Mustafa Hoca'nın yazdıkları hepimizin bildiği gerçekler. Ancak doğru
olması, hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Çevreciler protesto ederken;
onları boş insan görüp, "Ben çevrecinin daniskasıyım" diyen birisi
yönetiyor bu memleketi. "Youtube'a ben giriyorum siz de girin" diyen
gayri ciddi açıklamalarını da zaten biliyoruz.

Din bezirganlığının en büyük meziyet; kömür, nohut, fasulye
torbalarının ise oy anlamına geldiği bu memlekette, bizim hiçbir
şansımız yok.

05 Aralık 2008 Cuma 17:54 tarihinde Nihad Karslı <[EMAIL PROTECTED]> yazdı:
> Ekin Yegül wrote On 05-12-2008 17:41:
>> Hocam bize söyleyecek söz bırakmamışsın, kalemine, eline sağlık. Zira
>> kafamızı kumdan çıkartamadığımız için buralara gelmedik mi?
>>
>> Saygılar
>> Ekin "wincih" YEGÜL
>>
>>
>> ------------------------------------------------------------------------
>>
>> _______________________________________________
>> Linux-sohbet mailing list
>> [email protected]
>> http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
>
> Hocam yazınıza ek yapıyorum . :)
>
> matbaa Johann Gutenberg tarafından icat edilmiştir. Gutenberg tek tek
> metal harflerle yüksek baskı tekniğini geliştirmiş. Gutenberg'in bu
> buluşundan sonra matbaacılık yaygın ve hızlı gelişen bir sektör
> olmuştur. Matbaanın ilk kez kullanılması Uzakdoğu'da başlamıştır.
> Bilinen ilk baskı VIII. yy'da Japonya'da yapılmıştır. İmparatoriçe
> Shotoko Budizm'in kutsal metinlerini Sanskrit dilinde Çin alfabesiyle
> bastırmıştır.
>
> İBRAHİM MÜTEFERRİKA'NIN MATBAASI
>
> 1450 yılında "Guttenberg" tarafından icat edilen matbaa İstanbul'da,
> Yahudiler tarafından 1493'te, Ermeniler tarafından 1567'de, Rumlar
> tarafından da 1627'de kullanılmaya başlandı. Dünyanın ve İstanbul'da
> yaşayan azınlıkların erken kullanmaya başladıkları Matbaa, Müslüman
> Osmanlı imparatorluğu ancak 1727 yılında kullanmaya başlayacaktır.
> 1720 yılında Fransa ile ittifak antlaşması olanağı aramak maksadıyla
> Paris'e gönderilen Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet ve oğluna ek bir görev daha
> veriliyordu.Bu da Paris uygarlığını tanıma görevi idi.
> Bu görev özellikle Yirmisekiz Çelebi Mehmet'in oğlu Çelebizade Said
> Efendi sayesinde tam niteliğine kovuşmuştur.Fransız başkentinde
> babasından çok dolaşan,dostlar edinen, oyunlara eğlencelere giden ve
> Fransız dilini ilk konuşan Osmanlı Türk'ü olan Çelebizade Sait Efendi,
> İstanbul'a getirdiği kitaplar, giysiler ve mobilyalar batı modası için
> bir özenti yaratmıştır. Yirmisekiz Çelebi Mehmet, bu Paris ziyaretinde
> edindiği uygarlık deneyimlerini "Çelebi Mehmet Sefaretnamesi" adında
> raporda toplamıştır.
> Baba ve oğlunun matbaa konusunda heyecanları çok fazladır.Pariste
> gördükleri basım işi onları çok heyecanlandırmıştır. Osmanlı
> imparatorluğunda İbranice, Rumca,Ermenice ve Latince dillerindeki
> eserler azınlıkların kendi matbaalarında basılmaktaydı. Ancak Osmanlı
> Türkçesi ile basım hiç yapılmamıştı. Yeni matbaanın kurulması için
> Çelebizade sait ve İbrahim Müteferrika görevlendirilmişti.
> İbrahim Müteferrika görevi kabul ettikten sonra, hemen basım işinin
> gerekliliğini ve değerini anlatan bir rapor
> hazırlar."Vesületülüt-tıbbaa"adını taşıyan bu rapor sadrazam'a,
> ulema'ya, ve Şeyhülislam'a sunulur.
> İbrahim raporda;
> -Basımın İslam ülkelerinde uygulanmamış olmasının zararlarını,
> -Osmanlı Devletinin Avrupa'ya göre geri kalmasının nedenlerinden
> birisinin basım sanatının olmamasıdır.Bu da cahilleşmeye sebep
> olmuştur.vb konulara değinmiştir.
> Basım evinin kurulması için Şeyhülislam'ın Fetva, Padişahın da Ferman
> vermesi gerekiyordu. Fetva için İbrahim Müteferrika; zamanın
> şeyhülislamı Yenişehirli Abdullah Efendi'ye matbaa açmak, kitap basmak
> hususunda: "kitap basma sanatını iyi bildiğini söyleyen bir kimse
> ,lügat, mantık, astronomi, fizik ve benzerlerini birer kalıba çıkarıp,
> burada kağıtların üzerine basarak, bu kitapların benzerlerini elde
> ederim derse, bu kimseni böyle kitap basmasına şeriat izin verir mi?"
> diye sordu.Şeyhülislam buna :"Kitap basma işini iyi bilen kimse,bir
> kitabın harflerini ve kelimelerini birer kalıba çıkarıp, buradan
> kağıtlara basmakla, bu kitapdan az zamanda kolayca çok sayıda elde
> ediyor.Böylece çok ucuz kitap yazılmasına sebep oluyor.Faydalı bir iş
> olduğundan,şeriat bu kişinin bu işi yapmasına izin verir.Kitapta yazılı
> ilmi bilen bir kaç kişi tarafından tasdik edilmelidir.Tasdik olduktan
> sonra basılırsa, güzel bir iş olur" cevabını verdi.
> Abdullah Efendi din dışı konularda Türkçe eserler basılmasına ilişkin
> fetvayı verdikten sonra 5 Temmuz 1727 de, "Der-i aliye el mahrusa" da
> bir Türk matbaasının açılmasına ve Türkçe kitapların basılmasına izin
> veren Ferman da çıktı.
> Bu fermanda dini kitaplar dışında denilmesinin sebebi, işlerini ve
> yönetici sınıf içindeki yerlerini kaybedeceklerinden korkan
> hattatlardır.Bu madde sayesinde hattatlar işlerine devam edecekler,
> gelirlerini kaybetmeyecekler, Müteferrika'da tarih, dil, matematik,
> coğrafya, diğer bilim dallarında istediği gibi eserleri basabilecekti.
> Matbaa İbrahim müteferrika'nın İstanbul'daki Sultan Selim mahallesindeki
> evinde kuruldu.
> Basma aletleri ve harfler,eskiden beri İstanbul'da çalışan Yahudi ve
> Hıristiyan matbaacılardan sağlandı ve ayrıca Yahudi harf dökücülerine ve
> mürettiplere başvuruldu. Başka makineler ve harfler Avrupa'dan,
> özellikle Lei'den ve Paris'ten getirtildi. Almanya ve diğer ülkelerden
> de matbaa uzmanları getirtildi. Böylece Avrupa'da 1450 yılında
> kullanılmaya başlanan matbaa Osmanlı Devletinde, Türkçe matbaa 1727
> yılında geç kalınmış olarak kullanılmaya başlanmış oluyordu.
> Osmanlı'daki matbaa kurulurken oluşan heyecan ileriki zamanlarda
> kaybedilmiştir.Matbaa Osmanlı esnaf sistemine bağlanmış ve ikinci
> Mahmut'a kadar devletçe verilen bir tekel olarak kalmıştır.Ancak
> gazeteciliğin başlamasından sonra özel bir girişim işi
> olabilmiştir.Matbaa'nın lonca sitemine bağlı olması ve devlet tekelinde
> işlemesi matbaa'nın gelişimini kötü etkilemiştir.
> Matbaa çok yavaş işlemektedir.Bunun sebepleri ;
> 1-Basım işinin başlaması ve yürümesi için teknik ilerlemelerin olması
> gerekir.
> 2-Yeterli kağıt üretimini olması gerekir
> 3-Yeterli okuyucu kitlesinin olması gerekir.
> 4-Matbaa'nın devlet tekelinde olması. Vb sebepler sayılabilir.
> Basım işinin yavaş gitmesinin sebepleri arasında özellikle kağıt çok
> büyük problem olarak görülmüştür.Basılan kağıtlar hattatların kullandığı
> kağıtlardan oluşuyordu, bu da basım işinin kalitesini düşürüyordu.bu
> sorunu çözmek için Müteferrika kağıt sanayinin kurulmasını teklif etmiş
> ve 1744 yılında Polonya'dan bu iş için ustalar getirtilmişti.
> 1742'de İbrahim Müteferrika orduda görev aldığından matbaa ile ve kağıt
> işyle ilgilenemedi.1745 yılında da öldü. İbrahim Müteferrika'nın
> ölümünden sonra matbaa 2 yıl çalışmadı.1747'de Rumeli kadısı İbrahim ile
> Anadolu kadısı Ahmet'e matbaa imtiyazı verildi.
> 1749 yılında ustalar kağıt üretimine başladılar ancak çok durgunluk
> vardı.8 yıl aradan sonra "Van Kulu Lugatı" nın yeni baskısı
> yapıldı.Bundan sonra da matbaa uzun bir durgunluğa girdi.
>
> ****
>
> Müteferrika'nın matbaasının Osmanlı'nın gözlerini dünyaya açışındaki
> etkisi çok önemlidir.Ancak bu uyanışın devam ettiği ve matbaanın
> yüzyılın geri kalan bölümünde daha pek çok kitap basması ve Osmanlı
> aydınlanmasının devam etmesi ne yazık ki beklenen düzeyde olamamıştır.
> ****
>
> Kıssadan hisse. internet matbaadan daha cabuk geldi ama sonuçları yine
> aynı yolda ilerliyor.Ve toplumumuzda aynı oranda gelişiyor.
>
> not : Bilgilerin hepsi googleden çalınmıştır . :)
> _______________________________________________
> Linux-sohbet mailing list
> [email protected]
> http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
>



-- 
http://www.cagataycebi.com
_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet

Cevap