*Derin Devlet köşeye sıkıştıkça, cuntacıların psikolojik harp dairesi ve Ergenekon Terör Örgütü'nün propaganda bülteni görevi yapan ODAtv.com ile derin-PKK arasındaki yakınlık da giderek artmaya başlıyor*. Daha önce gizli ve utangaç bir şekilde devam ettirilen ilişki ( http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5257.html) şimdi aleni bir şekilde hızlanarak devam ediyor. Bu da, önümüzdeki seçim yaklaştıkça, demokratikleşme sürecine karşı olan Ergenekon'un Türk ve Kürd kanatları arasındaki dayanışmanın daha da hız kazanacağının belirtisi olabilir.
ODAtv'nin, ABD'de faaliyet gösteren Neo-faşist çetecilerle olan aşkı ise başka bir yazı konusu olacak kadar derindir, nasip olursa ona başka bir zaman değineceğim ( http://www.odatv.com/n.php?n=akp-genelkurmayi-duelloya-davet-ediyor-0303101200). Ehemmiyetine binaen şimdilik ODAtv ile PKK arasındaki işbirliğini ele almak istiyorum. ODAtv, bir yandan Genelkurmay'ın diğer taraftan da derin-PKK'nin avukatlığını yaptığını daha önce yazmıştım ( http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/6256.html). Abdullah Ocalan ( http://www.odatv.com/n.php?n=bdp-ocalana-cok-kizacak-0503101200), Murat Karayılan (http://www.odatv.com/n.php?n=elimizde-bilgiler-var-0303101200) Cemil Bayık'ın ( http://www.odatv.com/n.php?n=cemil-bayik-pkk-dagdan-inmeyecek-2210091200) ve Bahoz Erdal ( http://www.odatv.com/n.php?n=orduya-haksiz-elestiriler-yapiliyor-1801101200) gibi Ergenekonla ilişkili oldukları iddia edilen "derin" zevatın beyanatını aynı gün sayfalarına çekerek şiddet taraftarı derin-PKK propağandası yapan ODAtv, demokratik mücadeleyi tercih eden legal Kürd Siyaseti'ni ise yerden yere vuruyor. Bunun çok örnekleri var fakat şimdi, Sait Çakır imzasıyla çıkan 28 Şubat 2010 tarihli "*Hamidiye Kürdleri*" başlıklı yazıyı dikkatinize sunmak istiyorum (http://www.odatv.com/n.php?n=hamidiye-kurtleri-2802101200). Çakır, yazısına şu ifadelerle başlıyor: "Türkiye'nin ağır bir iç savaştan geçtiğine dair değerlendirmelerin devletin en üst kademelerinde bile kabul edildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu iç savaşın bir tarafında, cumhuriyete karşı odak olduğu Anayasa MAhkemesi tarafından tescil edilen hükümet partisi bulunmaktadır ve bu parti ağır bir meşruiyet bunalımı içindedir. Siyasi iktidarın erime sürecine girdiği bu günlerde, düşüşünü önlemek isteyen bazı kesimlerin çeşitli girişimlerde bulunduğunu gözlemliyoruz." Çakır'a göre, "*AK Parti'nin düşüşünü önlemek isteyen bazı kesimler"in basında Kürd siyasetcileri geliyor*! Çakır'in bütün Kürd siyasetçilerini hedef almadığını, eski DEP milletvekili Hatip Dicle gibilerini itina ile bu değerlendirmenin dışında tuttuğunu yazısının devamından anlıyoruz. Dicle'nin "Habur'daki 'seyyar mahkeme' konusundaki açıklamaları"nın Çakır'ı çok memnun ettiğini şu ifadelerinden anlıyoruz: "*bu iddianın doğru çıkması halinde, hükümet partisinin kapatılması işten bile değildir. O halde Dicle'nin bu iddiasını, AKP'nin varlığına kasteden bir çıkış olarak düşünebiliriz*." Hatip Dicle'nin ifadelerini tekrar hatırlamakta fayda var: "15 Ekim 2009 tarihinde DTP Genel Başkanı Ahmet Türk beraberindeki bir heyetle birlikte İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı ziyaret etti. Ziyarette 4 gün sonra 19 Ekim'de Mahmur ve Kandil'den grupların geleceği, bunların tutuklanmayıp serbest bırakılması durumunda dağdan inişin hızlanacağı, dağa çıkışın da duracağı bildirildi. İçişleri Bakanı da bu heyete *'Konuyla ilgileniyorum. Müsteşarımı Diyarbakır'a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler' *dedi. Bu aşamada 4 gün sonra Silopi'den gelen 8 kişi, 'Biz gerillayız. Önder Abdullah Öcalan'ın çağrısı ile barış için geldik' dedi ve bunlar sürecin olumlu sonuçlanması için gerektiği gibi tutuklanmayıp serbest bırakıldı." Hatip Dicle'nin, Ahmet Türk dahil istisnasız bütün Kürd siyasetçiler tarafından kesin bir dille yalanlanan çıkışındaki gayenin, AK Parti'yi kapattırmak olduğunu, "AKP'nin varlığına kasteden bir çıkış" ifadesiyle Çakır'ın kendisi de itiraf ediyor. Türk ve Kürd Ergenekonu tarafından hazırlanıp (aşağıda detayını okuyacaksınız) Dicle yoluyla uygulanmaya konulan tuzağın Ahmet Türk, Hasip Kaplan, Sırrı Sakık, ve Selahattin Demirtaş gibi legal Kürd siyasetçilerin ifadeleriyle boşa çıkması, Ergenekon Terör Örgütü'nün avukatlığına soyunan Çakır'ı çok rahatsız etmiş olmali ki, Ahmet Türk ve arkadaşlarını, "Hamidiye Kürdleri" diye damgalayıp aşağılamaya çalışıyor aklınca. "*AK Parti'yi kapattırma*" planının suya düşmesi Çakır'ın kimyasını öylesine bozmuş ki, derin devletin kiralık tetikçiliğini yapan cuntacılar tarafından GATA'ya alınmayan Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan'ın, "kesinlikle mağdur" olduğunu söyleyen BDP milletvekili Sevahir Bayındır'a bile kin kusmaktan kendini alamıyor! ** *Çakır'ın bütün hezeyanlarını buraya aktarıp midenizi daha fazla bulandırmak yerine, Türk ve Kürd Ergenekoncuları tarafından tezgahlanıp Hatip Dicle yoluyla yürürlüğe konulmaya çalışıldığı anlaşılan kirli oyunun arka planını dikkatinize sunmak istiyorum*. ** Hatip Dicle, AK Parti'yi kapattırıp birçok AK Partili'yi de siyasi yasaklı hale düşürüp tasfiye etmeyi, hatta birçoğunu hapsettirmeyi hedefleyen kirli planın itirafi gibi görünen ifadeleri 13 Şubat 2010'da sarfetti. Cemil Bayık'ın, Dicle'nin bu ifadelerinden yaklaşık bir hafta önce "AKP, 2010 yılında PKK'yi tasfiye edemezse iktidarda kalamayacağını biliyor. Kaybedecekler. Hatta birçokları mahkemeye verilerek görevden alınacaktır" demesi tesadüf olamaz (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=86449). Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, Dicle'nin o ifadelerinden beş gün sonra 18 Şubat 2010'da, Kandil ve Mahmur'dan gelenleri yargılayan hâkimlerin önceden ayarlandığı iddialarını incelediğini açıklaması, AK Parti'ye kapatma davası icin start vermesi, planın sadece derin-Kürdler tarafindan hazırlanmadığını, işin içinde derin-Türklerin de olduğunu gosteriyor ( http://www.milliyet.com.tr/erzurum-ak-parti-dosyasinda/siyaset/haberdetay/18.02.2010/1200623/default.htm )!. Biraz durup düşünelim... *Sistemin parçaları olan CHP veya MHP'nin sık sık tekrarladığı birşey ama, Cemil Bayık durup dururken neden AK Partililerin yargılanacağından bahsetti?* Ondan bir hafta sonra Hatip Dicle'nin AK Parti'yi kapattırmak ve birçok AK Partili'nin yargılanmasının yolunu açmak için (Sait Çakır öyle diyor) bazı iddialarda bulunması kendi fikri miydi yoksa Cemil Bayık'ın direktifiyle mi konuştu? *Dicle'nin bu iddiasından sadece beş gün sonra "Paşasının Savcısı" olarak bilinen Abdurrahman Yalçınkaya hemen durumdan vazife çikartarak ortaya çıkması tesadüf mü*? Bütün bu gelişmelerin üzerine, CHP'nin olaydan yaklaşik dört ay sonra, özellikle de Dicle'nin konuşmasının hemen ardından gensoru vermesini de koyunca, Türk ve Kürd Ergenekoncularının el ele verip Demokratik Açılım'da ısrar eden AK Parti'yi kapattırmak için beraber hareket ettiklerini gösteriyor. *Kürd Ergenekonunun Hatip Dicle'yi, Türk Ergenekonunun da CHP ve Abdurrahman Yalçınkaya'yı harekete geçirdiği anlaşılıyor*. BDP'li Kürd siyasetçilerin beklenmedik bir anda iddiaları net bir şekilde yalanlamaları, bütün bu planları altüst etti. Ergenekonun avukatlığını yaptığı anlaşılan Sait Çakır'ın yerinde olsaydınız eminim sizin de kimyanız bozulurdu. Çakır'ın legal Kürd siyasetçilerine saldirmasi şüphesiz ki bu kirli planin bir parçasidir ve Türk ile Kürd Ergenekonu arasindaki dayanişmayi net bir şekilde gösteriyor. Türk-Kürd Ergenekonu arasındakı ilişki eskiden beri soylenip duruyor ama son günlerde olduğu gibi bu kadar aşikar bir şekilde yürütülmüyordu. Mesela, planın en kritik elemanlarından olduğu anlaşılan Cemil Bayık ile "Kürdlerin celladı Sarı Levent", lakapli Levent Ersoz'ün gizliden gorüşüp birbirlerine sari zarflar verdiklerini Ergenekon evraklarindan öğrendik ( http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=23.08.2009&i=206662)? *Kürdler için savaştığını iddia eden bir insanın, bir Kürd celladıyla bu kadar sıcak temasını nasıl okumalıyız?* *Yoksa PKK ile TSK'nin gostermelik savaşı bir aldatmacadan mı ibaret?!* Bu kirli savaşın yegane amacı Kürd halkını hep baskı altında tutarak kaotik ortamın devamlılığını sürdürmek ve bu vesile ile militarizmin omrünü uzatmak mıdır? Mehmet Altan, bir yazısında, bu ikili arasındaki ilişkiden yola soruyor, "*Türk Ordusu'nun bir generali, bir PKK yöneticisiyle neden ve neler görüşür?*" ( http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/levent-ersoz-cemil-bayik-ile-ne-gorustu-209313.htm). Haksız mı? Veli Küçük ve Levent Ersoz gibi cuntacıların ulusalcılarla gorüşmesi anlaşılır bir durumdur ama Cemil Bayık ile gorüşmesinin çok daha derin anlamı vardır. Kürdlerin bu ilişkiye çok daha yakından ve ciddiyetle bakmasında yarar vardır. *Şimdiye kadar büyük bir maharetle gizlenen kirli ilişkiler Ergenekon Davasıyla birlikte gün yüzüne çıkmaya başladı.* Derin-PKK'nin üst düzey yoneticileri, CHP ve Genelkurmay'daki cuntacılarla aynı frekanstan konuşmaktan çekinmiyorlar, demokratikleşme sürecine karşı saflarını belirlemiş durumdalar. Genelkurmay'daki cuntacıların avukatlığını yapan ODAtv, TSK'nin bir numaralı (dindarlardan sonra, tabi) duşmanı(!) olan derin-PKK'nin de avukatlığını yapıyor. Normalleşmeyi destekleyen BDP'li siyasetçileri desteklemesi beklenirken, Çakır'ın yazısından da anlaşıldığı gibi, kaostan yana olan derin-PKK'yi destekliyor! Bu ve buna benzer çarpıklıkları gorünce, insanın "Ama niye?" diye sorası geliyor, haliyle. Niyesini çok yazdım, usanmadan yazmaya devam edeceğim. *"Niye"nin cevabı şudur: bunların hepsi şiddetten nemalanıyorlar! Şiddet bitse, sistem tam olarak demokratikleşse bunların hem maddi hem de manevi rant muslukları kapanacak, varlıklarını devam ettiremeyecekler*! Karşimizdaki manzara şunu gösteriyor: Türk Ergenekonu ile Kürd Ergenekonu şimdiye kadar el eleydi, şimdi ise sarmaş dolaşlar. Derin ODAtv'nin hem derin-TSK'nin hem de derin-PKK'nin avukatlığını yapması bunu gösteriyor. Ayrıca, *derin-TSK ile derin-PKK arasındaki göstermelik çatışma da sizi aldatmasın sakın... Bu kirli çatışma, masum Kürdleri ve Türkleri perişan ederken onları güçlendiren anlaşmalı bir çatışmadır. Kirli ilişkilerin üstünü orten perde kaldırıldığında, derin-TSK'nin de derin-PKK'nin de "Derin Devlet" denilen aynı kirli merkezden emir aldıklari gorülecektir. Nasname olarak perdeleri indirmeye, maskeleri düşürmeye devam edeceğiz*. 5 Mart 2010 Kaynak: http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/6370.html Selam ve dostlukla Cevdet -- - Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. - Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
