Orhan Miroğlu'nun Kürt meselesine genel yaklaşımını doğru bulmadığımı; düşünce 
biçiminde ve gerekçelendirmelerinde ciddi bir eksen kayması olduğunu 
düşünüyorum. Bu noktada, fazlasıyla teşriki mesai  ettiği egemen zihniyet ve 
çevrelerden etkilendiğini sanıyorum. Dahası, analiz ve tespit yaparken bir 
türlü 
takıntı ve önyargılarından kurtulamıyor. Yorumlarında mesafeli durmak ile karşı 
mesafeden yaylım ateşine tutmak arasındaki ince ayırımı yapamıyor. Yersiz 
suçlamalardan şikayet ediyor fakat kendi suçlayıcı dilini bir türlü düzeltme 
yoluna gitmiyor. 

Gözlemleyebildiğim kadarıyla, Sayın Miroğlu, kendine öyle bir özgüven aşılamış 
ki; hemen her konuda kalem oynatabiliyor. Esasen bu yöntem, modern 
gazetecilikte, özellikle kendisinin pek hayran kaldığı Batı basınında 
geçersizdir. Benzer yanlışa Türkiye'deki post-modern liberal köşeyazarlarının 
sıkça düştüğünü görüyorum. Bazıları, tek gazetede yazmakla yetinmiyor; aynı 
hafta içinde 2-3 TV kanalında programların devamlı katılımcısı (arada bir 
bedavaya gerçekleşen Açık Oturumların dışında profesyonelce yani para karşılığı 
 
katılarak) sıfatıyla "Vatan Kurtaran Aslan Şvayk" rolüne soyunabiliyorlar. 
Maksatları, tıpkı Kemalistkler gibi, güya bu cahil milleti adam etmekmiş gibi 
görünüyor. Bu halleriyle, çok sert eleştirdikleri Kemalist ve İttihatçılardan 
hiç farklı yanları bulunmuyor.
Yarım yamalak değil; iyi bildiğiniz konularda fikir beyan etmek ve analiz 
yapmak, insanı daha okunur ve dinlenir kılar. Sayın Miroğlu'nun yaptığı ise, 
teşbihte hata olmasın ama, dünyayı (bu arada Kürtleri) kurtarmaya niyetlenen 
Beklenen Kurtarıcı Mehdi yahut bilge tavrıdır. 

Bütün bunlara rağmen Miroğlu'na yönelik eleştirilerdeki suçlayıcı, töhmet 
altında bırakıcı, karalamayı esas alan üsluba katılmam aslen mümkün değil. Zira 
bir kişinin yanlış ve hatalı olması; "hain, kaçkın, ihanetçi, vs" olmasını 
gerektirmez. Hatalı, hatalıdır sadece. 2 kere 2 4 eder yerine 5 eder diyen 
nasıl 
hain değil yalnız ve yalnız hatalıysa, tespit ve analizlerdeki yanlış yapmak ta 
öyle bir şeydir.
Önemli olan seviyeli ve nitelikli tartışmalar ile küfürnameler arasına kalın 
bir 
çizgi çekmektir.
Esasında Kürt halkına onca haksızlık, zulüm, baskı, ölüm reva görülürken; bu 
tür 
tartışmaları yılan hikayesine çevirmenin bizleri asıl meselemizden, derdimiz ve 
davamızdan uzaklaştırıp yan yollara saptırdığına inanıyorum. 

NOT: Özellikle vurguluyorum: Maksadım kimseyi cerhetmek, karalamak ve yok yere 
polemik yaratmak değildir. Kendimce bir tespitte bulunmuş oldum. Bu, aynı 
zamanda makul olmaya çağrı niteliği taşımaktadır. Görüşümü burada noktalıyorum. 
Bu tür tartışmalara katılmaya, sürdürmeye niyetli değilim. Yeter ki yersiz, 
haksız ve mesnetsiz saldırılar ve küfürler olmasın.
faik bulut




________________________________
From: Ferhat Sağnıç  Ferhat Sağnıç <[email protected]>
To: [email protected]
Sent: Thu, May 19, 2011 7:20:54 PM
Subject: Yan: {Diwanxane} Orhan Miroğlu yanlış yolda


Sevgili Abdurrahman Önen arkadaşın  Orhan Miroğlu ile ilgili yazısı dikkatle 
okunmalı. Tespitleri doğru ve yerindedir.

--- 19/05/11 Per tarihinde Abdurrahman Önen <[email protected]> şöyle yazıyor:


>Kimden: Abdurrahman Önen <[email protected]>
>Konu: {Diwanxane} Orhan Miroğlu yanlış yolda
>Kime: "Diwanxane" <[email protected]>, [email protected]
>Tarihi: 19 Mayıs 2011 Perşembe, 8:34
>
>
> 
>Orhan Miroğlu,nun yanlış tesbitleri* 
>1- Devlet geçmişiyle yüzleşti.
>2- Kürtler Ergenekon davasında görevi suistimal ediyor.
>3- Türkiye'de Kürt tarafının da militarizmden uzaklaşması gerekir.
>4- Kürtler Türk kamuoyuna güven vermeli.
>5- BDP siyasi rüşdünü ispat etmek için Referandum'da evet demedi, AKP'yi rakip 
>olarak gördü.
>
>
>Miroğlu, son genel seçimlere kadar DTP hareketi içindeydi ve milletvekili 
>adayıydı, Mersin'de çok az oyla kaybetti. Seçimi kaybettikten sonra 
>partisinden 
>uzaklaştı ve partisiyle çok ters görüşler dile getirmeye başladı. Aslında 
>saçılım olan Açılım'ı alkışladıkça medyada "önde gelen Kürt aydınları" arsında 
>hızla yükseldi. Son röportajındaki tesbitlere bakarsak: 
>
>1- Devlet hangi geçmişiyle yüzleşti? Kastedilen Ergenekon davası ve Referandum 
>ile yargı kurumundaki değişimdir. Ergenekon davasına karşı değilim ama bunun 
>devletin geçmişiyle yüzleşme olmayıp AKP ve Cemaate karşı olan ordunun hizaya 
>getirilmesi olduğunu da hepimiz çok iyi biliyoruz. Ordunun vesayetine karşı 
>olması doğru ama yerine getirdiği vesayet daha iyi bir şey değil. Kemalist 
>Yargı'ya çeki düzen vermesi iyi ama yerine koyduğu yargı da AKP ve Cemaate 
>bağlı 
>bir yargı. Ermenileri, Rumları, Kürtleri, Alevileri nasıl katlettikleriyle mi 
>yüzleşti bu devlet? Dersim, Maraş, Sivas, Gazi Mahallesi dosyalarını mı açtı 
>bu 
>devlet? 
>
>2- Kürtler Ergenekon davasında neyi suistimal ettiler? Kürtler Ergenekon 
>davasının daha doğru bir mecrada yürümesi için her türlü çabayı göstermedi mi? 
>Ergenekonu suistimal edip kendi iktidarı için araç haline getiren bu iktidar 
>değil mi? 
>
>3- Kürtleri militarizmle suçlamak akıl karı mıdır? Yüzlerce yıldır devletin en 
>barbar militarist saldırılarına maruz kalmış Kürtleri militarizmden uzak 
>durmaya 
>çağırmak akıl ve vicdanı bir kenara koymak değil midir? NATO'nun ikinci en 
>büyük 
>militarist ordusuna karşı yaşam mücadelesi veren Kürtleri militarizm ile 
>suçlamak ayıptır, günahtır, akıl ve izan dışıdır. Eylemsizlik kararı alan Kürt 
>savaşçılarını öldürmekle kalmayıp burun ve kulaklarını bile kesmekten vahşi 
>bir 
>haz alan militarist bir gücün karşısında direnme mücadelesi veren birkaç bin 
>Kürt silahlı gücünü militaristlikle suçlamak nasıl bir akıl ve yürek işidir? 
>
>Dünyada şiddet ve teröre karşı olduklarını en çok dile getiren üç devlet: ABD, 
>İsrail ve Türkiye. Dünyanın en azgın ve kural tanımaz şiddet ve terörünü de 
>uygulayan bu üç devlettir. Türkiye İsrail'in Filistinlilere uyguladığı teröre 
>karşı, ama kendisinin çok daha azgın ve katmerli uyguladığı terörü savunuyor. 
>Bir İsrail askerinin bir Filistinlinin kolunu kırdığı, bir ABD askerinin bir 
>Vietnamlıyı vurduğu görüntüler, yıllarca dünya medyasında yer aldı, halen de 
>şiddet ve terörün simgesi olarak zaman zaman ortaya çıkıyor. Türkiye güvenlik 
>kuvvetlerinin bunlardan çok daha gaddar ve binlerce kez daha fazla uygulaması 
>hiç gündemde bile değil. Savaş ahlakı ve hukukuna da uymayan bir militarist 
>güce 
>karşı direnen Kürtleri militarizmle suçlamak hiç  bir bakımdan meşru değildir. 
>Cenazelerin Kasaplar Deresi'ne atıldığını, insanlarımızın asit kuyularına 
>atıldıklarını da biliyoruz. Kürt savaşçılarının öldürüldükten sonra 
>kulaklarından tesbih yapan asker videolarını da gördük. 
>
>4- Kürtler Türk kamuoyuna güven vermeli, bölücü olmadıkları konusunda halkı 
>ikna 
>etmeliymiş. Kürtlerin her türlü hak talebi bölücükle suçlandı, şimdi Kürtlerin 
>cami cami, kışla kışla dolaşıp "vallahi de billahi de biz bölücü değiliz" 
>demeleri mi gerekiyor? Kürtler aleyhine açılan davaların büyük bir çoğunluğu 
>"bölücülük" suçlamasıyla ilgilidir. En son anadilde eğitim talebi bile hem AKP 
>ve hem de CHP tarafından bölücülük, ayrıştırıcılık ve kabul edilemez bir talep 
>olarak değerlendirildi. Dünyada ezilen bir halkı "gel de bana güven ver beni 
>ikna et" diye bir talebin örneği var mıdır? En barışçı değişimin yaşandığı 
>Güney 
>Afrika ve Sudan'da bile egemen olan Beyaz Azınlık ile Sudan'ın insanlik suçu 
>ile 
>yargılanan devlet başkanı Beşir,  karşıtlarını bölücülük ve terörizmle 
>suçluyorlardı. Cezayir'in bağımsızlığına çekimser kalan Türkiye yıllar sonra 
>özür dilemişti. Birlikte eşit ve özgür koşullarda yaşamak isteği konusunda 
>sabıkalı olan devlet ve temsil ettiği halk değil midir? Güven vermesi, ikna 
>etmesi gereken adres de bu adrestir. Basit bir örnek; Türkiye’nin batısındaki 
>bir çok yerleşme yerinde Kürt öğrenciler ve sıradan Kürt halkı çeşitli 
>saldırılara uğradılar. Fakat hiçbir Kürt coğrafyasında Kürt olmayanlara benzer 
>bir uygulama yaşanmadı, hatta Hakkari’deki Türk öğrenciler medyaya açıklama 
>yaptılar, burada hiçbir ayrıma tabi tutulmadıklarını, son derece sevgi ve 
>saygı 
>gördüklerini söylediler ve Batı’daki saldırıları kınadılar. 
>
>‎5- BDP referandumda siyasi rüştünü ispat etmek istemiş. Hangi parti bunu 
>yapmaz 
>ki? Varolmanın asgari koşulu bu değil mi? AKP'yi rakip olar görmüş. Ya ne 
>olarak 
>görecekti? Seçilmiş yüzlerce hatta binlerce temsilcisini bir gece ansızın 
>naylon 
>kelepçelerle zindana gönderen AKP'yi müttefik gibi mi görecekti? 
>
>* 
>http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1135981&title=devlet-gecmisi-ile-yuzlesti-sira-pkkda
> -- 
>
>- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
>dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen 
>xwe 
>bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
>Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
>
>
>Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
>
>- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
>Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
>Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.
> 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 


Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap