Kürt kadınlarında Stockholm
sendromu<http://www.bagimsizgundem.com/kiymet-nadir-bindebir/kurt-kadinlarinda-stockholm-sendromu.html>

<http://www.bagimsizgundem.com/kiymet-nadir-bindebir/kurt-kadinlarinda-stockholm-sendromu/pdf.html>



<http://www.bagimsizgundem.com/kiymet-nadir-bindebir/kurt-kadinlarinda-stockholm-sendromu/yazdir.html>





  "Korucu kızı *Hevidan*, çok küçüktü, 12 yaşındaydı. Apo'nun
çıkardığı *"korucu
çocuklarını kaçırıp PKK'lı yapma"* kanunuyla kaçırılıp getirilmişti. 1997
Temmuz'unda 16 yaşına basmıştı. Kaçma planları yaptı ama anlaşıldı,
tutuklandı. İnfaz kararı verildikten sonra Hevidan'ın eline kazma kürek
verip mezarını kazdırdılar. Temmuz sıcağında çukur açarken söylediği türkü
dağlarda yankılanıyordu. Son isteği sorulduğunda af dilemedi. *"Kahrolsun
Apo"* dedi, o köylü kızı. *"Ahım sizin boynunuzda kalacak!"* İnfaz
mangasında tek bacağı protezli Siirtli Rengin, Hevidan'ı gözünü kırpmadan
taradı. Ölmüyordu bir türlü. Kadınlar başını taşlarla ezerek öldürdüler."
Yüreğinizin orta yerine taş oturdu değil mi?
Devam edin okumaya:
"Öcalan'ın Şam'daki evine Yoğunlaştırma Evi denir. Yoğunlaştırma Evi'ne
bakire, genç ve güzel kadınlar alınır. Vahşi, "çöl güzeli" kızlardan
hoşlanırdı ama sarışınlara daha çok ilgi duyardı. Ben de Yoğunlaştırma
Evi'ne çağrıldım. Apo bir gün beni masaja çağırdı. Gittim, ılık su dolu
leğendeki ayaklarını yıkadım. Hani köy ağaları gibi. Beni azarlamaya
başladı, bilmiyorum diye. Sırtüstü uzandı, şimdi bütün vücuduma, dedi.
Anladım neler olacağını. Çünkü cinsel istek uyandığını gördüm. Soyun, dedi.
Soyundum. İç çamaşırlarını da çıkar, dedi. Ayağa kalkıp sarılıp sıkınca
korktum. Kendimi savunmak için Apo'ya vurdum. Üç yumruk attı yüzüme ve
kafama. Küfretti bana. "Düşkün, fahişe, rezil kadın. *Seni özgürleştirmeye,
tabulaştırdığın zincirleri kırmaya çalışıyorum*" dedi. Titrediğimi görünce
kovdu beni. *"Sen köle kalacaksın!" *diye bağırdı. Ama bu daha ilk
denemeydi. Dışarıda bekleyen tecrübeli kadınlar, beni psikolojik olarak
hazırlama toplantısına çağırdı. Ağladım. İçlerinden biri, Osmanlı
Sarayı'ndaki Valide Sultan gibiydi. Beni azarladı. *"Başkan bizi
özgürleştiriyor. Sen özgürleşmek istemiyor musun? Başkana erkek gözüyle
bakıyorsun. O başkan, o zincirlerimizi kıran bir peygamber." *Beni akşam
yemeğinden sonra yine çağırdı Apo. Bu kez çözümsüzdüm. Kime derdimi
anlatacaktım? O ana kadar ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Bekaretimi
aldı. Sonraki günlerde iki kez daha sevişti benimle."
Okumaya devam;
"Mardinli Rojin'in bir eli yoktu. Hamile bırakıldı, üst düzey bir komutan
tarafından. Sonra da idam edildi. Tecavüzcü ise şu an Osman Öcalan'ın
partisinde. Yedi aylık hamile Ronahi'nin Zele'de infaz edildiğini Osman
Öcalan da Cemil Bayık da iyi biliyor. Çünkü onlar karar verdi. 1991'den beri
arkadaşımdı. Suriye-Kamışlılı'ydı. Son isteğini sordular. *"Çocuğumun
hayatını bağışlayın. O doğduktan sonra beni idam edin"* dedi. Suçu, biriyle
ilişki kurmasıydı. Babasına dokunmadılar. Ronahi, karnını kuşakla bağlıyordu
ama büyüyünce gizleyemedi. Açığa çıktı. İnfaz manga komutanı, Cemil Bayık'a,
Ronahi'nin son isteğini söyledi. Cemil Bayık, *"Hayır, idam edin"* dedi.
Karnında bebeğiyle öldürüldü."
---
Bunlar, 1991'den 2003'e kadar dağ kamplarında sürünmüş PKK militanı
*Kürt*kızı Dilaram'ın
*"Özgürlüğe Kaçış"* anı-romanından.
---
Önce Emine Ayna (Ahmet Türk yumruklandığında) konuştu. *"Namertçe
kadınlığımıza ve cinselliğimize saldıranlar bir gün utançlarından yüzlerini
yerden kaldıramayacaklar"*dedi, 'fesüphanallah' çekip sustum...
Sonra Kürt kadınları çocuk istismarı, cinsel taciz, tecavüz ile çocuk
ölümlerini protesto etmek için yürüdüler. Ellerinde *"Meclis'i basarız
Başbakanı asarız"* pankartı.
Recep Bey'i savunmaya geçmek içimden gelmedi, sustum...
Sonra bir günde 12 asker öldürüldü, 14 asker yaralandı.
İçimiz kan ağlarken BDP-PKK'lı vekil Gültan Kışanak konuştu. *"Arkadaşlar
hergün oluyor. Sayı 1 ya da 10 ne farkeder?"* dedi. Yine fesüphanallah,
sustum...
En son, nikah memurunun 'yazar' eylediği Nazlı Ilıcak konuştu. *"PKK muhatap
alınsın"*dedi.
Daha fazla susamayacağım!
Tane tane yazacağım...Emine, Nazlı, Pervin, Fatma, Gülten, tüm PKK
destekçileri anlasın diye.
*---*
Raporlar, anketler, röportajlar gösteriyor ki; Güneydoğu'daki kadınlar en
fazla *cinsel taciz-tecavüzden, , şiddete maruz kalmaktan (*yani '*töre'*den),
*çocuk istismarından* şikayetçidir. Sonra *işsizlikten, fukaralıktan.* Ve
devletten yeterince yardım görmemekten.
Geleneksel 'ulusal dayanışma' önce Güneydoğu'da bozuldu. Dayanışma
bozulduğunda, doğal olarak *'kökene dönme arzusu'* başgösterdi. *'Terkedilmiş
çocuk'* sendromuyla güvenebilecekleri, dayanabilecekleri bir *'baba'*ya
ihtiyaç duyduklarında, baba koltuğunda *Abdullah Öcalan* oturuyordu.* *
Babaları, dağda kadınlardan güzellerini seçip, döve döve tecavüz ederek
'özgürleştirdi' (!). Hamile kalanı öldürttü. Babanın çetesi, bu ülkede
barışın, özgürlüğün, umudun yollarına mayın döşerken, kadınlar dağda
doğurdukları çocukların adını Barış, Özgür, Umut koydular.
Baba'nın çetesi, köy basıp militan toplarken, ev yıkar köy yakarken
Güneydoğu'lular şehir varoşlarına kaçıştılar. Kadınları 'temizlikçi' oldu,
erkekleri hamal.
1999'da yakalanan 'liderlik', 'peygamber', 'baba' Öcalan, *uyuşturucu
imalatı ve kaçakçılığından, silahlı bölücü terör örgütü kurmak-yönetmekten,
katliamlardan yargılandı. *Mahkeme'nin gerekçeli kararında* *"Göçlerin, köy
boşaltmaların ana kaynağı ve sebebi PKK terör örgütüdür" ifadesine Öcalan'ın
bir itirazı olmadı. Avukatlarından biri Aysel Tuğluk'tu.
Şimdi Kürt kadınları, hesabı henüz sorulmamış tecavüzlerin hesabını sormak
yerine,  Öcalan posteri açıp  *"Barış! Özgürlük! Tacize-tecavüze
son!"*gösterileri yapınca 'şaşırma' hakkımı kullanıyorum.
Taciz-tecavüz, çocuk istismarından şikayet edenlerin, neden Nimet
Çubukçu'yu, hasıraltı ettirdiği *"Güneydoğu'da Çocuk İstismarı Raporu"*nu
açıklamaya zorlamadıklarını anlamıyorum.
Güneydoğu'da 'kadına şiddetin, çocuk istismarının önlenmesi' işini imamlara
havale eden İslamcı AKP'ye, Kürt kadınları, islamcıların bu konuda sabıkalı
olduğunu hatırlatmalılar. Birileri çıkıp, İslamın nasıl güçsüzü, kurbanı
cezalandıran bir din olduğunu da anlatmalı.
Güneydoğu'lu kadınların, bir yandan çocuk istismarını protesto ederken,
neden bir yandan da Filistin'e özenip, çocukların eline taş verip yanlış
zamanda yanlış yerde yanlış hedefe yönlendirdiklerini düz akılla
anlayamıyorum. Çocuğu manipüle etmek kolay olduğu için mi?
PKK destekçilerinin, Öcalan'ın Mahkeme'ye beyan ettiği *250 milyon dolar
yıllık gelirini, *uyuşturucudan değil de* *dergi satışından, dükkan
haracından topladığına inandıklarını da sanmıyorum.
Ellerinde PKK bayraklarıyla* "Bölge ihmal edildi"* diye yırtınanların,
PKK'dan Diyarbakır'a yatırım yapanların iş makinelerini, petrol tesislerini
yaktığının hesabını neden sormadıklarını da (kıt) aklım almıyor.
Tecavüzcü Öcalan yakalandığında, üzerinden bilmemne marka saat, S. ve RB.
marka gözlükler çıkmıştı. DTP-BDP-PKK'lı kadınlar da Meclis'e girdiklerinden
beri iki şey yaptılar: Öcalan propagandası ve gardroplarını marka
giyim-aksesuarla düzmek.
Rojin, Hejin, Berivan! Sözüm insanlığını değil etnisitesini öne çıkartan,
PKK'ya destek veren Kürt kadınlarına!
Tecavüz güç gösterisidir, 'cinsellik' değil. İktidar/güç gösterisi beden
üzerinden işler. Sen insanın en değerli varlık olduğunu çocuğuna
öğretmezsen, kimse öğretmez. Sen uyuşturucu baronlarının kıçına takılıp
memenden kankırmızı şiddet emzirirsen, ne akan kan durur, ne sen
taciz-tecavüzden kurtulursun. Şu peşine takıldığın adamların kadınların
çapına bir bak hele...
Kürt kadınları! Gelin sorgulamaya önce *'halkınız'*a ihanet ederek başlayın.
Birşeyleri düzeltebilmek için önce ona ihanet etmek gerekir. Cerahate önce
neşter...
Gelin kadın olarak uğradığınız bütün saldırıları kendiniz anlatın bu
topluma. Çocuklarınızı kimden-neden koruyamadığınızı anlatın. Çıkın anlatın
abinizin, amcanızın, babanızın tecavüzünü. Yamultulmuş haberlerden değil
sizden duyalım gerçekleri. Çözümü birlikte arayalım.
Başbakanı asmaya kalkacağınıza, cinsel soruna da ekonomik soruna da *
'dinsel'* çözüm önermesinin hesabını sorun! Sizleri korumayı neden imamlara
havale ettiğinin hesabını sorun! Kadın Bakanı'nın ne hakla *'bekaret'*i
savunabildiğini sorgulayın!
Önce kendi bedeniniz üzerindeki egemenliğinizi erkeğin elinden alın bir.
Sonra *'egemen devlet'* lamba kümbe arayışına girersiniz. Önce kendi
çocuklarınızı uyuşturucu tüccarlarının elinden kurtarın hele, sonra
Filistin'linin çocuklarını kurtarırsınız.
Kürtler iddia ettiğiniz gibi bir *'ulus'*sa, önce akraba evlilikleriyle
bataklığa dönmüş genetik havuzunuzu bir temizleyin hele! Meclis'e soktuğunuz
vekillerden akraba evliliğini yasaklayan yasalar talep edin.
Bedava dağıtılan çamaşır makinesini alıp kümese folluk yapacağınıza,
iktidardan o buzdolabının parasını, onurununuzla, emeğinizle kendiniz
kazanmak için iş isteyin! "Sen bana iş bulmak-yaratmak zorundasın" diye
ihtar çekin. *Hobareyy abareyy diye Başbakan asmaya kalkmayın da,
Başbakan'dan 'Tehlikeli işte çocuk çalıştırma'nın cezası 904 YTL iken, o
cezayı neden 100 YTL'ne indirdiğinin hesabını  sorun. *
*Tecavüzcünüzle evlenmeye razı olduğunuzda, adamın ceza almasını engelleyen
Yasa maddesini Meclis'tekilerin kafasına geçirin mesela! *
*Erkekten, politikacıdan 'ahlaki' davranmasını beklerken, kendi ahlak
çıtanızı da yükseltmeye çalışın. *Mesela kaçak elektrik-su kullanmaya
itirazınız olsun. Başkalarının hakkını, vergisini gasp etmeye itirazınız
olsun. Kullandığı suyun parasını ödemeyen Diyarbakırlı'nın hangi parayla bir
günde 3 milyon 3G telefonu aldığı sorusu sizi rahatsız etsin.
Rojin, Hejin, Berivan!
Peşine takıldığın adamlar, evini, köyünü yakıp seni göç mağduru eden
tecavüzcülerin!
Savunduğun adamlar, kan davasında öldürülmekten kurtulmak için bile kadını
'berdel' veren aşiret düzeninin savunucuları!
Amerika'nın kucağında kalkıştığınız, 'bağımsızlık mücadelesi' sandığınız bu
terör, aslında Batı'nın su, petrol, maden yatakları ve uyuşturucu trafiği
paylaşım savaşı!
Al sana, eski PKK militanı, Kürt kızı Dilaram'ın kitabından bir paragraf
daha:
"Tecavüz edenlerin cezalandırıldığına hiç tanık olmadım. Tecavüze uğrayan
kadın hep susmak zorundaydı. Eğer susmazsa erkek, yetkisine yaslanıyordu.
Merkez Komitesi üyelerinden biliyorum, yetkileri nedeniyle istediği kadınla
birlikte oldular. Kadın asla şikayetçi olamadı. Kadın bir raporla bildirmek
istese bile o rapor, ancak tecavüzcü komutanının eliyle Suriye'ye
ulaştırılabilirdi. Komutan hiç kendi tecavüzünü yukarıya bildirir mi!"
Rojin, Hejin, Berivan! Elinde tecavüz-uyuşturucu-haraç çetesinin başının
resmiyle, bayrağıyla bu neyin taciz-tecavüz protestosu?
Amerikalı Irak'ta milyonlarca kadına tecavüz etti, fuhuşa zorladı. Bırak
Irak'lı kadını, herif kendi kadın subaylarına bile tecavüz etti yahu! Şimdi
Amerikan planlarının tam ortasında olduğunu bile bile bu neyin özgürlük
mücadelesi?
Yoksa *'töre adına', 'örgüt yararına'* tecavüze uğrarken şimdi de Filistin
olup, *'Allah adına'* hamle edecek tecavüzcü mü arıyorsun? Ya da *'Amerikan
çıkarları'* uğruna abanacak eroinman asker?
Nazlı, şimdi de sen söyle! Türkiye Cumhuriyeti bu uyuşturucu baronu
tecavüzcülerle mi masaya otursun? Hadi destek at, akıl ver Türkiye'nin
yeniyetme devlet olmadığını anlaması 8 sene sürmüş yeniyetme başbakanına!.
Bak, gündemi kendisi belirleyemeyince nasıl da şaşkın yüz ifadesi Şemdinli
sınır karakolunda. Hadi Nazlı! PKK'lıların özgürlük savaşçıları olduğunu
anlat bize... Ama önce şu kitabı bir oku!




<http://www.nod32.com.tr/>










 __._,_.___

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap