onca abuk sabuk alevli,simli ,pullu 5 yaş altı mailler dururken,Hasret 
arkadaşımızın,melike melike arkadaşımızın romantik yazı denemeleri dahi  
duruken sizi bu rahatsız etmiş ya gerçekten bana enterasan geldi...:)


                                                           




 



From: [email protected]
Date: Wed, 4 Aug 2010 11:11:03 +0300
Subject: Re: (GugukluhayaT) Fwd: Baylar!İster Evli, İster Bekar Olun Mutlaka 
Okuyun Bu Yazıyı
To: [email protected]

Yani hayranım bu duygu dilenciliğine, içim ezildi valla, biz erkekler ne kadar 
hıyarmışız diyesim geliyor, biz bu kadınların kadrini kıymetini hiç anlamıyoruz 
arkadaş diyesim geliyor..
Birde sizin başka işiniz gücünüz yokmu kardeşim, bırakın hikayeleri Kemalettin 
Tuğcu gibi yazarlar yazsın diyesim geliyor..
Sene 2010 diyesim geliyor..
Başka şeyler de geliyor da rtük izin vermiyor...:)))))))


04 Ağustos 2010 07:19 tarihinde Nilgün <[email protected]> yazdı:






 









Baylar! İster Evli, İster Bekar Olun Mutlaka Okuyun Bu Yazıyı
 
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli 
yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere 
benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve 
sağlıklı görünüyordu. 

"Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" 
diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.

Alaycı bir ses tonuyla:Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

-Hayır çikolata parası lazım!

Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. `Espri yeteneği olan dilencinin hali de 
başka oluyor` diye düşündü.

- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da 
bulamadıysak aç yatarız.

Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

-Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

-Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata 
götürmek istiyorum.

-Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

-O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez 
bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. 
Çikolatayı çok sever.

Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga 
etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar 
yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi 
seyrederken çok rahatlardı.

Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu 
bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken 
biraz kafası dağılmıştı.

"Acabasöyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

-Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka 
bir şey çıkmadı.

- Ben dilenci değilim. Işim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.Fakat 
bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

-Oturun biraz dertleşelim bari, dedi. Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

-Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

-Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını 
doyururlar.

-Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

-Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

-Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç 
yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

-Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

-Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen 
mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

-Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. 
Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz.Daha iki 
saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz 
var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun.Para mı acaba bizi 
mutsuz eden?

-Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her 
şeyim.Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan 
daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye 
her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

-Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.Bir 
de fakir olsam kim bilir ne olur?

-Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç 
anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler 
yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde 
ancak mutlu olur.

-Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?

-Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar 
değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

-Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

-Küçük kızı severek.
-Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

-Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O 
kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu 
edersin.

-Nasıl yani ?

-Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep 
beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya 
bayılırlar.Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar 
hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak 
isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. Iltifata doymaz küçük 
kızlar. Öyle değil mi?

-Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma 
sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.Giysisini değiştirdiği 
zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.

-Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"demeliyim. 
Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

-Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma 
böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle 
davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna 
gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl 
koşturduğunu görmelisiniz.

-Hiç kavga etmezmisiniz siz?

-Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı 
ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak 
ayrı bir keyif verir bana.

-Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

-Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi 
yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı 
kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.Yoksa bir 
daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.Küçük kızlar hem çabuk 
mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar.Çok narindir onlar.Hoyrat elleri 
sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

-Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.Bazen 
işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

-Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.Çoğu 
zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde 
karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen 
gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen 
erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, 
sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin. 

-Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.

-Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para 
için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı 
severler. Paran varsa hediye al tabi.Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. 
Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. 

Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.Bazen aç 
kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım 
ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık 
alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler 
giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve 
mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.

-Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın 
gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.

-Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.

Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

-Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.

Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin 
mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. 

Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. 
Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküpyıkadı., sonra eşinin 
önüne koydu.

-Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.Inci hiç konuşmadı. 

-Sorsana "niye" diye..

Inci kızgın kızgın: -Niye? Diye sordu.

-Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi 
bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.

-Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

-Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi 
meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir 
şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"

-Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü 
alamazsın. 

-Özür dilerim seni kırdığım için.

Sonra Bülent yere diz çöktü.

-Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu 
adamı senden mahrum etme.Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok 
komik görünüyordu.

Inci kıkır kıkır gülmeye başladı.

-Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.

Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı 
gördü.Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.

Her şey gönlünüzce olsun 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.


-- 
Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et

http://groups.google.com.tr/group/letafet

[email protected]

Resimler & Fazlası

Birol Akkerman


-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
                                          

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap