Sayın İşçi,
Demokratik Ortadoğu Konfederalizmi önerinizi gerçekleştirilebilir kısa ve net 
bir biçimde yazarsanız gerçekte ne düşündüğünüzü anlayabiliriz.
 Sağlık dileklerimle.
Sacit Güneş

Date: Tue, 27 Aug 2013 10:26:42 +0300
To: [email protected]; [email protected]; 
[email protected]; [email protected]
From: [email protected]
Subject: {Diwanxane} ABD Erdoğan Çatışması ve Halkların Seçeneği


ABD - Erdoğan Çatışması Ve Halkların Seçeneği   
Tayfun İşçi
 Son günlerde ABD ve Tayip Erdoğan arasındaki çelişki ve çatışma gizlenemez bir 
boyut da devam ediyor. Bu çelişkiler birçok kesim tarafından tartışılıyor. Bir 
kısmı bu çelişkileri görmezden duymazdan gelmekte veya yatıştırma yolunu 
seçerken, bir diğer kısmı ise Tayip Erdoğan'ın ABD'ye karşı çıkamayacağını 
bunun göstermelik bir çıkış olduğunu ileri sürmekteler. Ama bu farklı 
yorumların sahiplerinin çoğunun ortaklaştığı nokta ABD -Erdoğan çelişkisinin 
gezi olayları ile birlikte başladığında birleşiyor. Özellikle sol kesim, 
 bu
çelişkinin Tayip Erdoğan'ın Gezi eylemcilerine anti demokratik müdahalesinin 
ABD ve Avrupa tarafından kabul edilmediği için olduğunu ileri sürmektedir. ABD 
ve Avrupa'nın Türkiye'de ki demokrasiyi ne kadar önemseyip önemsemediklerine 
girmek istemiyorum. 
Ama biz daha gezi olaylarının başında 05.06.2013 tarihli "Gezi Parkı Eylemleri 
ve Çelişkili Gelişmeler "yazımızda
"*Bu eylemlerin ana yönü AKP'ye balans ayarı yapılmasıdır.  Gerektiğinde 
kendisine karşı kitleleri nasıl hareketlendirilebileceği gösterilip kendisini 
dizayn etmesi istemiştir. AKP ye verilen mesaj budur ve bunu uluslararası 
güçler ve ABD vermiştir. Bu mesaj Tayip Erdoğan'ının Suriye ve Ortadoğu'da ki 
duruşuna karşı verilmiştir. AKP 'de Tayip Erdoğan
inisiyatifi zarar görmüştür.* İktidar umudunu yitirmiş ana muhalefet partisi 
CHP kısmen güçlendirilmiş,  onure edilmiş ve iktidar umudu aşılanmıştır.  
Böylece iktidar umudunu kaybeden geniş kitleler yeniden parlamentoya duyarlı 
hale getirilmiştir."
 
" Belirtmiş ve bütün bu çevreler tarafından eleştirilmiştik. 
 Kuşkusuz bu bize karşı yapılan haksız eleştirileri bir ölçüde anlayışla 
karşılamıştık. Zira bütün varlığını ABD desteğine borçlu olan ve ABD'den 
habersiz nefes bile alamayan böylesine işbirlikçi bir iktidara ABD tarafından 
balans ayarı çekileceğine ikna etmemiz gerçekten çok zordu. Ancak bu gelişmeler 
sonrası herkesin üzerinde ortaklaştığı nokta, Tayip Erdoğan'ın  Ortadoğu'da 
yalnızlaştırıldığıdır. Bu gün gerek iktidar gerekse muhalefet özellikle dış 
politi
 kada
Tayip Erdoğan Hükümetinin yalnızlaştığını açıklamaktadırlar.
 İktidar bunu "Değerli yalnızlık" olarak tanımlarken Muhalefet ise  
"Uluslararası tecrit" olarak yorumlamaktadır. Özetle hem iktidar hem muhalefet 
Türkiye'nin dış politikada başta ABD ve İsrail olmak üzere Ortadoğu'da 
yalnızlaştığı konusunda hem fikirdir.
Ortadoğu'ya "ılımlı İslam"ı model olarak sunan ABD ve Batı, AKP'yi Türkiye'de 
iktidara taşıyıp, Ortadoğu Eş Başkanlığına da Tayip Erdoğan'ı atadığı hepimizin 
malumudur.  Ancak Ortadoğu da yaşanan gelişmeler istenen sonuca ulaşmamış. Orta 
doğu ılımlı İslam içinde bir statüye evirilmeden kaosa sürüklenmiştir. 
Özellikle Türkiye'nin Sünni İslam eksenli kutuplaştırıcı girişimleri, başta 
ABD-İsrail olmak üzere tüm egemen dünya,  Türkiye'nin bu girişimle
 rinden
zarar görmeye başlamıştır.
ABD-Türkiye çelişkisi öncelikle 16 Mayıs 2013 tarihinde Tayip Erdoğan'ın ABD 
ziyaretinde ciddi anlamda açığa çıkmış. Türkiye'nin, Suriye'de uçuşa kapalı 
bölge istemi ret edilmişti. Bu ziyaret sonrası, Erdoğan'ın Ortadoğu "baharının" 
yaşandığı ülkelere gezileri iptal edilmişti.  
Türkiye'nin Suriye'ye uluslararası müdahale talebi Birleşmiş Milletler Güvenlik 
Konseyinden dönmüş, Başbakan Tayip Erdoğan,  Birleşmiş Milletlerin bu kararına 
karşı şu itirazı yapmıştı.
"BM Güvenlik Konseyi'nde bir reform gerçekleştirilmesi gerektir, Dünyada 
biliyorsunuz 196 üyesi var. Bu üyelerin kahir ekseriyetiyle bir direniş ortaya 
koyması lazım. Eğer bu direniş ortaya konulursa, ancak böyle bir adım 
atılabilinir. Hatta hatta daha ileri gidilebilinir. Gerçekten dünya 5'ten büyük 
diyorsak, o zaman diğer ülkeler ortaya gelmek suretiyle kendi Birleşmiş 
Milletlerini kurar.". 
Yine Tayip Erdoğan hükümeti Suriye'de başta Esed rejimine ve daha sonra da 
Rojava'da Kürtlere karşı El-Kaide bağlantılı El Ensar çetelerine açıktan destek 
verdiği için ABD tarafından eleştirilmişti.
 Tayip Erdoğan Ortadoğu eş başkanlığına görevlendirildiğini ve kendisini 
atayanların iradeleri dışına çıkamayacağını unutmuş, Müslüman dünyasında bir 
halife gibi emirler buyurmuş ve yeni bir birleşmiş milletler kurma tehdidinde 
bulunmuştu.
 Ardından 31 Mayıs 2013 tarihinde Gezi parkı eylemlerine AKP'nin şiddetli 
müdahalesine karşı  AKP 'ye  ABD ve AB'den  sürekli  uyarılar gelmişti.
 Yine Başbakan,  Sünni bokloğunun  temel ortaklarından Mursi'ye karşı yapılan  
"Mısır'daki darbenin arkasında İsrail var, elimizde belgesi var¨ demiş ve 
Amerika'dan sert eleştiriler almıştı. 25.08.2013 tarihli Rize konuşmasında 
"ABD'nin bu "uyarılarının yakışık olmadığını" belirtmişti. Bu örnekleri 
arttırmak mümkün, ancak bu çelişkiler de gösteriyor ki ABD ve Tayip Erdoğan 
arasındaki
çelişkiler alabildiğine derinleşmiştir. 
 Peki, bu AKP-ABD çelişkisinin esası nedir. AKP bağımsızlıkçı bir politikamı 
gütmektedir. Yoksa ABD, AKP politikalarına karşı demokrasiyi mi savunmaktadır. 
Erdoğan yanlıları bu çelişkinin temelinde Türkiye'nin bağımsızlıkçı onurlu bir 
duruş sergilemekten kaynaklandığını Bunun "Değerli yalnızlık" olduğunu 
açıklamaktalar. Muhalefet ise ABD'nin AKP'nin anti demokratik politikalarına 
karşı olduğunu çelişkinin bundan kaynaklandığını ileri sürmekte.
 Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki iktidar olabilmek için mukaddesatçı 
muhafazakâr gömleğini çıkarıp ABD'nin elini öpenlerin onurlu bir politika 
izlemesi mümkün değildir.
 
  Başta Erdoğan olmak üzere AKP iktidarı, ABD'nin bütün politikalarını 
sorgulamaksızın yerine getirmeye çalışmıştır. Ancak zaman zaman tabanındaki 
Sünni ve muhafazakâr mukaddesatçı çevreleri memnun etme adına söylemde 
tahkiyeler yapmıştır. Yine İsrail ile ilişkilerde kendisine biçilen İslam 
liderliği rolü gereği zaman zaman söylemde İsrail'e kafa tutmuş, ancak bu rolü 
abartarak İsrail'i ve ABD'yi zor durumda da bırakmıştır.
 
 Hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır ki, Türkiye'nin Ortadoğu da ve Avrupa da 
yalnızlaşmasının asıl nedeni, ABD'nin Ortadoğu politikalarının iflas etmesidir. 
Çünkü Türkiye esas olarak Ortadoğu'da ABD politikasını uygulamıştır.  ABD 
Ortadoğu'daki başarısızlığını Türkiye'nin üzerine yıkmıştır. Türkiye'nin alt 
emperyalist politikaları elbette vardır ve Osmanlıcılık tezleriyle kendisini, 
kendinden beklenilenin üzerinde bir misyona çıkarmaya çalışmıştır. Ama
meselenin özü bu değildir. Esas mesele ABD'nin Afganistan 'da, Irak'ta yaşadığı 
başarısızlığın bir benzerini Ortadoğu'da yaşamasıdır. 
 ABD büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesiyle Ortadoğu'ya yaptığı 
müdahalelerde hedeflerine ulaşamamıştır. 
Küresel sermaye, eski ulus devletleri bir engel olmaktan çıkarma ve bunların 
yerine ulus devletleri etkisizleştirmiş işbirlikçi güçlü rejimler oluşturma 
gayretleri gerçekleşmemiştir. Ilımlı İslam anlayışı üzerinden siyasal İslam'ı 
revize etme ve bunun üzerinden Ortadoğu'yu biçimlendirme stratejisi tutmamış, 
eski statü yıpratılmış ancak. Halkların özgürlük ve demokrasi talebi yok 
edilememiştir. Bu gün Ortadoğu kaos içinde ve çatışmalı bir arayış içindedir.
 Ortadoğu'da "sıfır sorun ve derinlikli strateji," uyguladığını belirten AKP 
Hükümetinin  İhvan-i Müslimin( Müslüman kardeşler örgütü) dışında yanında hiç 
kimse kalmamıştır. Gücünü her gün biraz daha yitiren Erdoğan hükümeti Kürt 
sorununda da büyük bir açmaza sürüklenmiştir. Kürt sorununu barışçıl temelde 
çözüp süreci Kürtlerle omuz omuza karşılamak yerine, Kürt sorununda da 
göstermelik adımlar atmadan öte gidememiş Türkiye'deki Kürt sorunu yetmezmiş 
gibi Rojava Kürtleri ile de çatış
 malı
bir biçimde yüz yüze ve yalnız başına kalmıştır. 
 Dış politikalardaki bu çöküş ekonomiyi de derinden etkilemiş ekonomi her gün 
biraz daha dibe vurmaya başlamıştır. Hükümet ne yapacağını bilemez duruma 
düşmüştür.
 Hükümet zor durumdadır ve kendi içinde ayrışmaya parçalanmaya başlamıştır. AKP 
Fetullah cemaati ile iç çatışmaya başlamıştır. Bu tıkanıklığı atlatmak isteyen 
bir kısım AKP'li başta Cumhurbaşkanı Abdullah olmak üzere Başbakanı ciddi 
biçimde eleştirmekte ve kendilerini aklamaya çalışmaktadırlar. Ortadoğu'nun 
böylesine kritik bir döneminde ABD, Türkiye de yeni bir hükümet arayışına 
girmiştir. Türkiye'de ise AKP dışı muhalefet ülkede yönetimi devralacak güçte 
ve kapasite de değildir. Bu nedenle Bir yandan AKP içi çatışmaları 
derinleştirip AKP yi bölmeye ve tayip Erdoğan'ın zayıflatmaya
çalışırken diğer yandan muhalefeti toplamaya çalışmaktadır. CHP Başkanı 
Kılıçdaroğlu'nun Irak'a ziyareti ve ABD'ye davet edilmesinin nedeni budur. Yine 
Gezi parkı eylemlerinde muhalefetin bir araya getirilip CHP 'ye yaklaştırılması 
da bu anlama gelmektedir.
 Ayağının altından iktidarın kaydığını gören Tayip Erdoğan ve AKP Hükümeti 
Kurtuluşu Suriye ile yapılacak bir savaşta görmektedir. Suriye savaşının dış 
düşmana karşı iç bütünleşmeyi sağlayacağını düşünmektedir. Bu açıdan MHP ile de 
daha fazla yakınlaşmaktadır. AKP kaderini Suriye'ye karşı bir savaşa 
bağlamıştır. Bu nedenle de Suriye'de savaş kışkırtıcısı bir konumdadır. 
Suriye'de kimin kullandığı belli olmayan kimyasal silah gerekçe gösterilerek 
gönüllü savaşçı olmaktadır. "Suriye sorunu bizim iç sorunumuzdur " diyen Tayip 
Erdoğan bu savaşın aynı zamanda bir iç savaşa
dönüşe bileceğini de maalesef gözlerden kaçırmaktadır. Başbakan Erdoğan 
Türkiye'yi kendi kurtuluşu için savaşa sürmektedir.
 Erdoğan ve ABD çelişkisi her gün biraz daha derinleşirken ve Ortadoğu'da savaş 
tamtamları çalarken, Türkiye demokrasi güçleri ne yapmalıdır.
 Bizler tüm Ortadoğu halklarının demokrasi ve barış içinde kardeşçe 
yaşamasından yanayız. Bu nedenle de Demokratik Ortadoğu konfederalizmi 
hedefinde yoğunlaşmalıyız. Ortadoğu'nun tüm farklılıklarının bir birlerine 
karşı savaştırılmasını değil kendi geleceklerine özgürce karar vermelerinin 
yolunu açmalıyız. Müslüman'ın, Hıristiyan'ın, Musevi'nin, Şii'nin, Alevinin, 
Sünni'nin Arap'ın Fars'ın Türk'ün Kürt'ün Ermeni'nin bir birlerine karşı 
savaştırılmasına şiddetle karşı koymalıyız. Ortadoğu'nun böylesine yeni bir 
yapılanma arayışında emperyalist hegemonya yarışında tarafların
dışında demokratik bir tarafta birlikte olmalıyız. Ortadoğu ve ülkemizdeki 
gelişmeler karşısında yönetim arayışında olan ülkemizde en geniş demokrasi 
çevreleri ile buluşmayı becerip bağımsız demokratik bir iradeyi bir an önce 
oluşturmalıyız.27.08.2013
 
 






-- 

-- 

-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 

 

Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

 

-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

 

--- 

You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.

To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].

For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

                                          

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap