paylaşımınız için çok teşşekkürederim,muhteşem bir yazı.
Date: Mon, 11 Oct 2010 20:55:05 +0300
Subject: (GugukluhayaT) Kürt kadınlarında Stockholm sendromu
From: [email protected]
To: [email protected]; [email protected];
[email protected]; [email protected];
[email protected]; [email protected];
[email protected]; [email protected]
Kürt kadınlarında Stockholm sendromu
"Korucu kızı Hevidan, çok küçüktü, 12 yaşındaydı. Apo'nun çıkardığı "korucu
çocuklarını kaçırıp PKK'lı yapma" kanunuyla kaçırılıp getirilmişti. 1997
Temmuz'unda 16 yaşına basmıştı. Kaçma planları yaptı ama anlaşıldı, tutuklandı.
İnfaz kararı verildikten sonra Hevidan'ın eline kazma kürek verip mezarını
kazdırdılar. Temmuz sıcağında çukur açarken söylediği türkü dağlarda
yankılanıyordu. Son isteği sorulduğunda af dilemedi. "Kahrolsun Apo" dedi, o
köylü kızı. "Ahım sizin boynunuzda kalacak!" İnfaz mangasında tek bacağı
protezli Siirtli Rengin, Hevidan'ı gözünü kırpmadan taradı. Ölmüyordu bir
türlü. Kadınlar başını taşlarla ezerek öldürdüler."
Yüreğinizin orta yerine taş oturdu değil mi?
Devam edin okumaya:
"Öcalan'ın Şam'daki evine Yoğunlaştırma Evi denir. Yoğunlaştırma Evi'ne bakire,
genç ve güzel kadınlar alınır. Vahşi, "çöl güzeli" kızlardan hoşlanırdı ama
sarışınlara daha çok ilgi duyardı. Ben de Yoğunlaştırma Evi'ne çağrıldım. Apo
bir gün beni masaja çağırdı. Gittim, ılık su dolu leğendeki ayaklarını yıkadım.
Hani köy ağaları gibi. Beni azarlamaya başladı, bilmiyorum diye. Sırtüstü
uzandı, şimdi bütün vücuduma, dedi. Anladım neler olacağını. Çünkü cinsel istek
uyandığını gördüm. Soyun, dedi. Soyundum. İç çamaşırlarını da çıkar, dedi.
Ayağa kalkıp sarılıp sıkınca korktum. Kendimi savunmak için Apo'ya vurdum. Üç
yumruk attı yüzüme ve kafama. Küfretti bana. "Düşkün, fahişe, rezil kadın. Seni
özgürleştirmeye, tabulaştırdığın zincirleri kırmaya çalışıyorum" dedi.
Titrediğimi görünce kovdu beni. "Sen köle kalacaksın!" diye bağırdı. Ama bu
daha ilk denemeydi. Dışarıda bekleyen tecrübeli kadınlar, beni psikolojik
olarak hazırlama toplantısına çağırdı. Ağladım. İçlerinden biri, Osmanlı
Sarayı'ndaki Valide Sultan gibiydi. Beni azarladı. "Başkan bizi
özgürleştiriyor. Sen özgürleşmek istemiyor musun? Başkana erkek gözüyle
bakıyorsun. O başkan, o zincirlerimizi kıran bir peygamber." Beni akşam
yemeğinden sonra yine çağırdı Apo. Bu kez çözümsüzdüm. Kime derdimi
anlatacaktım? O ana kadar ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Bekaretimi aldı.
Sonraki günlerde iki kez daha sevişti benimle."
Okumaya devam;
"Mardinli Rojin'in bir eli yoktu. Hamile bırakıldı, üst düzey bir komutan
tarafından. Sonra da idam edildi. Tecavüzcü ise şu an Osman Öcalan'ın
partisinde. Yedi aylık hamile Ronahi'nin Zele'de infaz edildiğini Osman Öcalan
da Cemil Bayık da iyi biliyor. Çünkü onlar karar verdi. 1991'den beri
arkadaşımdı. Suriye-Kamışlılı'ydı. Son isteğini sordular. "Çocuğumun hayatını
bağışlayın. O doğduktan sonra beni idam edin" dedi. Suçu, biriyle ilişki
kurmasıydı. Babasına dokunmadılar. Ronahi, karnını kuşakla bağlıyordu ama
büyüyünce gizleyemedi. Açığa çıktı. İnfaz manga komutanı, Cemil Bayık'a,
Ronahi'nin son isteğini söyledi. Cemil Bayık, "Hayır, idam edin" dedi. Karnında
bebeğiyle öldürüldü."
---
Bunlar, 1991'den 2003'e kadar dağ kamplarında sürünmüş PKK militanı Kürt kızı
Dilaram'ın "Özgürlüğe Kaçış" anı-romanından.
---
Önce Emine Ayna (Ahmet Türk yumruklandığında) konuştu. "Namertçe kadınlığımıza
ve cinselliğimize saldıranlar bir gün utançlarından yüzlerini yerden
kaldıramayacaklar"dedi, 'fesüphanallah' çekip sustum...
Sonra Kürt kadınları çocuk istismarı, cinsel taciz, tecavüz ile çocuk
ölümlerini protesto etmek için yürüdüler. Ellerinde "Meclis'i basarız Başbakanı
asarız" pankartı.
Recep Bey'i savunmaya geçmek içimden gelmedi, sustum...
Sonra bir günde 12 asker öldürüldü, 14 asker yaralandı.
İçimiz kan ağlarken BDP-PKK'lı vekil Gültan Kışanak konuştu. "Arkadaşlar hergün
oluyor. Sayı 1 ya da 10 ne farkeder?" dedi. Yine fesüphanallah, sustum...
En son, nikah memurunun 'yazar' eylediği Nazlı Ilıcak konuştu. "PKK muhatap
alınsın"dedi.
Daha fazla susamayacağım!
Tane tane yazacağım...Emine, Nazlı, Pervin, Fatma, Gülten, tüm PKK destekçileri
anlasın diye.
---
Raporlar, anketler, röportajlar gösteriyor ki; Güneydoğu'daki kadınlar en fazla
cinsel taciz-tecavüzden, , şiddete maruz kalmaktan (yani 'töre'den), çocuk
istismarından şikayetçidir. Sonra işsizlikten, fukaralıktan. Ve devletten
yeterince yardım görmemekten.
Geleneksel 'ulusal dayanışma' önce Güneydoğu'da bozuldu. Dayanışma
bozulduğunda, doğal olarak 'kökene dönme arzusu' başgösterdi. 'Terkedilmiş
çocuk' sendromuyla güvenebilecekleri, dayanabilecekleri bir 'baba'ya ihtiyaç
duyduklarında, baba koltuğunda Abdullah Öcalan oturuyordu.
Babaları, dağda kadınlardan güzellerini seçip, döve döve tecavüz ederek
'özgürleştirdi' (!). Hamile kalanı öldürttü. Babanın çetesi, bu ülkede barışın,
özgürlüğün, umudun yollarına mayın döşerken, kadınlar dağda doğurdukları
çocukların adını Barış, Özgür, Umut koydular.
Baba'nın çetesi, köy basıp militan toplarken, ev yıkar köy yakarken
Güneydoğu'lular şehir varoşlarına kaçıştılar. Kadınları 'temizlikçi' oldu,
erkekleri hamal.
1999'da yakalanan 'liderlik', 'peygamber', 'baba' Öcalan, uyuşturucu imalatı ve
kaçakçılığından, silahlı bölücü terör örgütü kurmak-yönetmekten, katliamlardan
yargılandı. Mahkeme'nin gerekçeli kararında "Göçlerin, köy boşaltmaların ana
kaynağı ve sebebi PKK terör örgütüdür" ifadesine Öcalan'ın bir itirazı olmadı.
Avukatlarından biri Aysel Tuğluk'tu.
Şimdi Kürt kadınları, hesabı henüz sorulmamış tecavüzlerin hesabını sormak
yerine, Öcalan posteri açıp "Barış! Özgürlük! Tacize-tecavüze son!"
gösterileri yapınca 'şaşırma' hakkımı kullanıyorum.
Taciz-tecavüz, çocuk istismarından şikayet edenlerin, neden Nimet Çubukçu'yu,
hasıraltı ettirdiği "Güneydoğu'da Çocuk İstismarı Raporu"nu açıklamaya
zorlamadıklarını anlamıyorum.
Güneydoğu'da 'kadına şiddetin, çocuk istismarının önlenmesi' işini imamlara
havale eden İslamcı AKP'ye, Kürt kadınları, islamcıların bu konuda sabıkalı
olduğunu hatırlatmalılar. Birileri çıkıp, İslamın nasıl güçsüzü, kurbanı
cezalandıran bir din olduğunu da anlatmalı.
Güneydoğu'lu kadınların, bir yandan çocuk istismarını protesto ederken, neden
bir yandan da Filistin'e özenip, çocukların eline taş verip yanlış zamanda
yanlış yerde yanlış hedefe yönlendirdiklerini düz akılla anlayamıyorum. Çocuğu
manipüle etmek kolay olduğu için mi?
PKK destekçilerinin, Öcalan'ın Mahkeme'ye beyan ettiği 250 milyon dolar yıllık
gelirini, uyuşturucudan değil de dergi satışından, dükkan haracından
topladığına inandıklarını da sanmıyorum.
Ellerinde PKK bayraklarıyla "Bölge ihmal edildi" diye yırtınanların, PKK'dan
Diyarbakır'a yatırım yapanların iş makinelerini, petrol tesislerini yaktığının
hesabını neden sormadıklarını da (kıt) aklım almıyor.
Tecavüzcü Öcalan yakalandığında, üzerinden bilmemne marka saat, S. ve RB. marka
gözlükler çıkmıştı. DTP-BDP-PKK'lı kadınlar da Meclis'e girdiklerinden beri iki
şey yaptılar: Öcalan propagandası ve gardroplarını marka giyim-aksesuarla
düzmek.
Rojin, Hejin, Berivan! Sözüm insanlığını değil etnisitesini öne çıkartan,
PKK'ya destek veren Kürt kadınlarına!
Tecavüz güç gösterisidir, 'cinsellik' değil. İktidar/güç gösterisi beden
üzerinden işler. Sen insanın en değerli varlık olduğunu çocuğuna öğretmezsen,
kimse öğretmez. Sen uyuşturucu baronlarının kıçına takılıp memenden kankırmızı
şiddet emzirirsen, ne akan kan durur, ne sen taciz-tecavüzden kurtulursun. Şu
peşine takıldığın adamların kadınların çapına bir bak hele...
Kürt kadınları! Gelin sorgulamaya önce 'halkınız'a ihanet ederek başlayın.
Birşeyleri düzeltebilmek için önce ona ihanet etmek gerekir. Cerahate önce
neşter...
Gelin kadın olarak uğradığınız bütün saldırıları kendiniz anlatın bu topluma.
Çocuklarınızı kimden-neden koruyamadığınızı anlatın. Çıkın anlatın abinizin,
amcanızın, babanızın tecavüzünü. Yamultulmuş haberlerden değil sizden duyalım
gerçekleri. Çözümü birlikte arayalım.
Başbakanı asmaya kalkacağınıza, cinsel soruna da ekonomik soruna da 'dinsel'
çözüm önermesinin hesabını sorun! Sizleri korumayı neden imamlara havale
ettiğinin hesabını sorun! Kadın Bakanı'nın ne hakla 'bekaret'i savunabildiğini
sorgulayın!
Önce kendi bedeniniz üzerindeki egemenliğinizi erkeğin elinden alın bir. Sonra
'egemen devlet' lamba kümbe arayışına girersiniz. Önce kendi çocuklarınızı
uyuşturucu tüccarlarının elinden kurtarın hele, sonra Filistin'linin
çocuklarını kurtarırsınız.
Kürtler iddia ettiğiniz gibi bir 'ulus'sa, önce akraba evlilikleriyle bataklığa
dönmüş genetik havuzunuzu bir temizleyin hele! Meclis'e soktuğunuz vekillerden
akraba evliliğini yasaklayan yasalar talep edin.
Bedava dağıtılan çamaşır makinesini alıp kümese folluk yapacağınıza, iktidardan
o buzdolabının parasını, onurununuzla, emeğinizle kendiniz kazanmak için iş
isteyin! "Sen bana iş bulmak-yaratmak zorundasın" diye ihtar çekin. Hobareyy
abareyy diye Başbakan asmaya kalkmayın da, Başbakan'dan 'Tehlikeli işte çocuk
çalıştırma'nın cezası 904 YTL iken, o cezayı neden 100 YTL'ne indirdiğinin
hesabını sorun.
Tecavüzcünüzle evlenmeye razı olduğunuzda, adamın ceza almasını engelleyen Yasa
maddesini Meclis'tekilerin kafasına geçirin mesela!
Erkekten, politikacıdan 'ahlaki' davranmasını beklerken, kendi ahlak çıtanızı
da yükseltmeye çalışın. Mesela kaçak elektrik-su kullanmaya itirazınız olsun.
Başkalarının hakkını, vergisini gasp etmeye itirazınız olsun. Kullandığı suyun
parasını ödemeyen Diyarbakırlı'nın hangi parayla bir günde 3 milyon 3G telefonu
aldığı sorusu sizi rahatsız etsin.
Rojin, Hejin, Berivan!
Peşine takıldığın adamlar, evini, köyünü yakıp seni göç mağduru eden
tecavüzcülerin!
Savunduğun adamlar, kan davasında öldürülmekten kurtulmak için bile kadını
'berdel' veren aşiret düzeninin savunucuları!
Amerika'nın kucağında kalkıştığınız, 'bağımsızlık mücadelesi' sandığınız bu
terör, aslında Batı'nın su, petrol, maden yatakları ve uyuşturucu trafiği
paylaşım savaşı!
Al sana, eski PKK militanı, Kürt kızı Dilaram'ın kitabından bir paragraf daha:
"Tecavüz edenlerin cezalandırıldığına hiç tanık olmadım. Tecavüze uğrayan kadın
hep susmak zorundaydı. Eğer susmazsa erkek, yetkisine yaslanıyordu. Merkez
Komitesi üyelerinden biliyorum, yetkileri nedeniyle istediği kadınla birlikte
oldular. Kadın asla şikayetçi olamadı. Kadın bir raporla bildirmek istese bile
o rapor, ancak tecavüzcü komutanının eliyle Suriye'ye ulaştırılabilirdi.
Komutan hiç kendi tecavüzünü yukarıya bildirir mi!"
Rojin, Hejin, Berivan! Elinde tecavüz-uyuşturucu-haraç çetesinin başının
resmiyle, bayrağıyla bu neyin taciz-tecavüz protestosu?
Amerikalı Irak'ta milyonlarca kadına tecavüz etti, fuhuşa zorladı. Bırak
Irak'lı kadını, herif kendi kadın subaylarına bile tecavüz etti yahu! Şimdi
Amerikan planlarının tam ortasında olduğunu bile bile bu neyin özgürlük
mücadelesi?
Yoksa 'töre adına', 'örgüt yararına' tecavüze uğrarken şimdi de Filistin olup,
'Allah adına' hamle edecek tecavüzcü mü arıyorsun? Ya da 'Amerikan çıkarları'
uğruna abanacak eroinman asker?
Nazlı, şimdi de sen söyle! Türkiye Cumhuriyeti bu uyuşturucu baronu
tecavüzcülerle mi masaya otursun? Hadi destek at, akıl ver Türkiye'nin
yeniyetme devlet olmadığını anlaması 8 sene sürmüş yeniyetme başbakanına!. Bak,
gündemi kendisi belirleyemeyince nasıl da şaşkın yüz ifadesi Şemdinli sınır
karakolunda. Hadi Nazlı! PKK'lıların özgürlük savaşçıları olduğunu anlat
bize... Ama önce şu kitabı bir oku!
__._,_.___
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.