Sayın Seyidxan, belden aşağı vurmaya çalışıyor. Esas derdinin ve amacının ne 
olduğu da beni ilgilendirmiyor.
Kendisi yanlış hatırlıyordur; 1980'lerin sonundan itibaren Perinçek grubundan 
zaten kopmuştum. Dergilerinde gazeteci olarak çalışıyordum. Perinçek grubundan 
ayrılış nedenlerimden biri Kürt, diğeri ise Saddam meselesiydi. Hal böyle iken 
nasıl Saddam ve Baas destekçisi olabilirim? Özgür Politika'daki yazılarımda 
birakuji denen Kürdün Kürdü katletmesi karşısında, genelde Güneyli Kürtleri 
ağırca eleştirmiş olabilirim. Onların devletleşme şeklinin çarpık ve yanlış 
(devletleşmelerinin değil, devletleşme yöntemlerinin) olduğunu yazmış 
olabilirim. Muhtemelen yazmışımdır da. Bugün bile devletleşme modellerinin ve 
özellikle bürokrasinin yanlış olduğu kanaatindeyim. Yoksa, son aylarda her iki 
partiye (KDP ve YNK) karşı Erbil ve Süleymaniye merkezli kitle ayaklanmalarını 
nasıl açıklayacağız.? Goran hareketinin itirazlarını nasıl yorumlayacağız? 
Dikkat ediniz; devletleşme değil, yanlış devlet modeline karşı olduğumu 
belirtiyorum. Esasen 1992-1993'te Kürdistan'a özel olarak 40 günlük bir gezi 
yaptım. Oradaki tek amacım; Türkiye'deki egemen çevrelerin, solcuların ve hatta 
kimi Kürtlerin şöyle bir iddiası vardı: Orada bir devlet yaşayamaz; Kürtler 
devletleşemezler! Ben, bunun tersini kanıtlamak; iddiaların yanlışlığını ortaya 
çıkarmak üzere gittim. Vardığım kanaat ise şuydu: Kürtler kendi özerk siyasal 
ve 
yönetimsel (yani özerk ve federatif) yapılarını (yani devletleşme) 
kurabilirler. 
Böyle bir yönetimsel kurum (yani devlet) pekala kurulabilir, yaşayabilir ve 
gelişebilir. Demek ki Sayın Seyitxan bazı şeyleri yanlış hatırlıyor veya 
birbirine karıştırıyor. Özellikle benim şahsım ile bir zamanlar çalıştığım 
gazete çevrelerini (diyelim ki Perinçek çevresi, Özgür Gündem'i çıkaran çevre) 
birbiriyle özdeşleştiriyor. Onların yazdıklarını ve siyasal görüşlerini bana 
mal 
edebiliyor. Bir gazetecinin, çalıştığı kurum ile farklı düşünebileceğini fark 
edemiyor.
Önemli bir not daha. 1993 yılındaki Güney Kürdistan'daki alan çalışması 
yaparken, şuna da tanık olmuştum: İnsanlara "Kürdistan nedir?" diye sorduğumda, 
Sorani bölgesindekiler "Kürdistan Soran'dır"; Barzani bölgesindekiler 
"Kürdistan 
Behdinandır" diye cevap veriyorlardı. Yani Kürdistan kavramı çok dar bölgeci 
bir 
anlayışa sığdırılmıştı. Hatta Mesut Barzani, Celal Talabani ve Öcalan'ın 
Erbil'de satılan kartlı fotoğrafları, hangi liderin nasıl bir nasıl bir 
Kürdistan (büyük mü, küçük mü) istediğine bağlı olarak fiyatlandırılmıştı. 
2000'lerdeki gezilerimde ise, birçok insanın yakasındaki rozetlerde veya 
sokaklarda satılan kartlarda, büyük Kürdistan haritaları yer alıyordu. 

Öte yandan, Kürt meselesinde söz söyleme konusunda, kimsenin kimseye ambargo ve 
yasak koymaya hakkı yoktur. Bu Seyidxan isimli bir zat olsa bile! Kendisini 
kurcalarsak, kimbilir hangi siyasal ve fikirsel kusurlar ile maluldür? Demem 
odur ki, kusur aramaya kalktıktan sonra herkeste beğenilmeyecek bir şeyler, 
bazı 
kusurlar ve hatalar bulmak mümkündür. Mesele şudur; Bizler kusur arama peşinde 
mi koşacağız; yoksa, Kürt halkının birliğine ve özgürlüğüne giden yolda, küçük 
yanlışları görmeyerek; birbirimize yapıcı eleştiriler yaparak mı ilerleyeceğiz! 
Unutmayınız; 1994-96 arasında Barzani ile Talabani güçleri, birbirlerini imha 
edecek kadar (birisi Saddam tanklarını bile yardıma çağırmıştı; diğeri 
Talabani'nin eşi Hero Xanım'ı esir almış bir türlü bırakmak istemiyordu. Neyse 
ki, araya Türkiyeli Kürtlerden bir heyet girmiş; rica minnet Hero Xanım'ın 
serbest kalmasını sağlamıştı) birbirlerine savaş açmışlardı. Fakat bu hatadan 
çabuk dönüldü ve şimdi iki parti; KDP ve YNK, ortak hükümet kurmuşlar; Barzani 
Federasyon Başkanı, Berhem Salih ise başbakandır. Demem o ki, biz birbirimizin 
boğazına sarılarak mı kurtuluş sağlayacağız; yoksa eleştirilerimizi birliğe, 
özgürlüğe, güç ve eylem birliğine hizmet edecek biçimde mi yapacağız? Kim 
yaparsayapsın, kürtler arasındaki siyasal farklılıkları ve anlaşmazlıkları kan 
davasına dönüştürmek, kimseye hayır getirmez! Bu düzlemde Diwanxane, her eline 
kalem alanın karşısındakine hakaret, iftira ve küfür yağdıracağı bir yer 
olmamalı; herkesin birbiriyle kişisel hesaplarını gördüğü, adeta kan davası 
güttğü bir arena olmamalıdır. Bu sitenin moderatörlerinin, bu noktaya özellikle 
dikkat etmeleri, yazıları yayınlarken, seviyeyi ve niletiği kuromaları 
gerektiği 
kanısındayım. Ancak başından dediğim gibi, ne Sayın Seyidxan ve benzerleriyle 
ne 
de başkasıyla polemiklere girmeyeceğim. Zira yeri ve zamanı değil.
faik bulut





________________________________
From: "[email protected]" <[email protected]>
To: [email protected]
Sent: Fri, May 20, 2011 1:51:53 AM
Subject: {Diwanxane} Orhan Miroğlu ve Faik Bulut hakinda

Faik Buluta cevabim dir,
bende Orhan Miroglunun bazi görüslerine katilmiyorum ve genel durusunuda 
benimsemiyorum, ama bu konuda Faik Bulut`un fazla bir sey söylemye haki 
oldugunu 
sanmiyorum.
Zira Dogu Perincek`in ve Aydinligin rahleyi tedrisatindan gecen hic bir kürd`ün 
samimi olabilecegine inanmiyorum. Faik Bulut 1991 de "Teori" de yazdigi 
yazilarda acikca Saddami ve Baas`i destekliyordu. 1990`oli yillar boyunca 
"Özgür 
Polîtikada yazdigi bütün yazilarda sürekli Güney Kürdistan daki Kürt 
devletlesmesine karsi durus sergiledi.
Selamlar
Seyîdxan 
-------- Original-Nachricht --------
> Datum: Thu, 19 May 2011 12:31:49 -0700 (PDT)
> Von: Faik Bulut <[email protected]>
> An: [email protected]
> Betreff: Re: Yan: {Diwanxane} Orhan Miroğlu yanlış yolda

> Orhan Miroğlu'nun Kürt meselesine genel yaklaşımını doğru
> bulmadığımı; düşünce 
> biçiminde ve gerekçelendirmelerinde ciddi bir eksen kayması olduğunu 
> düşünüyorum. Bu noktada, fazlasıyla teşriki mesai  ettiği egemen
> zihniyet ve 
> çevrelerden etkilendiğini sanıyorum. Dahası, analiz ve tespit yaparken
> bir türlü 
> takıntı ve önyargılarından kurtulamıyor. Yorumlarında mesafeli
> durmak ile karşı 
> mesafeden yaylım ateşine tutmak arasındaki ince ayırımı yapamıyor.
> Yersiz 
> suçlamalardan şikayet ediyor fakat kendi suçlayıcı dilini bir türlü
> düzeltme 
> yoluna gitmiyor. 
> 
> Gözlemleyebildiğim kadarıyla, Sayın Miroğlu, kendine öyle bir
> özgüven aşılamış 
> ki; hemen her konuda kalem oynatabiliyor. Esasen bu yöntem, modern 
> gazetecilikte, özellikle kendisinin pek hayran kaldığı Batı
> basınında 
> geçersizdir. Benzer yanlışa Türkiye'deki post-modern liberal
> köşeyazarlarının 
> sıkça düştüğünü görüyorum. Bazıları, tek gazetede yazmakla
> yetinmiyor; aynı 
> hafta içinde 2-3 TV kanalında programların devamlı katılımcısı
> (arada bir 
> bedavaya gerçekleşen Açık Oturumların dışında profesyonelce yani
> para karşılığı  
> katılarak) sıfatıyla "Vatan Kurtaran Aslan Şvayk" rolüne
> soyunabiliyorlar. 
> Maksatları, tıpkı Kemalistkler gibi, güya bu cahil milleti adam
> etmekmiş gibi 
> görünüyor. Bu halleriyle, çok sert eleştirdikleri Kemalist ve
> İttihatçılardan 
> hiç farklı yanları bulunmuyor.
> Yarım yamalak değil; iyi bildiğiniz konularda fikir beyan etmek ve
> analiz 
> yapmak, insanı daha okunur ve dinlenir kılar. Sayın Miroğlu'nun
> yaptığı ise, 
> teşbihte hata olmasın ama, dünyayı (bu arada Kürtleri) kurtarmaya
> niyetlenen 
> Beklenen Kurtarıcı Mehdi yahut bilge tavrıdır. 
> 
> Bütün bunlara rağmen Miroğlu'na yönelik eleştirilerdeki
> suçlayıcı, töhmet 
> altında bırakıcı, karalamayı esas alan üsluba katılmam aslen
> mümkün değil. Zira 
> bir kişinin yanlış ve hatalı olması; "hain, kaçkın, ihanetçi, vs"
> olmasını 
> gerektirmez. Hatalı, hatalıdır sadece. 2 kere 2 4 eder yerine 5 eder
> diyen nasıl 
> hain değil yalnız ve yalnız hatalıysa, tespit ve analizlerdeki
> yanlış yapmak ta 
> öyle bir şeydir.
> Önemli olan seviyeli ve nitelikli tartışmalar ile küfürnameler
> arasına kalın bir 
> çizgi çekmektir.
> Esasında Kürt halkına onca haksızlık, zulüm, baskı, ölüm reva
> görülürken; bu tür 
> tartışmaları yılan hikayesine çevirmenin bizleri asıl meselemizden,
> derdimiz ve 
> davamızdan uzaklaştırıp yan yollara saptırdığına inanıyorum. 
> 
> NOT: Özellikle vurguluyorum: Maksadım kimseyi cerhetmek, karalamak ve
> yok yere 
> polemik yaratmak değildir. Kendimce bir tespitte bulunmuş oldum. Bu,
> aynı 
> zamanda makul olmaya çağrı niteliği taşımaktadır. Görüşümü
> burada noktalıyorum. 
> Bu tür tartışmalara katılmaya, sürdürmeye niyetli değilim. Yeter ki
> yersiz, 
> haksız ve mesnetsiz saldırılar ve küfürler olmasın.
> faik bulut
> 
> 
> 
> 
> ________________________________
> From: Ferhat Sağnıç  Ferhat Sağnıç <[email protected]>
> To: [email protected]
> Sent: Thu, May 19, 2011 7:20:54 PM
> Subject: Yan: {Diwanxane} Orhan Miroğlu yanlış yolda
> 
> 
> Sevgili Abdurrahman Önen arkadaşın  Orhan Miroğlu ile ilgili yazısı
> dikkatle 
> okunmalı. Tespitleri doğru ve yerindedir.
> 
> --- 19/05/11 Per tarihinde Abdurrahman Önen <[email protected]> şöyle
> yazıyor:
> 
> 
> >Kimden: Abdurrahman Önen <[email protected]>
> >Konu: {Diwanxane} Orhan Miroğlu yanlış yolda
> >Kime: "Diwanxane" <[email protected]>,
> [email protected]
> >Tarihi: 19 Mayıs 2011 Perşembe, 8:34
> >
> >
> > 
> >Orhan Miroğlu,nun yanlış tesbitleri* 
> >1- Devlet geçmişiyle yüzleşti.
> >2- Kürtler Ergenekon davasında görevi suistimal ediyor.
> >3- Türkiye'de Kürt tarafının da militarizmden uzaklaşması gerekir.
> >4- Kürtler Türk kamuoyuna güven vermeli.
> >5- BDP siyasi rüşdünü ispat etmek için Referandum'da evet demedi,
> AKP'yi rakip 
> >olarak gördü.
> >
> >
> >Miroğlu, son genel seçimlere kadar DTP hareketi içindeydi ve
> milletvekili 
> >adayıydı, Mersin'de çok az oyla kaybetti. Seçimi kaybettikten sonra
> partisinden 
> >uzaklaştı ve partisiyle çok ters görüşler dile getirmeye başladı.
> Aslında 
> >saçılım olan Açılım'ı alkışladıkça medyada "önde gelen Kürt
> aydınları" arsında 
> >hızla yükseldi. Son röportajındaki tesbitlere bakarsak: 
> >
> >1- Devlet hangi geçmişiyle yüzleşti? Kastedilen Ergenekon davası ve
> Referandum 
> >ile yargı kurumundaki değişimdir. Ergenekon davasına karşı değilim
> ama bunun 
> >devletin geçmişiyle yüzleşme olmayıp AKP ve Cemaate karşı olan
> ordunun hizaya 
> >getirilmesi olduğunu da hepimiz çok iyi biliyoruz. Ordunun vesayetine
> karşı 
> >olması doğru ama yerine getirdiği vesayet daha iyi bir şey değil.
> Kemalist 
> >Yargı'ya çeki düzen vermesi iyi ama yerine koyduğu yargı da AKP ve
> Cemaate bağlı 
> >bir yargı. Ermenileri, Rumları, Kürtleri, Alevileri nasıl
> katlettikleriyle mi 
> >yüzleşti bu devlet? Dersim, Maraş, Sivas, Gazi Mahallesi dosyalarını
> mı açtı bu 
> >devlet? 
> >
> >2- Kürtler Ergenekon davasında neyi suistimal ettiler? Kürtler
> Ergenekon 
> >davasının daha doğru bir mecrada yürümesi için her türlü çabayı
> göstermedi mi? 
> >Ergenekonu suistimal edip kendi iktidarı için araç haline getiren bu
> iktidar 
> >değil mi? 
> >
> >3- Kürtleri militarizmle suçlamak akıl karı mıdır? Yüzlerce
> yıldır devletin en 
> >barbar militarist saldırılarına maruz kalmış Kürtleri militarizmden
> uzak durmaya 
> >çağırmak akıl ve vicdanı bir kenara koymak değil midir? NATO'nun
> ikinci en büyük 
> >militarist ordusuna karşı yaşam mücadelesi veren Kürtleri militarizm
> ile 
> >suçlamak ayıptır, günahtır, akıl ve izan dışıdır. Eylemsizlik
> kararı alan Kürt 
> >savaşçılarını öldürmekle kalmayıp burun ve kulaklarını bile
> kesmekten vahşi bir 
> >haz alan militarist bir gücün karşısında direnme mücadelesi veren
> birkaç bin 
> >Kürt silahlı gücünü militaristlikle suçlamak nasıl bir akıl ve
> yürek işidir? 
> >
> >Dünyada şiddet ve teröre karşı olduklarını en çok dile getiren
> üç devlet: ABD, 
> >İsrail ve Türkiye. Dünyanın en azgın ve kural tanımaz şiddet ve
> terörünü de 
> >uygulayan bu üç devlettir. Türkiye İsrail'in Filistinlilere
> uyguladığı teröre 
> >karşı, ama kendisinin çok daha azgın ve katmerli uyguladığı
> terörü savunuyor. 
> >Bir İsrail askerinin bir Filistinlinin kolunu kırdığı, bir ABD
> askerinin bir 
> >Vietnamlıyı vurduğu görüntüler, yıllarca dünya medyasında yer
> aldı, halen de 
> >şiddet ve terörün simgesi olarak zaman zaman ortaya çıkıyor.
> Türkiye güvenlik 
> >kuvvetlerinin bunlardan çok daha gaddar ve binlerce kez daha fazla
> uygulaması 
> >hiç gündemde bile değil. Savaş ahlakı ve hukukuna da uymayan bir
> militarist güce 
> >karşı direnen Kürtleri militarizmle suçlamak hiç  bir bakımdan
> meşru değildir. 
> >Cenazelerin Kasaplar Deresi'ne atıldığını, insanlarımızın asit
> kuyularına 
> >atıldıklarını da biliyoruz. Kürt savaşçılarının
> öldürüldükten sonra 
> >kulaklarından tesbih yapan asker videolarını da gördük. 
> >
> >4- Kürtler Türk kamuoyuna güven vermeli, bölücü olmadıkları
> konusunda halkı ikna 
> >etmeliymiş. Kürtlerin her türlü hak talebi bölücükle suçlandı,
> şimdi Kürtlerin 
> >cami cami, kışla kışla dolaşıp "vallahi de billahi de biz bölücü
> değiliz" 
> >demeleri mi gerekiyor? Kürtler aleyhine açılan davaların büyük bir
> çoğunluğu 
> >"bölücülük" suçlamasıyla ilgilidir. En son anadilde eğitim talebi
> bile hem AKP 
> >ve hem de CHP tarafından bölücülük, ayrıştırıcılık ve kabul
> edilemez bir talep 
> >olarak değerlendirildi. Dünyada ezilen bir halkı "gel de bana güven
> ver beni 
> >ikna et" diye bir talebin örneği var mıdır? En barışçı
> değişimin yaşandığı Güney 
> >Afrika ve Sudan'da bile egemen olan Beyaz Azınlık ile Sudan'ın
> insanlik suçu ile 
> >yargılanan devlet başkanı Beşir,  karşıtlarını bölücülük ve
> terörizmle 
> >suçluyorlardı. Cezayir'in bağımsızlığına çekimser kalan Türkiye
> yıllar sonra 
> >özür dilemişti. Birlikte eşit ve özgür koşullarda yaşamak isteği
> konusunda 
> >sabıkalı olan devlet ve temsil ettiği halk değil midir? Güven
> vermesi, ikna 
> >etmesi gereken adres de bu adrestir. Basit bir örnek; Türkiye’nin
> batısındaki 
> >bir çok yerleşme yerinde Kürt öğrenciler ve sıradan Kürt halkı
> çeşitli 
> >saldırılara uğradılar. Fakat hiçbir Kürt coğrafyasında Kürt
> olmayanlara benzer 
> >bir uygulama yaşanmadı, hatta Hakkari’deki Türk öğrenciler medyaya
> açıklama 
> >yaptılar, burada hiçbir ayrıma tabi tutulmadıklarını, son derece
> sevgi ve saygı 
> >gördüklerini söylediler ve Batı’daki saldırıları kınadılar. 
> >
> >‎5- BDP referandumda siyasi rüştünü ispat etmek istemiş. Hangi
> parti bunu yapmaz 
> >ki? Varolmanın asgari koşulu bu değil mi? AKP'yi rakip olar görmüş.
> Ya ne olarak 
> >görecekti? Seçilmiş yüzlerce hatta binlerce temsilcisini bir gece
> ansızın naylon 
> >kelepçelerle zindana gönderen AKP'yi müttefik gibi mi görecekti? 
> >
> >* 
>>http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1135981&title=devlet-gecmisi-ile-yuzlesti-sira-pkkda
>a
> > -- 
> >
> >- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu
> Kurd 
> >dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u
> rojnameyen xwe 
> >bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye.
> Rojda 
> >Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
> >
> >
> >Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
> >
> >- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail
> grubu. 
> >Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
> >Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.
> > 
> -- 
> -  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu
> Kurd 
> dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u
> rojnameyen xwe 
> bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda
> Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
> 
> 
> Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
> 
> -  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail
> grubu. 
> Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
> Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.
> 
> -- 
> -  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu
> Kurd dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u
> rojnameyen xwe bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret 
qedexe
> ye. Rojda Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
>  
> Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
>  
> -  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail
> grubu. Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas
> alinir. Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik 
>taninir.

-- 
NEU: FreePhone - kostenlos mobil telefonieren!            
Jetzt informieren: http://www.gmx.net/de/go/freephone

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 


Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap