Güce Tapınmak Bizi GüçsüzleÅŸtirir
Tayfun İşçi
 Biz eski sosyalistler her zaman daha büyük birliktelikler halinde sosyalist 
bir ülke yaratmayı arzular, bunun için de kimi zaman farklı sorunların 
çözümünü devrim sonrasına bırakırdık. Bizden öncekiler böyle demiÅŸti. Biz 
onları takip ettik. Kazanılacak en küçük bir parçayı bile karşı tarafa 
bırakmamalıydık. En büyük devrim bizim devrim, en büyük sosyalist ülke bizim 
olmalıydı.  Bu nedenle de ne kadınların ayrı örgütlenmesine, ne karşıt 
olmayan sınıfların ayrı örgütlenmesine nede farklı inanç ve milliyetlerin 
farklılıklarını öne çıkarmasına tahammülümüz vardı. Biz bir bütündük Biz 
iÅŸçi sınıfını temsil ediyorduk biz Proletarya diktatörlüÄŸüne koÅŸuyorduk.
 Bu yaklaşımımız bizim çoÄŸu kez içimizdeki farklılıkların, farklı 
konumlanışlarını, farklılıklar arsındaki eÅŸitsizlikleri ve özgünlükleri 
görmemizi engelledi. Her ÅŸeyi tek bir sınıfa indirgemeye kalktık.           
 YaÅŸamın gerçekliÄŸinden uzaklaşıp kendi dünyamızda yarattığımız 
ütopyamıza sığdırmaya çalıştık. Ütopyamız geniÅŸledikçe 
katılımcılarımız düÅŸtü. Çünkü herkesin derdi farklıydı ve herkes kendi 
derdine düÅŸtü. Artık proleter ütopyamız farklı kültürleri, farklı 
inançları, farklı sınıfları, farklı ideolojileri bir arada tutamaz 
olmuştu. Dağıldık 
Åžimdi yepyeni bir süreçten geçiyoruz her farklılığın farklı dertleri var. 
Artık bunu biliyor ve kabulleniyoruz. Bu farklılıkların kendi 
özgünlükleriyle bir araya gelmesine dayanışmasına ve ortak çözüm üretmesine 
razı olmuÅŸuz. Onların kendinden uzaklaşıp iÅŸçileÅŸmesini veya 
sosyalistleÅŸmesini de dayatmıyoruz. Farklılıklara gönlümüzü açmışız ama 
her gün biraz daha kendi özümüzü kaybediyoruz. Sınıf bakış açısından, 
proleter ütopyamızdan ezilen ezen ayırımından kopuyoruz.
 YaÅŸamın gerçekliÄŸi bizi, sadece farklılıkları deÄŸerlendirmekle 
bırakmıyor. Karşıt tarafın güçler dengesini de hesaba katıyoruz. Hatta 
kimi zaman karşıtlar arası çeliÅŸkide kendi amaçlarımızdan feragat edip, 
bu farklılıklar çeliÅŸkisinde kendimizi kaybediyoruz. Giderek Ne olduÄŸumuz? 
Kim olduÄŸumuz anlamsızlaÅŸtırıyoruz? Dengeler ve çeliÅŸkiler içinde 
savruluyoruz. Umudumuz kendimizden çok çevremizdeki geliÅŸmelere yöneliyor. 
Umudumuzu onlardan bekler hale geliyoruz. Kendi umutlarımızın öznesi 
olmaktan çıkıp umutlarımızın nesnesi haline dönüÅŸüyoruz.
 GeçmiÅŸin sınıf çeliÅŸkilerinin yerini her gün biraz daha farklılıklar 
asındaki çeliÅŸki alıyor. Sınıf çeliÅŸkileri bitmiÅŸ deÄŸil. Ancak 
gündemimizi sınıflar arası çeliÅŸki belirlemiyor. Belirleyen çeliÅŸki 
ulusal, inançsal çeliÅŸkiler ve sistemin kendi içindeki çatışmalar. En 
belirgin gündem Kürt, Alevi, çevre ve kadın sorunu.
 Bütün bağımsız çözüm önerilerimize raÄŸmen maalesef bu sorunların çözümü 
içinde gözümüz cemaat ve Tayip ErdoÄŸan çatışmasında. Üçüncü ve bağımsız 
bir yol olduÄŸumuzu iddia ediyoruz. Ancak her iki tarafla da iliÅŸki ve ittifak 
arayışındayız. Kendimize tutunacak güç arıyoruz. Dengeler içerisinde 
geliÅŸmelere göre bir o yana bir bu yana savruluyoruz. Bağımsız bir duruÅŸ 
ürkütüyor bizi. Karşıtımızdan medet umuyoruz. 
Dengeler içerisinde tutunacak güç arayışımız, bizi güç olana teslimiyete 
zorluyor. Güce teslim oluyoruz. Bunun karşıtımızla ilgisi yok. Bazen kendi 
içimizdeki farklılıkların güçlüsüne adıyoruz kendimizi. Öteki olduÄŸumuzu 
unutuyoruz. Farkımız kalmıyor öteki farklılıktan. Oysa biz tüm 
farklılıklarız. Öncelikler bizi zorluyor olabilir ama her farklılığın 
bir önceliÄŸi var. Unutuyoruz, kendimizi kaptırıyoruz. Tıpkı geçmiÅŸteki 
proleter anlayışımız gibi bir çeliÅŸkinin çözümüne bütün sorunların 
çözümünü tabi kılıyoruz.
 Kendimizi bütün sorunlarının çözüm gücü olarak ilan ederken, kendimizi bir 
tek soruna endeksliyoruz. Kuşkusuz farklılıklar arasındaki en belirleyici 
çeliÅŸki Kürt sorunu. Hemen hemen tüm sorunların çözümünün anahtarı. 
Kendimizi buna endeksliyoruz. Oysa daha birçok çeliÅŸki var unutuyoruz. 
Herkesin derdine merhem olacakken, tek bir yarada yoğunlaşıyoruz.
 Kürdün böyle bir dayatması yok. Hatta demokrasi eksenin de tüm 
farklılıkların sorunlarının çözümünü kendi sorununun çözümü görüyor. Ve 
bir an önce TürkiyelileÅŸmek için Türkiye’deki sorunları çözüme 
zorluyor. Ama biz alışkınız en güçlüye yakınlaÅŸmaya onunla özdeÅŸ olmaya 
güçlüye sığınmaya. Güce güçlüye tapınmayı aÅŸamıyoruz. Farklılıkları 
temsil ettiÄŸimizi unutuyor Kürt sorununa teslim oluyoruz. Biz, biz olmaktan 
çıkıyor Kürt sorununda kendimizi kaybediyoruz. Kendimizi kaybetmekle 
kalmıyoruz. Kendisini bizde bulan diğer farklılıkları da kaybediyoruz. 
Farklılıkların ortaklığına farklılıkları katma gücünden 
uzaklaşıyoruz. Farklılıklar kendilerini bizde bulamaz hale geliyor.
   Oysa Kürtler her dönem farklılıklarla farklı özgünlükleriyle buluÅŸmayı 
hedefledi.  ÖrneÄŸin TDP Kürtlerin de talebiyle Kürtlere yakın Türk 
sosyalistlerinden oluÅŸturulmuÅŸtu. TDP Türkiye’nin sorunlarının 
çözümünü esas alan ve Türkiye’de ikinci ve demokratik bir cephe açmayı 
hedefleyen bir amaçla kurulmuÅŸtu. Ama TDP Kendi yarattığı korkunun kurbanı 
oldu. Kürdün gözünden düÅŸeceÄŸi endiÅŸesiyle Türkiye özgünlünden uzaklaşıp, 
KürtleÅŸip gitti ve farklılıklara ulaÅŸma ağır darbeler aldı. Aynı 
yanlışta bir kez daha boÄŸulmak üzereyiz. Öcalan İmralı ‘da Türk 
sorununu çözmeye çalışıyor Türkmenlerin mücadelesini araÅŸtırdığını 
Babai isyanlarının önemini anlatıyor. Biz Türk sorununu bırak 
Türkiye’nin sorunlarında yoÄŸunlaÅŸmada bile, Kürtlerin gözünden 
düÅŸeceÄŸimiz endiÅŸesini taşıyoruz.
 Bir seçim döneminden geçiyoruz. Sınıfsal yaklaşım hissedilmiyor. Sınıfı 
düÅŸtüÄŸü çukurdan çıkaracak doÄŸru dürüst bir çaba yok. Sınıf sistem içi 
arayışta.  Ne bizim, ne de sınıfın bir çabası yok. Sınıfı 
kaybetmiÅŸiz. Kazanacak yeterli bir çabamız da yok. Kendimizi öncelikli 
sorunlarda kaybetmiÅŸiz. Öncelikli sorunları çözmek için ikincil sorunları 
sahiplenmek gerektiÄŸini artık anlamalıyız Türkün, Arap’ın 
Ermeni’nin Alevi’nin kadının, sınıfın Türkiye’nin 
sorunlarını sahiplenmeden,  bunlarla ortaklaÅŸmadan Kürt sorununu da 
çözemeyeceÄŸimizi artık anlamalıyız.  Güce ve güçlüye yaranma adına 
güçsüzleri kaybettiÄŸimiz için güçten düÅŸtüÄŸümüzü artık gerebilmeliyiz. 
14.02.2014
 

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Attachment: Güce Tapınmak.docx
Description: Binary data

Cevap