hiçbirşey ve hiçkimse senin ve yılmaz erdoğan gibilerinin kürt tarihine kara 
harflerle ihanetin bekçileri diye yazılmasına engel olamaz. en çok 
çocuklarınıza üzülüyorum. hep utanç duyacakları bir geçmiş bırakacaksınız. 
geçen biraz sendellediniz mustafa erdoğanın röportajından sonra ne oldu da 
hemen akp yi tanrılaştırdın yine deniz fenerinden payına düşen pasta mı 
artırıldı
 


Date: Tue, 9 Feb 2010 07:17:05 -0500
Subject: {Diwanxane} Selahattin Demirtaş Aynı Çağrıyı Abdullah Öcalan'a da 
Yapsın!
From: [email protected]
To: [email protected]




BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP'nin Ahmet Taner Kışlalı Salonu'da 
gerçekleştirilen 1. Olağanüstü Kongresi'nde yaptığı konuşmada, sanatçıların 
kendi anadillerinde sanat eserleri üretmeye ağırlık vermesi gerektiğini 
belirtirken Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül'e "Anadilinizin bu şekilde göz 
göre göre erimesine seyirci kalmamalısınız. Bu asimilasyon sürecini durdurmanın 
başka yolu yoktur" diye seslendi. 

NTV'deki Canlı Gaste proğramına katılan Yılmaz Erdoğan, Demirtaş'in ifadeleri 
hakkında: "Siyasetin, sanat üzerinde 'yapsınlar, etsinler' deme yetkisi yok. Ne 
yapacağımızın hatırlatmasının gereği de yok. Ben iyi niyetten kuşku duymuyorum 
ama sanatçı kendi algısıyla iş yapar. Ayrıca, Kürtçe iş yapmak da artık normal 
bir şey. Böyle olmamalı... Benim konuyla ilgili bir reçetem yok. Niyet önemli, 
üzerimize düşeni yapma iradesi önemli. Bunun kongrelerdeki popülist çağrılarla 
çözülecek bir şey olduğunu düşünmüyorum" dedi 
(http://www.ntvmsnbc.com/id/25053743/).


Erdoğan, Demokratik Açılım'ın biraz yalpaladığı ve eski coşkusunu yitirdiği 
yorumuna verdiği cevabı şahsen çok önemli buluyorum: "Tüm hücrelere yayılan 
kanserojen etkisi olan bir konuda yalpalamalar olur. Aslında, 'bu niye oluyor?' 
düşüncesi olaya zarar verebilir. 25 sene süren sorunun pürüssüz çözümünü 
beklemek bence işi zora sokar. Daha sabırlı olmalıyız." Abdullah Öcalan'a yakin 
medya, Demokratik Açılım'a verdiği bu destekten dolayı Yılmaz Erdoğan'a karşı 
cok insafsiz bir propaganda baslatti (mesela: 
http://www.yuksekovahaber.com/haber/populist-olan-kim-yilmaz-25237.htm; 
http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=86487; 
http://www.bitlismedya.com/sdetay.asp?did=2510). Ergenekoncu Medya'nın 
desteğiyle 
(http://www.milliyet.com.tr/hakkarililer-den-yilmaz-erdogan-a-tepki/siyaset/sondakikaarsiv/06.02.2010/1195577/default.htm)
 insafsız propaganda acımasız linçe dönüştü ("Türk ve Kürd Ergenekonları 
dayanışması" dedikleri şey bu olsa gerek!). 

"Yılmaz Erdoğan, AKP'nin Kürtler üzerindeki asimilasyon politikasının bir 
uygulayıcısıdır. Tayip Erdoğan'ın direktifleri doğrultusunda hareket eden beyaz 
Kürt'tür... Yılmaz'dan beklenmedik bir şeydi bu... Adam artık tam asimile 
olmuş. Geçen TRT6'ya çıktı 2 tane Kürtçe kelime konuşamadı zaten. Nasıl film 
çekecek ki" gibi saldırgan yorumlar Milliyet'te yer bulduğuna göre Apocu 
Medya'daki yorumlarin seviyesini varin siz düşününüz.  

Öcalan'ın sistemin demokratikleşmesine kesinlikle karşı olduğunu, Demokratik 
Açılım'ı kapatmak için Derin Devlet tarafindan görevlendirildiğini uzun sureden 
beri yazip duruyorum (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5191.html). 
Öcalan, şimdiye kadar beni yalancı çıkarmadı sağolsun, bundan sonra 
çıkaracağını da hiç sanmıyorum. Bir ara "demokrat maskesi" taktı, bir süre 
demokrasi istiyormuş gibi yaptı ama 27 Ocak 2010 tarihli Görüşme Notu'nda 
"Açılım yok, Açılım dedikleri safsatadır" diyerek gerçek yüzünü gösterdi 
(http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=86148). Bu ifadelerle 
"Demokratik Açılım"a karşı çıkarak, CHP, MHP, Ergenekoncu Medya gibi sistemin 
demokratikleşmesine karşı direnene cepheye ait olduğunu resmen ilan eden 
Abdullah Öcalan'a bağlı medyanın, Demokratik Açılım'dan yana tavır takınan 
Yılmaz Erdoğan'a karşı başlattığı linç kampanyası bana fazla şaşırtıcı 
gelmiyor.  

Öcalan'dan ilham alan, onun "tehditle sustur, korkutarak kendine bağla" 
yöntemini kullanan Apocu Medya'nın birkaç hedefi var gibi görünüyor. Birincisi, 
Yılmaz Erdoğan üzerinden Demokratik Açılım'ı hedef alıyor. İkincisi, Erdoğan 
üzerinden Demokratik Açılım'a destek veren Kürdlere, özellikle de tanınmış 
Kürdlere gözdağı veriyor. Fanatik Apocuların saldırgan yorumlarını bile haber 
olarak yayınlayarak "ayağınızı denk alınız; bugün eleştiriye hedef olduğunuz 
gibi yarın da kör bir kurşuna hedef olabilirsiniz!" mesajı veriyor adeta. 
Ergenekoncu Medya'daki haberlerden etkilenerek Hrant Dink'i katleden Ogun 
Samast tiynetindeki bir PKK sempatizani da Yılmaz Erdoğan veya başka birisine 
bir zarar verirse, bunun tek sorumlusu Apocu Medya olacaktır.  

Abdullah Öcalan Avukat Görüşmelerini Kürdçe Yapsın!
 

Tekrar Demirtaş'ın çağrısına dönersek... Bu çağrı Yılmaz Erdoğan ve Mahsun 
Kırmızıgül'ün isimleri zikredilmeden bütün sanatçılara yapılsaydı çok haklı ve 
yerinde bir çağrı olurdu. Fakat, Demirtaş'ı makul biri olarak görmeme rağmen 
Demokratik Açılım'a olumlu bakan bu iki sanatçıdan ismen bahsetmesinde şahsen 
iyi niyet göremiyorum. Konuşma metini o mu yazdı, başkası mı; niyeti neydi, 
bilemiyorum ama bu çağrıdan sonra Apocu Medya'nın Yılmaz Erdoğan'a karşı 
başlattığı linç kampanyası bu iyi olmayan niyeti açığa vuruyor. 

Sözkonusu konuşmasında, öğretmenlerden, öğretim görevlilerinden, esnaf ve 
tüccarlardan da her yerde anadillerini kullanmalarını isteyen Demirtaş, aynı 
çağrıyı, tüm avukat görüşmelerini Türkçe yapan, bütün eserlerini Türkçe yazan 
Abdullah Öcalan'a da yapacak mı, yapmak ister mi? Eger Demirtaş  (ve BDP) 
Kürdçe konusunda samimiyse, en kısa zamanda Öcalan'a da seslenerek "Sayın 
Öcalan, avukat görüşmelerinizi Kürdce yapınız, kitaplarınızı ve savunmalarınızı 
da Kürdçe yazınız. Anadilinizin bu şekilde göz göre göre erimesine seyirci 
kalmamalısınız. Bu asimilasyon sürecini durdurmanın başka yolu yoktur" 
demelidir. 

Diyebilir mi? Hic sanmıyorum. Seslenmek, hatta mırıldanmak şöyle dursun, böyle 
bir girişimi akıllarından geçirmekten bile korkarlar (buyursunlar, beni mahçup 
etmelerinden en çok ben memnun kalırım!). Apoist Sistem'de kutsallaştırılan 
Öcalan'a bu tarz bir çağrıda bulunabilmek için ya "hain, işbirlikçi, ajan" gibi 
damgaları yiyip zelil bir şekilde aşağılanarak dışlanmayı veya hunharca 
öldürülmeyi göze almak gerekir. Bu gerçek, mevcut demokratik sistemin bile 
(bütün eksikliğine ve hatasına rağmen), totaliter ve otoriter bir yapıya sahip 
olan Apoist Sistem'den kat be kat üstün olduğunu göstermeye yetiyor. BDP, 
mevcut sistemi daha da demokratikleştirmeyi hedefleyen Demokratik Açılım'ı 
eleştireceğine, emrinde olduğu bu totaliter sistemi adam etmeye baksın. 
Cesaretleri varsa tabii!.

Birileri çıkıp "Abdullah Öcalan'ın yazdıkları kitaplar konusunda haklısın belki 
ama İmralı Hapishanesi'nde Kürdce konusmak yasak; avukat görüşmelerinin Kürdçe 
yapılması gerçekçi değil" gibi bir itirazda bulunabilirler. Tamam, Öcalan 
sadece kitaplarını Kürdçe yazsın, ona da razıyız. İmralı'da Kürdce'nin yasak 
oldugu bilgisi ise doğru değildir.

Yanılmıyorsam, Haziran 2009 Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve 
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Tüzüğün 88. Maddesinde yapılan 
değişiklikle tutuklular yakınlarıyla Kürdçe konuşabiliyor. Bu düzenlemeden 
sonra Öcalan'ın, Eylül 2009'da kız kardeşi Fatma Öcalan'la Kürdçe konuştuğu 
biliniyor. Abdullah Öcalan da, 13 Ocak 2010 tarihli Görüşme Notu'nda yasağın 
olmadığını doğruluyor: "Kısa bir süre öncesine kadar burada Kürtçe konuşma 
yasağı vardı. Fakat bu yasak yönetmelikle kaldırıldı ancak biz henüz Kürtçe 
konuşmayı hiç denemedik. İzin verip vermeyeceklerini bilmiyoruz. Denersek izin 
verilip verilmeyeceği ortaya çıkar" 
(http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=85380).

BDP Kürdçe konusunda samimiyse, Abdullah Öcalan'in bu konuda mutlaka öncülük 
yapmasını sağlamalıdır çünkü Öcalan'ın Kürdler üzerindeki ağırlığı Erdoğan ve 
Kırmızıgül'ün ağırlığından çok daha büyüktür. Öcalan'ın, BDP'nin çağrısına 
olumlu karşılık verip vermeyeceğini; renkli televizyon için hapishane 
yönetimine başvurduğu gibi Kürdçe konuşma ve yazma konusunda da gerekli 
girişimlerde bulunup bulunmayacağını; reddedilmesi durumunda (yasak kalktığına 
göre öyle bir ihtimal görmüyorum) birkaç santimetrekarelik alan için verdiği 
kahramanca (!) mücadeleyi Kürdce konusunda da verip vermeyeceğini doğrusu çok 
merak ediyorum. Bir merak daha... Son 11 yılda Öcalan'ın Kürdçe konusunda 
İmralı'da gerçekleştirdiği herhangi bir eyleminin olup olmadığını, bu konuda 
idareden herhangi bir istekte bulunup bulunmadıgını da merak ediyorum. 
 

Herkesi şahit tutarak BDP ve Öcalan'a sesleniyorum... Hep Kürdlere eylem 
yaptırdınız, herşeyi onlardan beklediniz. Bütün Kürdlerin gözü ve kulağı sizde; 
sizden eylem bekliyorlar! Kürdçe konusundaki samimiyetinizi Kürdlere, Türklere 
ve bütün insanlığa gösteriniz, göstermelisiniz! Eylemin başlangıç tarihini siz 
belirleyiniz. 31 Şubat hariç bütün tarihlere razıyız! Mesela, Öcalan'ın 
uluslararası komplo (!) ile yakalanış tarihi olan 15 Şubat (hemen şuracıkta!), 
doğum günü olan 4 Nisan, Suriye'den çıkmak zorunda kaldığı 9 Ekim ve PKK'nin 
kuruluş tarihi olan 27 Kasım olabilir. Hatta, Öcalan'ın Mustafa Kemal'e olan 
engin muhabbetini göz önünde tutarak 19 Mayıs veya 10 Kasım tarihlerini de 
tercih edebilirsiniz. Top sizde...  

Selam ve dostlukla

Cevdet Akbay
http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/6142.html


-- 
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane                                     
    
_________________________________________________________________
Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan 
Hotmail(R)'den alır.
http://www.microsoft.com/windows/windowslive/see-it-in-action/social-network-basics.aspx?ocid=PID23461::T:WLMTAGL:ON:WL:tr-tr:SI_SB_4:092009

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap