Ekin Yegül wrote On 05-12-2008 17:41:
> Hocam bize söyleyecek söz bırakmamışsın, kalemine, eline sağlık. Zira
> kafamızı kumdan çıkartamadığımız için buralara gelmedik mi?
>  
> Saygılar
> Ekin "wincih" YEGÜL
> 
> 
> ------------------------------------------------------------------------
> 
> _______________________________________________
> Linux-sohbet mailing list
> [email protected]
> http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet

Hocam yazınıza ek yapıyorum . :)

matbaa Johann Gutenberg tarafından icat edilmiştir. Gutenberg tek tek
metal harflerle yüksek baskı tekniğini geliştirmiş. Gutenberg’in bu
buluşundan sonra matbaacılık yaygın ve hızlı gelişen bir sektör
olmuştur. Matbaanın ilk kez kullanılması Uzakdoğu’da başlamıştır.
Bilinen ilk baskı VIII. yy’da Japonya’da yapılmıştır. İmparatoriçe
Shotoko Budizm’in kutsal metinlerini Sanskrit dilinde Çin alfabesiyle
bastırmıştır.

İBRAHİM MÜTEFERRİKA’NIN MATBAASI

1450 yılında “Guttenberg” tarafından icat edilen matbaa İstanbul’da,
Yahudiler tarafından 1493’te, Ermeniler tarafından 1567’de, Rumlar
tarafından da 1627’de kullanılmaya başlandı. Dünyanın ve İstanbul’da
yaşayan azınlıkların erken kullanmaya başladıkları Matbaa, Müslüman
Osmanlı imparatorluğu ancak 1727 yılında kullanmaya başlayacaktır.
1720 yılında Fransa ile ittifak antlaşması olanağı aramak maksadıyla
Paris’e gönderilen Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet ve oğluna ek bir görev daha
veriliyordu.Bu da Paris uygarlığını tanıma görevi idi.
Bu görev özellikle Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in oğlu Çelebizade Said
Efendi sayesinde tam niteliğine kovuşmuştur.Fransız başkentinde
babasından çok dolaşan,dostlar edinen, oyunlara eğlencelere giden ve
Fransız dilini ilk konuşan Osmanlı Türk’ü olan Çelebizade Sait Efendi,
İstanbul’a getirdiği kitaplar, giysiler ve mobilyalar batı modası için
bir özenti yaratmıştır. Yirmisekiz Çelebi Mehmet, bu Paris ziyaretinde
edindiği uygarlık deneyimlerini “Çelebi Mehmet Sefaretnamesi” adında
raporda toplamıştır.
Baba ve oğlunun matbaa konusunda heyecanları çok fazladır.Pariste
gördükleri basım işi onları çok heyecanlandırmıştır. Osmanlı
imparatorluğunda İbranice, Rumca,Ermenice ve Latince dillerindeki
eserler azınlıkların kendi matbaalarında basılmaktaydı. Ancak Osmanlı
Türkçesi ile basım hiç yapılmamıştı. Yeni matbaanın kurulması için
Çelebizade sait ve İbrahim Müteferrika görevlendirilmişti.
İbrahim Müteferrika görevi kabul ettikten sonra, hemen basım işinin
gerekliliğini ve değerini anlatan bir rapor
hazırlar.”Vesületülüt-tıbbaa”adını taşıyan bu rapor sadrazam’a,
ulema’ya, ve Şeyhülislam’a sunulur.
İbrahim raporda;
-Basımın İslam ülkelerinde uygulanmamış olmasının zararlarını,
-Osmanlı Devletinin Avrupa’ya göre geri kalmasının nedenlerinden
birisinin basım sanatının olmamasıdır.Bu da cahilleşmeye sebep
olmuştur.vb konulara değinmiştir.
Basım evinin kurulması için Şeyhülislam’ın Fetva, Padişahın da Ferman
vermesi gerekiyordu. Fetva için İbrahim Müteferrika; zamanın
şeyhülislamı Yenişehirli Abdullah Efendi’ye matbaa açmak, kitap basmak
hususunda: “kitap basma sanatını iyi bildiğini söyleyen bir kimse
,lügat, mantık, astronomi, fizik ve benzerlerini birer kalıba çıkarıp,
burada kağıtların üzerine basarak, bu kitapların benzerlerini elde
ederim derse, bu kimseni böyle kitap basmasına şeriat izin verir mi?”
diye sordu.Şeyhülislam buna :”Kitap basma işini iyi bilen kimse,bir
kitabın harflerini ve kelimelerini birer kalıba çıkarıp, buradan
kağıtlara basmakla, bu kitapdan az zamanda kolayca çok sayıda elde
ediyor.Böylece çok ucuz kitap yazılmasına sebep oluyor.Faydalı bir iş
olduğundan,şeriat bu kişinin bu işi yapmasına izin verir.Kitapta yazılı
ilmi bilen bir kaç kişi tarafından tasdik edilmelidir.Tasdik olduktan
sonra basılırsa, güzel bir iş olur” cevabını verdi.
Abdullah Efendi din dışı konularda Türkçe eserler basılmasına ilişkin
fetvayı verdikten sonra 5 Temmuz 1727 de, “Der-i aliye el mahrusa” da
bir Türk matbaasının açılmasına ve Türkçe kitapların basılmasına izin
veren Ferman da çıktı.
Bu fermanda dini kitaplar dışında denilmesinin sebebi, işlerini ve
yönetici sınıf içindeki yerlerini kaybedeceklerinden korkan
hattatlardır.Bu madde sayesinde hattatlar işlerine devam edecekler,
gelirlerini kaybetmeyecekler, Müteferrika’da tarih, dil, matematik,
coğrafya, diğer bilim dallarında istediği gibi eserleri basabilecekti.
Matbaa İbrahim müteferrika’nın İstanbul’daki Sultan Selim mahallesindeki
evinde kuruldu.
Basma aletleri ve harfler,eskiden beri İstanbul’da çalışan Yahudi ve
Hıristiyan matbaacılardan sağlandı ve ayrıca Yahudi harf dökücülerine ve
mürettiplere başvuruldu. Başka makineler ve harfler Avrupa’dan,
özellikle Lei’den ve Paris’ten getirtildi. Almanya ve diğer ülkelerden
de matbaa uzmanları getirtildi. Böylece Avrupa’da 1450 yılında
kullanılmaya başlanan matbaa Osmanlı Devletinde, Türkçe matbaa 1727
yılında geç kalınmış olarak kullanılmaya başlanmış oluyordu.
Osmanlı’daki matbaa kurulurken oluşan heyecan ileriki zamanlarda
kaybedilmiştir.Matbaa Osmanlı esnaf sistemine bağlanmış ve ikinci
Mahmut’a kadar devletçe verilen bir tekel olarak kalmıştır.Ancak
gazeteciliğin başlamasından sonra özel bir girişim işi
olabilmiştir.Matbaa’nın lonca sitemine bağlı olması ve devlet tekelinde
işlemesi matbaa’nın gelişimini kötü etkilemiştir.
Matbaa çok yavaş işlemektedir.Bunun sebepleri ;
1-Basım işinin başlaması ve yürümesi için teknik ilerlemelerin olması
gerekir.
2-Yeterli kağıt üretimini olması gerekir
3-Yeterli okuyucu kitlesinin olması gerekir.
4-Matbaa’nın devlet tekelinde olması. Vb sebepler sayılabilir.
Basım işinin yavaş gitmesinin sebepleri arasında özellikle kağıt çok
büyük problem olarak görülmüştür.Basılan kağıtlar hattatların kullandığı
kağıtlardan oluşuyordu, bu da basım işinin kalitesini düşürüyordu.bu
sorunu çözmek için Müteferrika kağıt sanayinin kurulmasını teklif etmiş
ve 1744 yılında Polonya’dan bu iş için ustalar getirtilmişti.
1742’de İbrahim Müteferrika orduda görev aldığından matbaa ile ve kağıt
işyle ilgilenemedi.1745 yılında da öldü. İbrahim Müteferrika’nın
ölümünden sonra matbaa 2 yıl çalışmadı.1747’de Rumeli kadısı İbrahim ile
Anadolu kadısı Ahmet’e matbaa imtiyazı verildi.
1749 yılında ustalar kağıt üretimine başladılar ancak çok durgunluk
vardı.8 yıl aradan sonra “Van Kulu Lugatı” nın yeni baskısı
yapıldı.Bundan sonra da matbaa uzun bir durgunluğa girdi.

****

Müteferrika’nın matbaasının Osmanlı’nın gözlerini dünyaya açışındaki
etkisi çok önemlidir.Ancak bu uyanışın devam ettiği ve matbaanın
yüzyılın geri kalan bölümünde daha pek çok kitap basması ve Osmanlı
aydınlanmasının devam etmesi ne yazık ki beklenen düzeyde olamamıştır.
****

Kıssadan hisse. internet matbaadan daha cabuk geldi ama sonuçları yine
aynı yolda ilerliyor.Ve toplumumuzda aynı oranda gelişiyor.

not : Bilgilerin hepsi googleden çalınmıştır . :)
_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet

Cevap