Bir abla olduğunu varsayıyorum.
Bu kişi gerçekten olmuş, bilge bir kişi.
Bu yazıyı dikkatle okuyunuz.
Her er kişi anlayamayacak bunu biliyorum.
Maalesef ülkemizde henüz bilinç seviyesi mağara adamı seviyesinde.


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


*İktisatçılarımız çıplaktır!*
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/01/iktisatclarmz-cplaktr.html>

NNN
DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif


Klasik iktisat öğretisi bir şeyi gerçekleştirdiğinizde, vazgeçtiğiniz
diğer şeylerin bir maliyeti olduğunu söyler. Buna da fırsat maliyeti
der. Üniversitelerde İktisada Giriş adıyla öğretilen ilk ekonomi
dersinde öğretilir. Diyelim ki saatine 100 lira kazanacağınız bir işi
yapmayıp uyumayı tercih ederseniz, uyumanın fırsat maliyeti 100 lira
olur. Çünkü 100 lirayı fırsata çevirmeyip maliyete dönüştürmüşsünüz
demektir.

  Öyleyse basit bir soru soralım. Diyelim ki Eric Clapton konserine
bedava bilet kazandınız. Fakat o gece bir de Bob Dylan konseri var ve
siz bir Dylan hayranısınız. Dylan konserinin biletleri ise 40 dolara
satılıyor. Bu tutar size makul geliyor. Çünkü normal bir zamanda Dylan
konserine 50 dolara kadar para verebileceğinizi düşünüyorsunuz.
Nihayetinde kararınızı verdiniz ve Eric Clapton konserine gitmeyi
seçtiniz. Böyle bir durumda fırsat maliyetiniz ne olur?

Eğer Dylan konserine gitseydiniz 40 dolar ödeyecektiniz. Bu konser için
50 dolar ödemeyi daha önceden göze aldığınız için cevap 50-40=10 dolar
olacaktır. Görüldüğü gibi yanıt oldukça basittir. Fakat Paul Ferraro ve
Laura Taylor adlı iki ekonomistin aklına garip bir fikir gelir. Bu
soruyu, daha önce İktisada Giriş dersi vermiş 199 öğretim görevlisine
sorar ve dört şık verirler:

a)0

b)10

c)40

d)50

Anlı şanlı iktisatçılardan sadece %21’i soruya doğru yanıt verir.
Yanıtların dağılımı nasıl bir bilgisizlik içinde olduklarını deşifre
eden türdendir. %25’i A şıkkı, %26’sı C şıkkı ve %28’i D şıkkı yanıtını
vermiştir. İşte, her gün gazete, dergi ve televizyonlarda gördüğünüz,
sosyal medyada yorumlarını izlediğiniz iktisatçılar aslında en temel
iktisat konularını bile bilmezler. Şaka değil, kanıtı da yukarıda.

İktisat biliminin bu çöküşü 1940'larda geleneksel müttefikleri felsefe,
hukuk, siyasi ve sosyal bilimlerden koparak matematiğe sarılması ile
başladı. Ama ortaya çıkan her kriz iktisatçıların çıplak olduğunu
herkese gösterdi. Çarpanlar, rasyonalite, etkinlik, korelasyon ve normal
dağılım derken istihdam, tasarruf, servet yaratma, sermaye yaratma,
vergi ve fiyatlar seviyesinde büyük çarpıklıklar ortaya çıkardılar. Ama
bunları hiç önemsemeden, bugün hala insanların karşısına çıkıp ders
verip ahkam kesiyorlar. Bugün gelinen noktayı iktisatçılar değil de
sanki coğrafyacılar, eczacılar ya da rockçılar yaratmış gibi.

İktisatçılarımızın istihdam, tasarruf, servet yaratma, sermaye yaratma,
vergi ve fiyatlar seviyesinde yarattığı 6 büyük çarpıklığı yeniden
hatırlayalım:

*1- İstihdam çarpıklığı*

İşsizlik oranımızın %10'larda olduğu söyleniyor. Yani 24 milyon çalışan
3 milyon işsiz var. Geriye 50 milyon insan kalıyor. Peki bunlar nerede?
10 milyondan fazlası /*"yeşil kart"*/ denen /*"her yöne 4 gigabayt"*/
benzeri bir tarifeyle yaşıyor. Yani iş miş yok. Hal böyle olunca
işsizlik oranımız ABD'den daha düşük çıkabiliyor. Gerçi onlar yeşil kart
verdiklerini köle gibi çalıştırıyorlar ama neyse. İstihdam sorununu
iktisatçılar değil de manifaturacılar mı eleştirecek? Açık söylüyorum,
çıplaksın kardeşim.

*2- Tasarruf çarpıklığı*

Vatandaşların tasarruf yapmaması ekonomimizi olumsuz etkiliyormuş, o
nedenle tasarruf yapmalıymışız, falan filan. Vatandaş 350 milyar liralık
kredi borcu yaratırken neden hiçbir iktisatçı çıkıp bunu söylemedi?
Çıplaksın da o yüzden.

*3- Servet yaratma çarpıklığı*

50 milyona yakın insanımız açlık sınırının altında yaşıyor. Servetin
adaletsiz paylaşıldığı Meksika'dan sonra dünyanın en kötü ülkesiyiz. Ama
sen çıkmışın, dünyanın %1'i servetin %80'ine sahip deyip hala ahkam
kesiyorsun. Bu sorunu iktisatçılar değil de gırnatacılar mı yarattı?
Çıplaksın çıplak.

*4- Sermaye yaratma çarpıklığı*

Dünyada 867 dolar milyarderi var, 32'si bizde. Yani her yüz dolar
milyarderinin 4'ü bizde. Fakat dünyanın en büyük 500 şirketi içinde tek
bir Türk şirketi bile yok. Sermayeyi kimlere ve nasıl verdiğimizi bugüne
kadar eleştiren iktisatçı gördünüz mü? Bu çarpıklığı iktisatçılar değil
de kaportacılar mı yarattı? Öyle bir çıplaksın ki.

*5- Vergi çarpıklığı*

2000'de 0,58 olan benzin şimdi 4,30 olmuş. Dolara vurursan 1 dolardan 2
dolara çıkmış. Ahali yandık diyor, senin sesin çıkmıyor. Vergi
çarpıklığını turşucu mu eleştirecek? Çıplaksın kardeşim.

*6- Fiyat çarpıklığı*

1923'te 1 dolar 0,8 lira idi. Şimdi 1.400.000 lira. Altı sıfır atarsan
1,4 oluyor. Amerikalılar son yüzyılda dolar %95 değer kaybetti diyor.
Doğruysa senin değer kaybın iki katına çıkar. Bu sefaleti iktisatçılar
değil de terziler mi yarattı? Çıplaksın çıplak.

Ama iktisatçılara sorsan hep siyasilerin suçu. Siyasetçilerle sarmaş
dolaş olduklarını asla söylemezler. Sonra kalkıp yok bütçeymiş, yok
politika faiziymiş, kitaplardan kopyaladıkları bilgileri servis ederek
ahaliye ders vermeye kalkarlar. Ahali neden fakir diye anlatarak zengin
olurlar. Farzettiklerini varsayarak televizyonlarda demeç verirler, ama
hakikatin ne olduğuna hiç dikkat etmezler. Doları, altını sorsan
sinirlenip biz sınırlı kaynakların dağılımıyla ilgileniriz, böyle saçma
sorular sormayın derler. Çoğunun, İşletme bölümlerine puanı tutmadığı
için İktisat okumak zorunda kalanlar olduğu söylenir şakayla karışık.
Onlar da her 3 krizden 5'ini doğru bildik diye espri yapıp kendi
kendilerine kahkahayla gülerler.

Kısaca söyleyeyim, gelinen bu nokta itibariyle iktisatçılarımızın ne
yazacak ne söyleyecek sözleri vardır. Yazdıklarını kendilerine
yazsınlar. Ya da günlük tutsunlar. Zamanı, modası ve gerçekliği geçmiş
sözleri kimseye hiçbir şey vermez. Ülkemiz iktisatçıları için
söylüyorum, dışarıdakiler alınmasın: Çıplaksınız kardeşim!

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150201193330-03


 
-- 

Hayata karsi islenen bir gunah varsa, bu gunah, hayattan umut kesmekten
cok, baska bir hayat umup bu hayatin muhtesemligini gozden kacirmakta yatar.

Albert Camus

Resulullah sav buyurdular ki:
Dunyada ipegi, ahirette nasibi olmayanlar giyer.

Buhari, Libas, 25; Muslim, Libas 6, 2068
Nesai, Zinet 91,8, 201

Kisisel tanri anlayisi insanmerkezci bir kavramdir, bunu ciddiye alamiyorum.
The idea of a personal God is an anthropological concept which I am
unable to take seriously

Albert Einstein, letter to Hoffman and Dukas, 1946; from Albert Einstein
the Human Side, Helen Dukas and Banesh Hoffman, eds., Princeton, New
Jersey: Princeton University Press, 1981.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap