Türkiye halkı iyi bir muhalefet partisi aramıyor...
AKP'yi yıkıp, iktidar olabilecek ciddi bir siyasi gücü arıyor.
Kendi sorunlarına somut çözümler getirecek ve bu çözümleri istikrarlı
ve verimli bir biçimde hayata geçirebilecek bir siyasi partiyi
özlüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin en tecrübeli [ve kıdemli]
muhalefet partisidir.
Örgüt, bir nevi, "milletvekili üreten" bir mekanizma ve günlük deyimi
ile bir "şirket"tir.
CHP'nin bayrağındaki 6 OK'un ideolojik değeri giderek küçülmüş ve
simgesel bir rozet halini almıştır.
Halkçılık, devletçilik, devrimcilik gibi temel ilkeler, çoğunlukla
şeklen savunula/gelen laiklik "oku"nun gölgesinde kalmış, geçen zaman
içinde içeriğini, niteliksel olandan biçimsel olana doğru taşıya
durmuştur...
İşte "yeni" CHP"nin önündeki en başta gelen tarihi sorumluluk, bu
süreci tersine çevirmektir...
Çağdaş yaşamın öncelikli değerleri, rakı içme özgürlüğü ve mini etek
giyme serbestîsi değildir...
İlericiliğin birincil koşulu türbana karşı çıkmak [da] değildir.
Bir siyasi parti her şeyden önce kendi bayrağında simgeleşmiş bulunan
temel ilkelere sahip çıkmalı, en azından bu ilkeleri savunmalıdır...
6 OK içinde devrimcilik ilkesi yer alıyorsa, o siyasi parti devrimci
bir siyaset izlemelidir.
Eğer 6 OK, halkçılık ve devletçiliği içeriyorsa, Cumhuriyet Halk
Partisi, gerçekten halkçı ve ödünsüz devletçi bir ekonomik modeli
izlemelidir. Batı emperyalizminin neo-liberal politikaları ile -asla-
flört etmemelidir.
Ve eğer halen 6 ok yönünde bir politika izlenmek istenmiyorsa, dürüst
olunmalı ve 6 OK içeriğinde yer alan dünya görüşü ve bu dünya
görüşünden damıtılan ilkelerin her birisi ile ciddi bir hesaplaşmaya
girişilmelidir...
Sorgulama yöntemi, bir yaşam kılavuzu haline getirilmelidir.
Bizce dürüst olabilmek ancak bu yolla mümkün olabilir; bu yoldan
geçilerek hayata geçirilebilir.
Siyaset yapmak, sadece gelecekteki mutluluğun harcını oluşturmak
anlamındaki bir meşgale değil; öncelikle vatanın savunulması yönünde
ortaya konan özverili bir emektir.
Ancak aynı zamanda da siyaset, "aydın namusu"nun zorunlu bir
gerekliliği olarak ele alınıp, bu zorunluluğu idrak ediş nispetinde
hayata geçirilmesi gereken bir yol ve yöntemin adıdır...
Hiç kimse, kendi tuzunun kuruluğundan yola çıkarak bireysel
kaçaklığına gerekçe yaratmak için uyduruk çarelere başvurmamalıdır...
Çünkü ülkenin içinden geçtiği karanlık tünelin daralan duvarları
arasında bulunan bu "çare"lerin ya da "gerekçe"lerin adı ihanettir...
Namus eksikliğidir.
Yaşanılan koşullarda yapılacak tek şey vardır: Bir baltaya sap
olmak!..
Yani... Tüm güçleri birleştirip, bir tek yöne doğru seferber etmek!..
Bu yönde emek harcamaktan kaçınmak, boş-vermek, aldırmaz bir
sorumsuzluğun batağına saplanmak kişisel olarak ihanet çizgisidir...
Toplumsal olarak ise, sorumsuzluk, aymazlık ve ileriyi görememe
halidir.
Sözün bittiği bu yerde, ahlaklı, sorumlu, aydınlık düşünceden yana
eylemlere ihtiyaç vardır.
Bu ihtiyacın gerekleri yerine getirilmediği takdirde ise, her birimizi
bekleyen gelecek [makûs talih!] aynıdır, bellidir ve belirlidir...

[email protected]

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap