|
Merhabalar, Bugun youtube yasaginin 7. ayi doldu. Dun cumhurietde cikan bir yazimi, ilginizi cekebilri dusuncesiyle gonderiyorum Saygilar Mustafa Akgul Türkiye’nin İnternetle Savaşı...
Mustafa AKGÜL İnternet Teknolojileri Der. / Bilkent Üni. Ülkemiz adı konmadan internete karşı savaş açmış durumda. Ulaştırma Bakanımızın gururla söylediği, “biz dünyaya örnek olacağız” söylemiyle “kirli bilgiden” temizlenmiş internet için çıkan 5651 No’lu yasa ve Telekomünikasyon Kurumu (TK) ve mahkemelerimizin uygulamaları ile dünya internetine kendi kurallarımızı empoze etme çabasındayız. Dünyadaki tüm web hosting firmalarından Türkiye’den “Faaliyet Belgesi” almasını istemekteyiz. Mahkemelerimiz, verdiği tedbir niteliğindeki yasaklama kararının tüm dünyada geçerli olmasını isteyerek, uluslararası hukuku tesis etmeye çalışmaktadır. Tüm dünyanın çözemediği, uluslararası işbirliği mekanizmalarının henüz kurulmadığı bir ortamda interneti zapturapt altına almak çabası bana Donkişot’u hatırlatıyor. Yasakladığımızı düşündüğümüz içerik yerinde duruyor, meraklısı kolayca yasağı delebiliyor. Herkesin kolayca görebileceği, Türkiye dışına zaten açık olanı yasakladık diye düşünmek, devekuşu gibi kafamızı kuma gömmektir. Yasaklar, ülkemizin modern, muasır medeniyeti yakalamaya çalışan, AB’ye girme yolunda, bireyi temel alan demokratik ülke imajına en büyük zararı veriyor. Bu, yabancı sermaye ve turist çekmeye, ülke tanıtımına çok ciddi zarar veriyor. Türkiye’yi AB ülkeleri kategorisinden Çin, İran kategorisine taşıyor. Youtube, blogger gibi web’leri yasakladığımızda, kimseye Türkiye’nin insan haklarına ve ifade özgürlüğüne saygılı olduğunu ikna edemeyiz. Bu, internetten korkan, onun insanlığı, bilginin ve bireyin öne çıktığı bilgi toplumunun habercisi ve taşıyıcısı olduğunu algılayamayan bir toplum görüntüsü veriyor. Bu, kanımca ülkenin harakiri yapmasıdır. Matbaayı hattatlar işlerinden olmasın diye geciktirenler de Osmanlı’yı çağın dışına ittiklerinin farkında değillerdi. Çocuk pornosu tartışmalarının gölgesinde bilişim sivil toplum kuruluşlarının çığlıklarına kulak tıkayarak çıkarılan 5651 No’lu yasa, bir “Truva Atı” gibi tehlikeleri barındıyor. Yasa, uyar-kaldır’ı içersede (9. madde), uygulamalarla, yasaklamak bir norm haline geldi. Tek bir nesne için tedbir olarak getirilen yasaklamalar, anayasamız amir hükümleri, AİHM kararları, Yargıtay içtihatları, evrensel hukuk ilkeleri, hatta 5651/9’a aykırı olarak olabilecek en büyük web alanını yasaklamak yoluna gidiliyor. Örneğin Yargıtay kararı:“Tedbir önemli bir zararın meydana gelmesini önleyecek şekilde verilmelidir. Bir tarafın şahsi ihtiyacını karşılayıp pek çok insana zarar vermesi ihtimali bulunan bir konuda ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir” diyor. wordpress.com’da kolayca, mevcut teknoloji ile, yeni bir yatırım yapmadan, sadece şikâyete sebep olan altalanı yasaklamak mümkünken, 3.5 milyon kişinin web’i yasaklandı. Benzeri 60 günlükte FSEK’e aykırı bağlantı bilgisi var diye milyonlarca günlük içeren blogger.com yasaklandı; sadece 60 altalan yasaklanabilirdi. Yasaklar, yukarıda örneğinde görüldüğü gibi korkunç bir haksızlığa sebep oluyor. Nasıl çözebiliriz? Biz bilişim sivil toplum kuruluşları defalarca bildirilerle çözüm önerdik. Kısa vadede, merkezi ve uzmanlaşmış bir iki mahkemenin bu yasaklara bakması, onların kamu yanında, uzman, bilirkişi ve üniversitelerle diyalog içinde bağımsız kararını vermesi ile başlamak lazım. Yasaklanmak istenilen birkaç video ve sayfanın, başka sayfaları etkilemeden erişimini engellemek mümkün. TK bunu hayata geçirecek, mali ve teknik olanaklara sahip; ama bir nedenle yatırım yapmak istemiyor ve bu öneriye şimdiye kadar kulağını tıkadı. Bu nesne temelli erişimi engellemenin bir an önce hayata geçirilmesi gerekir. Bu sorunu gelişmiş Batı, sivil toplumla birlikte, (self-regulasyon ve co-regulasyon ile) çözmeye çalışıyor. Çocukların zararlı içerikten korunmaya çalışılması doğru bir ilke, ama bunu kullanarak tüm yurttaşlara devletin “temiz internet” yaklaşımını empoze etmek demokratik bir toplumda kabul edilemez. Bu aslında demokratik devlet ile otokratik devleti ayıran bir göstergedir. Çözüm “Ailenizin Şifresi”nin ifade ettiği, son kullanıcının makinesinde, onun tercihleri ışığında neyin zararlı, neyin kirli, neyin temiz içerik/bilgi olduğuna vatandaşın karar vermesidir. Uzun vadede ise bir yandan bu yasakçı felsefeden uzaklaşmak, öte yandan siber suç sözleşmesini imzalamak, 5651’i kaldırarak Adalet Bakanlığı taslağından başlayarak daha özgürlükçü geleceğe dönük düzenlemeleri katılımcı bir şekilde yapmak gerekir. |
_______________________________________________ Linux-sohbet mailing list [email protected] http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
