*Mustafa İslamoğlu'na Açık Mektup: Necasetten taharet nedir hocam?*

Saygıdeğer hocam,

Geçen hafta bugünkü cuma hutbenizde Roboskî katliamına değindiniz. Çünkü
AKP'yi destekleyen İslamcı derneklerin organizasyonu bağlamında yazar Yakub
Aslan tarafından İstanbul'a getirilen Roboskî Anneleri, cuma namazı için
sizin vakfınıza getirildi. Siz de nezaketen lütuf buyurup, hutbenizin
konusunu, Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından sizin tabirinizle
"Uludere'de mazlumen katledilmiş olan kardeşleriniz"e ayırdınız.

Hutbenize şu etkisiz sloganlarla başlıyorsunuz:

"Uludere son olsun diyorum!"

"Bir daha asla diyorum!"

"Yaşanmamalı diyorum!"

Devamında peygamberin hayatından Halid b. Velid ile ilgili bir kıssa
naklediyorsunuz:

"Resulullah, Hâlid b. Velid'i Benû Cezîme'ye göndermişti. Hâlid, bir yanlış
anlamadan dolayı bir gece yarısı Benû Cezîle'yi bastı ve orda mazlum ve
mağdur insanlar yanlışlıkla katledildi. Allah Resulü ertesi gün bunu haber
aldığında iş işten geçmişti. Halid'i çağırdı. Resûlullah, Hâlid'in geldiği
taraflardan yüzünü çevirdi. "Ya Rabbi ben Hâlid'in yaptığından beriyim, ben
Hâlid'in yaptığından beriyim, ben Hâlid'in yaptığından beriyim." dedi.

Siz sayın hocam, devamını anlatmayınca insanın aklına şu soru geliyor:
Resulullah, yanlışlıkla katl edilen bu mazlum ve mağdurlara karşılık sadece
Hâlid'den yüz çevirip, gözleri yaşlı bir şekilde ellerini semaya kaldırarak
üç kez "ben Hâlid'in yaptığından beriyim" demekle mi yetindi acaba? Hepsi
bu mu? Sizin aktardığınız bu olayda adaleti tesis etmeye çabalayan bir
peygamber, eksik bir görüntü vermiş olmuyor mu Allahaşkına?

Sözlerinizin devamında tıpkı TC başbakanı gibi "tazminatsa tazminat."
diyorsunuz.

Fakat asıl söyleyeceklerinizi en sona saklamışsınız hocam: "...özürse özür,
tazminatsa tazminat, gönül alma ise gönül alma... Hepsi yapılmalıdır. Zira
dost bunu bekler, düşman ise fırsat bekler. Bu ümmetin arasına kan
girmemelidir." dedikten sonra birtakım dümenlere ve dolaplara; yani dış
mihraklara gönderme yapıyorsunuz. Sözlerinizi şöyle destekliyorsunuz:
"Müslüman Türklerin evlatlarından imana ve Allah'a küfredenleri
çıkarmışlardı, bunu gördük. Şimdi de Müslüman Kürt çocuklarından Allah'a
savaş açan imansızlar çıkardılar. Müslüman Türkler, kendi namuslarını
temizlesinler. Müslüman Kürtler de kendi namuslarını temizlesinler.... Bazı
Türkler ve bazı Kürtler sorun çıkarıyor."

Bunu siz, daha önce bir forumda da dile getirmiştiniz zaten. Size göre
Türkiye'de Kürt sorunu yok, bazı Kürtlerin ve bazı Türklerin birbirleriyle
sorunları var. Türkiye cumhuriyeti başbakanı da "Kürt sorunu bitmiştir,
benim Kürt vatandaşlarımın sorunları vardır." diyor. Aynı söylem. Ne
söylesek boş. Hakka değil, güce bakıyorsunuz. Bu yüzden siz bu meseleyi
gelecekte Müslüman Kürt hareketleri güçlendiğinde anlamak durumunda
kalacaksınız. Şimdi anlamaya yanaşmazsınız. Sadece şunu düşünün; bu
devletin sınırları içerisinde neden Kürt bir Mustafa İslamoğlu hoca yok?
Mazlumun kimliği sorulmaz diyorsunuz hocam. Haddim değil ama bari mazlumen
katledilmiş Musa Anter'in hatıratını okuyun bir kez. Belli ki bizi
anlamıyorsunuz; hiçbir Kürt yazarı okumuyorsunuz, basıyorsunuz hükmünüzü:
"Irkçı!"

Beroj.com sitesinde dindar olduğuna kefil olduğum Müslüman Kürt yazar Hasan
Güzel, sizin bu hutbeniz üzerine öfkeyle yazdığı "Millet-i hâkime kibriyle
din kardeşliği olur mu?" başlıklı yazısında sizi "Devletin saldırılarında
evlatlarını kaybeden ailelere, Sizin asıl düşmanınız PKK'dir, diyebilen bir
ev sahibi alim!" olarak tanımladı. Buna ne diyorsunuz?

Bir İslam alimi olarak siz, Kürt halkını Müslüman Kürtlerin temsil
etmelerinin önünü kapatıyorsunuz. Asıl tehlikenin farkında mısınız? Hakkı
tavsiye etmek bağlamında söylüyorum: İslam'ın Kürt siyasetinde bir imkân
olarak var olmasının önündeki engellerden biri de siz oluyorsunuz.
Sözlerinize kulak veren Müslüman Kürtleri, Kürt siyasetinden
soğutuyorsunuz. İnşallah bunu düşünürsünüz.

Biz Müslüman Kürtler, bizim haklarımızı anlamaya yanaşmadan, bizi savunuyor
gibi görünüp devlet aklına hizmet eden saray ulemasıyla aramıza kesin bir
mesafe koyacağız. Tıpkı sizin söylediğiniz gibi, biz Müslüman Kürtler,
kendi namuslarımızı devletçi hocaların din algısından temizleyeceğiz.
Devlet muhafazakârlaştığında ona muti olan, Türkiye'deki meseleleri halen
"sağ-sol, dindar-laik" çekişmesinden ibaret gören Yeni Akit gazetesi
sağcılığını reddediyoruz. Haklarını talep eden Kürtlere "ırkçı" damgası
yapıştıran adaletsiz, kibirli Müslümanlardan beriyiz. Biliyoruz ki bir
Kürt, "Kayseri'de zorunlu eğitim dili Kürtçe olmalı" demediği sürece Kürt
ırkçısı olamaz. Diyarıbekir'de Türkçe eğitim zorunluyken, bir baba kızını
Türk okuluna göndermezse, Türk jandarması zoruyla ceza ödemeye mecbur
bırakılıp kızı okula zorla yollanırken bu ırkçılığa, bu şeytancılığa ses
çıkarmayan saray ulemasını, Allah'ın "innallahe ye'mürü bi'l-adli" hükmüne
hevale ediyoruz. İslam, fani kişilerin kişisel hırslarının, kaprislerinin
ve cehaletlerinin tekeline hapsedilemez. Buna izin vermeyeceğiz. Türkçe
eğitim devlet zoruyla verilirken Kürtçe eğitim kurumları isteyenlerin
birçoğu bugün "ırkçılık", "bölücülük" suçlarından hapiste. "Akabe, akape
oldu" esprileri yapılırken siz çok yaşamaya devam edin sayın hocam. Allah,
bereketli ömürler versin.

Konuyla ilgisiz ama hep merak ettiğim bir mesele: Gelecekte bir holding
kurarsanız onun adı da "Hilal" mi olacak acaba? Yoksa bu kez "Biat" mı
olacak adı?

Eğer Kürt milletinin haklarını talep edenler ırkçı ise sözlerinize açıklık
getirin. Yoksa sözlerime sizden aldığım şu sözle son verme hakkımı saklı
tutuyorum: "Bizim sizinle işimiz yok; siz bizden değilsiniz, biz de sizden
değiliz."

Bizim fıkhımıza göre necasetten taharet, "Uludere olayı"na "Roboskî
katliamı" demekle başlar.

Mehmet Sait Çakar
Yordam dergisi editörü

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap