------------------------------------------------------------------------
bayrak
*İsmail Çolak : *Çanakkale’de /*"Savaş Suçu"*/ İşlendi!
HASTANELERİ BİLE BOMBALADILAR! <#mozTocId669558>
İNGİLİZLER KİMYÂSAL BOMBA ATTI! <#mozTocId698526>
Dipnotlar: <#mozTocId168815>
Mart 2016
Çanakkale Savaşı’nda İtilaf Devletlerinin -Mehmet Akif’in,
/*"*///*yırtıcılıkta sırtlanları geçmişti beşer"*//ifâdesiyle tasvir
ettiği- barbarlıkları karşısında Osmanlı askerleri, böylesi bir
ölüm-kalım savaşında dahi insanlık ve merhametini kaybetmemiş; târihe
geçen insânî davranış şâheserleri sergilemiştir.^1
/Çanakkale’de gösterilen insânî davranışlar bizim Batı medeniyetinden
farkımızı ve açık üstünlüğümüzü ortaya koymuştur. Savaş sırasında
hastaneleri bombalayarak; mâsum ve korumasız durumdaki sivillere ve
yerleşim yerlerine zarar vererek ve dahası zehirli ve boğucu gazlar ve
kimyâsal bombalar kullanarak savaş ve insanlık suçu işlemekten bir lahza
geri durmayan, medeniyet görüntüsüne bürünmüş Batı’nın gerçek yüzünü ve
kan dökücü özelliğini de gözler önüne sermiştir/
*HASTANELERİ BİLE BOMBALADILAR!*
İngilizler Çanakkale’de direnen Osmanlı askerini yok etmek için her
türlü yolu denemekten çekinmedikleri gibi, uluslararası anlaşmaları ve
savaş hukûkunu hiçe sayıp sivil insanları da katletmişlerdir.
Çanakkale’nin çevresindeki sivil yerleşim yerlerine saldırarak birçok
kadını, çocuğu ve yaşlı insanı şehit etmişlerdir. Savaşla ilgisi olmayan
yolcu ve ticâret gemilerini hedef alıp mâsum insanları ve tüccarları
acımadan öldürmüşlerdir. Müttefik denizaltıları her çeşit medenî ve
insânî hakları çiğneyerek Mudanya ve Tekfurdağı’ndaki yolcu gemilerine
saldırmışlardır.
Hattâ Osmanlı’nın sahra hastanelerini, hastane gemilerini ve sargı
merkezlerini bombalamışlardır. Müttefik uçakları, üzerinde Hilâl-i Ahmer
işâretleri olan Akbaş Tekkesi hastane çadırlarını vurmuşlardır. Oysa
1906’da imzâlanan Uluslararası Cenevre Sözleşmesi’ne göre savaş
esnâsında hastanelerin bombalanması yasaktı.
10 Mayıs 1915 târihli, Başkumandan Vekîli Enver Paşa imzâlı arşiv
belgesinde İngiliz savaş gemilerinin, Maydos kasabasında bulunan,
Hilâl-i Ahmer bayrağı çekmiş hastaneyi bombaladıkları; 30 yaralı askerin
şehit düşmesine sebep oldukları belirtilmiştir. Belgenin sûreti aynen
şöyledir:
/"Osmanlı Ordu-yı Hümâyûnu Başkumandanlığı Vekâleti Şube: 7 Numara:
1934/1408/
//
/Hâriciye Nezâret-i Celîlesi’ne/
//
/Ma‘rûz-ı çâker-i kemîneleridir/
//
/İngilizler Çanakkale muharebâtı esnâsında sâbit balonları i*‘ânesiyle
Maydos kasabası ve o meyânda Hilâl-i Ahmer bayrağı çekmiş olan
hastahâneyi her türlü kavâ‘id ve ta‘ahhüdât-ı düveliye hâricinde
bombardıman ederek otuz kadar mecrûhumuzu şehîd etmişlerdir. Bundan
dolayı fîmâ ba‘d gerek hastahânelerimize ve gerek Marmara’*da seyr ü
sefer eden hastahâne gemilerimize bir taarruz vukû*‘unda elimizdeki
sivil ve asker İngiliz üserâsına karşı bi’*l-mukâbele en şedîd tedâbîrin
ittihâzından geri durulmayacağının Amerika Sefâreti vâsıtasıyla
İngiltere Hükûmeti’ne ifhâmına müsaade-i fahîmâneleri müsterhamdır. Ol
bâbda emr u fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir./
//
/Fî 25 Cemâziyelâhir sene [1]333 ve fî 23 Nisan [1]331 / [10 Mayıs 1915]/
//
/Başkumandan Vekili Enver"/
Bunu, Çanakkale Cephesi Komutanı Alman General Liman Von Sanders de
doğrulamıştır: /*"Önceden mâmur bir yer olan Maydos Kasabası 29 Nisan
günü İngilizler tarafından top ateşiyle yakıldı. Gemilerden atılan
tahrip mermilerine kurban giden ilk binâ yaralılarla ağzına kadar dolu
olan mevki hastanesiydi. Hastanede çıkan yangının hızla yayılmasından
dolayı bütün kurtarma teşebbüslerine rağmen kurban olan birçok Türk
yaralısı arasında yirmi beş kadar İngiliz yaralısı da ölmüştü."*/
2 Ağustos 1915’de Müttefiklerin, Kumkale’nin takrîben 20 kilometre
doğusunda bulunan Ezine’deki hastaneyi bombalamaları sonucunda hasta bir
asker ağır şekilde yaralanmıştır. Bunların hâricinde, arşiv belgelerine
göre çeşitli târihlerde Halil Paşa Çiftliği; Çamburnu’ndaki hastane;
Arıburnu mıntıkasındaki hafif ve ağır yaralı hastanelerin civârı;
Çanakkale Merkez Hastanesi; Soğandere civârındaki seyyar hastaneler;
Ağaderesi civârındaki ve Galata Köyü’ndeki hastane; Yalova Hastanesi ve
Havuzludere’deki hastaneler bombalanmıştır.
Bu gerçeği, savaşa katılan Avusturyalı Harold Olive Newman’ın mektubunda
geçen şu ifâdeler de ispatlamaktadır: /*"O savaşta bizleri en fazla
etkileyen durumlardan biri de Türk askerlerinin centilmenlikleri
olmuştur. Anzak Koyu açıklarında demirlemiş bulunan Hastane gemimiz
dâimâ Türk topçusu tarafından büyük bir dikkatle korunmuştur. Zaman
zaman savaş gemilerimiz hastane gemisine yaklaşınca Türk topçusu
Kızılhaç işâretini taşıyan gemiye zarar vermemek için hemen ateş
kesmekten geri kalmıyordu."*/ Robert R. James ise /*"Gelibolu
Hatıratı"*/ adlı kitabında şunları yazmıştır: /*"Türkler mertçe,
dürüstçe ve kahramanca çarpışmış, insancıl meziyetlerini ve güçlü
kişiliklerini sergilemişlerdir. Örneğin Kızılhaç çadırları, hastane
gemileri, yaralı taşıyan sedyeler, botlar Türkler tarafından ateş altına
alınmamıştır. Oysa onlar Türk şehirlerini bombalamışlar, sargı
yerlerini, hastaneleri topa tutmuşlar ve çekildikleri anda lağım
patlatmışlardır."*/^2
*İNGİLİZLER KİMYÂSAL BOMBA ATTI!*
Savaş sırasında İngiliz ve Fransız birliklerinin, başta (barut miktârı
ve boyutu normalden fazla olan, içine zehirli kimyâsallar da konan ve
saplandığı yerde büyük yaralar açan) domdom kurşunu olmak üzere zehirli
gaz içeren kimyâsal silahları sayısız kez kullandıkları târihî bir
gerçektir.
Konuyla alâkalı Başkumandan Vekîli Enver Paşa’nın 20 Mayıs 1915’de
Hariciye Nezareti’ne gönderdiği yazının sûreti şu şekildedir: /"Osmanlı
Ordu-yı Hümâyûnu Başkumandanlığı Vekâleti Şube: 2 Numara: 10510/1732
İngilizlerin domdom kurşunları isti‘mâl eylediğine dâir/
//
/Hâriciye Nezâret-i Celîlesi’ne/
//
/Ma‘rûz-ı çâker-i kemîneleridir/
//
/Çanakkale Boğazı’nda mecrûh olup Tekfurdağı Hastahânesi’nde yatırılan
bir Osmanlı neferinin bacağından çıkarılan ve İngilizler tarafından
isti*‘mâl edilen domdom kurşunu parçalarıyla üçünün alınan iki kıt‘a
fotoğrafları leffen arz ve takdim kılınır. Ol bâbda emr u fermân
hazret-i veliyyü’*l-emrindir./
//
/Fî 7 Mayıs sene [1]331 / [20 Mayıs 1915]/
//
/Başkumandan Vekili Enver"/
Enver Paşa, 6 Eylül 1915’de Amerikan Büyükelçiliğine gönderdiği raporda,
domdom kurşunu kullanıldığını tespit ettiklerini bildirmiş ve İtilaf
Devletlerini savaş hukûkuna, insanlık kanunlarına ve uluslararası
antlaşmaya uymaya dâvet etmiştir. Çünkü 1907’de imzalanan Lahey
Sözleşmesi’ne göre bu silahları kullanmak yasaklanmıştı.
Çanakkale’de yaralanıp Tekirdağ Hastanesi’ne yatırılmış bir askerin
bacağından çıkarılan, İngilizlerin kullandığı domdom kurşunu parçalarına
âit fotoğraflar ile yine aynı silahlarla yaralanmış olup Gurebâ-yı
Müslimîn Hastanesi’nde bulunan askerlerin yaralarının durumunu gösteren
raporlar, Osmanlı ve İngiliz askerî yetkililere/makamlara takdim edilmiştir.
İngiliz Denizcilik Bakanı Winston Churchill, Çanakkale’de bir türlü
hedeflenen başarıya ulaşamadıklarını görünce Avam Kamarası’nda, Osmanlı
askerlerinin zehirli gaz kullanılarak toptan yok edilmesini teklif
etmekten çekinmemiştir. Teklifine insanlık adına karşı çıkanlara ise şu
sadist ruhla cevap vermiştir: /*"Biz insanları zehirlemeyeceğiz ki! Siz
Türkleri insandan mı sayıyorsunuz? Onlar, köpek ve domuz gibi ancak
hayvan sayılabilir!"*/
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde ortaya çıkarılan arşiv belgelerinde,
İtilaf Devletleri’nin Türk askerlerine karşı boğucu türden gaz içeren
kimyâsal silah kullandıklarına parmak basılmıştır. /*"Arıburnu’nda
düşman sol cenâhımıza (tarafımıza) muhnik (yakıcı) gazları hâvî (içeren)
bombalar atmış…"*/; /*"Düşmanın Çanakkale’deki kıta‘âtımıza karşı
isti‘mâl etdiği mermiyâtın hâmil olduğu muhnik gazlar hakkında…"*/*gibi
ifâdelerle bu duruma dikkat çekilmiştir. Müttefiklerin Şimâl Grubu’*nda
yeşil bir gaz çıkaran şarapnel kullandıkları ve her gün Cesarettepesi
ile Halid ve Rıza Tepelerine saldırdıkları, 4 Temmuz 1915’de Karargâh-ı
Umûmî İstihbarat Şubesi Müdürü Erkân-ı Harp Binbaşısı Seyfi Bey
tarafından kayıt altına alınmıştır.
Osmanlı askerleri kimyâsal silahlar karşısında çâresiz kalmıştır.
Belgelerde, gazın hangi ülke kuvvetleri tarafından kullanıldığı
belirtilmemiş; fakat İngilizlerin böyle bir yola başvurduğu kesin dille
ifâde edilmiştir.
2 Temmuz 1915 târihinde, Enver Paşa nâmına müsteşar imzâsını taşıyan ve
cepheden Hâriciye Nezâreti’ne (Dışişleri Bakanlığına) gönderilen
belgede, düşman kuvvetleri tarafından kimyâsal silah kullanıldığı
söylenmiş; tarafsız ve dost devletlerin olayı protesto etmesi istenmiştir.
Churchill’in tâlimâtıyla hareket eden İngilizlerin Çanakkale’de kimyâsal
silah kullandıklarını, Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı /*"Cepheden
Mektuplar"*/ adlı eserde geçen, Tanin gazetesi yazarı Cemil Hakkı’nın
Ocak 1916’da cephede edindiği izlenim de ispatlamıştır:
/*"Bu ateş sahasının ve siperlerimizin çoğunluğunda koyu paslı sarı,
yeşilimsi geniş lekelere tesâdüf olunuyor. Bunlar, düşmanın attığı
boğucu gazlı mermilerden meydana gelmiştir. İngilizlerin, medenî harpten
uzaklaştıran bu kimyâsal gazı kullanmaları belki tabiatlarından, belki
de âcizlik netîcesidir."*/
Ancak müttefikler (İngilizler), boğucu ve zehirleyici gaz kullandıkları
yönündeki iddiaları her defasında reddetmişlerdir.
Son tahlilde, İngiliz gazeteci ve savaş muhabiri Ellis Ashmead
Barlett’in /*"Çanakkale Gerçeği"*/ isimli hâtırâtında geçen,
Zığındere’de yaşanan bir olaya dâir anlattıkları bir itiraf
niteliğindedir: /*"Bir köşede tüfeklerini dizleri üzerine koymuş ve
birlikte oturmuş yedi Türk vardı. Bunlardan biri arkadaşının boynuna
kolunu dolamış ve yüzüne mütebessimâne bakıyordu. İşte bu anda ölüm bu
yedi arkadaşı avlamıştı. Bunların tamâmı sanki uyuyor gibi
görünüyorlardı. Çünkü bu yedi Türk askerinden ancak birisinde yara izi
gördüm."*/^3
*İsmail Çolak (Mart 2016)*
*_Dipnotlar:_*
*1)*Geniş bilgi için bkz. İsmail Çolak, Dünya Osmanlı’ya Hasret, Mavi
Yayıncılık, İstanbul, 2014, s.235-240.
*2)*Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Hariciye Siyasî (HR. SYS),
2409/21, 2098/12, 2412/11, Hariciye Matbuat (HR. MA), 1137/55, 1136/64;
Osmanlı Belgelerinde Çanakkale Muharebeleri, Başbakanlık Devlet
Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara, 2005, c.1, s.92, 110-116, 186-192,
198, 209; Liman Von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yay. Haz. Muzaffer
Albayrak, İstanbul, 2007, s.97; Münim Mustafa, Cepheden Cepheye,
İstanbul, 1998, s.94; Baha Vefa Karatay, Mehmetçik ve Anzaklar, Ankara,
1987, s.100; Selahattin Çetiner, Çanakkale Savaşı Üzerine Bir İnceleme,
Târihsiz, s.228; Mesut Erşan, /"Çanakkale Muharebelerinde Savaş Hukuku
İhlalleri"/, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.XXV, Mart 2009, Sayı:
73, s.164-179.
3.
BOA, HR. SYS, 2182/1, 2110/8, 2411/3, 2411/25, Dâhiliye Emniyet-i
Umumiye Evrak Odası (DH. EUM. VRK), 25/33, HR. MA, 1134/7, 1142/67;
Genelkurmay Başkanlığı ATASE Arşivi, Klasör: 3439, Dosya: 24-29,
Belge: 20-3, 45-2; Osmanlı Belgelerinde Çanakkale Muharebeleri, c.1,
s.137-143, 148, 149-150, 170-171, 194, 208-209; Cepheden Mektuplar,
Milli Savunma Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1999, s.83-86; George H.
Cassar, Çanakkale ve Fransızlar, Çeviren: Nejat Dalay, İstanbul,
1974, s.327; Ellis Ashmead Barlett, Çanakkale Gerçeği, Hazırlayan:
Muzaffer Albayrak, İstanbul, 2005, s.193; Grek Kerr, Kayıp Anzaklar,
Çeviren: Melis Şengün, İstanbul, 2009, s.143; Şaduman Halıcı,
/"Tanin Gazetesine Göre Çanakkale Geçilmez"/, Atatürk Araştırma
Merkezi Dergisi, Cilt XXI, Mart 2005, Sayı: 61, s.146, 162; Erşan,
/"Çanakkale Muharebelerinde Savaş Hukuku İhlalleri"/, s.164-179.
http://yenidunyadergisi.com/canakkalede-savas-sucu-islendi/
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160407113225 Oraj Poyraz [email protected]
2016/04/07 19:48 5 4 [email protected]
--
Audi, vide, tace, si vis vivere
Dinle, gor, sus, eger yasamak istiyorsan
Latince Atasozleri
Namaz kilan bir adamin onunden esek, kara kopek ve kadin gecerse namazi
bozulur
Buhari 8/102; Hanbel 4/86)
Din halkin afyonudur
Din-disi elestirinin temelini su olusturuyor: insani insan yapan din
degil, dini yapan insandir.
Yani din, henuz kendine erismemis ya da coktan yitirmis bulunulan
insanin sahip oldugu kendinin bilinci ve kendinin duygusunu olusturuyor.
Ama insan, dunyanin disinda herhangi bir yere cekilmis soyut bir oz degil.
Insan, insanin dunyasi, devlet, toplum anlamina geliyor.
Bu devlet, bu toplum, dunyanin tersine cevrilmis bilinci olan dini
uretiyor, cunku kendileri alt-ust olmus bir dunya olusturuyor.
Din bu dunyanin genel teorisini, onun an$iklopedik ozetleme kitabini,
onun halksal bicimdeki mantigini, onun tinselci point d honneur unu
(onur sorununu), kendinden gecmesini, ahlaksal onaylanmasini, gorkemli
tamamlayicisini, teselli ve aklanmasinin evrensel temelini olusturuyor.
Din insanal ozun dogaustu gerceklesmesini olusturuyor, cunku insanal oz
gercek gerceklige sahip bulunmuyor.
Oyleyse dine karsi savasim vermek, dolayli olarak dinin tinsel aromasini
olusturdugu dunyaya karsi savasim vermek anlamina geliyor.
Dinsel uzuntu, bir olcude gercek uzuntunun disavurumu ve bir baska
olcude de gercek uzuntuye karsi protesto oluyor.
Din ezilen insanin icli ezgisini, kalpsiz bir dunyanin sicakligini,
tinin distalandigi toplumsal kosullarin tinini olusturuyor.
Din, halkin afyonunu olusturuyor.
Halkin aldatici mutlulugunu olarak dini ortadan kaldirmak, halkin gercek
mutlulugunu istemek anlamina geliyor.
Halkin kendi durumu uzerindeki yanilsamalardan vazgecmesini isteme,
halkin yanilsamalara gereksinim duyan bir durumdan vazgecmesini istemek
anlamina geliyor.
Oyleyse dinin elestirisi, dinin aylasini olusturdugu bu gozyaslari
vadisinin tohum halindeki elestirisi anlamina geliyor .
((http://tr.wikipedia.org/wiki/Din-halk%C4%B1n-afyonudur#cite-note-1)
Din halkin afyonudur (Almanca asli Die Religion ...
ist das Opium des Volkes) Karl Marx in cok alintilanan bir sozudur.
Marx in 1843 yilinda kaleme aldigi Hegel in Hukuk Felsefesinin
Elestirisine Katki Giris adli yazida yer almis, bu yazi bir yil sonra
Marx in Arnold Ruge ile birlikte yayinladigi Deutsch-Franzosischen
Jahrbucher (Alman-Fransiz Yilliklari) adli dergide yayinlanmistir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Din-halk%C4%B1n-afyonudur
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.