Haberin başlığıyla haber arasında küçük bir fark var. Kürtçe de’deki de
eki. Bu çok şeyi değiştirir gibi gözüküyor değil mi?
Aslında öyle değil.

Haberin devamını okuyunca belediye tarafından, çok dilli hizmet vermenin
de ötesinde bir Kürtçeleştirme seferberliğinın yapılacağı anlaşılıyor.
Dolayısıyla de haberin başlıkda -de ekinin olmayıp, haberde ise olmasını
tartışmanın da bir anlamı kalmıyor.

Belediyelerin çok dilli hizmet vermelerinde çok sıkıntı yok.
Belediyelerin Alanya’da Almanca, Bodrum ya da Marmaris’de İngilizce
fatura düzenlediğini biliyoruz.
Ülkenin çoğu yerinde işyerlerine, şirketlere isim seçilirken, bazen
turistik kaygılarla, hedef müşteri kitlesine göre, ya da tamamen
kişiliksizlikten kaynaklanan bir yabancı isim seçme furyası zaten vardır.

Sıkıntı Kürtçeleştirme seferberliği diyerek Türklere, Türkçe ismi olan
işyerlerine dayatma, zorlama yapıldığında ortaya çıkar.
Haaa, bir de bunun tam tersi var. Bu durumda batıda özellikle de
Kürtlere yönelik tepkisel bir Türkçeleştirme seferberliği ilan edilirse
bunu da şaşkınlıkla karşılamamak gerekir.
Etki tepki ilkesidir bu.
Her etki, bir tepki, her tepki yine bir etki doğurur.
Bir sarkaç gibi giderek salınımı artan savrulmalarla zaman içinde, her
iki halkın gönül bağının kopmasını beklemek gerekir.

Doğrusu ben çok uzun süredir, ülkenin güney doğusundan gelen haberleri
şüpheyle karşılama eğilimindeyim.
Sonuç olarak Kürtlerin Türkiye‘den bağımsızlık kazanma, başka
devletlerden de kopardığı parçalarla bütünleşme, tek ve büyük bir
Kürdistan kurma talepleri benim kuruntum, paranoid bir hazeyanım değil,
somut, açıkça dillendirilmiş bir şey. Üstelik de şimdi bu habere kaynak
olan Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanları tarafından söylenmiş laflardır
bunlar.

Ne neye sebep olmuştur?
Türklerin Kürtlere kötü muamelesi mi daha öncedir?
Yoksa Kürt kalkışmaları mı daha öncedir?
Tarih karşımızda bir kitap gibi duruyor.
Bakmak gerek.
Hangisi önce diye.

Doğrusu tarihsel süreç Osmanlı dönemine, hatta en azından taaa Yavuz
Sultan Selim dönemlerine  kadar uzanmaktadır.
Cumhuriyet döneminde yaşananlar uzun bir zincirin son halkalarıdır.
Benim gördüğüm, zamanı olabildiğince geriye götürdüğümüzde Kürt
kalkışmalarının daha önce başladığı yönünde..
Akkoyunlu ve Osmanlı devletleri, arada  kalan bölgeler ve yaşanmış bir
sürü çok eski olay.
Çeşitli sebeplerle derebeylerinin isyanları olmuş, birileri bunu
bastırmış, ardında bir süre geçmiş, başka kalkışmalar olmuş.
Her isyan, kalkışma ve ardından devletin aldığı yeni tedbirleri, o da 
yeni kinler, yeni nefretleri yaratmıştır.

Fakat, bir süre sonra bunu tartışmanın da bir önemi kalmayacaktır.
Sonuç olarak geçinmeye niyeti olmayanın bahane bulması zor olmayacaktır.

Ben sadece arayan mevlasını da, belasını da bulur diyorum.
Bütün bunlar zorlamadır. Çok fazla zorlanan şey kırılır. Bir şeylerin
kırılması istenecek şey değildir.
Tek taraflıdır. Bizden yana sorun yok.
Ülke bağıra bağıra bir kan banyosuna koşturuyor.

Dedikodulara göre AKP’nin oy oranı hala daha %49’lardaymış.
Gerçek buysa, aylar içinde iç savaş ortamına girdiğimizde, ve bu şekilde
yıllar yaşadığımızda kimsenin şikayet etmeye hakkı olmaz.
Ben kendi üstüme düşeni yaptım.
Aydın sorumluluğudur, uyardırdım.
Başkaları da yaptı.
Kimse ben duymadım, bilmiyordum diyemez.

Önümüzdeki genel seçim yine bir AKP zaferiyle sonuçlanırsa.
Bana düşen, kendimi, ailemi, dostlarımı yaşanacak felaketlerden,
bireysel çözümler üreterek kurtarmaktır.
Doğrusu bu vakitten sonra toplumsal bir sorumluluğumun kaldığını da
düşünmüyorum.

Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!...
Bakalım Allah Türklerin, Kürtlerin ve Müslümanların yardımına koşacak mı?
Son üçyüz yılda yaşanmış olaylara bakarak bizlere, bu topraklarla
yaşayanlara hiçbir ilahın merhamet etmediğini söylemek abartı olmaz.
Demek ki, *deney ve gözlem bize, taptığımız ilahların hoşnutluğunu
sağlayamadığımızı, ya da yanlış ilahlara iman ettiğimizi kanıtlamaktadır.*

Artık paşa gönlünüz bilir.

Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  Dicle: Manav etiketinde lokanta mönüsüne her şey Kürtçe olacak

30/01/2015 14:04


          DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, 21 Şubat'ta başlatacakları kampanya
          ile artık bölgede çok dilli bir yaşama geçileceğini açıkladı.
          Dicle, *"Tabelalardan manav etiketine, yazışmalardan lokanta
          mönüsüne her şey Kürtçe ****de**olacak"*dedi.

*RADİKAL - *Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Hatip Dicle, 21
Şubat 2015 Anadil Günü'nden başlayarak bir yıl devam edecek kapsamlı bir
Kürtçe kampanyasına başlanacağını duyurdu.

Özgür Gündem gazetesinde bugün <http://www.radikal.com.tr/index/bugun>
yayınlanan köşesinde kampanyaya çağrı yapan Dicle, seçimlerle de
birleşecek bu kampanya ile artık bölgedeki tüm faaliyetlerin,
yazışmaların, basın açıklamalarının, çok dilli yapılacağını duyurdu.


    *TABELADAN MAKBUZLARA, MÖNÜDEN ETİKETE...*

Hatip Dicle şöyle yazdı:

*"Başta belediyelerimiz olmak üzere tüm Kürdistani siyasi
<http://www.radikal.com.tr/index/siyasi> parti
<http://www.radikal.com.tr/index/parti> ve hareketlerin, sivil toplum
kuruluşlarının ve demokratik kitle örgütlerinin, bu kampanyaya kendi
çaplarında katılıp öncülük yapmaları başta Kürtçe olmak üzere Kuzey
Kürdistan'ın tüm dillerine nasıl sahip çıktığımızın da yığınsal yanıtı
olacaktır.*

*Her kurumumuz hatta her insanımız kendi çapında bu kampanyaya
katılabilir, güç verebilir. Örnek olarak belediyelerimiz kurum içlerinde
ve kent girişi tabelalarının düzenlenmesinde çift dilliliği
yaygınlaştırma amacıyla birçok adım atmışlardır. Köy tabelalarının eski
isimlerini de içerecek şekilde çift dilli hazırlanması vatandaşa verilen
makbuzların Türkçe-Kürtçe basılması, belediye
<http://www.radikal.com.tr/index/belediye> bültenleri ve anonslarının
iki dilli yapılması, tüm hizmet araçlarında Kürt dilinin de kullanılması
gibi birçok yaratıcı pratikle bu kampanyaya güç verebilir.*

*Başta yurtsever esnaflarımızın işyerleri olmak üzere tüm işyerlerinin
isimlerini bu kampanya çerçevesinde Kürtçeleştirmek, Kürtçe adlarla
değiştirmek;ya da manav etiketlerini, lokanta menülerini iki dille
hazırlamak gibi girişimler, çözüm sürecinin ruhunu daha da güçlendirip
besleyecektir.*

*Yine tüm parti ve sivil toplum örgütlerimiz, başta tabelaları olmak
üzere basın açıklamalarını çift dilli hazırlayarak, bu kampanyaya
anlamlı bir yanıt verebilir. Asuri, Arap ve Mıhelmilerin yaşadığı
coğrafyalarda, bu halkların dilinin yeniden günlük yaşamda görünür hale
gelmesi, halklar arası barış, diyalog, eşitlik ve kardeşliği daha da
pekiştireceğinden kuşkumuz olmamalıdır."
*

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150130151528-03

 

Lutfettigin adamin efendisisin,
Lutfunu gordugun adamin kolesisin.
Lutfunu beklemedigin adama musavisin.

Tatli suda mercan
RAHMAN22.ikisinden de inci ve mercan cikar.

Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda isini cok kolaylastirir.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap