---------- Forwarded message ---------- From: Ferhat Ecer <[email protected]> Date: 2011/2/20 Subject: HİLMİ ÖZKÖK'E AÇIK MEKTUP // Emin ÇÖLAŞAN To:
ALİ KABİL [email protected] 20 Şubat 2011 12:49 HİLMİ ÖZKÖK'E AÇIK MEKTUP Emin ÇÖLAŞAN [email protected] Faks:03124269995 HİLMİ BEY'E AÇIK MEKTUP "HİLMİ Bey, bu mektubumla keyfinizi belki biraz olsun kaçıracağım, kusura bakmayın. Önce bir anımı anlatmakla başlamak istiyorum. Bundan birkaç yıl önce AKP eski Milletvikili, Nazlı Ilıcak'ın eski kocası Emin Şirin'le konuşuyorduk. Bana sizinle ilgili bir anısını anlatmıştı. Olay şöyle idi; Emin Şirin, eski karısı Nazlı Ilıcak ile ABD'DE YAŞAYAN Fethullah'ı ziyarete gidiyor. Nazlı, Fethullah'a soruyor: 'Hocam bu askerlerin sivillere müdahalesi ne zaman bitecek?' Fethullah yanıt veriyor: 'Valla Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı olursa o zaman rahat ederiz' Emin Şirin bana bu olayı anlattığında inanmamış ve kendisine şöyle demiştim: 'Bana bu olayı yazılı olarak, altına da imzanızı atarak anlatır mısınız? İmzalı yazısı birkaç gün sonra elimdeydi... Ve Emin Şirin şöyle diyordu: 'Orada Nazlı Hanım, ben ve Fethullah Hoca vardık. Mutlaka inkar edeceklerdir. O zaman bir tek şey rica ederim. Fethullah efendi Kuran'a el basarak yemin etsin bakayım, böyle bir laf etmiş mi, etmemiş mi' Hilmi Bey, ben elime o imzalı belge gelince, bu olayı aynen yazdım. Fethullah'tan herhangi bir yalanlama gelmedi. Demek ki zat-ı alinizi öylesine beğeniyor ve güveniyordu, kişiliğinizden beklentileri o kadar yüksekti! Sonra ilginç bir olay daha yaşadık. Tayyip size Çanakkale törenlerinde resmen 'Hocam' diye hitap etti. Hoca mısınız nesiniz, hoca iseniz neyin hocasısınız, vallahi ben hiç anlamadım! ******************************** Hilmi Bey, şimdi gelelim güncel olaya! Size o konuda yazacağım birkaç şey var. Yahu beyefendi, siz zamanında bu ülkenin Genelkurmay başkanlığı makamında oturmayı başarmış birisiniz. O dönemde sizin emrinizde olan silah arkadaşlarınızın, o günlerde altınızdaki komutanların neredeyse tamamı şimdi tutuklu. Kuvvet komutanları, ordu komutanları, generaller, amiraller, albaylar ve daha alt rütbeliler, hepsi tam kadro içeride. Siz o makamda otururken onlar 'Balyoz darbe planı' hazırlamışlar! Hem de Genelkurmay onaylı, sizin onay verdiğiniz bir seminerde! Varsayalım hazırladılar. Niçin ortaya çıkıp konuşmuyorsunuz? Niçin 'Evet böyle bir gerçek vardı, bunlar darbe tezgahlamıştı' demiyorsunuz? Darbe yapmak suçtur. Niçin bildiklerinizi açıklamıyorsunuz? Varsayalım hazırlamadılar. O takdirde niçin kamuoyuna bir açıklama yapıp 'Böyle bir şey yoktur, söylenenler yalandır demiyorsunuz? Böyle bir şey olup olmadığını siz bilmiyorsanız, ben mi bileceğim? Ya da bizim gazeteyi her gün okuyan bir milyondan fazla okuyucumuz mu bilecek? Hilmi Bey kusura bakmayın ama, siz Genelkurmay Başkanlığı makamında bostan korkuluğu muydunuz? Ya da bütün Genelkurmay Başkanlığınız döneminde ayakta mı uyumuştunuz? Hemen altınızda olup bitenden haberiniz yok muydu? Ya da gerçekleri açıklamaktan korkan biri misiniz? ************************ Bundan bir süre önce Ergenekon savcıları zat-ı alinizin ayağına geldiler ve ifadenizi yaşamakta olduğuz İzmir'de aldılar. Peki neler söylediniz o ifadenizde? Darbe var mıydı, yok muydu? Nasıl açıkladınız olanları? Sonraları, sizi arayan bazı gazetecilerle telefonda konuştunuz. Yani konuştunuz ama aslında hiçbir şey söylemediniz. Sözleriniz ilginçti: 'Pişmiş ete soğan doğramam...' 'Var da demem, yok da demem...' Pişmiş aşa soğan doğranıp doğranmayacağından anlamam. Ama 'Var da demem, yok da demem!' diye ahkam kesmenin anlamı nedir? Hilmi Hocam, bir şey ya vardır, ya da yoktur. Darbe girişimi de ya vardır, ya yoktur. Eğer bildiğiniz bir şey var iken siz bunu ilgili makamlara ihbar etmediyseniz, o takdirde görevi ihmal suçundan sizin de yargılanmanız gerekir. Türkiye birbirine girmiş, ordunun komutanları darbe iddiasıyla tutuklanıyor ve siz maşallah İzmir'de kebap yapıyorsunuz! Ne ilginçtir, o dönemin Genelkurmay Başkanı olarak isminiz bu olaylarda hiç geçmiyor! Yani muhterem Hilmi hocam, bütün bunlar olurken, birileri darbe hazırlarken (!) siz herhalde kulaklarınızda tıkaç, gözlerinizde siyah bantla yedek kulübesinde oturuyordunuz! Genelkurmay Başkanı idiniz ama ne bir şey duyuyor, ne de görüyordunuz! ************************** Hilmi hocam, bir şey daha dikkatimi çekiyor. Zat-ı aliniz tarafından Ergenekon savcılarına 'Tanık' sıfatıyla verilmiş olan uzun ifadenin hiçbir bölümü bugüne kadar kamuoyuna yansımadı. Neler dediniz, neler anlattınız? Bugün her biri tutuklanmış olan silah arkadaşlarınız için neler söylediniz? Yaa beyefendi, Allah rızası için, bir gün çıkın ortaya da, bildiklerinizi şöyle mertçe anlatın. Vallahi razıyım, deyin ki 'Bunlar darbe yapacaktı...' Biz de hiç değilse gerçeği sizin ağzınızdan duymuş olalım, ona göre tavır alıp darbecileri kınayalım, bugüne kadar yazıp söylediklerimiz için milletimizden özür dileyelim. Bazı gazeteciler sizi arayacak, siz onlara lütfen birkaç yuvarlak cümle söyleyeceksiniz, ne şiş yansın ne kebap anlayışıyla güya konuşmuş gibi yapacaksınız. Öbür tarafta ise silah arkadaşlarınız cezaevlerinde o yaşlarında çile çekiyor olacak! Olanları görünce uykularınız kaçıyormuş, son tutuklamalara çok üzülüyormuşsunuz! Son demeçlerinizden birinde 'Benim gözümde hepsi tertemizdir' diyor ve ekliyorsunuz: 'Eğer bir hataları varsa, yargı sürecinde ortaya çıkar!' Beyefendi bunlar boş sözlerdir. Yine kaçak güreşiyorsunuz. Eski de olsa bir Genelkurmay Başkanı'na böyle konuşmak yakışmaz. Eğer uykularınız kaçıyorsa, hepsi tertemizse, çıkın ortaya ve konuşun. Bu da yetmez, Silivri mahkemesine başvurup, tanık olarak öncelikle dinlenmenizi isteyin. Siz kırmazlar. Dahası var. Tanık sıfatıyla savcılara verdiğiniz ifadenin açıklanmasını isteyin. Herhalde bir örneği size de verilmiştir. Onlar açıklamazsa siz açıklayın. Sanıkların lehine veya aleyhine, hiç fark etmez. Türk milleti, olanları bir de sizin ağzınızdan duyup öğrenme fırsatı bulsun. Unutmayın, söz konusu olaylar sizin döneminizde oldu. Eğer ortada bir suç varsa, silah arkadaşlarınız kadar siz de sorumlusunuz. Eğer yoksa, bunu açıklamakla yükümlüsünüz. Hilmi Bey bu işlerde bir gariplik var ve garipliğin baş aktörü sizsiniz... Siz ya bir şeyleri gizliyorsunuz, veya sizi de 'balyozcu' diye alıp götürmelerinden korkuyorsunuz. Türk Ordusu'nun o makamına yükselmeyi başarmış olan bir şahıs, böyle suskun kalmaz, sütre gerisinden vuruşlar yapmaz. Çıkar ortaya mertçe ve bildiklerini anlatır, Türk Ordusu'nun ve silah arkadaşlarının şerefini ve geleceğini kurtarır. Beyefendi, kusura bakmayın ama yazdıklarım doğrudur. O makama yükselmiş birine yakışmayacak işler yapıyorsunuz. Bu kadar suskun ve ürkek olmanıza hiç mi hiç gerek yok! Ricam, en kısa zamanda çıkın ortaya ve bildiklerinizi anlatın. Aksi takdirde hep zan altında kalacak, hep korkaklıkla suçlanacak ve günün birinde belki de sanık olup silah arkadaşlarınızın yanına oturtulacaksınız. 'Olmaz olmaz, beni almazlar' demeyin, burası Türkiye. Her şey olur! Son olarak bir şey daha sorayım zat-ı alinize! Yüzlerce silah arkadaşınız tutuklandı. Onlardan birinin olsun ailesini telefonla arayıp 'Geçmiş olsun, üzüldüm' dediniz mi? Ne acıdır ki, demediniz. Çok ama çok ayıp ettiniz. Ayıplarınıza bir yenisini eklediniz. Benden bugünlük bu kadar. Haydi mektubum sana uğurlar olsun, dere tepe düz olsun. Kim bu mektubu Hilmi Özkök hocamıza vermezse iki gözü kör olsun! Vatandaş Emin." -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
HİLMİ ÖZKÖK BEY'E AÇIK MEKTUP.docx
Description: application/vnd.openxmlformats-officedocument.wordprocessingml.document
