---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: Yıldırım Alkan
Polis Deniz Som <http://www.ilk-kursun.com/konu/cumhuriyet/deniz-som/>14 Mart 2010 DENEMESİ bedava. Hayali bir terör senaryosu planlayıp, Polis İmdat 155 telefonuna bildirin veya polisin elektronik posta adresini biliyorsanız, ihbarınızı internet ortamında yapın. Denemesi bedava! Birkaç saat içine gözaltına alınıp sorgulanacaksanız demektir! Çünkü sıradan yurttaşların ulusal iletişim ağı içinde kullandığı telefon numaraları ve internet adresleri polis tarafından kontrol edilebiliyor. Dolayısıyla, "polise yapılan bir ihbar" üzerine diye kamuoyuna yapılan açıklamalara önce bu gözle bakmak gerekiyor. Ancak, polisin kimi ihbarlar karşısında, muhbirin adresini saptayamadığı da bir gerçek. Ne var ki bu gerçek, polisin kaynağı belli olmayan her ihbarın üzerine "sazan" gibi atlamasını gerektirmiyor. Polisin zaten böyle bir çalışma yöntemi olamaz; olursa da sonu gelmeyen asılsız ihbarlardan şaşkın ördek gibi oradan oraya koşturmaktan çalışamaz! Demek ki, muhbirin kimliği veya adresi belli olmayan ihbarların, polisin akıl ve mantık süzgecinden geçmiş, doğruluğuna kanaat getirilmiş, soruşturmaya muhtaç ihbarlar olması gerekiyor. Bu noktada yani, kaynağı belli olmayan ancak polisin dikkate ve ciddiye aldığı ihbarlar konusuna önemli bir ekleme yapabiliriz: Polis, soruşturmakta olduğu fakat içinden çıkamadığı bir konuda yeni bulgulara ulaşmak amacıyla doğrudan kendisi veya muhbirleri yardımıyla ihbar yapıyor olabilir! "Polise yapılan bir ihbar üzerine" diye başlayıp gelişen olayların kamuoyuna yansımasına gelince: Gazete ve televizyonlarda çok başarılı polis muhabirleri olmasına karşın, polisin istemediği bir bilginin kamuoyuna sızdırılması deveye hendek atlatılması kadar zordur. Polisten sızdırılan her bilgi siyasi iktidarın kontrolündeki üst düzey polislerin onayından geçmiş bilgidir ve bunların doğruluğu kadar yanlışlığı da her türlü tartışmaya açıktır. Öte yandan Ankara'da geçen gün polisin, askeri mühimmat nakleden kamyonu bir "ihbar" üzerine durdurup yedi saat boyunca "bombalar arasında" arama yapması, devlet televizyonunun yalan bilgilerle "operasyon"u naklen yayımlaması, kamuoyunda "hükümete yönelik bir askeri darbe" girişimi izlenimi yaratma çabası ise Ankara Emniyet Müdürlüğü'nü hatta Emniyet Genel Müdürlüğü'nü aşan bir konudur. Böyle bir "iş" siyasi iktidara bağlı bir "merkez"in işidir. Bağışlandırılmış vergi kutsaldır! PARA ile kutsallık arasında nasıl bir ilişki kurulabilir bilinmez ama gündemdeki soru şu: Hangisi daha kutsal, vergilendirilmiş kazanç mı, bağışlandırılmış vergi mi? Avni Kurtuldu, laiklik karşıtı eylemlerin odağı AKP Hükümeti'nin Vergi Usul Kanunu'nda yaptığı değişiklikten söz ediyor: "Değişiklikle, 'Vergide Bağış Sistemi' yürürlüğe konmuştur. İçinde bulunduğumuz Mart ayı sonuna kadar tahakkuk eden vergilerimizi istersek bünyesinde 'gıda bankacılığı' bulunan vergiden muaf bir derneğe bağışlayabiliriz. Bağış yapacağımız bu dernek, yaptığımız bağışın iki misli tutarında kömür, erzak, temizlik maddesi ve beyaz eşya faturası verecektir. Bu faturayı Maliye'ye gösterdiğimizde vergimizi ödemiş sayılacağız. Dernek yapılan bağışla yandaş firmalardan satın aldığı malzemeleri Valiliklere teslim edecek ve 'Benim Valim' kamyonun direksiyonuna oturup vatandaşın vergisiyle satın alınan malzemeleri yoksullaştırılmış halkıma AKP adına dağıtacak. Oylar AKP'ye akarken biz de bir yandan vergimizden kurtulmuş diğer yandan zekâtımızı da vermiş olduğumuzdan cennetimizi kazanmış olacağız. Hem bu dünyada hem öbür dünyada cennet! Oh ne âlâ memleket. Mart ayı dert ayıydı artık sevap ayı olacak. Hangisi daha kutsal; vergilendirilmiş kazanç mı yoksa bağışlandırılmış vergi mi?" Dayak Necati Yıldırım: "Görünen köy; Recep'in polisi, Başbuğ'un askerini döver!" Arena Necati Cebe: "Roma'da Hıristiyanlar aslanların önüne atılırdı; Ankara'da askerler Fethullahçıların önüne atılıyor!" İpekçi Sami Aktaş: "Yusuf-Yusuf yüksek öğretimi Araplaştırırken giyimi Araplaştırmayı da Cemil İpekçi yapsın!" Sevgi Muzaffer Tanrıkul: "Bakan Aliye Kavaf, eşcinselin iktidar yalakası olanını sever; geriye kalanlar tedaviliktir!" Müzelerde tablo hırsızlığı: Neredeyse hırsızlık müzesi kuracaklar! Nazi Almanyası'nda papaz Martin Niemöller'in günlüğünden: "Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı." -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. http://ozkanbostanci.blogcu.com/ -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
