http://www.gelawej.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=3337

 
 Recep Maraşlı
05.12.2010

 
Arşivdeki yazılar
 
Bu yıl hüzünlü bir yaprak dökümü yaşıyoruz sanki.  Kürt aydınları üzerinde esen 
sert sonbahar rüzgarları zayıf düşen kimilerimizi savurup götürüyor...
 
Önce 68' kuşağının Kürt gençlik önderlerinden Zülküf Şahin'in haberini aldık.
Ardından iki değerli tarihçi hocamızın Kemal Işık (Torî) ve İsmail Göldaş'ın da 
hasta yataklarından hayata veda ettiklerini öğrendik.
 
Kuzeyde daha az tanınan  Federal Kürdistan parlamentosunda Hewler milletvekili 
Dr. Sami Şoreş ve Suriye Kürtleri Birlik Partisi'nin genel sekreteri İsmaîl 
Omer 
de geçen ay  yaşamlarını yitirdiler.
 
Her biri ayrı bir değer olan, sert mücadele koşullarına karşı yıllarca gögüs 
germiş bu yorgun bedenler, yaşama inatla umutla tutunmaya çalışsalar da ölüm 
onları sonsuz sessizliğine aldı sonunda.
 
Zülküf Abi dobra dobra konuşan, kalender meşrebi ve rint kişiliğiyle aklımda 
hep. Lafı hiç evirip çevirmezdi. Güçlü bir yurtsever damarı ve sağlam bir 
sağduyusu vardı. Ne var ki içki ve sofra tutkusu, onun tüm bu meziyetlerini ve 
sonunda da bedenini yiyip bitirdi. Yeni kuşakların bilincinde kalabilecek 
onunla 
ilgili tek bilgi bir çok Türk Sol'u tarihi kitabı ve anılarında, FKF'nin 
Dev-Genç'e dönüştüğü son kongresinde Genel Başkan olduğu olabilir. Oysa o, aynı 
zamanda 70'li yılların aktif bir militanı olduğu gibi, T-KDP'nin, Komal ve 
Rizgari süreçlerinin de sessiz ve mütevazı bir destekçisiydi. İyi bir 
hukukçuydu. Tatvan'daki Avukat yazıhanesinde kendisini ziyarete gittiğim her 
seferinde yaşça ve mevkice benden çok büyük olmasına rağmen gösterdiği tevazuyu 
unutamam. 

 
O da unutulmasın, nur içinde yatsın diyorum.
 
Değerli Torî ve İsmail Göldaş, 1990'lı yıllarda boy veren Kürt rönesansında 
kendilerini Kürt tarihini aydınlatmaya hasreden iki değerli öğretmenimiz, 
hocalarımızdandılar.  

 
Sanki işbölümü yapmışlar gibi Torî hoca antik çağ Kürdistan tarihiyle, İsmail 
Göldaş ise çağdaş Kürdistan tarihiyle ilgiliydiler. Göldaş, Mehmet Bayrak ekolü 
diyebileceğimiz türde bir arşiv çalışmasına, belge ve döküman toplama işine 
yoğunlaşmıştı. Torî ise antik tarihin karanlıklarına yönelerek Kürtlerin gerçek 
izlerini arama peşindeydi. Aynı zamanda Kürtçe dil ve gramer yapısı üzende de 
çalışıyordu.
 
12 Eylül yıllarında Avrupa'da mülteci yaşam koşullarında ürünlerini vermeye 
başlayan Torî'nin ilk eserleri Dengê Komal'da ve Kurdistan Press'te 
yayınlanmıştı. 90 sonrası Komal'ın ikinci döneminde de kendisiyle yine birlikte 
çalıştık. Komal'ın yayın kurulunda bulundu ve bazı kitaplarını yayınlayabildik. 
İstanbul Kürt  Enstitüsü'nünün Tarih Komisyonu'nda da Tori ve Göldaş Hoca ile 
birlikte görev almış, birkaç oturum çalışmıştık.
 
İstanbul'dan ayrıldığım 1999 yılında son görüştüğümüzde Tori hocamızın gözleri 
artık neredeyse görmüyordu.  Göz nurunu Kürt dili ve tarihinin aydınlatılması 
çabasında harcamıştı. Aydınlığı bol olsun diyorum bu ak saçlı hocamıza.
 
İsmail Göldaş hoca ile ise en son Berlin'de katıldığı bir Konferans vesilesiyle 
görüştük. İlk Kürt ulusal örgüt ve kurumlaşmalarıyla ilgili bir çalışmaydı bu. 
Karşılıklı bulduğumuz bilgi ve belgeleri paylaşmıştık. HADEP'te de çalışmasına 
rağmen Siyasetçiliğinden bahsetmeyi pek sevmiyordu, Ardından büyük bir felç 
geçirdiği ve ameliyat olduğunun haberi geldi. Son yıllarını hastalıkla 
cebelleşerek geçirdi bu aydınlık hocamız da. 

 
...ve
 
Birkaç gün sdnra bir acı kayıp haberi de Erivan'dan geldi. Kürtlerin yayına 
devam etmekte direnen en eski gazetesi Rêya Teze'nin son yayın yönetmeni 
Grîșayê 
Memê de aramızdan ayrılmıştı.
 
Grîșayê Memê , 35 yıldır kesintisiz olarak Rêya Teze'de çalışan bir Kürt 
aydını, 
bir gazeteciydi.
 
Kendisiyle 2008 yılı Nisan ayında Erivan ziyareti sırasında tanışma fırsatım 
oldu. 

 
Erivan'da soykırım anıtını ziyaretten sonra en çok görüp tanımak istediğim iki 
yer vardı: Birisi çocukluğumda Kürt kültürü ve müziğiyle tek ve canlı bağım 
olan, bir ana sıcaklığı ve sevgisiyle hatırladığım Dengê Yerewan radyosu; 
diğeri 
Kürt dili ve edebiyatını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli köprülerden 
birisi 
olan 80 yıllık Rêya Teze...
 
Uzun yıllardır gazetenin şef redaktörlüğünü yapan değerli Amerikê Serdar'ın 
hastalığı nedeniyle gazetenin yönetimini tümüyle Grişa Memê'ye bırakmıştı. 
Kendisi de ağır hastaydı, artık uğraşamıyordu, gözleri görmemeye başlamıştı.
 
Grîșayê Memê  ile bir gün boyunca beraber olduk, sohbet ettik. Bana eskiden 
basın organlarının topluca bulunduğu 10 katlı binanın en üst katındaki gazete 
bürosunu gezdirdi. Aralarında Hecîyê Cindî'lerin, Ereb Şemo'ların, Celîl 
kardeşlerin, Şekroyê Xudo'ların, Qanatê Kurdo'ların bulunduğu dev bir Kürt 
entellektüel kadrosunun yetiştiği, çalıştığı büroyu, bir zaman tünelinden 
geçiyormuş gibi huşu içinde gezdim. Bir zamanlar 15 - 20 odasının hepsi dolu ve 
arı kovanı gibi çalışan Rêya Teze şimdi bakımsızlıktan dökülmeye başlayan iki 
üç 
odaya sığınmıştı. Sadece iki çalışanı kalmıştı. 

 
Eskiden haftalık periyotlarla çıkan Rêya Teze uzun zamandır ancak ayda bir, 
kötü 
bir baskı ile iki yaprak çıkabiliyordu. Gündemin gerisine düşmüş, 
yerelleşmişti. 
Son 30 yıldır Kurmanci alfabe, yazım ve gramer konusunda genel bir konsensus 
oluşmasına rağmen Rêya Teze'nin bu süreçlerin dışında kalması, bambaşka bir 
transkripsiyon ve imla kullanılıyor olması da dikkatimi çekti.
 
 
Kek Grîșa, gazetenin zar zor ayakta kalabildiğinden yakınıyordu. Sovyet 
döneminin ardından devlet sübvansiyonları kesilmiş, ardından 
Ermenistan-Azerbaycan savaşı ve ekonomik ablukanın getirdiği yarattığı 
yıkıntılar kurumları zor durumda bırakmıştı. Ermenistan'daki Kürt toplumu da bu 
savaş ve siyasi çalkantılar içinde iç bölünmeler geçirmiş ve kurumların desteği 
daha da azalmıştı. Cemaat her ikisi de Kurmanci konuşan ve Ezidi inancına 
sahip, 
iki ayrı kampa ayrılmış durumda. Daha çok dini önderlerin yer aldığı bir kesim 
kendilerini sadece Ezidi kimliği ile ifade etmeyi tercih ediyorlar. Ayrı Radyo, 
ayrı gazete ve ayrı kurumları var.
 
Grîșayê Memê , Rêya Teze'nin Kürt dili, edebiyatı ve kültürü için taşıdığı 
tarihsel önemi ve o eski parlak günlerini özlemle anarken, gelecek için oldukça 
karamsar görünüyordu. Son derece kederli bir biçimde, artık yürütecek gücü 
kalmadığını ama tarihe "Rêya Teze'nin kapısına kilit vuran adam" olarak geçmek 
istemediğini söyledi. Her şey son derece eski ve döküntü halindeydi. Bütün 
külüstürlüğün içinde yeni olan tek şey Brüksel Kürt Enstitüsü'nün gönderdiği 
Bilgisayar, yazıcı ve tarayıcı idi. Bu tezat bana oldukça dokunaklı geldi. 
Derwiş Ferho'nun bu ilgi ve kadirşinaslığına yüzlerce teşekkür ettim içimden.
 
Kek Grîșa kitaplıktaki en eski Rêya Teze ciltlerini önüme bıraktığında, sanki 
bin yıllık bir tarihe dokunuyormuşum gibi hissettim kendimi. 1930'lu 40'lı 
yıllarda düzenli olarak yayınlanan en eski Kürtçe basılı metinlere dokunmak çok 
heyecan vericiydi. Bu sayfalar devrimin günlerini, Stalin dönemini, savaşları, 
büyük siyasi çöküntü ve yeniden kuruluşların kokusunu taşıyordu sanki. Rêya 
Teze'yi var eden ve oradan yetişmiş nice Kürt aydınının, aklını, el emeğini, 
yeteneğini getiriyordu bu günlere. 

 
Kürt kültürünün bugünlere taşınmasında büyük bir tarihsel öneme sahip olan bu 
maddi manevi mirasının bu denli bir çöküntü içinde kalmasına çok üzüldüm. Oysa 
Kürtlerin durumu eskisine göre hiç de kötü bir yerde değil. Rêya Teze gibi 
onlarca kurumu ayakta tutabilecek güçleri var. Ülkede ve yurtdışında oldukça 
iyi 
durumda kurumları, medyası, yayın organları var. Buna son on yıldır Kürt 
Federal 
Yönetimi'nin kazandığı yeni olanakları dahil etmiyorum bile. 

 
Acaba eksik olan şey yeterli duyarlılık ve dayanışma duygusunun olmaması mı? 
Yoksa  kurumsal dayanışma ve desteğin örgütlendirilememesi, fikri takip 
eksikliği mi? Her durumda elimizde olan bir çözüm gücünün kullanılamayışı, Kürt 
kültür dünyasının bu önemli mirası ve kurumunun yıkıntı içinde, yaşlı bir 
insanın yorgun omuzlarına bırakılması affedilir gibi değildir. 

 
 
Ve Kek Grîșa yıllardır boğuştuğu maddi ve manevi sıkıntılara yenik düştü; Rêya 
Teze'nin kapısına kilit vuran adam olmadı ama yorgun bedenini kilitledi. Ani 
bir 
kalp krizi ile aramızdan ayrıldı. Haberi duyduğumda bu dramın arka planına 
gözlerimle tanık olduğumdan içim acıdı; hem "eyvah" ettim, hem de aklıma şu 
soru 
takıldı: Rêya  Teze şimdi ne olacak?
 
Bu durumla yakından ilgilendiğini bildiğim Brüksel Kürt Enstitüsü Başkanı 
değerli Derwiş Ferho'yla vefat haberi üzerine başsağlığı için yazıştığımda bu 
konudaki bilgilerini benimle paylaştı. Kendisinin affına sığınarak bu yazının 
ilgili bölümlerini ben de okuyucuyla paylaşmak istiyorum:
 
"Evet Recep Ağabey,
Riya Teze’nin sonu ne olacak bilemiyorum. Ama iyi olacağına da pek ihtimal 
veremiyorum. Tam dört senedir Güney Kürdistan Federe Hükümetinin Kültür 
Bakanlığından bu gazeteye mali yardim için uğraşıyorduk. ‘Kararın olumlu’ 
çıktığı söylentilerine rağmen bir türlü yardim gitmiyordu. En son gittiğimde 
hem 
şimdiki hem bir önceki kültür bakanlarının hazır bulunduğu Yazarlar 
festivalinde 
iki yüz aydının hazır bulunduğu salonda konuşmam sırasında altını çizerek 
isteğimizi tekrarladım. Konuşmamın konusu o olmamasına rağmen söyledim bunu. 
Konferanstan sonra her iki bakanın “müşavirleri” yanıma gelerek bu yardımın 
karara bağlandığını ve en çok bir ay için de hal olacağına söz verdiler. Bir 
şey 
görülmedi, halen bir şey yok. 

 
Grishanin öldüğü Sabah telefonlaştık. Yataktan çıkamadığını söyledi. Doktora, 
eczaneye gitmesini tembihledim. Bana verdiği cevap için ağlamaklı oldum. “Beni 
boş ver. Bir şey yap ta gazetenin son sayılarını baskıya vereyim. Sene sonunu 
getirelim. Gerisini sonra düşünürüz.” Kendi sağlığını düşünmüyordu. Gazeteyi 
düşünüyordu. 

 
Gazetenin kira mukavelesini 2012 ye kadar uzatmışız. Parasını da biz 
göndermiştik. Her üç ayda bir, imkan dahilinde masraflarını da gönderiyordum. 
Ve 
bu durum 2005’ten beri sürüyordu. Enstitünün durumunu da biliyorsunuz. 
İmkanlarımız artık el vermiyordu. Ve bunu hem bizim Güney Hükümetimize hem de 
Grisha ya tekrar tekrar söyledim. Grisha her konuşmamızda ağlamaklıydı. 
Gazetenin sonunu düşünemiyordu. Hatta, içinde bulunduğu daireyi de maliyen 
satın 
almak için, kira’dan kurtulmak için genel sorumlu ile görüşmüştüm. Riya Teze 
organizayonuna 15 000 ile 20 000 €  arası bir fiyatla ayarlayabilirdik. Grisha 
sevinçten uçuyordu. Ama gel gör ki bu parayı elde edemiyordum. Güneylilerle 
defalarca bu konuyu ve daha çok çok ayrısını konuştum. Zamanında bu ülkelerde 
beraber çalıştığımız çok ‘mesul’ su andaki konumlarından dolayı evet-evet 
demekten başka hiçi bir şey yapmadılar.  Bu da beni her şeyden çok üzdü.
Grisha’yi bu dertler ve sorunlar bitirdi. Riya Tezenin durumu. Sonunun 
geldiğini 
yavaş yavaş hissetmesi… Genç yasta ve sağlığı da yerinde idi. Inanir misiniz, 
her gittiğimde hem Riya Teze’ya hem aileye elimden geldiği kadar yardımda 
bulunurdum. O insan, her iki tarafa verilen yardımı Riya Teze için kullanırdı. 
Sırf bu gazete kapanmasın diye. 

Ne diyeyim. İş işten geçti. Artık geç demekten başka bir şey yok.
Selamlar, saygılar.
Derwêsh" (17 Kasım 2010)
 
Dilerim bütün bunlara rağmen yine yapacak bir şeyler vardır.
 
26 Aralık 2010'da Almanya'nın Oldenburg kentinde Mala Ezidîyan'da Grîșayê 
Memê'yi anma toplantısı düzenlenecek. Toplantıya Şahap Dag, Derwêș Ferho, 
Eskerê 
Boyîk ve Newzad Şêxanî katılacaklar. Rêya Teze'nin tarihsel ve güncel konumu da 
bu toplantının ana konularından biri olacak.
 
Bu vesileyle emektar Kürt gazetecisi ve aydını Grîşayi Memê'yi ve sonbaharda 
kaybettiğimiz değerli Kürt şahsiyetlerini tekrar rahmetle anıyor, anılarının 
önünde saygıyla eğiliyorum.

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap