Çözümsüz çözümcüler ve tabii 'birlik' sorunu!

   -  HEVRA
   [image: Fehim Işık]
   Fehim Işık
   [email protected]


   Haziran ayının başından bu yana Türkiye gündemi çok hareketli. Gezi,
   polis şiddeti, gaz, cop, plastik mermi, gerçek mermi, ölümler ve derken
   Lice ile ortaya çıkan yeni durum, en çok da hükümet yanlısı liberalleri
   kızdırmışa benziyor.
   Kızdırmış derken, yanlış anlaşılmasın; bu kesimlerin kızgınlığı hükümete
   değil, yaşanan şiddete ve ölümlere tepki gösterenlere kızıyorlar.
   Yafta da hazır: "Çözüm karşıtları sürecin ilerlemesini istemiyorlar,
   ellerini ovuşturmaya başladılar..."
   Bunlara göre, hâlâ bir somutluk içinde adım atmaya direnen hükümete,
   polis şiddetine, ölümlere tepki gösterenler çözüm karşıtı; bozuk bir Kürtçe
   ile "Roj Roja Biratî Ye/Gün Kardeşlik Günüdür" diyenler ise çözümün has
   savunucularıdır.
   Bir mağduriyet yarışı yapma adına demiyorum, ama şu gerçeği de hiç kimse
   unutmasın: Acıyı iliklerine kadar yaşayanlar çözümün en namuslu
   savunucularıdır.
   Acının çözümle ilişkisini de sıralarsam, rahatlıkla diyebilirim ki...
   Hiç kimse çözümü, bir gerilla kadar istemez...
   Hiç kimse çözümü, dağda evladını yitiren bir ana kadar istemez...
   Hiç kimse çözümü yaşamının son 30-35 yılını cezaevlerinde, kaçaklıkta,
   işkencede, açlık ve sefalette geçiren biri kadar istemez...
   Ve bunun içindir ki; yani, çözümün kokusu geldiğindendir ki AKP'nin ilk
   iki döneminde ona yeri geldiğinde destek verildi, vesayeti alt etmesi, 12
   Eylülün karanlık duvarını delmesi için kredi tanındı...
   Ama şu üçüncü dönemde üzerindeki mağduriyet gömleğini çıkarıp önce
   hükümet sonra iktidar olma yetisini elde eden AKP'liler ve Başbakan, artık
   mağdur değiller...
   Artık karşımızda bir şiir okuduğu için cezaevine düşmüş, siyasi yaşamı
   karartılmak istenen bir Başbakan yok...
   Artık karşımızda eşinin baş örtüsü nedeniyle linç edilmek istenen bir
   Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri yok... Bu nedenle çözümü isterken
   onlara bangır bangır bağıracak ve tüm yapılanları, yaşananları onlarca kez,
   yüzlerce kez yüzlerine haykıracağız...
   Çünkü artık çözümün bir kandırmaca olmaktan çıkmasını ve gerçekten çözüm
   olmasını istiyoruz.
   Çünkü artık yaşatılan mağduriyetler üzerinden şekillenen kindar bir
   toplum değil, eşit, özgür ve demokratik bir toplum talebiyle, gerçekten
   çözüm olmasını istiyoruz.
   Ve en önemlisi; onurumuz ayaklar altına alınırken bir çözüm olmayacağını
   da biliyoruz...
   Cidden çözüm istemeyi zulmü iliklerine kadar yaşamış olanlar iyi
   bilirler; sırça köşklerinde hariçten gazel okuyanlar, "Roj Roja Biratî Ye"
   yalanıyla koltuğuna yapışmış olanlar bu duygunun zerresini bilmezler...
   Onlar Gezi'de, Lice'de üretilen yalanlardan da; kendilerini çözümcü,
   zulmü iliklerine kadar yaşamış olanları ise çözüm karşıtı gösterme
   yalanından da vazgeçsinler...
   * * *
   Birlik sorunu da Kürtlerin önemli sorunlarından.
   Brüksel'de toplanan konferansla birlikte artık birlik sorununun pratize
   edilmesini tartışabiliriz, tartışmalıyız. Çünkü bu aşamadan sonra önümüzde
   duran asıl problem konferans sonuçlarının pratize edilmesi, günlük yaşama
   uyarlanmasıdır.
   Bu sürecin ortaya çıkaracağı olgunluk, Hewlêr Konferansı'nın
   toplanmasının da en önemli göstergesidir.
   Kolay mı?
   Hiç de kolay değil.
   İnsanlar konuştu, dertlerini, görüşlerini dillendirdi. Bunlar önemli
   oranda etki yaratsa bile biliyoruz ki esasen belirleyici olanlar konuşup
   görüşlerini aktaranlar değil BDP'dir; bir diğer deyimle PKK'nin son 30
   yıldır oluşturduğu zemin üstünde siyaset yapanlardır.
   Bu realite kolaylaştırıcı değil zorlaştırıcı bir etkendir ve önemlidir;
   çünkü konferansların kalıcı olması gereken kurullarında sayılar eşit olsa
   bile yaşamın kendisinde bir eşitlik yok.
   Bu durum, konferansların pratize edilmesinde ve güncel yaşama
   uyarlanmasında sorunlar çıkarabilir.
   Hep birlikte bunun üstesinden gelmek zorundayız.
   Bu nedenle de 'çözüm ve birlik sorununu,' tek bir bireyden en kitlesel
   yapıya kadar taktik değil, stratejik esaslar üzerinden şekillendirme
   samimiyeti ve sorumluluğu ile hareket etmeliyiz; edebilmeliyiz...
   Başka şansımız yok...


   http://www.evrensel.net/news.php?id=61042

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Cevap