Bu katliamları yapanlar halen de açığa çıkarılmadığı gibi terfi de 
edebiliyorlarsa hatta dış konjonktür gereği şimdilik böyle katliamları 
yapamayıp örgüt çatışmaları adı altında öldürmeye, öldürtmeye devam etmek 
istiyorlarsa, bu devlet  nasıl bir devlettir?Derin devlet yada kabuk devlet 
tanımları yeterli olur mu?Peki bu yapıyı görmezden gelip, bu yapının inanmamızı 
istedikleri oyunlarını ciddi ciddi analiz edenlere ne demeli?Acilen bu yapının 
deşifre edilip egemenlerin yargı önüne çıkarılmalarına çalışmak insanlık ve 
vicdan borcumuzdur.Sacit Güneş
-----------------------------------------------------------------Askerden 
itiraf: Biz köy yakma taburuyduk
Faili meçhuller için, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı'na gizli tanık olarak ifade 
veren bir er, "1994'te Hazro, Lice, Hani ve Kulp'a bağlı 30 köyü yaktık" 
dedi.Faili meçhuller soruşturmasını yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman 
Coşkun'a ifade veren asker, 1990'lı yıllarda bölgedeki köyleri yakmakla görevli 
taburda yer aldığını söyledi. 

Taraf gazetesinden Bahar Kılıçgedik'in haberine göre can güvenliği için adının 
gizli tutulmasını isteyen ve 1994'te Diyarbakır'ın Hazro İlçesi'ne geçici 
görevle geldiğini ifade eden asker, köyleri nasıl yaktıklarını şu sözlerle 
anlattı: 

"Bizim taburumuza verilen görev köyleri yakmaktı, orada kaldığımız süre 
içerisinde Hazro, Lice, Hani ve Kulp ilçelerine bağlı yaklaşık 30 köyü yaktık. 
Köylere girince komutanlarımız askerleri ikişer, üçer kişi olarak evleri 
yakmakla görevlendiriyordu, evlere girip dışarı çıkın yakacağız diyorduk." 

1994 ve sonraki yıllarda Diyarbakır'ın Hazro İlçesi'nde görev yapan asker, söz 
konusu dönemde bölgede işlenen faili meçhul cinayetleri soruşturan Diyarbakır 
Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun'a tanık olarak ifade verdi. Konuşmasına, 
"Anlatacağım olaylarla alakalı olarak gerek kendimin, gerekse ailemin hayatıyla 
alakalı endişelerim olduğundan dolayı kimliğimin belli olmamasını istiyorum" 
diyerek başlayan asker, akabinde şu ifadeleri kullandı: 

GÖREVİMİZ EVLERİ YAKMAK "Ben askerliğimi İstanbul 66. Zırhlı Tugay Baştabya, 1. 
Mekanize Piyade Tabur da yaptım. 1994 yılı Şubat ayında 1. Taburdan gönüllü 
olanlar seçilerek Diyarbakır Hazro İlçesi'ne geçici görevle getirildim. Tabur 
Komutanımız Kurmay Yarbay İsmail E, yardımcısı ise soyadını anımsayamadığım Ali 
isimli bir Binbaşıydı. Üç bölük ve karargâh bölüğü olmak üzere toplam dört 
bölük gelmişti. Yaklaşık 400-500 civarında asker vardı, sayı zaman zaman azalıp 
artıyordu. Bu bölgede 2-2,5 ay kadar kaldık. Bizim taburumuza verilen görev 
köyleri yakmaktı. Orada kaldığımız süre içerisinde Hazro, Lice, Hani ve Kulp 
ilçelerine bağlı yaklaşık 30 köyü yaktık. Köylere girince komutanlarımız 
askerleri ikişer, üçer kişi olarak evleri yakmakla görevlendiriyordu, evlere 
girip dışarı çıkın yakacağız diyorduk, eşyalarını boşaltmak için fırsat 
vermiyorduk. 

KÖYLÜLER DIŞARI ÇIKINCA... Köylüler dışarı çıkınca da en kolay tutuşabilecek 
bir yerden yakmaya başlıyorduk, ahırları da yakıyorduk içerisinde hayvan olup 
olmadığını kontrol etmiyorduk. Zamanımız olmadığı için bir an evvel yakıp 
çıkıyorduk. Bir köye girdikten yarım saat sonra yakma işini bitirip sonra başka 
bir köye geçiyorduk, ben evlerin hiçbirisini yakmadım. Bu nedenle de Binbaşı 
Ali bana, 'Sen gönüllü olarak gelmiştin ama yakmak istemiyorsun demek ki sen 
PKK 'lısın ajanlık yapmak için gönüllü olmuşsun', demişti. Hâlbuki ben PKK ile 
çatışmak için gönüllü olmuştum." 

DENİZ BAYKAL VE CHP HEYETİ LİCE'YE SOKULMAMIŞTI Lice katliamının (22 Ekim 1993) 
yaşandığı gün Diyarbakır'da partisinin 7. Bölge toplantısına katılan CHP Genel 
Başkanı Deniz Baykal, Milletvekili Uluç Gürkan, Genel Sekreter Ertuğrul Günay, 
Milletvekili Mustafa Doğan, Milletvekili Veli Aksoy ve diğer 5 milletvekili ile 
birlikte olaydan bir gün sonra Lice'ye hareket etti. Heyetin önü, ilçeye 30 km 
mesafede kesildi. Askerî yetkililer heyetin kesinlikle ilçeye alınmayacağını 
belirtti, ancak CHP'liler bunda ısrar etti. Yaşanan tartışma üzerine Baykal 
telefonla Devlet Bakanı Necmettin Cevheri ile görüştü. Bu konuşma sonrası şoför 
mahalline geçen Genel Sekreter Yardımcısı Eşref Erdem, heyetin içinde bulunduğu 
aracı Lice'ye doğru yeniden yola çıkardı. Lice'ye 7 km. kala özel timler 
tarafından durdurulan heyet, ilçeye giriş-yasak kararı bulunduğu gerekçesiyle 
geri çevrildi. 

KÖYLÜ KIYAFETİ GİYDİRDİLER Faili meçhulleri soruşturan savcıya ifade veren ve 
adını güvenlik gerekçesiyle gizleyen asker Lice katliamından sonra Kürtçe bilen 
askerlere köylü kıyafeti giydirildiğini ve bu askerlerin yabancı basın 
mensuplarına, "Lice'yi PKK yaktı" dediğini ise şu sözlerle anlattı: 

"Hazro'ya gitmemizden bir hafta sonra Lice'ye gittik. Biz gittiğimizde Lice 
yakınlarında 4-5 ay olmuştu. İlçede kimseyi görmedim boşaltılmıştı. 
Komutanlarımın 'Şerefsizlere deprem konutlarını gösterip gidin yerleşin 
demiştik bir kişi gelmedi' dediğini duydum. O gün bir otobüs dolusu yabancı 
basın mensubu gelmişti. Lice'nin girişine yakın bir yerde bekletilmişlerdi. 
Lice'ye sokulmamışlardı. Taburumuzdaki Kürtçe bilen 5-6 askere köylü kıyafeti 
giydirdiler, yanlarına koruculardan da 10-15 kişi verdiler, 3-4 tane bayan 
getirmişler. Bunları nereden getirdiklerini bilmiyorum bu kişileri yabancı 
basın karşısına çıkarttılar. Beni yol güvenliği ile görevlendirdikleri için 
basın mensupları ile yapılan görüşmeleri görmedim ve duymadım. Daha sonra 
arkadaşlardan duyduğuma göre Kürtçe bilen arkadaşlar kendilerini Lice halkından 
olarak tanıtmışlar ve basın mensuplarına PKK'nın gelip Lice'yi bastığını 
yaktığını ve komutanlarının emriyle anlattıkların söylemişlerdi. Bu olayın çok 
sayıda tanığı vardır. Birkaç arkadaşa ifade vermeleri konusunda çağrıda 
bulundum ancak bunun PKK'ya hizmet olacağını söyleyerek geri çevirdiler." 









   




    




      
      Your email settings: Individual Email|Traditional 

      Change settings via the Web (Yahoo! ID required) 

      Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to 
Fully Featured 

           
        Visit Your Group 
       |
      
        Yahoo! Groups Terms of Use
       |
      
       Unsubscribe 
       
 

    
  





__,_._,___                                        

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap