YAKUP ASLAN:Mazlumder, üzerine düşeni yapıyor
16 Aralık 2013 Pazartesi 11:10
[image: YAKUP ASLAN:]

   İlgili Galeriler
   - [image: kariktür]
   kariktür <http://www.vansiyaseti.com/kariktur-resimleri,6.html>
   - [image: Subaru Forester]
   Subaru Forester<http://www.vansiyaseti.com/subaru-forester-resimleri,3.html>

Türkiye'de ve bölgede yaşanan insan hakları ihlalleriyle ilgili olarak
yürütülen çalışmalarda adından sıkça söz ettiren Mazlum^Der, Van'da da
zaman zaman dikkat çeken çalışmalar yürütürken, birçok ortak çalışma içinde
de yer alıyor. Mazlum^Der Van Şube Başkanı Yakup Aslan ile şimdiye kadar
yürüttükleri ve çoğu da basına yansımayan çalışmalarıyla ilgili olarak bir
söyleşi gerçekleştirdik.

Röportaj: Adil HARMANCI

Ne kadar süredir insan hakları alanında çalışma yürütüyorsunuz?

Yaklaşık 15 yıldır insan hakları alanında çalışıyorum. İstanbul´da olduğum
süreçte Mazlum-Der Genel Yürütme Kurulu (GYK) üyesiydim. Mazlum-Der
toplantılarına iştirak ederek, projeler üretmeye, yeni çözüm önerileri
sunmaya çalıştım. Depreminden bir yıl önce de, Van Mazlum-Der Şubesi´nde
İnsan Hakları Komisyonu´nun  "Korucular ve Toplu Mezarlar Komisyonu"
başkanlığını yaptım.

Neler yaptınız bu komisyonda?

Bu bölgede özel timlerle, korucuların özel tim başkanlarıyla görüştük.
Onların koruculukları sırasında işlenen suçları, satır arası bile olsa
öğrenmeye çalıştık.

Anlattılar mı peki bir şeyler?

Özelde anlattılar... Genelde bizim görüşmelerimiz bir özel oldu, bir de heyet
şeklinde oldu. Özelde bazı şeyler anlattılar, ama resmi heyet olarak
gittiğimiz zaman bunların çoğunu inkar ettiler. Mesela ben sordum, "bu konu
böyle değil miydi?" dedim, inkar ettiler.

Resmi heyet derken..?

Resmi heyette İHD, Baro vardı, Mazlum-Der vardı. Tabipler Odası var mıydı
bilmiyorum, ama genelde üç kurum olarak gidiyorduk, bunların çoğunu inkar
ediyordular. Hatta çok özel şeyler vardı; yaptıkları işkenceler vardı,
cinayetler vardı. Hata mahkemeye çıkınca adeta dalga geçer gibi, ´bunlar
zaten vatan hainidirler, bizi neden yargılıyorsunuz´ şeklinde ifade
verdiklerini söylüyorlardı. İşledikleri birçok suç vardı, bunlarla ilgili
tutuklanmadıklarını söylediler.
Ama heyet olarak gittiğimizde, bunları anlatmıyorlardı, çok resmi bir dil
kullanıyorlardı.
Bizim programımız Van, Hakkâri, Şırnak, Diyarbakır, Mardin işte buralardan
başlayıp bütün korucu başları ile görüşmek şeklindeydi. Sadece korucu
başları ile de değil, koruculukta etkili olan kişilerle de. Mesela bazen
bir korucu timi vardır, aslında o kurucu timi çok pasiftir fakat bunların
içerisindeki bir iki kişi JİTEM ile olan ilişkisinden dolayı, ya da
devletin başka kurumlarıyla olan diyalogundan dolayı çok sivrilmiş
insanlardır. Biz bunlarla da görüşüp, bunu bir rapor halinde getirecektik.
Deprem olduktan sonra bu işimiz yarım kaldı. Diğer arkadaşlar da olaya çok
sıcak bakmadı.

Toplu mezar konusu da mı yarım kaldı?

Toplu mezarlarla ilgili olarak da bir çalışmamız vardı, ama depremle
birlikte o da durdu.
Tabi depremden önce çalışmalarımızdan biri de Hakkari´nin Peyanıs köyünde
bir minibüste meydana gelen patlamayla ilgili rapordu. Orada da iki günlük
bir çalışma yaptık ve bir rapor yayınladık.
Depremden sonra İstanbul´a geçtim, orada da önemli çalışmalar yaptık.
İhlaller konusunda hem bölgede hem uluslar arası çalışmalar yaptık.
Depremden bir yıl sonra da Van´a dönünce arkadaşlar beni başkan olarak
seçtiler.

Seçildikten sonra ne tür çalışmalar yaptınız?

Sündüz Yaylası katliamı gibi birçok olayın üzerine gittik. Tabi barış
sürecinde çok faal olmaya çalıştık. Sahada her türlü ihlalin üzerine
gitmeye çalışıyoruz. Yoğun bir gayret içerisindeyiz. Örneğin ´Barış
Çalıştayı´nın da içindeydik. Bize düşen görev ne ise hakkıyla yapmaya
çalışıyoruz.

Yine konteynerkentte yaşayan depremzedelerin sorunlarıyla ilgili çalışmalar
yaptık ve sürüyor. Biz her türlü kapıyı aşındırıyoruz. Hem Ankara´da
bürokrasi nezdinde, milletvekilleri nezdinde çalışmalarımız var. Türkiye´de
ve dünyada ciddi manada gündeme taşıdığımıza inanıyoruz.

Çalışmalarınızın işe yaradığını düşünüyor musunuz?

Bu konuda etkili olduğumuzu düşünüyorum, ancak çaresiz olduğumuzu da
biliyorum. Resmi kanat tamamen inat etmiş durumda, dün de bir görüşmemiz
oldu, vali beyle üç saat bir görüşmemiz oldu. Tek bir adım atmıyor.
´Elektrikleri bağlayalım en az Ocak ayına kadar´ Bir çözüm bulunana dek.
Çünkü donma tehlikesi geçiriyorlar. Kullanılmayan yüzlerce sosyal tesis
var, bunlara yerleştirilebilirler. Bürokrasi ayak diriyor, milletvekilleri
duyarsız. Yani körü körüne bir inatlaşma var. Bazı kurumlar yalan
söyleyerek bizi aldatıyorlar. Çok samimi olduğumuz insanlar bile bizi çok
uzun süre oyaladılar.

Cezaevi sorunu için de öyle. Geçenlerde heyet olarak savcıyla görüştük.
Yani toplumsal olaylara duyarlı olmaya çalışıyoruz.

Yüksekova´daki olaylara, Rojava´da çekilen duvara tepki gösterdiğimiz gibi
Ronahi mezarlığının yıkılması için alınan karara da ilk tepki gösteren
biziz.

STK´lar nasıl bu arada, rollerini oynuyorlar mı bu sorunlara karşı?

Van´da STK olması gereken sivil toplum kuruluşları gerçekten STK değil.
Bundan yaklaşık 15-20 gün önce valiyle yaptığımız görüşmede, gerçekten
valinin STK´lar adına yaptığı açıklamada utanç duydum, çünkü vali diyor ki
STK´lar sivil toplum kuruluşlarıdır, devletin resmi kuruluşları ve resmi
görevlileri değil. Yani onlar sivil toplum kuruluşları olarak hiçbir
savunma mekanizması olmayan sivillerin, toplumun yanında olası gerekir. Ama
bizde bir projeden dolayı eğer bir fon bir yardım alınacaksa STK´lar bundan
dolayı görevlerini yapmıyorlar.

Biz bunu Van´da açık bir şekilde görüyoruz. STK´ların önemli bir kısmı
toplumun sorunlarıyla ilgilenmiyorlar. Sadece yapacakları projelerin
SODES´ten veya örtülü ödenekten fon, yardım almaları için her türlü
dalkavukluğu, yağcılığı yapıyorlar.

Şu anda Van´da insan hakları ihlalleriyle ilgili en büyük handikabımız
budur. Toplumsal bir baskı oluşturamıyoruz. Zorlandığımız ve çıkmaza
girdiğimiz noktalardan biri budur. STK´lar ya çok duyarsızdırlar, ya
gerçekten siyasi bir bilinç oluşmamış, kendi görevleri konusunda net
değiller, ya da çok da umursamıyorlardır.

Bir kısmı sırf resmi davetlere gidebilmek için ve proje alabilmek için
hareket ediyor, sanki resmi kurumların yan kuruluşlarıymış gibi
davranıyorlar.

Bunun en güzel örneğini de Özel İdare´nin ´İnsan Hakları Komisyonu´
toplantılarında görüyoruz.

Bir keresinde toplantıya gelen STK temsilcileri geziye götürülmemelerinden
yakındılar. Dediler ki, ´siz bazı STK´ları Çanakkale´ye geziye
götürmüşsünüz bizi de neden götürmediniz.´ Bizim ana gündemimiz buydu.

Onlara göre bu da bir ihlaldi galiba?

Çok komik ve STK´ların seviyesini düşüren, ayaklar altına alan bir durumdu.
Ben de dayanamadım, ´arkadaşlar Van´da bir sürü sorun var, onları
tartışalım, mesela uyuşturucu sorunu var, göz yumulduğu söyleniyor. Bunu
tartışalım´ Hepsi bir anda karşı çıktı, Van´da böyle bir sorun yok dediler.
´Gelecek toplantıya Narkotik Şube Müdürünü çağıralım´ dediler. ´Tamam´
çağıralım dedim.
Narkotik Şube Müdürü geldi, tabi benim söylediğimi söylemiyorlar, dediler
ki, "bazı arkadaşların aldığı duyumlara göre Van´da böyle bir sorun var,
bununla ilgili bize bilgi ver"
Demek ki önceden konuşmuşlar, hemen başladı anlatmaya, "bunu bazı malum
çevreler uyduruyor, bunun devlet politikası olduğunu söylüyorlar, böyle bir
şey yoktur. Yalan söylüyorlar. Van´da böyle bir sorun yok. Biz 4-5 yıldan
beridir sadece 4 vaka ile karşılaşmışız. Hem madde bağımlılığı yok, hem de
uyuşturucu kullanımı yok."

Ha bunu normal karşılarım, sonuçta valiliğin, devletin bünyesinde olan bir
komisyon. Bundan farklı hareket etmesi mümkün değil, ama bunun dışındaki
STK´ların aynı zihniyetle, aynı düşünceyle, aynı misyonla hareket etmesi
yanlıştır, hatadır.

DEVAM EDECEK.

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap