Bugün Türk
milleti, muvaffak olduğu her hayatî şeyin kahramanı olarak
kendi ordusunu, ordusuna kumanda eden öz evlâtlarından kurulu
subaylar topluluğunu, yüksek kumanda kurulunu
görmektedir.(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
21 Eylül 2012’de
hukuken lağv edilmiş bulunan Özel Yetkili İstanbul 10 ncu
Ağır Ceza Mahkemesinin BALYOZ davası kararları ile Türk
ordusuna ağır bir darbe indirilmiştir.
İçlerinde devre
arkadaşlarım Orgeneral Ergin Saygun ( 18 yıl hapis) ve
Korgeneral Ayhan Taş (16 yıl hapis ) olmak üzere hepsinin
suçsuz olduğuna inandığım 330 silah arkadaşıma 16 ile 20 yıl
arasında değişen hapis cezası verilmiştir.
250’si tutuklu
365 asker, iki yılı aşkın bir süredir devam eden yargılama
sürecinde bedenleri ile tutsak olmalarına rağmen asker
ruhlarının asla teslim edilemeyeceğini dik duruşlarını
sonuna kadar muhafaza ederek göstermişlerdir.
Balyoz Davası
sanıklarından Orgeneral Ergin Saygun son derece bozuk
sağlığına rağmen çok büyük çaba göstererek ayakta ve hayatta
kalma mücadelesi vermektedir.
Saygun Paşa;
tutukluluk süresinde parmakları tutmadığı halde tamamlamaya
muvaffak olduğu Kaynak Yayınları’ndan çıkan “TÜRK ORDUSUNA BALYOZ”isimli 414
sayfalık kitabı ile sadece bize değil, gelecek nesillere de
örnek olacak muhteşem bir eser hediye etmiştir.
Ergin Saygun
Paşa’nın BALYOZ’unu kısa bir sürede okudum.
Okurken pek çoğunu meslek hayatımda fiilen yaşadığım
olumsuzlukları tekrar hatırlayarak üzüldüm.
Kronolojik bir sıra içinde ve konu bütünlüğü takip ederek
bildirdiği olaylar dizisinde şahsına ve ailesine, silahlı
kuvvetlere, milletimizeve özellikle devletimize karşı
yapılan haksız-hukuksuz tutum ve davranışları her Türkün
bilmeğe ve tedbir üretmesi gerekenleri acilen uyarmaya hakkı
olduğunu düşünüyorum.
Ergin Paşa
kendisine yakışanı yapmıştır.
Karşılaştığı haksızlıkları ve yaşadığı hukuksuzlukları belki
anlarlar ve ders alırlar diyerek kitaplaştırarak ileride
bugünleri yazacak siyasi tarihçilere önemli bir belge
bırakmıştır.
Değerli kardeşimi Türk milletine böyle bir ölümsüz eser
hediye ettiği için kutluyorum.
Biran önce sağlığına kavuşmasını, akıcı Türkçesi ile engin
tecrübesini aktaracağı daha nice eserlerle aziz milletimizi
aydınlatmaya devam etmesini diliyorum.
Ergin Paşa’nın “ Türk Ordusuna Balyoz” kitabı bir
kere okununca atılacak kitap değildir.
Aslında Türkiyeyi yönetmeye talip olanların mutlaka
okumaları gereken bir kitaptır.
Bu kitabı sadece okumak da yetmez.
Daima el altında bulundurarak tamamen tecrübi olaylara
dayanan değerlendirmelerinden yönetimin her safhasında
istifade etmek gerekir.
Bugün ülkelerin
yönetimine soyunanlar için okullarda 700 yıl önce İbni
Haldun’unyazdığı Mukaddime ile 1000 sene önce Nizamül
Mülk’ün yazdığı Siyasetname ders olarak öğretiliyorsa ve bu
eserler hâlâ canlılığını muhafaza ederek insanlığın yararına
kullanılıyorsa, kanaatimce Ergin Saygun’un Balyoz’u da ayni
değerleri taşıyacak ve milletimize yol gösterecektir.
Orgeneral Saygun,
Balyoz Davası kararlarının açıklandığı gün aynı davada
yargılanan silah arkadaşlarına hitaben kızı aracılığı ile
aşağıdaki açıklamayı yapmıştır;
"Sevgili silah arkadaşlarım, sağlık
sorunlarım sebebiyle bugün yanınızda olamadım.
Orada geçirdiğiniz her saniye kalben sizinle beraberdim.
Sözde Balyoz davası yeni başlıyor!
Sahte CD'leri üretenleri bulana kadar mücadelemiz devam
edecek!
Sabır baş eğmek değil, mücadeleye devam demektir.
Kuvvet onlarda, hak bizdedir!
Asıl şimdi başlıyor!
Gazanız mübarek olsun!"
Burada “ Gazanız asıl şimdi başlıyor”
diyen kardeşimin söylemlerine aynen katılıyorum.
Onların suçsuzluğunun ispat edilmesi herbirimizin önünde
duran en önemli meseledir.
Burada hepimize görev düşmektedir.
Türk ordusu komuta kademesinin sahte olduğu defalarca ispat
edilen bir CD ile tutsak alınarak devre dışı
bırakılabileceğini kabul etmek, bir bakıma yapılan
hukuksuzlukları kabul etmek, cumhuriyeti kuran
askerlerimizin aklı, gücü ve tecrübesi ile alay etmek yani
onu yok saymaktır.
Mahkeme kararları
ile 89 general ve amiralinin hapsedildiği Türk ordusunun
moral ve muharebe gücüne büyük bir kayıp verdirildiği
açıktır.
Suriye ile savaş için TBMM’den izin alındığı, komşularımızla
büyük sorunların yaşandığı, PKK saldırılarıyla yurdun her
köşesinde şehit cenazelerinin kaldırıldığı, her gün oluk
gibi asker kanının suladığı Anadolu topraklarında bağımsız
kalabilmemiz ancak güçlü bir ordu ile mümkündür.
Oysa bugün Türk Ordusu dışarıdan değil, içeriden
saldırılarla her geçen gün güçsüzleştirilmektedir.
Balyoz Davası
kararlarının açıklanmasını müteakip 18 yıl hapis cezası alan
Tuğamiral Ali Sadi Ünsal'ın:
"Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet
Komutanları bu karara ortaktır." demesi kanaatimce
TSK komuta kademesine gönderilen çok ağır bir mesaj olarak
tarihe geçecektir..
Son yıllarda açılandavalarda Genelkurmay Başkanlığının “hukuka saygılıyız” diyerek yapılan
açık hukuksuzluklara karşı rütbeli personelini korumayaması
düşündürücüdür.
Bizzat Genelkurmay Başkanlarının ağzından “Türk ordusuna
Asimetrik Psikolojik saldırı vardır “diyerek açıklanmasına
rağmen bu tehdide karşı hâlâ hiçbir tedbir alınmamasının
mantıki bir açıklaması da yoktur.
Bir önceki
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve Kuvvet
Komutanları “ Hapisteki
arkadaşlarımıza yapılan hukuksuzluklara karşı bir şey
yapamadıkları” gerekçesi ile istifa etmişlerdir.
Bu tespit doğrudur ve ordu kendi personeline sahip
çıkamamıştır.
Türk Silahlı
Kuvvetleri, milletin ordusudur.
Mensupları milletin bağrından çıkan helal süt emmiş vatan
evlatlarıdır..
Cumhuriyetimiz bu sorunlu bölgede ancak güçlü bir ordu ile
ayakta kalabilecektir.
Suçsuz olduğuna inandığım silah arkadaşlarımızın hukuken
suçsuzluklarının ispat edilmesi ile Türk Ordusunun halk
nezdinde her geçen gün kaybettirilen itibarının yeniden
kazanılacağına inanıyorum.
Ergin Saygun
Paşa’yı Harbiyede 1964’de bizlere tercümanlık yaptığı
ingilizde eğitim filmlerinden beri tanıyorum.
1970-1972’de Ağrı-Patnos’ta 71 nci Top.Tb.da birlikte
batarya komutanı olarak görev yaptık.
Bekar misafirhanesinde ayni odada kaldık.
1971’de karahavacılık kursunu bitirerek pilot oldu.
1974 Kıbrıs Barış Harekatına
helikopter pilotu olarak katıldı.
Burada bir ilki gerçekleştirdi.
İlk defa bir helikoptere silah monte ederek harekâta bu
silahlı helikopteriyle iştirak etti.
1976-1978 yıllarındaki Harp Akademileri öğrenimi esnasında
israrla silahlı helikopter diyerek önce kurmay subayların
beynine sonra Türk Silahlı Kuvvetlerine silahlı helikopter
kavramını zorla kazandıran kişidir.
Kara Havacılık sınıfının Ergin Saygun’un hizmetlerini
unutması mümkün değildir.
Ergin Saygun’un
bir diğer özelliği de Türk Silahlı Kuvvetlerinde askeri
diplomat olarak tanımlayabileceğimiz ilk ve son subay
olmasıdır.
Harbokulunda çok iyi İngilizcesi ile hemen temayüz eden
Ergin Saygun teğmen rütbesi ile ilk yurtdışı hizmetini 2 yıl
Kore’de yapmıştır.
Bilahare NATO hizmetlerinde her rütbede uzun süre görev
yapmış olması sebebiyle NATO Ülkelerinin üst düzey komuta
heyetleri ile yakın arkadaşlık düzeyinde ilişkiler
kurmuştur.
Bu ilişkiler sayesinde askerlik hayatının her safhasında
askeri diplomat gibi görev yaparak milli menfaatlerimizi her
platformda başarıyla savunmuştur.
Silahlı Kuvvetler Komuta heyetlerinin dış gezilerinde Ergin
Saygun daima planlayıcı, koordine edici ve yönlendirici
görevler almış ve komutanların aradığı isim olmuştur.
NATO tecrübesi
ile Ayazağada bulunan NATO Kolordusunun kurucu komutanı
olmuştur.
Özetle Ergin Saygun, hiç bir Türk subayında olmayan özel
niteliklere sahip mümtaz bir arkadaşımızdır.
Devremizin ilk orgenerali olma şerefine erişmiştir.
Bizi hâlâ ona bağlayan tek husus aldığı rütbeler hepimizden
büyük olmasına rağmen O’nunhep harbiyeli Ergin kardeşimiz
olarak kalabilmiş olmasıdır.
Ergin Paşa ile
1970’de başlayan dostluğumuz her seviyede ve her zaman ayni
saygı ve sevgi çerçevesinde devam etti.
2009’da emekli olduğunda T.C.Devletinin böyle yetişmiş ve
bilhassa dış görev tecrübesi olan bir beyinden dış
ilişkilerimizde mutlaka istifade edileceğini düşünüyordum.
Çünkü ülkemizin böyle iyi yetişmiş mümtaz beyinlere şiddetle
ihtiyacı olduğunu biliyordum.
Ama kural bu defada değişmedi.
Bu ülkeye sıdkı sadakat ile hizmet etmenin bedelinin daima
cezalandırılmak olduğunu çok iyi bilmeme rağmen Ergin
Sayguna yapılan muameleyi bir türlü kabullenemedim.
Korede gördüğü
kurslarla kazanmış olduğu uzakdoğu sporları kuşakları
sayesinde son derece sağlıklı ve zinde bir vücut yapısına
sahip olduğuna yakinen şahit olduğumuz Ergin Paşa, bugün
telafisi imkansız sağlık sorunlarıyla adeta hayatta kalma
mücadelesi vermektedir.
İçine düşürüldükleri haksız muamelenin yarattığı psikolojik
baskının sağlık sorunlarını nasıl etkilediği hususuna
kitabında örnekleriyle yer vermiştir.
Yüce Allah,
verdiği canı sonlandıracağı zamanı yine kendisi biliyor.
Ama Ergin Paşa’nın mevcut sağlık durumunu dikkate alınmadan
hapishaneye gönderilmesi gerçekten büyük bir risk taşıyordu.
Tedavi imkanı olmadığını bile bile O’nu hapse gönderenler
her halde ne yaptıklarının ve nasıl yanlış içinde
olduklarının farkındadırlar.
Kitabı okurken
anladımki hiç bir güç onun harbiyeli ruhunu
öldüremeyecektir.
Onu sindiremeyecektir.
Devlet ve millet yolunda verdiği hizmet mücadelesinden asla
döndüreyecektir.
Ama şimdi O’nun ve ailesinin her zamankinden fazla biz silah
arkadaşlarının desteğine ve özellikle sağlığı için
dualarımıza ihtiyacı vardır.
Allah Ergin Paşamız ve ailesine sabırlar versin.
Elbet bu günlerde geceçektir.
Türk askerinekarşı yürütülen kirli asimetrik psikolojik
savaştan Türk ordusu mutlaka galip çıkacaktır.
Dr. Tahir
Tamer Kumkale
08 Ekim
2012 Pazartesi
http://www.kumkale.net
http://kumkale.wordpress.com
[email protected]
--
Acinmaktansa kiskanilmak dana iyidir.
Heredot
|
Ey mutsuzlar!
Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
Bertolt BRECHT
|
Ben,Manevi
Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara'dadir.
ISKILIPLI ATIF |
Kurmus
oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
- - - - - - - - - - - - - -
Arzuederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |