Ev nivîsa Ahmet Altan bi Kurdî ba, wê bo me Kurdên ne ji Bakurê Kurdistanê 
bashtir ba...Em Turkî nizanin, birano

  

Li gel silavan / Grüsse / BESTS/ Salamat
Cankurd
http://cankurd.blogspot.com
http://en.netlog.com/cankurd1948
www.kurdax.net

Têldest: (+49) 163 869 81 59





________________________________
Von: Abdulkadir BİNGÖL <[email protected]>
An: [email protected]
Gesendet: Dienstag, den 17. Februar 2009, 19:05:55 Uhr
Betreff: {Diwanxane} 


ez nivîseke Ahmet Altan ji we endamên birêz re dişînim.
Bimînin di nav xweşiyê de
 
 
 
 
Taş izi
Ahmet Altan- 17.02.2009 
 
  
İspanyol İç Savaşı sırasında Cumhuriyetçileri destekleyen ünlü şair Lorca'yı 
faşist Franco'nun adamları yakalarlar. 
Askerî bir cemseye koyup şehir dışına götürürler. 
Gittikleri yerde kalabalık bir tutuklu grubu vardır. 
Mezarlar kazılmıştır. 
Askerler, tek tek tutukluların ceketlerinin sağ omzunu kontrol ederler. 
Ceketinin sağ omzunda, kumaşın aşınmasından dolayı bir parlaklık oluşmuş 
tutukluyu hemen bir mezarın başına götürürler. 
Tüfek dipçikleri, ateş edenlerin omuzlarında böyle bir parlaklık bırakmıştır 
çünkü. 
Hepsini kurşuna dizerler. 
Mezarın başına sürüklenen bir adam ise canhıraş bir şekilde bağırmaktadır. 
"Ben tramvay biletçisiyim... Omzumdaki iz, bilet kutusunun kayışının izi." 
O bağırırken tüfekler patlar. 
Kimse onun söylediklerini dinlememiştir. 
Biletçi mezara düşer. 
Diyarbakır'da Kürt çocuklarını yakalayıp avuçlarına bakan polisleri görünce, 
faşist Franco döneminin İspanya'sını 
hatırladım. 
Avucunda "taş izi" olan çocuğu "örgüt üyeliğinden" tutukluyorlar. 
Çocuklar on iki, on üç, on dört yaşlarındalar. 
Avuçlarındaki "taş izinden" alacakları ceza kırk yıla kadar çıkıyor. 
Taş izi varsa hayatları bitiyor. 
Sayfayı çizen Erkan, "ya çocuklar polisten kaçarken düştülerse," dedi, "biz 
çocukluğumuzda koşarken düştüğümüzde avucumuzda taş izi olurdu." 
O biletçiyi kimse dinlemediği gibi "ben koşarken düştüm" diyen çocuğu da 
herhalde kimse dinlemeyecek. 
Ama deyin ki, avucundaki taş izi düştüğü için olmadı da polise taş attığından 
oldu. 
On iki yaşındaki bir çocuğu, "polise taş attı" diye otuz yıl, kırk yıl zindanda 
yatıracak bir vicdan, bir adalet olabilir mi? 
Çocuk bunlar. 
Gazze'de İsraillilerin çocukları öldürmesine vicdanları haklı olarak isyan eden 
insanlarımız, kendi ülkelerinde çocukların kırk yıl hapse mahkûm edilmesine 
isyan etmiyor mu? 
Çocukları öldürmek korkunç. 
On iki yaşındaki çocuğu yıllarca zindana kapatmak korkunç değil mi? 
Hayatı söndürülen çocuk Kürt olunca vicdanlarımız kilitleniyor mu? 
Küçük bir çocuğu yıllarca hapse mahkûm etmenin bir adım ötesi "öldürmek", 
cinayetten bir adım öncesi bu 
yaşadığımız. 
Ölmelerini mi bekleyeceksiniz buna karşı çıkmak için? 
Canlılar için acı çeken bir vicdanımız yok mu bizim? 
Yoksa vicdanlarınız, Türk çocuğu, Kürt çocuğu, Filistin çocuğu için ayrı ayrı 
kompartımanlara ve ölçülere mi sahip? 
Herkes için ayrı ayrı ölçüler koyan bir vicdana sahip olmanın vicdansızlıktan 
ne farkı var? 
Bakın, bir meseleyi doğru dürüst çözemediğinizde, hayat acı dolu kanlı bir 
saçmalığa döner. 
Bugün yaşadığımız da bu. 
Kürt meselesini insanca çözemediğimizden, gittikçe insanlıktan uzaklaşıyoruz. 
Avucunda taş izi olan çocuğu zindana koymaya kadar vardırdık işi. 
Bir film seyrettiğinizi düşünün. 
Gösterici çocuklar olduğunu düşünün. 
O çocukları polislerin yakalayıp, avuçlarındaki taş izine bakarak hapse 
attıklarını düşünün. 
O filmi seyrederken kimi tutarsınız? 
Polisleri mi, çocukları mı? 
"Polisleri" diyenlerle bir işim yok benim. 
"Çocukları" diyenlere sormak isterim: 
Filmde çocukları tutuyorsunuz da, hayatta niye çocukları tutmuyorsunuz? 
Bence asıl tartışmamız gereken bu çocukların niye sokaklara fırlayıp polislere 
taş attıkları. 
Niye Güneydoğu sokakları polislere taş atan çocuklarla dolu? 
"Büyükler kışkırtıyor" diyenler çıkacaktır. 
O zaman onlara sorayım, "İsraillilere taş atan çocuklar" için de aynı şeyi mi 
düşünüyorsunuz? 
Büyükler kışkırttığı için mi o çocuklar İsraillilere taş atıyor? 
Yoksa kışkırtmanın ötesinde, çocukları bile içine çeken başka bir acı mı 
yaşanıyor? 
Güneydoğu'da taş atıyor bu çocuklar. 
Hani şu, JİTEM'in sokaklardan, parklardan, adliye kapılarından adam toplayıp 
enselerine kurşun sıkarak öldürdüğü diyarlardan söz ediyoruz. 
Öldürülen insanların yakıldığı, kuyulara atıldığı diyarlardan. 
Böyle bir yerde çocukların bile içine sızan bir öfke ve acı birikmez mi? 
Siz orada insanları enselerinden vurarak öldüren birini "kahraman" ilan edip 
madalya verirseniz... 
Onun cenazesinde bütün komutanlarınızla gövde gösterisi yaparsanız... 
O diyarların çocukları polise taş atmaz mı? 
O diyarların çocukları, polislerin ve askerlerin kendilerine "düşman" olduğunu 
düşünmez mi? 
Kürtlere çok acı çektirdik. 
Şimdi de son kuşağı, on iki, on üç yaşında olanları "taş izinden" yakalayıp 
hapishanelere atmaya uğraşıyoruz. 
Bu yöntemlerle, bu insafsızlıklarla bugüne kadar bu meseleyi çözebildik mi ki 
şimdi çözebilelim? 
Kürt meselesini çözebilmek için siyasetten önce vicdana ihtiyaç var. 
Çocuklar için, büyükler için, ölenler için acı çeken bir vicdana. 
İşte asıl soru da bu zaten. 
Var mı sizde o vicdan?
 


      
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Grubumuzdaki yazilarin hukuki sorumlulugu yazarlarina aittir. Kurd kultur 
milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ 
grupta ideolojik propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; 
saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara 
oncelik taninir. MODERATORLER: Fatma Zelal, Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed 
Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap