursuz 15 Şubat’tan bu yanadır cezaevleri ruhların savaşına sahne oluyor. 
Açlık grevleri her geçen gün yayılıyor. Grevler demir parmaklıkları çoktan aştı 
dünya bu çakılan kıvılcımda tutuşuyor.

�“Operasyon bitsin. Müzakere başlasın. Tecrit kaldırılsın” Talebinde yanmakta 
olan bu ateş insanlığımızı alıp götürüyor. Soğuk zindan duvarları gibi 
taşlaşıyoruz. 

 Nedir bu inat? Nedir bu zulüm.

 Otuz yıldır sürdürülen bu savaş daha kaç canımızı alıp götürsün? Daha kaç yıl 
bu acılarda yok olalım? Bu açlık grevlerinde istenen şeyleri kim istemiyor. 
Deyin bana.

Savaş dursun, Müzakere başlasın demek,  savaşı durduracak olanların üzerindeki 
tecridin kaldırılmasını istemek yanlış mı?

 Peki, siz ne istiyorsunuz savaş sürsün barış yok, görüşmek yok, anlaşma yok, 
hepinizi yok edeceğiz mi diyorsunuz? Otuz yıldır böyle dedin ne oldu. Eline ne 
geçti. Memleket kana boğuldu bu savaşı kazanma umuduyla tüm geleceğimizi el 
âleme sattın eline ne geçti. Bu nasıl bir inat? Bu nasıl bir vicdan? bu nasıl 
bir insanlık?

Dostlara, insanlara sesleniyorum. Susun…

 Hele bir yol dinleyin. Bedenlerin çöküşünü ruhların ızdırabını  duyuyor 
musunuz?

Duyuyorsanız şunu bilin ki; Ruhlar bedene benzemez. Ruhlar teker teker ölmez 
bir ruhun ölümü tüm ruhları karartır, bitirir yok eder. 

Ruhsuz ve vicdansız bir dünya istemiyorsak eğer, cezaevlerinden çekip almalıyız 
bu dramı paylaşmalıyız yok edene dek.

 Cezaevleri ölüm kokuyor. Canlar düşüyor. Ruhum daralıyor, boğuluyorum, 
dayanamıyorum kendimi artık tutamıyorum. Anlıyor musun? 

 

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Attachment: ÖLÜYORLAR.docx
Description: Binary data

Cevap