Filiz hanım bu fevkalade yazınız için minnettarım, neredeyse çok benzer 
diyebileceğim bir yazı yazıyordum ki, henüz bitirmemiştim, siz gönderdiniz beni 
bu zahmetten kurtardınız...
Devamını bekleriz... 

To: [email protected]; [email protected]; 
[email protected]; [email protected]; [email protected]; 
[email protected]
Subject: {Diwanxane} Türk egosuyla açılım
Date: Sat, 24 Oct 2009 15:55:31 -0400
From: [email protected]



TÜRK EGOSUYLA AÇILIM









TC Anayasası  madde 66: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes 
Türk’tür.” 


Freud, mutsuzluk endeksi ve davranış bozukluğunun kaynağında egonun yattığını 
söyler. 


Ülkenin mutsuzluk endeksi ve toplumsal hareketleri analiz edilince karşımıza 
Türklük egosu sorun olarak çıkar.


Bu ego, Fransız devriminin etkilediği Jön Türklerle ortaya çıkmıştır.


Ama ne ilginçtir ki ona teori ve pratikte hizmet verenlerin çoğunluğu Türk 
değildi.


19.yy.da ortaya çıkan milli hareketler Osmanlı İmparatorluğu da etkilenmiş ve 
mevcut halklar kendi milli devletlerini kurmak için örgütlenmeye başlamışlardı. 
Ancak Türkler ümmet olmayı benimsemiş diğer Müslüman halkları yeni ortak bir 
ulusal güç yaratıyoruz hikâyesi ile kandırarakTürklük egosunu devlete egemen 
kıldılar.


Türk ordusu, Türkiye gibi kavramlar henüz toplum tarafından bilinmiyordu, ancak 
savaşı yürüten komuta kademesinin jön Türklerden oluşması, orta Asya da bile 
hayat bulamayan Türklüğün Anadolu’da itibar kazanıp kimlik haline gelmesine 
olanak tanıdı.


Batılıların dediği gibi Mustafa Kemal ultra milliyetçi bir proje dayatmıştı  
Anadolu halklarına.


Atatürk, kapıdan Musolini faşizmini, bacadan da Sovyet sosyalizmini içeri alıp 
karıştırarak Kemalizm denen ucube bir sistem yaratmıştı.


Adına üniter yapı dedikleri bu oluşum Türk ırkının esasları dikkate alınarak 
hazırlanmıştı.


Bu ultra milliyetçi  proje, inkâr ve imhacı şiddet politikalarına rağmen 
-bugün- evrensel gerçeklere karşı direnemeyerek kırmızıçizgilerinde oluşan fay 
kırıklarına boyun eğmektedir.


Dolayısıyla gündemdeki açılımın resmi ideoloji/ezberleri bozmada önemli bir fay 
kırılması olduğunun görülmesi ve bunun bir devrim niteliği taşıdığını 
söyleyebiliriz.


Ne var ki, bu değişimi hazmedemeyen ergenekonist kesim ahtapot gibi her alana 
kollarını uzatıp gelişmeleri yavaşlatmaya hatta durdurmaya çaba sarf etmektedir.


Gündeme “Kürt açılımı ” ile lanse edilen, ancak inkârcı anlayışın tepkileri ile 
adı değiştirilen bu değişim, behemehâl (bı hemu hal) yoluna devam edecektir. 
Çünkü kendi siyasi geleceğini çözümsüzlüğe bağlayan egoist inkârcı anlayış, 
asimilasyoncu şizofren egosunun sebep ve sonuçlarının toplum gündemine 
taşınmasına engel olamamaktadır.


İnsanın yaşaması ve yaşatılmasından ziyade, ölmenin ve öldürmenin şerefli bir 
şey olduğunu söyleyen sivil giyimli, ancak milliter anlayışa sahip siyasilerin 
devri kapanmak üzeredir. 


Bu değişim sürecinde kanla beslenen dinozorlar yine Ceylanları avlayacaklardır. 
Ama süreç onları yenilgiye uğratacaktır.


Mevcut açılımı desteklemek amacıyla dağdan gelen Kürtlerin 221. madde 
kapsamında değerlendirilmeye çalışılması, tüm hesapların Kürdistan’ın işgali ve 
asimile olmuş bir Kürt kimliği üstüne kurulduğu gerçeğini unutturmamalıdır bize.


Birleşmiş  milletler örgütünün uyarısına rağmen Mexmurdan gelenlerin geri 
dönüşü niçin uluslar arası kurallara göre yapılmamış ve ‘örgütle ilişiğim 
yoktur’ ifadesine niye gerek duyulduğu ve dayatıldığı iyi düşünülmelidir!


Bu tavır, gerillalar pişman olduklarını, diğerleri de örgütlendiklerini inkâr 
edeceklerdir, aksi takdirde açılım yoktur, anlamına gelmiyor mu?


Neticede, PKK çatışmasızlık kararını bu eylemle ispatlamış ve barış için önemli 
bir adım atmıştır, ama buna rağmen operasyonlar devam edecek olursa eğer, 
açılımda kimin samimi, kimin terörist olduğu gerçeği ortaya çıkacaktır.


Devlet açılımda gerçekten samimi ise PKK gibi bir jest yapsın ve operasyonlara 
son verip tutuklu bulunan -bir kısım- PKK üyelerini ve  taş atan çocukları 
serbest bıraksın ! 

 

 Sizce mümkün mü?


Tabi ki mümkün değil, çünkü  ‘Egemen gücün barış anlayışı egosundan 
biçimlenmektedir.’ 


Bu egoist anlayış, çağın getirdiği sosyo-ekonomik gelişme sürecinde Kürt 
halkının kendiliğinden asimile olacağını düşündüğü için açılımda ayak 
diretmektedir.


Bu egoyu kırmak ve gerçek barışı sağlamak, ancak ve ancak sivil bir anayasa ile 
mümkündür. Aksi takdirde tüm barış girişimleri bir başka barış girişimini takip 
edecektir.


Kısacası, bundan önceki yazımda belirttiğim gibi bu açılım “gevşek” niyetli bir 
açılımdır.


Ancak korkunun kalesinde/militer anlayışta gediklerin açılması adına 
sevindiricidir.


Her gedik bir başka gediğe sebep olacağı içindir ki, desteklenmelidir.


Bir bakıma da umut vermektedir.


Çünkü  Kürtlerin ve Türklerin kaderi kesişmiştir bu durakta.


Eşit olma ihtimali konuşulmaktadır!


Aynı  camide ya da cem evinde beraber safa tutulma ihtimali doğmuştur.


Şahadet parmağımızı korkmadan kaldıracağız artık!


Ve ordu evlerinde Kürt subaylar olacaktır,  Kürt generaller de... J))


Gerçi bir generalimiz vardı, rahmetli Bitlis Paşa (!)


Kürt kimliğine sahip çıkan bir cumhurbaşkanımız da (!)


Ama nedense yüksek devlet makamları Kürtlere ölüm kustu?


Bakarsınız Azrail de bu açılıma uyar : ))


Ne dersiniz, inanalım mı?


İyimser olmak fazla zor değildir.


Ancak karşınızda iyimser varsa eğer, iyimser olunmalı…


Her şeye rağmen “kötü bizi de kötü yapmasın” prensibine uyalım.


Ve tüm yaşananların kötü bir rüya olduğunu düşünelim?


Rüyamızı  hayırlı bir açılıma yoralım.


Ve umut edelim ki, yarınlar gerçekten barışa sahne olsun.


Ne Türk, ne de Kürt egosu egemenlik hevesiyle can yakmasın.


İster dost, isterse komşu olalım, ama insanca yaşamayı becerebilelim.


Ve Sezar’ın hakkını da Sezar’a verelim.


fikret YAŞAR








                                          
_________________________________________________________________
Windows Live Hotmail: Your friends can get your Facebook updates, right from 
Hotmail®.
http://www.microsoft.com/middleeast/windows/windowslive/see-it-in-action/social-network-basics.aspx?ocid=PID23461::T:WLMTAGL:ON:WL:en-xm:SI_SB_4:092009
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap