Niçin siyasetin içindeyiz?..
Ve niçin ayaklarımızı uzatıp, yaşamın tadını yudumlamak yerine, inatla
ve ısrarla politikanın çamuru içinde debelenip duruyoruz?..
Çünkü, halka söylenen yalanları açığa çıkartmak, doğru ve dürüst bir
zeminde ülkenin yararını tartışmak için...
Çünkü, ülkeyi karanlığa sürüklemeye çalışanların oyunlarını bozup,
aydınlığa doğru yürüyebilmek için...
Çünkü, erdemli, yetkin bireylerin oluşturduğu bir toplum kurulmasına
omuz verebilmek için...
Peki... Bütün bu amaçları yerine getirmeye çalışırken bizler de yalan
söylersek, ne olur?..
Öncelikle, mücadele ettiğimiz kişi, değer ve güçlerle aynı düzeye
düşmüş oluruz...
Çünkü yalan söyleyerek, yalanla mücadele edilmez.
Çünkü karanlığa doğru yürüyerek aydınlığa varılmaz.
Çünkü çürümeye terk edilen bir kişilikten yola çıkılarak yetkin bireye
ve oradan da güçlü ve egemen topluma ulaşılamaz.
Eski bir siyaset düşünürü şöyle buyurmuştu:
-       Gayeye ulaşmak için her yol meşrudur...
Hayır değildir!
Çünkü bu yolu benimsediğiniz zaman ortada varılacak bir gaye kalmaz...
Tabii eğer gayeniz olumlu, erdemli, yüksek ve değerli bir şeyse...
Ancak amacınız sadece koltuk ve o koltuğun size bahşettiği nemalardan
ibaretse, yandı gülüm keten helvam... O zaman her kalıba girersiniz, her
efendiye boyun eğip, önünüzde secde eden her âdemi ezer, suyunu
içersiniz...
Burada sözünü ettiğimiz nema, illaki nakit para olmayabilir...
Tapunun şu ada, şu parselindeki taşınmaz da olmayabilir.
Ya da bindiğiniz makam arabası, hükmettiğiniz yalaka miktarı ya da
sizden kısa boylular önündeki sanal heybetiniz de olabilir... Fark
etmez!
Çünkü nema, nemadır...
Çıkar, çıkardır. İlla de elle tutulup, tartıya vurulması gerekmez.
İki kişiliksiz sallabaş yüzünüze mi güldü?.. Koyun sepete, günü gelir
kullanırsınız...
Bir yerlerde ve bir vakitler verilmiş sözlerin faturası mı konuyor
önünüze?.. Ödeyin gitsin. Ali'nin külahı eskimiş; alın Ali'nin eski
külahını, koyun Veli'nin kafasına, döndürün gününün çarkını...
Komisyon mu?..
Yok canım daha neler... Sadece "libor farkı!.."
Yatmadı mı aklınıza; erişmedi mi kültürünüze?..
Olabilir, size göre daha kolay anlaşılır bir başka yöntem mutlaka
bulunabilir... Önemli olan cukkanın cebe indirilmesi değil mi?..
İster paraşütle gökten iner cukka... İster bir zarfın içinde arz edilir
usulünce...
Al cukkayı, ver cukkayı... İndir bindir arabayı, hooop, güm.
Ne çıktı torbadan?
Tavşan mı?
Yok canım, daha neler?..
Olsa olsa komisyon farkı, ara ödeme, cep harçlığı ya da düpedüz
avantanın kayıntısı...
Ne fark eder ki!..
Önemli olan çark dönsün, düzen sürsün; haydaaa!..
Tabii ki bu çarkın böylece dönmesine karşı olanlara düşman
olacaksınız.
Ve doğaldır ki, düzenin böylece yürümesine taş koyanlara diş
bileyeceksiniz.
Demokrasiymiş, hukukmuş, halkmış... Boş verin siz böyle fasa-fiso
laflara...
Bu sözler sadece sürdürdüğünüz talanın maskelerinden ibarettir.
Sürdürmek istediğiniz katakullinin adı ise, "Maskeli Balo"dur...
Ötesi boş, bomboş ve sadece boştur.
Ve tabii ki siz bu yazıda anlatılan kişinin ya da zihniyetin
kendinizle hiçbir alakası olmadığını düşünmeye zorlayacaksınız
kendinizi...
Siz istediğiniz kadar çabalayın, hiç fark etmez.
Çünkü anlayan zaten anladı olup biteni, şimdilik anlamayanlara
anlatmakla meşgul...
Hepsi bu kadar.

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com




-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap