Hahaha, haklısınız siteminizde...
Buna denk geldi diyelim..
Galiba Nilgün hanıma ayıp ettim..
Özür dilerim Nilgün hanım, kırma amaçlı değildi eleştirim..
Öbürlerini açmamakta ne kadar haklı oluğumu anımsattınız bana
..
Not: Bana 5 yaş altı ve üstü muamele edilmesine bozuluyorum,
hepsi bu...
04 Ağustos 2010 13:43 tarihinde barış emre ertekin <barisemreerte...@hotmail.
com> yazdı:
onca abuk sabuk alevli,simli ,pullu 5 yaş altı mailler dururken,Hasr
et arkadaşımızın,melike melike arkadaşımızın romantik yazı
denemeleri dahi duruken sizi bu rahatsız etmiş ya gerçekten bana
enterasan geldi...:)
From: [email protected]
Date: Wed, 4 Aug 2010 11:11:03 +0300
Subject: Re: (GugukluhayaT) Fwd: Baylar!İster Evli, İster Bekar Olun
Mutlaka Okuyun Bu Yazıyı
To: [email protected]
Yani hayranım bu duygu dilenciliğine, içim ezildi valla, biz
erkekler ne kadar hıyarmışız diyesim geliyor, biz bu kadınların
kadrini kıymetini hiç anlamıyoruz arkadaş diyesim geliyor..
Birde sizin başka işiniz gücünüz yokmu kardeşim, bırakın
hikayeleri Kemalettin Tuğcu gibi yazarlar yazsın diyesim geliyor..
Sene 2010 diyesim geliyor..
Başka şeyler de geliyor da rtük izin vermiyor...:)))))))
04 Ağustos 2010 07:19 tarihinde Nilgün <[email protected]> yazd
ı:
Baylar! İster Evli, İster Bekar Olun Mutlaka Okuyun Bu Yazıyı
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters
ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı
hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler
eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu.
"Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden
daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde
sinirlenmişti.
Alaycı bir ses tonuyla:Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
-Hayır çikolata parası lazım!
Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. `Espri yeteneği
olan dilencinin hali de başka oluyor` diye düşündü.
- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı
yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.
Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini
anlayamamıştı.
-Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
-Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı
mısın?
- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü,
ona çikolata götürmek istiyorum.
-Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
-O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz
boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum
gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam
karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa
atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü.
Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi
seyrederken çok rahatlardı.
Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.Fakat karısının evde
ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu
rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmışt
ı.
"Acabasöyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.
-Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus
cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
- Ben dilenci değilim. Işim yok. Günlük çalışırım, ne iş
bulursam yaparım.Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu
ya, hiçbir iş bulamadım.
Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
-Oturun biraz dertleşelim bari, dedi. Adam çekingen çekingen
oturdu yanına.
-Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
-Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi
karınlarını doyururlar.
-Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
-Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
-Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın
ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsu
n.
-Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
-Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine
bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
-Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı
yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim.
Sürekli kavga ediyoruz.Daha iki saat önce kapıyı çarptım
çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var,
ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun.Para mı
acaba bizi mutsuz eden?
-Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her
şeyim.Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı
paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki
dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir
aslında hiçbir şey olan.
-Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden
şikayet ediyor.Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
-Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu
hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün
çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın,
kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.
-Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?
-Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim
için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu
oluyor.
-Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
-Küçük kızı severek.
-Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
-Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir
küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok
mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.
-Nasıl yani ?
-Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün.
Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel
olduklarını duymaya bayılırlar.Kendilerine prensesmiş gibi
davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı
hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak
isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. Iltifata d
oymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
-Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her
akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?"
diye sorar.Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel
olmuş muyum?" diye sorar durur.
-Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi
olmuşsun"demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
-Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli
yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen,
doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim.
Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim
bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl
koşturduğunu görmelisiniz.
-Hiç kavga etmezmisiniz siz?
-Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp
barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar
inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif
verir bana.
-Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok ond
a.
-Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye
utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız
mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu
etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.Yoksa bir daha sana
güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.Küçük kızlar hem
çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar.Çok narindir
onlar.Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.
-Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyoru
m.Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.
-Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en
kolay işi.Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o
küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla
alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti
gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak
isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene
somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne
kadar mutlu olabilirsin.
-Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
-Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama
kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar
verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi.A
ma hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini
katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur.
Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük
yedik.Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın
kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri
fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım
ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek
elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacı
k sardım bedenini ve mutlu ettim onu.
Adam ayağa kalktı.
-Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine
küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde
ağlayıp duruyordur.
Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
-Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterd
i.
-Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta
götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu
tuttu.
Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği
meyvelerden aldı.
Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında
oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe
bir tabağa döküpyıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
-Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.Inci hiç konuşmadı.
-Sorsana "niye" diye..
Inci kızgın kızgın: -Niye? Diye sordu.
-Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine
gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı. Bir
anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.
-Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
-Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın.
Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu
beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri
aldım"
-Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve
alarak gönlümü alamazsın.
-Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.
-Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni
delice seven bu adamı senden mahrum etme.Bülent yere çömelmiş,
boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
Inci kıkır kıkır gülmeye başladı.
-Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabilecek
sin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde
sakladığı küçük kızı gördü.Bundan sonra her şey daha
farklı olacak diye düşündü.
Her şey gönlünüzce olsun
--
You received this message because you are subscribed to the Google
Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected]
.
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
.
--
Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et
http://groups.google.com.tr/group/letafet
[email protected]
Resimler & Fazlası
Birol Akkerman
--
You received this message because you are subscribed to the Google
Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected]
.
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
.
--
You received this message because you are subscribed to the Google
Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected]
.
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
.
--
Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et
http://groups.google.com.tr/group/letafet
[email protected]
Resimler & Fazlası
Birol Akkerman
--
You received this message because you are subscribed to the Google
Groups "Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to [email protected]
.
For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
.