BTK  ve  İnternet Kurulu Katilimci, Saydam, Bilimsel olmalı ve İnterneti 
Savunmalıdır!

Bilindiği gibi 22 ağustosta uygulanması planlanan  “Güvenli İnternet” 
yönetmeliği kozmetik değişikliklerle 3 aylık bir deneme süresi sonrasında 
uygulanmaya başlayacaktır. 
Uygulamayı “Sansür” olarak niteleyen ve 15 mayısta bütün Türkiye'de protesto 
yürüyüşü yapan binlerce yurttaşın görüşleri her zamanki gibi göz  ardı 
edilmiştir. 
Ana görevinin  İnternetin önünü açmak olması gereken BTK ve  İnternet Kuruluna, 
sansürü değil, interneti savunmaları gerektiğini hatırlatıyor, ve onları 
saydam, katılımcı ve bilimsel çalışmaya davet ediyoruz.

5651 nolu yasanın getirdiği  BTK'nın katalog suçlar kapsamında değerlendirdiği 
webler için uyguladığı  yargısız infaz'ın mevcut anayasamıza bile aykırı bir 
hukuk faciası olduğu 
belirtir;  getirilen yeni yönetmelik bunu  genişletecek ve muhtemelen bir 
“İnternet Muzır Kurulu”nun ortaya  çıkmasını sağlayacaktır.

“Güvenli İnternet” yönetmeliği, böyle  bir uygulamanın etki ve sonuçlarını 
inceleyen bir yapılabilirlik raporu hazırlayarak, bu raporun açık ortamlarda 
bütün tarafların katılımı ile  tartıştıktan sonra katılımcı bir şekilde 
yapılması  gerekirdi.  
Daha önce  5651 hakkında 2 kere  geniş katılımlı çalıştaylar yapıldı; ortaya 
çıkan sonuçların hiç biri  uygulanmadı.  
Bu seferde, bu yönetmeliğin yapılmasına müdahale etmiş olması gereken İnternet 
Kurulu, Bakanın önerisi  üzerine bir çalıştay toplamış, ama İnterneti savunmak 
yerine BTK'nın halkla ilişkiler ekibi olarak çalışmayı seçmiştir. 
Ortaya çıkan yönetmelik, zaten interneti anlamayan bir felsefenin ürünü olan, 
“yurt içi” profilin kalkması, ve BTK'ye olur veren “İnternet Muzır Kurulu” 
olması endişesini barındırdığımız, “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Grubu” 
dışında bir yenilik getirmemektedir. Çalışma Kurulu, ilkeleri belirleyecek, 
listeleri  BTK oluşturacaktır.

Çalışma  Grubu yönetmeliği belli değildir, ve ilkeleri belirtilmemiştir. 
Bürokratik ağırlıklıdır, üyelerin nitelikleri yeterli detayda belirtilmemiştir. 
Sansür uygulamasına  eleştirisel bakacak unsurlar dahil edilmemiştir. İnternet 
Servis Sağlayıcıları, Girişimcileri ve  yurttaşı/tüketicileri temsil eden 
örgütler Çalışma Grubuna dahil edilmelidir. 
İnternetin gelişen boyutlarını bilen ve temsil eden, iletişim, oyun, sosyal 
medya gibi alanların uzmanların dahil edilmesi gerekirdi. Sosyolog, psikolog ve 
pedagoji uzmanlarını, bu konularda önde gelen  sivil toplum örgütleri eliyle 
seçilmesi,  doktoralı ve konularda araştırma yapıyor olması, ve öz 
geçmişlerinin kamuoyu denetiminden geçmesi, internetin temsil ettiği, AB 
Standardı yönetişim ilkeleri gereğidir.
Bu Çalışma Grubu, saydam bir şekilde çalışmalı ve kamuoyuna açık ortamlarda 
bilgi vermelidir.

Güvenli İnternet İstenmeyen içeriği yasaklamakla sağlanamaz !

Güvenli İnterneti, internetdeki sakıncalı bulunan içeriklere erişimi 
engellemekle eşdeğer gören bir anlayış, interneti kavrayamayan bir bakış 
açısının yansımasıdır. İnternet devrimsel bir değişmedir; sürekli gelişen, 
değişen uluslararası bir olgudur. İnternetde zararlı bulunan içerikle 
mücadelenin yanında,  internetin gelişmesini engellemek endişesi gözününe 
alınmalıdır. İnternet güvenliği, karmaşık, ciddiye alınması gereken, ulusal 
strateji gerektiren bir konudur. Güvenli internet,  tüm yurttaşları, tüm 
firmaları ve kurumları ilgilendiren, sürekli eğitilmesi, kamuoyunun 
bilgilendirilmesi gereken bir konudur.

Ülkemizin, internet ve bilişim  eğitimi konusunda tutarlı ve kapsamlı bir 
planı, politikası olduğunu söylemek mümkün değildir. İlkokullarda verilen 
bilgisayar eğitimi azaltılmakta, seçmeli hale getirilmekte, Fatih Projesiyle 
Bilgisayar laboratuvarları kapatılmaktadır. Bizim temel bilişim ve internet 
kültürünü tüm topluma vermenin çok ötesinde, her gence Bilgisayar biliminin 
temellerini, değişen seviyelerde  tüm öğrencilere vermemiz gerekir. Türkiye iyi 
bir kullanıcı olmanın çok ötesini,  Bilgi Toplumu olmayı hedeflemelidir.

Filtre Bir Haktır, Devlet Yaparsa Sansürdür

Bireylerin istemedikleri  nesnelerin görünmesini engellemesi bir yurttaşlık 
hakkıdır. Ama, Devletin vatandaşlarının neyi görüp/göremiyeceği belirlemesi, 
beyaz ve kara liste hazırlaması, bunu bürokratik bir kadronun yapması, 
sansürdür. Demokratik hukuk  devletinde kabul edilemez. Buna uygun mevzuatın 
olması, devlet filtresinin  hukuk dışı olması gerçeğini  değiştirmez.  
Devletin, bir bürokratik kadro yoluyla,  yargılama ve mahkeme kararı olmadan, 
internet web sitelerini yasaklaması,  ülkemizin taraf olduğu uluslarası hukuk 
kurallarına aykırıdır. BTK, ticari kurallar koyduğunun farkında değildir.

Bugün dünya üzerinde  460 Milyon web  vardır. BTK  hangi insan gücüyle,  hangi 
bilimsel  yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle bu  460 milyon web arasında  
beyaz ve kara liste oluşturacaktır. Ortaya  çıkacak haksızlıkları nasıl telefi 
edilecektir?  

Çocuk profili,  çocukların girebileceği  web adresleri listesidir.    Ülkedeki, 
değişik sosyo-kültürel  grupları  farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap 
edecek? Hangi dilleri  esas alacak ? Çocuk profilinin  pedofiller için bir av 
ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar 
konusunda ana babalardan daha yeteneklidir. Şifreleri  kırıp, ana babalarını 
atlattıklarında, BTK ana babalara ne diyecektir. BTK  bu konuda bir şeyler 
yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, 
portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda 
kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar 
yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri  ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. 
Ana Babaları bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste 
oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi  listesini kendisinin 
belirlemesidir.  Devlet,  Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler  öneriler 
oluşturabilir. Yurttaşın  özgür iradesiyle kendi  filtresini belirlemesi 
esastır. Demokratik, hukuk  devletinde işin doğrusu budur.

Özel sektör ücreti karşılığında  filtre seçenekleri  sürebilir. BTK'nın görevi 
bunu teşvik etmektir. Deli dumrul  felsefesiyle bu hizmeti  ücretsiz 
verilmesini emretmesi, liberal ekonomi ilkelerine  terstir. Devletin, yurttaşı 
eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama,  kendi 
belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun 
evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara karşıdır.

Filtreleme Dünyanın Terk Ettiği bir Uygulamadır!

Filtreleme ile istenmeyen içeriği engelleme arzusu çok eskidir. Ama, bugün 
BTK'nın önerdiği yöntemi uygulayan hiçbir gelişmiş demokrasi yoktur. Son 
yayınlanan AGİT raporu bunu  belgeliyor. Türkiye 5651 ile  dünyaya örnek olmaya 
soyunmuştu. 5651 ile başlayan Türkiye'nin İnternetle savaşı, “DonKişot, 
Devekuşu ve Harakiri” metaforları ile anlattığımız  trajikomik bir hale 
dönüşmüştür. En trajik olanın ise, 2.5 yıl süren  Youtube yasağının, bir 
devlete yakışmayan, “hülle” ile çözülmesidir.  Yıllardır yasağa neden olan 
videolar, hala duruyor; mevzuatta aynen duruyor; ama biz hukuk mevzuatını 
kandırmanın yolunu bulduk.
Bu filtreleme de benzeri trajedilere gebedir.
  
Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve  kendini geliştirmekten 
geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade
özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum
yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı,
sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle
bireyler olacaktır.  BTK'nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB
projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, "bu ne perhiz, bu ne lahana
turşusu" dedirtecek kadar  ters düşmektedir.

BTK'nın  bu  sansürcü  refleksi sürdürmesinin en büyük zararı,  İnternet 
gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır.  BTK'nın ana işi olan, 
telekom ve internet sektöründe adil rekabetin olmayışını artık tartışmıyoruz 
bile.  Ülkemizin Bilgi Toplumu Stratejisi, uygulamaları, Bilişim İnsan gücü 
eksiği, temel bilişim eğitimi gibi konuları, e-devlet uygulamalarını, bilişimin 
stratejik önemini, özgür yazılımı, internet ve demokrasiyi tartışmamızı 
engelliyor.

Bilgiye erişim ve İnternete  erişim artık anayasalara giren temel bir 
yurttaşlık  hakkı haline gelmekte. Bütün dünyada  geniş kitleler, bilgiye 
erişim, saydamlık,  katılım ve refahtan pay istemektedir. İnternet bunun  
ortamını sağlamaktadır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön 
koşuldur. Ülkemiz,  dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.  

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak,   daha katılımcı, 
saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi 
geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve 
getirilmeye çalışılan filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve 
ülkemizin Bilgi Toplumu  düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

Mustafa Akgül, İnternet Teknolojileri Dernegi


_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php

Cevap