*Nereden geldiğimizi bırak, nereye gittiğimize bak!*
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/06/nereden-geldigimizi-brak-nereye.html>
NNN
DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif
Ekonomimizin çöküş işaretleri vermesi klasik tartışmayı yine gündeme
getirdi. Kimine göre başarılı ve güçlüyüz, kimine göreyse başarısız ve
zayıf. Bu tartışmayı birçok farklı argümanla yapmak mümkün. O nedenle bu
tartışmaya girecek değiliz. Bizim yanıtını arayacağımız soru daha
farklı: Nereye gidiyoruz?
Bir ülkenin geleceği evrensel normlar ekseninde değerlendirildiğinde 3
ana faktöre bağlıdır: Bilim ve teknolojiye verilen önem, sosyal
bilimlere verilen önem ve sanata verilen önem. Bir ülkenin geleceği bu
üç damarın güçlü olması ile mümkündür. Öyleyse gelin bu alanlara
yakından göz atalım ve ülkemizin nereye gittiğine hep beraber karar
verelim.
Bilim ve teknoloji, sosyal bilimler ve sanata verilen önemin en güçlü
kanıtı hiç şüphesiz yetişmiş bilim insanlarının sayısıdır.
Üniversitelerde veya kurumlarda görev yapan akademik ünvanlı personelin
sayısı bir ülkenin nereye gittiğini oldukça isabetli şekilde gösterir.
Söz gelimi Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) geleceğin
teknolojilerini yaratıp Amerikan şirketlerine aktaran üniversite olarak
bilinir. Burada çalışan binlerce akademisyen yeni teknolojiler yaratarak
Amerika'nın gücünü muhafaza ederler. O nedenle akademik kadrolarının
artmasıyla öğünürler. Peki ya ülkemizde durum nedir dersiniz?
Ülkemizdeki üniversitelerde görev yapan akademik ünvanlı personel
sayıları acaba bizi nereye götürüyor? Bir ülkenin gücünü gösteren en
kritik dallarda acaba ülkemizdeki akademik personel sayısı nasıl?
Bilim ve Teknoloji ile başlayalım. (23 yılı verileri ile)
Branş
*PROF*
*DOÇ*
*Y.DOÇ*
Uçak
9
7
26
Uzay Bilimleri
7
6
13
Enerji Sistemleri
16
12
37
Petrol ve Doğalgaz
4
--
7
Deniz Bilimleri
2
1
4
Nükleer
3
2
1
Y.Enerji ve Plazma F
6
4
4
Atom ve Molekül F
9
1
--
*TOPLAM*
*56*
*33*
*92*
Kısaca özetlemek gerekirse, 23 yılı verileri ile Bilim ve Teknolojinin
en kritik dallarında ülkemizde 56 Profesör, 33 Doçent ve 92 Yardımcı
Doçent bulunuyor. Ne acı ki, eldeki 3 Nükleer profesörüyle nükleer
santral yapmaya giriştik; vardiyalı çalışacaklar herhalde.
Peki Sosyal Bilimlerde durum nedir dersiniz?
Branş
*PROF*
*DOÇ*
*Y.DOÇ*
Felsefe
79
59
118
Coğrafya
44
34
89
Psikoloji
85
48
165
Sosyoloji
100
75
267
Antropoloji
12
10
17
*TOPLAM*
*320*
*226*
*656*
Kısaca özetlersek, Sosyal Bilimler alanında 320 Profesörümüz, 226
Doçentimiz ve 656 Yardımcı Doçentimiz bulunuyor. Ama sosyal medyaya bak,
herkes sosyal bilimci.
Şimdi de sanata bir göz atalım.
Branş
*PROF*
*DOÇ*
*Y.DOÇ*
Tiyatro
5
5
12
Opera
2
2
5
Dans
1
--
1
Bale
2
3
1
Piyano ve Harp
9
4
20
Nefesli-Vurmalı S
2
2
8
*TOPLAM*
*21*
*16*
*47*
Kısaca özetlersek, Sanat'ın en önemli kollarında ülkemizde 21 Profesör,
16 Doçent ve 47 Yardımcı Doçent bulunuyor. 80'li yılların gençlik dizisi
Fame'de daha fazla profesör vardı.
Şimdi sonuçları yeniden özetleyelim ve üniversitelerin İlahiyat
Fakültelerindeki akademik Personel ile kıyaslayalım:
Branş
*PROF*
*DOÇ*
*Y.DOÇ*
Bilim ve Tek
56
33
92
Sosyal Bilimler
320
226
656
Sanat
21
16
47
*İlahiyat*
*385*
*230*
*565*
Kısaca özetlemek gerekirse, İlahiyat fakültelerimizde 385 Profesör, 230
Doçent ve 565 Yardımcı Doçent görev yapıyor. Bilim-Teknoloji ve Sanat
dallarındaki akademik personelden katbekat fazla. Hatta Sosyal
Bilimlerden bile daha fazla. Sorun İlahiyat Fakültelerindeki akademik
personelin fazlalığı değil, bizi geleceğe taşıyacak alanlardaki akademik
personelin neden bu kadar az olduğudur. Sahi neden?
Diyecek bir şey ya da bir sonuç cümlesi yazmaya gerek yok sanırız.
Nereye gittiğimizi anlamışsınızdır.
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150610104704 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/06/10 12:10 4 58 1 undefined [email protected]
Devsirme casuslar, ele gecirilip dusman aleyhinde kullanilan dusman
casuslardir
Sun Tzu
FUSSILET - 9 - Yerzunun iki gunde yaratildigi,
FUSSILET - 10 - Bitkilerin daglarin ve gidalarin yaratilmasi.
FUSSILET - 11 Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi...
FUSSILET - 12 Allah bu suretle iki gun icinde yedi gok vucuda getirdi ve
her gogun isini kendisine bildirdi...
NAZIAT - 27 Sizi mi yaratmak daha guctur, yoksa gogu mu?
Allah onu (gogu) kurdu.
NAZIAT - 28 O nu yukseltti ve duzen verdi.
NAZIAT - 29 Onun gecesini karartti gunduzunu aydinlik yapti.
NAZIAT - 30 Bundan sonra da yeryuzunu duzenledi.
NAZIAT - 31 Oradan suyunu cikardi ve otlak meydana getirdi.
NAZIAT - 32 Daglari sapasaglam yerlestirdi. ...
Zamanimizin Paradox u
Daha yuksek binalarimiz, ama daha kisa sabrimiz var; daha genis oto
yollarimiz, ama daha dar bakis acilarimiz var.
Daha cok harciyoruz, ama daha az seye sahibiz; daha fazla satin
aliyoruz, ama daha az hosnut kaliyoruz.
Daha buyuk evlerimiz, ama daha kucuk ailelerimiz; daha cok ev gerecleri,
ama daha az zamanimiz var.
Daha cok egitimimiz, ama daha az sagduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama
daha az bilgeligimiz var.
Daha cok uzmanimiz, ama yine de daha cok sorunumuz; daha cok ilacimiz,
ama daha az sagligimiz var.
Cok fazla alkol ve sigara tuketiyoruz, cok savurganca para harciyoruz,
cok az guluyoruz, cok hizli araba kullaniyor, cok cabuk kiziyoruz, cok
gec saatlere kadar oturuyor, cok yorgun kalkiyoruz, cok az okuyor cok
fazla TV izliyoruz ve cok ender sukrediyoruz.
Mal varliklarimizi cogalttik, ama degerlerimizi azalttik.
Cok konusuyoruz, cok az seviyoruz ve cok $ik nefret ediyoruz.
Gecimimizi saglamayi ogrendik, ama yasam kurmayi ogrenemedik.
Yasamimiza yillar kattik, ama yillara yasam katamadik.
Aya gidip gelmeyi ogrendik, ama yeni komsumuzla karsilasmak icin
caddenin karsisina gecmekte sorunumuz var.
Dis Uzayi fethettik, ama ic dunyamizi edemedik.
Daha buyuk isler yaptik, ama daha iyi isler yapamadik.
Havayi temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hukmettik, ama onyargilarimiza edemedik.
Daha cok yaziyoruz, ama daha az ogreniyoruz.
Daha cok plan yapiyoruz, daha az sonuca variyoruz.
Kosusmayi ogrendik, ama beklemeyi ogrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha cok kopya cikarmak
icin daha cok bilgisayar yapiyoruz, ama git gide daha az iletisim kuruyoruz.
Zaman artik, hizli hazirlanan ve yavas sindirilen yiyeceklerin; buyuk
adamlar ve kucuk karakterlerin; yuksek karlar ve sig iliskilerin zamanidir.
Gunumuz artik, iki maasin girdigi ama bosanmalarin daha cok oldugu, daha
suslu evler, ama dagilmis yuvalarin oldugu gunlerdir.
Bu gunler, hizli seyahatler, kullanilip atilan cocuk bezleri, yok edilen
ahlaki degerler, bir gecelik iliskiler, obez bedenler ve
neselendirmekten sakinlestirmeye hatta oldurmeye kadar her seyi
yapabilen haplarin oldugu gunlerdir.
Vitrinlerde her seyin sergilendigi, ama depolarda hicbir seyin olmadigi
bir zamandayiz.
George Carlin
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.